Ana Sayfa

 

Çocuk Kitapları

Deniz Kıyısındaki Krallık, Robert Westall,Türkçesi Perihan Uysal

Alfa Yayınları, 1. Basım 2002, Okuma Yaşı 10+

İkinci Dünya Savaşı'nda İngiltere... Ailesini ve evini bombardımanda yitiren on iki yaşlarında bir çocuk... Akrabalarından Kuzen Elsie'den başka kimsesi kalmamıştır ve Harry, asla Kuzen Elsie ile yaşamak istemez. Yapacağı tek şey vardır... Kaçmak! Sığınağa giderken yanına aldığı birkaç eşya dışında, hiçbir şeyi kalmamıştır. Ancak, yaşamak ve ayakta kalmanın yolunu bulmak zorundadır... Sahibini yitirmiş olan Don'la karşılaştığında, onunla hemen dost olur. Çocukla köpeğin dostluğu, her ikisine de yaşama gücü verir. Harry, bir gezgin gibi, köpeğiyle birlikte durmadan yol alır. Karşısına çıkan iyi insanlardan da, ona kötülük etmek isteyenlerden de çok şey öğrenir. Birkaç ay içinde yaşadıkları, Harry'i olgunlaştırır, hayata daha güçlü bakmasını sağlar. Harry ve Don'un serüveni, genç okurlara da büyük zenginlik katacak. Aslında 12 yaşın üzerinde daha rahat okunabilecek olan roman, okuma alışkanlığını kazanmış 10-12 yaş için de mükemmel bir seçim olacaktır. Sürükleyici, baştan sona okurun ilgisini üzerinde tutabilen bir roman. Çevirisi ve dili de iy

Dans Etmesini Seven Hipopotam, Şükran Oğuzkan

Resimleyen Ülkü Ovat-Ümit Öğmel, Kök Yayıncılık, 1. Basım 1998, Okuma Yaşı 3-6

Pembecik şişko gövdesiyle, dans eden yavru bir hipototam görseniz, siz de gülmez miydiniz? Ormandaki arkadaşları da çok gülmüş. Annesi ise ona "Hipopotamlar güzel dans edemezler," demiş. Ama Küçük Hipo, dans etmeyi çok seviyormuş. Hem şarkı söylüyor, hem de dans ediyormuş. Ama sonunda, arkadaşlarının onunla alay etmesine dayanamamış; kalbi kırılmış; ağlamaya başlamış. Yılmamış; dans etmeye devam etmiş. Sonunda... Ne mi olmuş? Merak edenler, bu güzel kitabı okusun.

Kahraman Köpek, J.Thomas

Resimleyen C.Busquets, Türkçesi Eray Canberk, Nurdan Yayınları, 1. Basım 2000, Okuma Yaşı 4-6

Fındık'ın sahibi olan Ercan'ın arkadaşı Yalçın'ın, kocaman iki köpeği vardır. Fındık, genç oldukları için sahibinin Yalçın'ın köpeklerini daha çok beğendiğini düşünür. Kendisi ise artık yaşlanmıştır. Fındık bu duygular içinde onların yanından uzaklaşır. Derken burnuna yanık kokusu gelir. O da ne? Ormanda yangın çıkmıştır ve kimsenin bundan haberi yoktur... Fındık yangını haber vererek sahibinin sevgisini yeniden kazanır.

Ay Dede ve Gece Perisi, Nazire Kutsal

Resimleyen Nilüfer Dericioğlu, Epsilon, 1. Basım Belirtilmemiş, Okuma Yaşı 6-8

Gece olunca yeryüzünü Ay Dede aydınlatır. Bu öyküde zengin betimlemelerle, Ay Dede'nin neler yaptığı anlatılıyor. Gece Perisi siyah tüllerini örtüp günü geceye çevirince, Ay Dede ışığını yeryüzüne yollar. Karanlık suları aydınlatır, ormanda ışığını Kurt'un gözüne çevirerek, Tavşan'ı kurtarır. Kimsesiz yavru bir köpeğe yuva bulur. Öykü bütünlüğü aranmadan, daha çok güzel betimlemeler adına zevkle okunacak bir öykü.

Asteriks/Galya Turu, René Goscinny

Resimleyen Albert Uderzo, Türkçesi Olcay Kuna, Remzi Kitabevi, 1. Basım 2002, Okuma Yaşı 7+

"Milattan önce 50 yılı... Galya tamamen Romalıların işgali altındadır. .. Hemen hemen... Yenilmez Galyalıların yaşadığı küçük bir köy, işgalcilere hâlâ kafa tutmaktadır. Totoryum, Akvaryum, Toplantiyum ve Laudanyum garnizonlarında görev yapan Romalı lejyonerler için hayat hiç de kolay değildir..." Bu giriş size tanıdık geldi mi? Asteriks tutkunları hemen anlamışlardır, yeni bir Asteriks kitabıyla karşı karşıya olduklarını. Henüz Asteriks okumayanlar için de, bir fırsat. Asterik ve arkadaşları Oburiks, Büyüfiks, Kakofoniks ve Topteriks'in Romalı işgaline karşı köylerini savundukları bu yeni macerada, birbirinden komik olaylar ve espriler sizleri bekliyor...

Alfabe, Çetin Altan

Resimleyen Gözde Bitir, Günışığı Kitaplığı, 1. Basım 2002, Okuma Yaşı 4-6

29 harf... Bir sayfada yazısı, bir sayfada resimleri... Her harfi anlatan metninde, özellikle o harfle başlayan sözcüklerden bolca seçilmiş. Örneğin, "H" harfinde, bu harfle başlayan isimler sıralanmış. "E" harfinde minik bir şiir var. Şiiri oluşturan sözcükler, özellikle "E" ile başlayan sözcüklerden seçilmiş. "B" harfini anlatan bir tekerleme "Bir Berber Bir Berbere;/Bre Berber gel Beraber Bir Berber dükkânı açalım,/demiş." Bu tekerlemede ne çok "B" harfiyle başlayan sözcük varmış meğer... Metinler, bazen şiir, bazen bulmaca, bazen tekerleme...

Her biri, bir yandan harfleri tekrarlayıp kolay hatırlamayı sağlarken, bir yanden çocuğu düşünsel gelişime davet ediyor. Harflerle uyumlu resimler de, aynı harfle başlayan sözcüklerin resimlerinden oluşuyor. Küçük ve büyük harf olarak da yer alıyor. Ders kitabı iticiliği olmayan, zevkle okunup hatırlanacak bir alfabe.

"'Yol Hiçbir Yol aşılamayacak kadar Yüksekten geçmez.' (Andersen (Hollandalı masal Yazarı)." Bilin bakalım bu güzel söz, hangi harfi hatırlatıyor? İpucu Hangi harfi anlatıyorsa, o harfle başlayan sözcükler, büyük harfle başlatılmış... 11. sayfadaki soruların yanıtını biliyor musunuz? Bilenler söylesin bakalım

"I" harfiyle başlayan bir kentimiz, bir ağaç adı, bir sebze, bir ülke bir çiçek... Yalnızca harfleri yeni öğrenen çocuklar tarafından değil, yetişkinler tarafından da zevkle okunup incelenecek bir kitap...

