-Ana Sayfa
-www.vitrindekikitaplar.com

Yeni Çocuk Kitapları

EskiSayılar: 32 33 34 35 36 37 38-39 40 41 42 43 44-45 46 47-48 49 50-51-52 53-54 55-56 57 58
2004/01 02 03 04 05 06
Aydedenin Öpücüğü
Mehmet Güler, Kaynak Çocuk, 2003

Nur İçözü

Öyküler de sancıyla dünyaya gelir tıpkı çocuklar gibi. Yapıtları geleceğe taşıyan tılsım ise, satır aralarında gizli. Mehmet Güler çocuk öykücülüğünde önemli bir isim. Bu alanda pek çok ödülün sahibi. Ama bence ödüllerin en değerlisi, okuruyla buluştuğu satırların arasında gizli. Onu, yapıtlarını, geleceğe taşıyacak tılsımı oraya gizleyen de elbette kendisi. Simitçiler, boyacı çocuklar, öğretmenler, emekliler onun öykülerinin vazgeçilmez kahramanları. Göç, en sık değindiği konulardan biri. Bu öykülerde kentin, kentli çocuğun sorunlarına tanık olduğunuz gibi köy yaşamını da alabildiğine solursunuz. Bazen söylemek istediklerini fantastik bir kurgu içine yerleştirir, bazen alabildiğine gerçekçi bir öykü sizi duygusal bir sarmalın merkezine itiverir. 'Aydedenin Öpücüğü', 1988 yılında Nesin Vakfı Çocuk Edebiyatı birinciliğini almış, 14 kısa öyküden oluşan bir kitap. Öyküler arasında kısa bir gezintiye çıkıp, küçük molalar verelim dilerseniz. Kitaba adını veren öykü, fantastik bir kurgu. Aydede, küçük bir kızı, yatağından kapıp, gökyüzünün derinliklerindeki çocuk şenliğine götürüyor. Çeşitli gezegenlerden, her renkten, her yaştan çocuk gelmiştir şenliğe. Dünyayı temsil eden Zeynep, insanların böylesine değişik görünümleri olmasına çok sevinir. Bunu bir zenginlik, insanlığın güzelliği olarak algılar. Sonra el ele, gönül gönüle bir şenliktir başlar. Tıpkı bizim 23 nisan şenliklerimizde olduğu gibi. Çocukların dilinden sevgi, barış dilekleri uzayın derinliklerine dökülür. (Yazık ki 16 yıl öncesinin bu dilekleri hâlâ dünyamıza yansımış değil.) Yalnızca "Barış" mı erişemediğimiz güzellik. Hâlâ yoksulluğu da alt etmiş değiliz. 'Simitçinin Bayramı', işte buna değinen bir öykü. Çok kısa bir süre öncesine kadar okula giden küçük Sıtkı, babasını yitirince simit satmakta bulur çareyi. En önemli müşterileri de yaşıtlarıdır. Hatta düne kadar birlikte olduğu okul arkadaşlarıdır. Bu son derece klasik görünen bir kurgu. Ancak farkı, Güler'in işleyişi...

Küçük simitçi, okul giysilerini çıkarınca üzerinden sanki çocukluğunu da yitirmiştir. Onun adı artık simitçi'dir. Okuldayken çok iyi trampet çalan, boru üfleyen çocuk, törene giden küçük izcilerin peşine takılınca öğretmenler tarafından "Çekil oradan simitçi!" diye azarlanır. Üzerinde üniforma yoktur ya, çocuk bayramında bile olsa, o stada ne çocuk ne de simitçi olarak girmesi yasaktır artık. 'Benim Annem' kitabın en güzel öykülerinden. Annelerin özverisi kadar çocukların duyarlılığı da çok iyi işlenmiş. 'Sevdalı Kavak', Güler'in Türkçeye hakimiyetini öne çıkaran öykülerinden biri. Bozkırda bir başına yaşam savaşı veren bir kavak öykünün kahramanı. Güler'in anlatımıyla; "yanına yaklaşılmadan ululuğu anlaşılmazdı. Kızılrmak'ı geçip, Kınalı Bayır'ın altına gelene kadar bodur sessiz bir ağaçtı. Her şey o çizgiden sonra başlardı. Köyden yana bir adım daha attınız mı, belini doğrultup yekinirdi birden. Gövdesini, dallarını göğün maviliklerine salardı. Bulutlarla yarışırdı. Biraz önce dilsizken sevdalanırdı. Konuşup gürlerdi. Rüzgâr geçerdi dallarından. Kanatlarını güneşe bulaştırmış binbir renkte kuş cıvıldaşırdı dallarında. Ağacın bozkırda verdiği savaş Kızılırmak üzerinde bir köprünün ayakları olarak sonuçlanır. "ince uzun gölgesi akan sularda yıkanır." Yine de çok geçmez kesildiği noktadan yepyeni dallar filizlenir...

(Cumhuriyet Kitap)

EskiSayılar: 32 33 34 35 36 37 38-39 40 41 42 43 44-45 46 47-48 49 50-51-52 53-54 55-56 57 58
2004/01 02 03 04 05 06

Ö z k a n P A P A T Y A
Genel Yayın Yönetmeni
admin@vitrindekikitaplar.com