-Ana Sayfa
-www.vitrindekikitaplar.com

Yeni Çocuk Kitapları

EskiSayılar: 32 33 34 35 36 37 38-39 40 41 42 43 44-45 46 47-48 49 50-51-52 53-54 55-56 57 58
2004/01 02 03 04 05 06 07
35 Kilo Tembel Teneke Anna Gavalda
Günışığı Kitaplığı, 2004, 96 Sayfa, Türkçeleştiren Azade Aslan, Kapak Gözde Bitir (8-12 Yaş)

Gregorie okuldan nefret den bir çocuktur. İki kez sınıfta kaldığı için 13 yaşında olmasına rağmen hala 6.sınıftadır. Okul ve dersler yüzünden ailesiyle de sık sık tartışan Gregorie için hayat çok zor geçmektedir. Psikologlara ve doktorlara götürülmekte, rehber öğretmenlerle ve uzmanlarla görüştürülmekte ancak bu durum onu daha da okuldan uzaklaştırmaktadır. Gregorie hiç kimsenin onu anlamadığını düşünerek gittikçe uyumsuz olmaya başlamıştır. Hayatı boyunca sevdiği tek öğretmen anasınıfı öğretmeni Marie olmuş ve onu hiç unutamamıştır. Çünkü bu öğretmen onun birşeyler yaratmasına ve üretmesine izin veren tek kişidir. Sene sonunda ayrılırken Gregorie'ye bir kitap hediye eden Marie, onun birinci sınıfta da başarılı olmasında etkili olmuştur. Çünkü Gregorie'yi çok iyi tanıyan ve anlayan bu öğretmen ona 'Küçük Eller İçin 1000 Beceri' adlı kitabı verdiğinde, aslında ona okumayı biran önce öğrenmesi için anlamlı bir amaç da vermiştir. Anasınıfı karnesine de şöyle yazmıştır. ''Bu çocuğun süzgeç gibi bir kafası, peri gibi parmakları ve kocaman bir yüreği var. Bunu değerlendirmeyi başarmamız gerekmektedir'' (S.16).

Anne ve babası Gregorie'nin başarısızlıkları yüzünden birbirlerini suçlamakta ve sürekli kavga etmektedirler. Gittiği her okuldan atılan Gregorie'yi destekleyen ve anlayan tek kişi dedesidir. Dedesinin atölyesi onun sığınağı gibidir. 'Ali Baba'nın mağarası' adını verdiği bu kulübede dedesiyle birlikte çalışmaya bayılır. Okul kokusundan midesi bulanır ancak buradaki makineyağı, lehim aleti, tahta yapıştıcısının kokusu Gregorie'nin mutluluktan başını döndürmektedir. Gregorie gerçekten de ellerini çok iyi kullanan ve icat yapmaya bayılan bir çocuktur. Dedesine okuldaki başarısızlığının sebebini şöyle açıklar ''Ama okulda bize hiçbir zaman tahta parlatmamız söylenmiyor!.. Bize yalnızca yapılması olanaksız şeyleri yapmamızı söylüyorlar.'' (S.31)... Gregorie istemeden yaptığı işlerde hayallere dalmaktadır. ''Martıları izleyip, kalemimin arkasını çiğneyerek saatler geçiriyordum. Bir martıya dönüşmeyi hayal ediyordum. Uzaktaki kırmızı beyaz fenere kadar uçmanın düşünü kuruyordum... Okyanusları geçtiğimi hayal ediyordum. Ve gerçeğe geri dönmek için kafamı sallıyordum. Matematik problemimi baştan okuyor- üst üste yığılmış alçı çuvallarıyla ilgili salak bir öykü- ve sonra tekrar hayallere dalıyordum Bir martı sorunun üstüne pisliyordu... Yedi çuval alçıyla yapabileceklerimi hayal ediyordum...'' (S.48).

Gregorie eğitim sistemi içinde kendini bulamayan, yeteneklerini doğru yönlendiremeyen milyonlarca çocuktan yalnızca biri... Marie'nin de söylediği gibi bu tür çocukların yeteneklerini ve ilgilerini değerlendirmeyi başarmak, onları kazanmak gerekiyor. Günümüzde, hiperaktif ve uyumsuz tanısıyla kapı kapı gezdirilen bir çok çocuğa ve ailesine seslenen '35 Kilo Tembel Teneke'nin konuya yaklaşımı dikkate değer. Satır aralarından yükselen duygular ve itiraflar sadece çocuklara değil ailelere de yön göstereceğe, iç dünyalara bir kapı aralayacağa benziyor...

Gregorie'ye ne oluyor dersiniz? Okuldan atılıp, dedesini de kendine küstürünce iyice yalnızlığa sürükleniyor. Tam bir çıkmazda olan Gregorie birgün bir teknik lisenin tanıtım broşürünü görüyor. Bu okulun, uygulama dersleriyle ve atölyeleriyle onun tam istediği gibi bir yer olduğunu anlıyor. İlk defa içinde okula gitme heyecanını duyumsuyor. Ancak bu kez onun istemesi de yetmiyor. Çünkü Gregorie'nin notları ve dosyası bu okula kabul edilmesi için yeterli değil. Gregorie bu durumda ne yapacak dersiniz? Yazdığı başvuru mektubunu icatlarından biri olan 'muz soyma makinesi'nin çizimleriyle birlikte okula gönderecek. Hikayenin devamını ise 35 Kilo Tembel Teneke sizlere anlatacak...