Süper Zekâspor, Serhan Büyükkeçeci

Resimleyen Cem Kızıltuğ, Timaş Yayınları, 1. Basım 2002, Okuma Yaşı 12+

Kitap baştan sona bilmece ve problemle dolu. Hepsi de zekâyı zorlayıcı, düşünsel yeteneği geliştirici bilmeceler... "Zekâ problemleri ile uğraşmak, beyin hücrelerini zorlayan en eğlenceli yoldur. Sağlıklı bir vücut için spor şarttır. Beynimiz ise bilmecelerle spor yapar." Kitaptaki problem ve bilmecelerin kolaylık ya da zorluk derecesi, yıldızlarla işaretlenmiş. İsteyen tek yıldızlı sorulara yönelsin, isteyen beş yıldızlı bilmecelerle ter döksün. Her yaşa ve her zekâya uygun seçilebilecek sorular var "1 ile 60 arasındaki tüm sayıları yazarken toplam kaç tane 5 yazarız? (Cevap verme süresi 15 saniye)" Mızıkçılık yapmadan yanıt verin. Bu soru, üç yıldızlık bir soru... "Elektrik direğinden daha yükseğe zıplayabilir misiniz?" Hadi bakalım buna yanıt verin de görelim!. Bu da üç yıldızlık bir soruymuş... Beş yıldızlık soruları merak edenler için işte bir başka bulmaca "Nerede 10 ile 5'in toplamı '3' eder?" Kitabın ilk bölümünde 200 soru var. İkinci bölüm, bu soruları çözümlemeniz için size ip uçları veriyor. Eğer hâlâ yanıtları bulamadıysanız, üçüncü bölüm, sizin yerinize tüm soruları yanıtlıyor... Haydi bakalım, boş durmayalım, zekâmızı geliştirmek için bulmacalarla biraz spor yapalım.

Allı ile Balca, J.Thomas

Resimleyen C. Busquets, Türkçesi Eray Canberk, Nurdan Yayınları, 1. Basım 2000, Okuma Yaşı 4-6

Balca adlı küçük kız, karlı bir kış günü ormanın kıyısında küçük bir tilki yavrusu bulur. Donmaktan kurtardığı yavruya kış boyunca bakar. Allı adını verdiği yavru tilki büyür, kuvvetlenir. İlkbaharda Allı, çevredeki hayvanlarla saklambaç oynarken, birden uzaktan sesler duyulur. Balca'nın kardeşi, ormana tilki avına çıkmış olan avcıların geldiğini söyler. Allı da ortalarda yoktur. Acaba Balca, avcılar tarafından izlenen Allı'yı kurtarabilecek mi?

Güneşi de Getir Bize, Şaban Akbaba

Resimler Süleyman Bilgin, Çankaya Belediyesi, I. Basım 1996, Okuma yaşı 8+

"...Bir giz biliyorum/bu yüzdendir sığmadığım/küçülmüş genişliğine dünyanın." Siyah beyaz desenlerle desteklenen 26 şiir var kitapta. İçeriğinde toplumsal eleştirilere yer veren şiirlerin konuları, barış ve insanlık üzerine yoğunlaşıyor "Kendi cinsini boğazlayan/bir tek hayvan görmedim ben/gören varsa gördüm desin/duyan varsa duydum desin/ ne kılıç çeken kediler/ne tabancalı serçeler/ne uçak gemili timsahlar/ne bombayla uçan kuşlar/ne ev yıkan kaplanlar/ne de fil asan filler/görmedim gören var mı?/duymadım duyan var mı?"

Anamı Arıyorum, Ali Yüce

Resimleyen Nilgün Bayraktaroğlu , Bilgi Yayınevi, I. Basım 2002, Okuma yaşı 8+

44 şiirin yarısı değişik konularda şiirlerden oluşuyor. Diğer yarısı da, şiirle bir masal anlatıyor. İkinci bölümdeki her şiir, masalın ayrı bir tipini ya da konusunu anlatıyor ve böylece masalı sürüklüyor "Günler geçmiş aylar geçmiş/Akkız iyileşmemiş/Az beklemiş padişah/Uz beklemiş/Dikmiş gözünü yollara/Yarasına tuz beklemiş/Girmiş kapıdan Akdede/İşte burdayım demiş."

***

Davin/Oyuncak Masalı, Dan Gordon ve Zaki Gordon
Türkçesi Mine Kazmaoğlu, Günışığı Kitaplığı, 1. Basım 2002, Okuma Yaşı 8-12

Kim demiş masallar okul öncesi çağa aittir diye? Bu kitap, masal içinde masal kurgusuyla, ilköğretim çağındaki tüm çocuklara ilginç bir masal sunuyor. Cicianne, torunları Danielle, Adam ve Yoni'ye gece uyumadan önce masallar okur. Bu kitaptaki öykü, Cicianne'nin çocuklara okuduğu masallardan birini aktarıyor okurlara. Cicianne, masalın çok korkunç olduğu konusunda kuşkuludur. Ama çocuklar masalın ürkütücü olmadığını düşünürler. Evet, biraz heyecan vardır ama zararsızdır. Çocuklar, sıcacık battaniyelerine sarınırlar, çikolatalı sütten birer yudum alırlar ve Cicanne'yi dinlerler. Ciciannenin birkaç geceye böldüğü masal, Küçük Oğlan'a aittir. Küçük Oğlan ölümcül hastadır; onu ayakta tutan ise hayalleri ve oyunlarıdır. Küçük Oğlan'ın oyunları, adeta gerçekmişçesine aktarılır; öyle ki, masal kurgusu içinde hangi olayın gerçek hangisinin masal olduğu birbirine karışır. Yoni, masal içinde anlatılan masalın gerçek olmadığını düşünür "Onlar zaten oyuncaktı. Masaldaki çocuk canlıymış gibi yapıyordu." Oysa Danielle, gerçek olduğunda ısrarcıdır "Oğlanın hayalinde gerçekti. O oyuncakların gerçek olduklarını hayal ediyordu; demek ki, ona göre gerçektiler." Masaldaki hasta oğlan, babasının oyuncağı Davin'in onu kurtarabileceğine inanmaktadır. Ama Davin'in kim olduğunu ve nerede olduğunu kimse bilmez. Prenses Helen'i ise, David'in yerini bildiğinden, kötü yürekli Karasakal tarafından kaçırmıştır. Bütün oyuncaklar, kimi kötü yürekli, kimi kahraman, David'in peşindedir. Küçük Oğlan yerinden kalkamayacak kadar hasta olduğuna göre, David'i bulup getirmek de yine oyuncaklara kalmıştır... "Kitapların en hoş tarafı budur. Masallar onların içinde durur; siz ne zaman isterseniz hazır vaziyette, aynen bıraktığınız gibi sizi beklerler." Ve işte bu kitaptaki masal da okurlarını aynen öyle bekliyor; okunmaya hazır... Hayallerin insan yaşamındaki önemini ve tüm kötülükleri yenebilecek kadar büyük bir güç olabileceğini vurgulayan, çocukların oyun döneminde kurdukları oyunları destekleyen ve bu oyunları, büyüdüklerinde de oynamaları gerektiğini hatırlatan bir öykü. Mükemmel çevirisiyle, zevkle okunuyor.

Kar Tanecikleri, Düzenleyen Selyade Natioğlu
Esin Yayınevi, 1. Basım 2002, Okuma Yaşı Okul öncesi

"Yıllardır okul öncesi çağı çocuklarına eğitim öğretim çalışmalarını yaparken konular doğrultusunda şarkı bulmanın eksikliğini görerek, böyle bir kitap hazırlamanın gereğini hissettim. Bu doğrultuda Bulgarcadan çeviriler ve bazı ilavelerle şarkıları yeniden düzenleyerek 'Kart Tanecikleri'ni oluşturdum. Bu düzenlemeyi yaparken notaların okul öncesi çocuklarının ses aralığına uygun, şarkı sözlerinin de çoçukların anlayabileceği düzeyde olmasına özen gösterdim." Önsözdeki bu açıklamalar, kitabın içeriği hakkında bilgi veriyor. Bulgarcadan çevirinin yeğlendiği şarkıları denemek isteyenler, notaları ve sözleriyle birlikte otuz sekiz şarkı bulacaklar kitapta. Hepsi de okul öncesi çocukları için...

Rüzgâr ve Gökkuşağı, Seçkin Yener
Resimleyen Murat Sevinç, Epsilon, 1. Basım 2001, Okuma Yaşı 8-10

Kitabın görsel sunumu, okul öncesi okura seslendiğini düşündürüyor. Renkli resimli, iri puntolu, büyük boy bir kitap. Ancak öyküdeki karmaşa ve bir masala konabilecek tüm öğelerin yerli yersiz olabildiğinde katılmış olması, kitabın ne anlattığını algılamada okura biraz güçlük çıkaracak gibi. Rüzgâr hızlanıp fırtınaya dönüşür, bu da çiftçileri endişelendirir. Ürünleri tehlikededir ama ellerinden bir şey gelmez. En yaşlı çiftçi, büyücünün onlara yardım edebileceğini söyler. Ancak, geçmişte de büyücüden yardımcı olması istenmiş, o da yardımına karşılık kendisine bir çocuk göndermelerini istemişti. Çocuk geri dönmemişti. Konunun çözümlenmesi birkaç cümleyle anlatılamayacak kadar karışık, bu yüzden kitabın sonunu söyleyiverelim "Gökkuşağının sahibi güneştir. Ve güneş kışın ortalıkta pek görünmediği için de fırtınalar sürer gider."

Fadiş, Bediş, Ediş, Cahit Uçuk
Resimleyen Betül Atl, Bilge Kültür Sanat, 1. Basım 2002, Okuma Yaşı 8+

Birbirleriyle bağlantılı masallar, Fadiş, Bediş ve Ediş adlı üç kızkardeşin başından geçenleri anlatıyor. İlk masalda en küçük kızkardeş zengin bir tüccarla evlenip başka bir kente taşınır. Ablaları Fadiş ve Bediş kızkardeşlerini özleyip ziyarete gittiklerinde, saflıkları ve aptallıkları yüzünden, evde ne kadar mal mülk varsa, hepsine ziyan verirler. Geri döndüklerinde de, evlerinin soyulup soğana çevrilmiş olduğunu görürler. Aradan yıllar geçer. İki yaşlı abla, annelerinden kalan altınları bulur, İstanbul'a göçerler. Göksu deresinin kıyısında bir yalıya yerleşirler. Derken, padişahın oğlu kayıkla dolaşırken, yalıdan gelen sesleri duyar. İki nine birbiriyle konuşmaktadır aslında ama şehzade birini nine, ötekini de dünya güzeli bir kız sanır. Saraydan adam göndererek, kıza talip olduğunu bildirir. Yalnışlıklar böyle sürüp gider. İki dişli nine, şehzadeyle evlenir. Sonra... Sonrası -ve öncesi- bu kitapta... Masal sevenler için, Fadiş, Bediş, Ediş kardeşlerin masalları, beş kitaplık bir dizide toplanmış.

Zor Sevgiler, Ellen Wittlinger
Türkçesi Mine Kazmaoğlu, Günışığı Kitaplığı, 1. Basım 2002, Okuma Yaşı 15+

16-18 yaşındaki gençler, kendi yaş gruplarına seslenen kitapları bulmakta zorlanıyorlar. İşte, bu kitap, tam onlar için. Zor bir aşkı anlatır gibi görünüyor ama geri planda, ayrı aileler içinde farklı sorunlarla başetmeye çalışırken, kimliklerini keşfetme sürecini yaşayan gençlerin öyküsünü anlatıyor. Romanın kahramanı, 17 yaşında bir delikanlı. Anne ve babası, o henüz on yaşındayken ayrılmış. John'un içe kapanıklığı, cinsel kimliğini henüz keşfedememiş olması, hatta belki de gay olabileceğini düşünmesi, çocukluktan beri yaşadığı sorunlardan kaynaklanıyor. En temel sorunu da iletişim eksikliği nedeniyle, sosyalleşme başarısızlığı... Romanın ilginç bir yanı, "fanzin" adı verilen ve evde hazırlanan el yapımı dergilerin, gençlerin yaşamında çok önemli bir rol oynaması... Gençler, yazarak kendilerini ifade etmeyi denedikleri bu dergileri birbirleriyle değişirler. Fanzim'ler kitapçılarda, kütüphanelerde teşhir edilir, isteyen okur, isteyen satın alır. Gençler için böyle bir ifade olanağının bulunması, onların gelişimlerini hızlandıran çok iyi bir seçenek aslında. "Sen kim olduğunu bilmiyorsan, başkaları seni nasıl tanısın?" Gönül ister ki, bu tür hobiler, bizim gençlerimiz arasında da olsun. Ekranda başkalarının hayatlarını seyrederek değil, kendi hayatlarını irdeleyerek ve bulgularını birbirleriyle paylaşarak ilerlesinler, gelişsinler... "Bu yazıyı her okuyuşumda, sanki bu hiç tanımadığım insanın tek tek bütün katmanlarının içine, kendi içime baktığımdan çok daha derinlere baktığımı hissediyorum. Ben de böyle yazmak istiyorum. Hatta belki de onun gibi olmak istiyorum." John, on yedi yaşına kadar, hiçbir kızın elini tutmamış, kimseyi öpmemiştir. Hatta kızlardan hoşlanıp hoşlanmadığından bile emin değildir. Fanzim değiş tokuşu arasında tanıştığı Marisol, onun ilk kız arkadaşıdır. Ama bu zor, çok zor bir sevgidir; çünkü Marisol eşcinseldir. Eşcinsel ortamda, eşcinsel olmayanların kimliklerini koruyabilmesi ve dahası kendi kimliklerini keşfedebilmesi mümkün mü? John, bir yanda annesi, bir yanda babası ile iletişim sorunu yaşarken, Marisol'un çekiciliğinde, kendisini keşfetmeye başlar. Dahası, iletişim kurmada, "yazı" yazmanın da bir yöntem olduğunu keşfeder. Bütün gençlere önerilebilecek çok özel bir roman. On yedi yaş gençliğinin duygu ve düşüncelerini, bastırılmış isyanlarını başarıyla yansıtıyor. Kitap, teknik hazırlanış açısından da, seslendiği yaş grubunun dinamizmini, tepkilerini ve okura ulaştırıyor.