Gezegen Avı

Jean-Pierre Verdet, Remzi Kitabevi, 2003, 93 Sayfa, Resimleyen Christine Adam Türkçeleştiren Birsel Uzma (9+)

Nikola da tembel teneke Gregorie'nin yaşlarında bir çocuk. Onun ilgisi ise aletler değil 'gökyüzü'. Bu heyecanına ortak olan herşeye bayılıyor Nikola. Kütüphaneye kapanıp gökyüzü ile ilgili kitaplar okuyor, tarih, coğrafya öğreniyor. Gizli gizli bir bilimkurgu romanı bile yazıyor. Ama bitirene kadar bunu kimsenin duymasını istemiyor... Paris Gözlemevi, şehirde en çok ilgisini çeken yerlerden biri Nikola'nın. Bu binanın içinde neler olduğunu merak ediyor, tepesindeki kubbeyi görmek içinse can atıyor. Sizce bu isteği gerçekleşiyor mu?

Yedi ay boyunca önünde durup binayı izleyen Nikola sonunda bir gün bekçinin dikkatsizliğinden yararlanarak Gözlemevi'ne girer. İçerideki fotoğraflardan, heykellerden, aletlerden çok etkilenen Nikola o gün iki karar alır. En kısa zamanda burayı gezecek ve büyüyünce bir gökbilimci olacaktır... Yaptığı ilk iş Gözlemevi'ne bir mektup yazmak olur. Günler sonra gelen cevapta, bu gezme isteğine yanıt verildiğini ve giriş davetiyesi gönderildiğini görünce çok sevinir. Ancak bunun için 12 gün daha beklemesi gerekmektedir. O gün geldiğinde ise çok heyecanlıdır Nikola. Diğer konuklarla birlikte içeri girer. Rehber, onlara önemli gökbilimcileri ve yaptıkları işleri anlatır. Nikola duyduğu herşeyi not almaktadır. Kubbe'den Paris'i görmek onu çok heyecanlandırır. Aslında en çok istediği teleskopla gökyüzüne bakmaktır. Rehber gözlemlerin gece yapıldığını söylediğinde hayal kırıklığına uğrar. Teleskopla gökyüzüne bakmayı çok isteyen Nikola bir plan yapar Saklanıp geceyi Gözlemevi'nde geçirecektir. Konuklar dışarı çıkartılırken gizlenmenin bir yolunu bulan Nikola için heyecanlı anlar başlamıştır. Yakalanmadan isteğini gerçekleştirme fırsatı bulabilecek mi dersiniz? 'Gezegen Avı' sizi de Nikola ile beraber macera dolu bir yolculuğa davet ediyor.

Gezegenler ve buluşlar hakkında bilgi veren sayfalardan da oluşan kitap satır aralarında Paris'i de tanıtıyor. Öykünün dışında ayrı bir öykü gibi akarak resimlerle desteklenen icatlarla tarih içinde bir yolculuğa da çıkıyorsunuz. Bu sayfalarda Jüpiter'i, Satürn'ü inceliyor, yıldızlarla ilgili bilgiler öğreniyorsunuz. Nikola'nın öğrendiklerini siz de öğrenerek öykünün sonunda bu yıldız yolculuğunu tamamlıyorsunuz...

Sihirli Değnek, düşünüyor, düşünüyor... Neden buna benzer kitaplar ders konularına paralel olarak müfredat programının içinde yer almıyor? Güneş sistemini henüz öğrenen çocuk neden Nikola ile bu heyecanın içine çekilmesin, neden Gregorie gibi başarılı olabileceği alanlara yönelip mutlu olmasın ki!.. Neden eğitim sistemi içinde 'disiplinler' birbirlerinden bu kadar uzak, neden bu kadar donuk ve soyut biçimde öğretiliyor?

Sihirli Değnek hayal kuruyor, kuruyor... Disiplinlerarası bir eğitim düşlüyor... Öğrenim ortamları çok amaçlı okullar... Çocuklar belli derslerin dışında ilgi alanlarına göre gruplandırılmış. Resimle, müzikle, deneyle, gezi gözlemle, bilginin içinde yaşayarak ve kendi dünyalarını, yaşamlarını edindikleri bu bilgilere katarak öğreniyorlar... Not tehditi yok; eğlenerek öğrenme var; öğrenmenin heyecanı ve merakı var. Farklı heyecanlar öğrenme isteğini ateşliyor, pırıltıyla dolan bu çocuklara öğretmenler de istekle, ilgiyle yaklaşıyor... Tarih, coğrafya, fen bilimleri, sosyoloji, felsefe, psikoloji gibi alanlar, 'Yaban', 'İnce Memed', 'Huzur', 'Cevdet Bey ve Oğulları', 'Devlet', 'Savaş ve Barış', 'Don Quijote', 'Suç ve Ceza', 'İki Şehrin Hikayesi', 'Açlık', 'Denemeler', 'İlyada' vb. aracılığıyla ete kemiğe bürünüyor; gerçekler daha gerçek oluyor. Nikos Kazancakis'in de belirttiği gibi, masallar gerçekten daha gerçektirler çünkü geçici bir gerçeğe ölümsüz bir anlam verirler. Sihirli Değnek masalları düşünüyor, düşünüyor...

EskiSayılar: 32 33 34 35 36 37 38-39 40 41 42 43 44-45 46 47-48 49 50-51-52 53-54 55-56 57 58
2004/01 02 03 04 05 06 07

Ö z k a n P A P A T Y A
Genel Yayın Yönetmeni
admin@vitrindekikitaplar.com