Bil-Bul-Boya/Meyveler ve Sebzeler, Pedagog Ayşen Oy
Resimleyen İlknur Ercan Koldaş, Nurdan Yayınları, 1. Basım 2002, Okuma Yaşı 4-6

Hem boyama kitabı olarak, hem de çocuklara meyve ve sebzeleri öğretmek amacıyla yararlanılacak bir kitap. Meyve ve sebzeler, uygun renklerde boyanacak. Sebze olmayan nesneler ayrılacak. Sıradaki meyve çizilecek ve boyanacak. Ya havuç yemek isteyen küçük tavşanı havuca kim götürecek? Küçük oyunlarla, çocukların bilişsel düzeyini yükseltmeyi amaçlayan bir kitap...

Oduncu ile Aslan, Güvahî'den uyarlayan Suat Batur
Resimleyen Murat Sevinç, Altın Kitaplar, I. Basım 2002, Okuma yaşı 6-7

"Türk Fablleri Dizisi"nin üçüncü kitabı. Özellikle birinci sınıf öğrencilerine uygun bir düzenleme içindeki dizideki masallar, sadeleştirilerek uyarlanmış. Bu masalda, ormanda odun keserken aslanla karşılaşan oduncunun, aslanı sözleriyle kandırarak alt etmesini ve canını kurtarmasını anlatıyor. Masalın son sayfasında koyu harflerle belirtilen kıssadan hisse şöyle "Hileyle aslanlar bile yenilir. Hile ile aslan tutulur, güç ile sıçan tutulmaz."

****

Düşünüyorum Yaratıyorum/Öğreniyorum Eğleniyorum, A.Lâle Erkal
Resimleyen Belirtilmemiş, Çınarçocuk, 1. Basım 2002, Uygulama Yaşı 5+

Anne-baba ve öğretmenlerin gözetiminde başlayıp, büyüdükçe, kendi kendine sürdürülebilecek birbirinden değişik ve özgün el becerilerini bir araya toplayan bir kitap. Amaç, çocukları yaratıcılığa yönlendirmek, yaratıcılığını kullanırken hem eğlendirmek, hem de öğretmek... "Yaratıcı birey, bilinen yoldan gitmez. Onun için tek bir çözüm yolu yoktur. Sonuca ulaşmak için her yolu dener, öğrenmek için çok soru sorar, deney yapmayı sever." Çocuk eğitiminde ezberciliğe dayalı kuru sistemin yanında, yaratıcı ışığı, düşündürücü renkleriyle çiçek gibi açan bu çalışmalar, çocuklara bir şeyler öğretmekle kalmıyor, onların el becerileriyle düşsel gelişimlerini de aynı anda harekete geçiriyor. kitaptaki çalışmaları ve deneyleri yapmak için özel malzemeye gerek de yok. Evde, orda burda her zaman bulunan malzemeler Kumaş parçaları, plastik şişeler, kavanozlar, şişe kapakları, boncuklar, kurdeleler, rafyalar, boş kutular, ipler... Başlangıç için, önce kitapta resimlerle birlikte ayrıntılı olarak verilen çalışmaların tümünün gözden geçirilmesi öneriliyor. Böylece, uygulamacı, kendi beğenisine uygun etkinliği kolayca seçebilecek. Malzemeler hazırlanacak, rahat çalışılabilecek bir alan seçilecek. Kitabın arkasına, bazı çalışmalarda kullanılacak pafta kalıpları ve desenleri eklenmiş. Etkinliklerden bazıları Yumurta Kartonlarından Tırtıl, Örgü Tırtıl, Kumaş Boyama, Cam Boyama, Rafyalardan Çiçekler, İp Bebek, Bez Bebek, İğne Yastığı, Taş Boyama, Parmak Kuklaları, Ponpon ve Püskül Yapımı... Kitaptaki etkinlikler yalnızca çocukların değil, yetişkinlerin de ilgisini çekebilecek özellikte Tam da modayken, boncuklu bir çanta yapmayı kim istemez? Batik fulara ne dersiniz? Hasır örgü çalışmaları, seramik hamuru, armağan kutusu... Benzerlerinden çok farklı etkinlikleri içeren, özenli bir çalışma.

Kuklalar ve Kukla Oyunları, Fatma Çetin
Fotoğraflar Hüdai Cebeci, Esin Yayınları, 1. Basım 2002, Okuma/Uygulama Yaşı Okul öncesi

Okul öncesi eğitimde kullanılabilecek yararlı bir kitap. Kitap, kukla konusunu iki bölümde ele alıyor. Birinci bölümde, kukla yapımı; ikinci bölümde de bu kuklalarla oynanacak oyunlar veriliyor. Kukla yapımı bölümünde, aklı hayale gelmeyecek malzemelerin bile kuklaya dönüştürülebileceğini, üstelik pek de hoş kuklalar olabileceğini görüp şaşırabilirsiniz. Kumaş parçaları, ameliyat eldiveni, boncuk, tül, rafya... Tamam, bunlar bilindik malzemeler. Ama ya tahta kaşık, Eti Puf ambalajı, kavanoz kapağı, ampul, elma, mandala ne demeli? Her biri bir-iki dokunuşta kuklaya dönüşebiliyor. Kuklalar hazırsa, oyunları da hazır. İkinci bölümde yer alan oyunlardan birini seçip kuklanızı oynatabilirsiniz. Kitapta yer alan 34 oyun, okul öncesi çocuğun eğitimini destekleyecek türde konuları ele alıyor Kavramlar, ulaşım araçları, eş anlamlılar, deyimler, hayvanlar, uyumlu olma, yemek seçimi, yeni kardeş, televizyon izlemek, Atatürk, meslekler, yardımlaşma... Oyunlar, okul öncesi dönemindeki çocukların dikkat süresini aşmayan, 1-2 sayfalık kısa diyologlardan oluşuyor. Önsözde şöyle bir açıklama var "Okul öncesindeki çocuklar, öğretirken eğlendiren, güldüren, kavga eden, sevinen, şaşıran, merak eden, kısacası karakterlerde kendilerini yansıtan kuklaları isterler. Kukla ile çocuğa her türlü bilginin eğlenceli bir şekilde verileceğine inanıyorum."

Gizemli Yerler/Masal ve Efsaneler, Christophe Lambert
Resimleyen Philippe Kailhenn, Türkçesi Engin Sunar, Say Yayınları, 1. Basım 2002,Okuma Yaşı 8-14

Dünyanın bizlere sunduğu gizemli masal ve efsaneleri konu alan ilgi çekici bir kitap. Kayıp kıta Atlantis'e ulaşan bilim adamı, Tutankhamon'un uğursuz mezarı, Bermuda Şeytan Üçgeni, Ness canavarı, rakip gezegenleri yok etmeyi amaçlayan uzaylılar... Bir bakıma, insanların kendi bilinçaltlarında yeşerttiği korkularının bir yansıması olan efsane ve masallardan harmanlanan gizemli olaylar, önce gizemli haliyle bir öykü kurgusuyla sunuluyor okura. Sonra, arka sayfalarda, her gizemin akılcı varsayımının ne olduğu açıklanıyor. Bibliyografyada ise, ilgili okuru gizemi daha derin araştırmaya yönlendiren internet adresleri yer alıyor. "Nazca Olayı" adlı öykünün gönderme yaptığı ayrıntıyı kaçırmamak gerek. Üzerinde canlılar yaşayan tüm gezegenleri yok eden uzaylılar, dünyayı da yok etmeye geldiklerinde, bir ayrıcalık yapmaya karar verirler. "Bir süre için Dünyalılar'a dokunmayalım; bin yıl içinde küçük bir ziyaret daha yaparız." Dikkatinizi çekeriz; oturup hesaplayınca, bin yıl sonrası 2002 yılı oluyor! "O zaman, bu gezegen sakinlerinin ne durumda olduklarını iyice göreceğiz. Sanat, güzellik, barış ve ahenk hâlâ yaşam tarzlarını yönlendiriyorsa, onları rahat bırakacağız. Yoksa..." Eyvahlar olsun! 2002 geldi! Nerde sanat, güzellik, barış ve ahenk? Nerde?

Hayatı Kaybetmenin Kıyısında/Yaşama Son Bakış, Mert Can
Fast Yayıncılık, 1. Basım 2002, Okuma Yaşı 16+

Çocuklara ne katabileceği konusunda kuşku duyulabilecek, çocuk düşüncesini yansıtması açısından belki ancak yetişkinlerin ilgi duyabileceği bir çalışma. Şöyle bir soru sorulmuş çocuklara "'Bir aylık ömrünüzün kaldığı' söylense... Yani hayatı kaybetmenin kıyısında...yaşananlara son bir bakış...ertelenen ve hiç yaşanamayanları yaşamak için son bir şans...ama hepsi için sadece bir ay... ne yaparsınız?" Dokuz-on yaşlarındaki çocukların böylesi ağır bir yük karşısında hayata bakışı nasıl acaba? Merak ediyor musunuz? Ölmek üzere olduklarını düşündüklerinde çocuklar ne yapmak isterler? Anket tarzında sorularla on sekiz çocuğun görüşü alınmış. Ankete katılan çocukların kim olduklarını, neler yapmak istediklerini verdikleri yanıtlardan öğreniyoruz.

Küçük Çoban Âlim Kız, Cahit Uçuk

Resimleyen Betül Atlı, Bilge Kültür Sanat, 1. Basım 2002, Okuma Yaşı 10+

Âlim kız, küçük yaşta anne ve babasını kaybetmiştir. Ninesiyle birlikte, Karlıcadağ'ın eteklerinde yaşar. Doğa ortamında ninesinin ve çevrede yaşayan hayvan ve bitkilerin sevgisiyle büyüyen küçük kız, ninesinden dinlediği atalarına dair masalı hiç unutmaz. Masalı ninesine sık sık tekrarlatır. Yüzyıllar önce yörükler, büyük bir sel felaketiyle karşı karşıya kalmış, birçoklarıyla birlikte yörükbaşı da ölünce, onun gizlemiş olduğu ve yerini kimsenin bilmediği hazineyi de yitirmişlerdir. Ninesi ve Âlim kız, bu efsanede anlatılan Yörük Obası'nın torunlarının torunlarıdır. Âlim Kız, bir yandan sevgi dolu ortamıyla kucak kucağa yaşarken, bir yandan hazinenin peşine düşer. Sık anlam yinemelerine, aynı konunun tekrar tekrar anlatılışına rağmen, dilin zengin tadı, okuru kitaptan uzaklaştırmıyor. Âlim Kız sonunda hazineyi buluyor mu? Bulsa da, sonra olanlar bu kitapta anlatılmıyor, haberiniz olsun. Öykü, üç kitaba bölünmüş. Bir olasılıkla, yinelemeler de bu bölünmeyi mümkün kılabilecek uzatma amacıyla kullanılmış...

Davin/Oyuncak Masalı, Dan Gordon ve Zaki Gordon

Türkçesi Mine Kazmaoğlu, Günışığı Kitaplığı, 1. Basım 2002, Okuma Yaşı 8-12

Kim demiş masallar okul öncesi çağa aittir diye? Bu kitap, masal içinde masal kurgusuyla, ilköğretim çağındaki tüm çocuklara ilginç bir masal sunuyor. Cicianne, torunları Danielle, Adam ve Yoni'ye gece uyumadan önce masallar okur. Bu kitaptaki öykü, Cicianne'nin çocuklara okuduğu masallardan birini aktarıyor okurlara. Cicianne, masalın çok korkunç olduğu konusunda kuşkuludur. Ama çocuklar masalın ürkütücü olmadığını düşünürler. Evet, biraz heyecan vardır ama zararsızdır. Çocuklar, sıcacık battaniyelerine sarınırlar, çikolatalı sütten birer yudum alırlar ve Cicanne'yi dinlerler. Ciciannenin birkaç geceye böldüğü masal, Küçük Oğlan'a aittir. Küçük Oğlan ölümcül hastadır; onu ayakta tutan ise hayalleri ve oyunlarıdır. Küçük Oğlan'ın oyunları, adeta gerçekmişçesine aktarılır; öyle ki, masal kurgusu içinde hangi olayın gerçek hangisinin masal olduğu birbirine karışır. Yoni, masal içinde anlatılan masalın gerçek olmadığını düşünür "Onlar zaten oyuncaktı. Masaldaki çocuk canlıymış gibi yapıyordu." Oysa Danielle, gerçek olduğunda ısrarcıdır "Oğlanın hayalinde gerçekti. O oyuncakların gerçek olduklarını hayal ediyordu; demek ki, ona göre gerçektiler." Masaldaki hasta oğlan, babasının oyuncağı Davin'in onu kurtarabileceğine inanmaktadır. Ama Davin'in kim olduğunu ve nerede olduğunu kimse bilmez. Prenses Helen'i ise, David'in yerini bildiğinden, kötü yürekli Karasakal tarafından kaçırmıştır. Bütün oyuncaklar, kimi kötü yürekli, kimi kahraman, David'in peşindedir. Küçük Oğlan yerinden kalkamayacak kadar hasta olduğuna göre, David'i bulup getirmek de, yine oyuncaklara kalmıştır... "Kitapların en hoş tarafı budur. Masallar onların içinde durur; siz ne zaman isterseniz hazır vaziyette, aynen bıraktığınız gibi sizi beklerler." Ve işte bu kitaptaki masal da, okurlarını aynen öyle bekliyor; okunmaya hazır... Hayallerin insan yaşamındaki önemini ve tüm kötülükleri yenebilecek kadar büyük bir güç olabileceğini vurgulayan, çocukların oyun döneminde kurdukları oyunları destekleyen ve bu oyunları, büyüdüklerinde de oynamaları gerektiğini hatırlatan bir öykü. Mükemmel çevirisiyle, zevkle okunuyor.

***

Güle Yaprağa Dönüşmek, Mustafa Yılmaz
Resimleyen Gülder Yılmaz, Dört Eylül Sanat Kitapları,1. Basım 2002,Okuma Yaşı 6+

Bir sayfa şiir, bir sayfa resim, toplam 28 şiir var kitapta. Şiirlerin her birinin başında, dünya çocuklarından birinin bir portresi var. Şiirin bulunduğu yerin karşı sayfası ise, altı yaş çocuğunun çizgileriyle bezenmiş. "Sevdiğimiz/Her şey/Savaşta/Küle toprağa/Karışır. Sevdiğimiz/Her şey/Barışta/Güle yaprağa/Dönüşür." Çocuksu söylemiyle, sade şiirler yer alıyor kitapta "Mutluluğum/Bir başıma/Yetmez bana.../Eriye eriye/Tükenir... Mutluluğumu/Paylaşırsanız benimle;/Mutluluğuma,/Mutluluklar/Eklenir."

Tatil Güzel Şey, Sissi Flegel
Türkçesi Zeynep Zuhal Bebek, Epsilon, 1. Basım 2002, Okuma yaşı 12-15

Epsilon Gençlik Kulübü'nden çikan on dokuz kitabın yanında bu kitabın anlatımı hayli sönük... Çeviriden mi yoksa orijinal metinden mi kaynaklandığı belli olmayan kopuk anlatımlar, birbiriyle pek de bağlantılı ya da gerekli görünmeyen konuşmalar, tekrarlar... İsa, 30 yaşında olan teyzesiyle birlikte bir haftalığına tatile gider. Teyzesi Florentine, erkek arkadaşından yeni ayrılmıştır ve hıçkırıklar, ağlama krizleri arasında, onu unutmaya çalışmaktadır. Isa'nın görevi de, ayrılık öncesi alınan biletlerle tatile gitmek zorunda kalan teyzesine eşlik ederek onu teselli etmektir. Tatilde Florentine'in başına olmadık kazalar gelir. Deniz kestanesine basar, yeni edindiği kız arkadaşıyla gece bindiği botla denize açılır, dalış dersleri sırasında boğulma tehlikesi geçirir... Isa, bir yandan kendi yaşıtlarıyla birlikte eğlenmeye çalışırken, bir yandan teyzesine dadılık yapar. Karışık bir haftadır, olaylar gerekli gereksiz üst üste yığılır ve sonunda dönüş zamanı gelir...

Fil Bilmeceleri, Adnan Ersan
Karikatürler Cemalettin Güzeloğlu, Arkadaş Yayınları, 1. Basım 2002, Okuma yaşı 6+

Bu kitaptaki bilmecelerin kahramanı hep filler... Kimi bilindik, kimi az bilindik üç yüze yakın bilmece toplanmış. Her bilmeceye, konuyla ilgili bir karikatür eşlik ediyor. "Fil telefonla ne zaman konuşur?" Bilemediyseniz söyleyelim "Ahizeyi eline aldığı zaman". "Her şeye maydonoz olan file ne yapılır?" Ne yapılırmış? Evet evet, salataya doğranır! "Ne yemek, fili pişman edermiş?" "Pişmaniye!" Düz mantıkla yola çıkıldığında, doğru yanıtlara ulaşmak pek de zor değil "Bir tıra dört fil binerse tırı kim sürer?" Yanıt "Tırın şoförü." Bu tür bilmecelerin tutkunlarına, çevresindekileri zevkle sinir edebileceği üç yüze yakın bilmece...

Çöpçü Martı, Ahmet Uysal
Resimleyen Ayşın Ersoy, Bilgi Yayınevi, I. Basım 1996, Okuma yaşı 8-12

Sekiz kısa öykü, çocukları bekliyor. İlk öyküde "Çöpçü Martı", sahile vuran çöpleri, arkadaşı olan öteki kargalarla toplayıp sahili temizler. "Uçurtmanın Serüveni", rüzgârla uçup özgürlüğüne kavuşan bir uçurtmanın, kuşların arasında sona eren serüvenini anlatıyor. "Elif'in Serçesi", küçük kızın yaralı bulduğu serçeye bakıp büyütmesi, "Gizem'in Kumrusu" ise, pencere kenarına yuva yapan kumruyu anlatıyor. Duvarcı ustası ve oğlu, ceylanla kestane ağacı, masalcı ninenin masalı, tatil yerindeki köpek...Yaşamın değişik bölümlerden, kısa kesitler, belli bir bütünlüğü gözetmeden, kısa anlatımlarla okurlarına ulaşıyor.

Manolito Gülmekten Kırılıyor, Elvira Lindo
Resimleyen Emilio Urberuaga, Türkçesi Pınar Savaş
Can Yayınları, 1. Basım 2002, Okuma Yaşı 8-12

Altı kitaplık dizinin, ikinci kitabı. Dizinin kahramanı Manolito, sekiz yaşında bir çocuk. Gözlüklü, kısa boylu. Arkadaşlarıyla birlikte durmadan yaramazlıklar peşinde. Ama aslında bu yaramazlıkları isteyerek yapmıyor, kendiliğinden oluveriyor işte. Manolito, durmadan azarlanıyor, cezalandırılıyor. Ama o, cezalardan asla ders almıyor! Manolito, tatile girmeden önce karne almaktan hiç hoşlanmıyor. İstiyor ki, bir kerecik de öğretmeni şöyle söylesin "Çocuklar. Ders yılı bitti. Dinlenin, tüm bir yıl okul denen şu karın ağrısına katlandığınız için bunu hak ettiniz. Size yaptıklarımız için bu kurum adına hepinizden özür diliyorum." Dünya, Manolita'nın hayal ettiği gibi olsaydı, çocuklar için bir cennet olurdu! Dürüst, bir o kadar da dobra bir çocuğun ağzından, sınıf öğretmenlerinin "haydutlar" diye çağırdığı çocukların öyküsü... Eğlenerek okunacak, zaman zaman çocukların kendi düşüncelerini bulacakları bir kitap.

Deve Tellal Pire Berber İken, Tarık Dursun K.
Resimleyen Figen Renda, Bilgi Yayınevi, 1. Basım 1970, Okuma Yaşı 8+

Tekerleme mekerleme, on üç masal bir şekerleme... Şurup gibi bir masal diliyle on üç geleneksel masalın yer aldığı kitabın girişi, masalla ilgili açıklamalara ayrılmış. "Yurdumuzun dört bir yanında ya benim ya da başka folklorcuların derledikleri masallar bir bir tarandı, elden geçirildi ve her biri masal anlatım özelliklerine bağlı kalınarak yeni baştan yazıldı, hepsi yeniden düzenlendi." Masalların her biri, uzun bir tekerlemeyle başlıyor. Masalın anlatımı da şiirsel bir dille sürüp, yine bir tekerlemeyle son buluyor "O yanı palan, bu yanı palan, paçacıdan aldım palan, yeni yerde çıktı kolan; fili yuttu bir yılan. Söylediğim hep yalan. Sağına soluna, bu böylece biline." "Ağrı Dağlarının Masalı", birbiriyle geçinemeyip berikinin dağ olmasını dileyen ve biri büyük, biri küçük birer dağa dönüşen iki kızkardeşin öyküsü. "Her bir vakit küçüğü iniler, büyüğü diniler. Bu masalımız da burada biter." Delikanlılar, genç kızlar, Keloğlanlar, padişah kızları, hepsi bu masallarda... Tembeller nasıl çalışkan olur, aldatan ağa cezasını nasıl bulur, komşu ülkenin oyunu nasıl bozulur, paraları alıp götüren dilenci Ramazan nasıl bulunur... "Gökten elma bekledim, düşmedi. Kızdım, çarşıya indim, bir araba elma aldım, getirdim; masal dinleyen çocuklara dağıttım. Kötü mü ettim, iyi mi ettim?" Siz, elma yerine bir kitap alın ve içindeki masalları tüm çocuklara dağıtın; iyi edersiniz...

Nun Gelince, Seza Kutlar Aksoy
Resimleyen Sibel Demirtaş, Pencere-Sey Yayınları, 1. Basım 2002, Okuma Yaşı 8-12

"Aslında can sıkıcı bir öğleden sonraydı. Hani biri Cansu'ya 'Bugün başına çok tuhaf şeyler gelecek,' dese kesinlikle inanmazdı." Böyle başlıyor öykü ve bu uyarıya rağmen, bırakın kitabın kahramanı küçük Cansu'yu, okurun bile böylesine ilginç bir öykü beklediği düşünülemez doğrusu. Her istediğini ağlayıp tepinerek elde etmeye alışmış olan şımarık Cansu, annesinin anahtarını kaybedip eve giremeyince, anahtarı aramaya çıkar. Sokakları dolaşırken, kaybolur. Ayakkabı boyacısı Dumçuk, ona yardım edebilecek bir yer bildiğini söyler. Bu noktaya kadar ayakları yere basan gerçekçi bir öyküyle sürüklenen okur, kendisini birden bulutların üzerinde bulur. "Öyle bağırma. Seni oraya götüreceğim. Ama sakın büyüklere anlatmak yok. Götüreceğim yerde yalan söylemek de yasak. Bir yalanını yakalarlarsa hava alırsın." Cansu ile Dumçuk, bir balığın ağzından girip denizin altına dalarlar, bir balon üzerinde gökyüzünde uçarlar. Bu garip yolculuğun sonunda, Her Derde Deva Mağazasına gelirler. Dumçuk, parasızlık yüzünden okula gidemediği için, daha önce buradan kendisine Şın adlı öğretmen bebek almış, her şeyi öğretmeninden öğrenmiştir. Cansu da, kendisini eve götürebilecek en uygun bebeği isteyebilecektir. Cansu, kendisine verilen kutuyu açtığında, içinde turuncu bir bebek bulur. Küçük bir adam! Üstelik bir arkeolog... Cansu, küçük adam Nun'un yardımıyla evini bulur. Nun'dan büyüklere söz etmemesi gerekir. Uygun Bebek şartnamesinin bir maddesidir bu. Cansu, okula giderken Nun'u saklamakta zorlanır. Çünkü Nun bir bebek değil, kişilik sahibi bir insandır aslında. Tavtav gezegeninden gelmiştir ve boyu kısadır, o kadar. "Bizim Tavtav'da kendini dönüştüren, işini iyi yapan renklidir ve uçar. Yalancı ve dolandırıcılar sizin büyükler gibi renksizdir. Uçamazlar. Surat boyamak işe yaramaz. Umarım sizinkilere benzemem." Yalnız Cansu'nun değil, uygun bebek almak için Her Derde Deva Mağazası'na giden tüm çocukların düşüdür, "uçmak". Nun, Cansu'ya nasıl uçabildiğini anlatır "Neyse ki içim sevgiyle dolu. Eğer sevgim azalırsa büyürüm. Uçma yeteneğimi bile kaybedebilirim. O zaman da gezegenime dönemem." Oysa Cansu küçülmek değil, büyümek ister. Hem büyümek, hem de uçmak... Nasıl olacaktır bu? "Uçmak için her zaman kanat gerekmez. Düşünmen, hayal etmen yeterli. Bunu en iyi yazarlar, sanatçılar, bilim adamları ve çocuklar yaparlar. Uçuş hazırlığı için bir kitap al, oku. Kendini kahramanın yerine koy." Yalnızca çocuklar değil, yetişkinlerin de zevkle okuyup kendisine pay çıkaracağı, hayal gücünün sihrine bolca bulanmış sıcacık bir öykü

Trigotlar, Nuran Turan
Resimleyen Yunus Saltuk, T.C. Kültür Bakanlığı, 1. Basım 2002, Okuma Yaşı 6-8

Çocukların bilgisayarda oynamaya tutkun oldukları "şehir kurma" oyununu konu alarak, depremle ilgili önemli hatırlatmalar yapan bir öykü. Serdar, bilgisayarda şehir kurma oyunuyla kocaman bir şehir kurar. Günlerdir sürdürdüğü oyunu, kopyalayarak aynı yerden devam eder; bir yandan yeni projeler geliştirir. Planladığı eğlence köyü için alan ayırır ve alt yapısını bir gün sonra yapmak üzere yatıp uyur. Ancak ertesi sabah uyandığında, Serdar'ı şaşırtıcı bir sürpriz beklemektedir. Bir gece önce eğlence köyü yapmak için ayırdığı alanda dev binalar yükselmektedir. Serdar ne yaparsa yapsın, bu binaları ortadan kaldıramaz. Derken bilgisayarın durduğu masa sallanmaya başlar. Oyunun içinde deprem olmuştur. Serdar, binaların yerle bir olduğunu görür. Oysa, alt yapılarını tamamlayarak hazırladığı şehirdeki tüm öteki binalar, hiç hasar almadan olduğu gibi durmaktadır. Neden acaba?

Ne Bu Sevda Olaydı Ne de Bu Ayrılıklar, Hamdullah Köseoğlu
Kültür Kitap Sarayı, 1. Basım 2001, Okuma Yaşı 14+

Lise öğrencilerinin kendilerinden bir parça bulacakları, aşklarını, heyecanlarını, umutsuzluklarını, kıstırılmışlıklarını paylaşacakları öyküler... Her bir öykü, adeta şiir diliyle yazılmış... Gelişmenin, bilinçlenmenin ve büyümenin doğal sonucu, işte böyle şiir gibi satırlarla anlatılıyor "Yer gök değişti. Çiçeklere, ağaçlara, parklara, aya, yıldızlara eskisi gibi bakmıyorsun. Artık gün eskisi gibi doğmuyor. Sular eskisi gibi akmıyor. İçini serinleten yeller eskisi gibi esmiyor. Değerler, doğrular yer değiştirdi. Kutsal bellediğin, coşkuyla savunduğun değerleri küçümser oldun." Lise çağlarındaki gençlerin sorunları, zaman zaman geri dönüşlerde ve çocukluğun arayışında, zaman zaman bir gencin yaşamında aktarılıyor. "Sıcak sıcak gülümsüyor güneş. Takılıp çocukluğunun peşine parktan aşağı yürüyorsun." Okulda, sınıfta geçen günler... Başarılamayan sınavlar... Açıklanamayan, bir türlü yaşanamayan aşklar... Kahve köşelerinde, çay ocaklarında pineklerken, bir kitapçıdan alışveriş ederken, karşı dağlardan umut beklerken ya da çocukluğun sokaklarında dolaşırken yapılan hesaplaşmalar... Kitap okumalar, şiir yazmalar, öykücü olma düşleri... "Nedense bu yıl dengesizlikler oldu bedeninde. İçinde patlamalar başladı. Sivilceler çıktı yüzünde. Burnun büyüdü, organlarında değişimler oldu. ...Özüne olan güvenin sarsıldı. Aynaları sevmiyorsun. Yine de dönüp dönüp bakıyorsun." Buluğ çağı döneminde yaşanan değişimlerin, gençlerin duygusal yaşamlarını nasıl da fırtınaya dönüştürebildiğini başarıyla yansıtan bu öyküler, öykü kahramanlarına "sen" diye ikinci tekil şahısla seslenen bir üslupla yazılmış.

Güle Yaprağa Dönüşmek, Mustafa Yılmaz
Resimleyen Gülder Yılmaz, Dört Eylül Sanat Kitapları, 1. Basım 2002, Okuma Yaşı 6+

Bir sayfa şiir, bir sayfa resim, toplam 28 şiir var kitapta. Şiirlerin her birinin başında, dünya çocuklarından birinin bir portresi var. Şiirin bulunduğu yerin karşı sayfası ise, altı yaş çocuğunun çizgileriyle bezenmiş. "Sevdiğimiz/Her şey/Savaşta/Küle toprağa/Karışır. Sevdiğimiz/Her şey/Barışta/Güle yaprağa/Dönüşür." Çocuksu söylemiyle, sade şiirler yer alıyor kitapta "Mutluluğum/Bir başıma/Yetmez bana.../Eriye eriye/Tükenir... Mutluluğumu/Paylaşırsanız benimle;/Mutluluğuma,/Mutluluklar/Eklenir."

Tatil Güzel Şey, Sissi Flegel
Türkçesi Zeynep Zuhal Bebek, Epsilon, 1. Basım 2002, Okuma yaşı 12-15

Epsilon Gençlik Kulübü'nden çikan on dokuz kitabın yanında bu kitabın anlatımı hayli sönük... Çeviriden mi yoksa orijinal metinden mi kaynaklandığı belli olmayan kopuk anlatımlar, birbiriyle pek de bağlantılı ya da gerekli görünmeyen konuşmalar, tekrarlar... İsa, 30 yaşında olan teyzesiyle birlikte bir haftalığına tatile gider. Teyzesi Florentine, erkek arkadaşından yeni ayrılmıştır ve hıçkırıklar, ağlama krizleri arasında, onu unutmaya çalışmaktadır. Isa'nın görevi de, ayrılık öncesi alınan biletlerle tatile gitmek zorunda kalan teyzesine eşlik ederek onu teselli etmektir. Tatilde Florentine'in başına olmadık kazalar gelir. Deniz kestanesine basar, yeni edindiği kız arkadaşıyla gece bindiği botla denize açılır, dalış dersleri sırasında boğulma tehlikesi geçirir... Isa, bir yandan kendi yaşıtlarıyla birlikte eğlenmeye çalışırken, bir yandan teyzesine dadılık yapar. Karışık bir haftadır, olaylar gerekli gereksiz üst üste yığılır ve sonunda dönüş zamanı gelir...

Gizli Melek Kuba, Dyan Sheldon
Türkçesi Mine Kazmaoğlu, Günışığı Kitaplığı, 1. Basım 2002, Okuma Yaşı 8-13

Elmo'nun annesi, Yeşiller grubunun aktif üyesidir; babasının işi ise fıskıye yapmaktır. Elmo, anne ve babasının yaptığı bu gülünç işlerden utanç duymaktadır. Okulda arkadaşları, hem annesinin saçmalıkları, hem de Elmo'nun ufak tefek ve gözlüklü oluşuyla alay ederler. Elmo'nun hiç arkadaşı yoktur. O, komşuları Bamber ailesinin çocuğu olmayı düşler hep. Kendi ailesinin aksine, çok düzenli ve "normal" insanlar olan Bamber ailesi çok da zengindir. Bay Bamber yaptığı her işte başarılı olur; hem de Elmo'nun annesinin karşı çıkışlarına rağmen! Bay Bamber, parkı yıkıp yeni bir inşaat mı yapacak? Ormanlık alana yeni bir alış veriş merkezi mi dikecek? Elmo'nun annesi ve onun gibi saçma sapan işlerle uğraşan arkadaşları, Bay Bamber'in karşısına dikilirler. Elmo, pes etmeyen ve durmadan huzursuzluk çıkaran annesinin yaptıklarından çok utanır. Bu nedenle, ailesiyle fazla ilişki kurmadan, zamanını genellikle tek başına geçirir. Derken bir gün... Gazetelerden Bamber ailesinin erkek bir evlat edindiğini öğrenir. Güney Afrika'dan gelecek olan çocukla arkadaş olmayı hayal eder. Ama işler umduğu gibi çıkmaz. Bir kere Güney Afrikalı çocuk, erkek değil, bir kızdır. Elmo onunla arkadaş olmak bir yana, konuşmak bile istemez. Ama Kuba adlı kız, Elmo'nun düşmanca tavrına aldırmaz. Onun bir görevi vardır; bunu Elmo'ya anlatır. Elmo inanmamakta diretse de, garip davranışları, Kuba'nın söylediklerinin doğru olduğunu kanıtlamaktadır. Kuba, gizli bir melektir. Elmo'nun annesine yardım etmek için gelmiştir. Ama olaylara kendisinin karışması doğru olmadığından, o yalnızca bir seyirci olarak kalacaktır. Bütün işleri yapacak olan, Elmo'dur... Kuba ona yalnızca yön verebilir ve yapacaklarını gösterebilir. Yapılacak olan iş ise, Bay Bamber'in yapımı için Belediye Meclisine kabul ettirdiği büyük inşaat projesini durdurmaktır. Tarihi alanların, parkların ve ormanın yok olacağı bu projeyi durdurmak için toplanan on bin imza ortadan yok olmuştur. Yeşiller'in gizli bir meleğe gerçekten çok ihtiyacı vardır... Öykü, sade bir serüven içinde, aile ilişkilerini de hicvediyor. Kitabı okuyan anne ve babalar, çocuklarıyla olan iletişimlerindeki doğru ve yalnışları gözden geçirip, olayları çocukların bakış açısıyla görebilmeye başardıklarını farkedecekler. Öykü, çevrenin korunmasıyla hiç ilgilenmeyen bir çocuğun, işin içine katıldığında gerçekleri görebileceğini de vurgularken, insanların birbirine önyargılı davranmalarının gerçekleri nasıl da örtebildiğinin iletisini de veriyor. Ve bütün bunlar, hoş bir öykü içinde yapılıyor...

*************************************************

Barış'ın Aradığı Sır, Kemal Urgenç, Çizen Kemal Urgenç, Epsilon
1. Basım 1996,Okuma Yaşı 7-10
Barış kitapta gördüğü şeklin ne olduğunu dedesine sorar. Dedesi, o şeklin, hayatın anahtarını simgelediğini söyler. Bu simge, eski Mısırlılar'ın inanışlarına aittir. Barış, hayatın anahtarını bulmak üzere yola çıkarlar. Anahtarı bulursa, hayatının daha mutlu olacağına inanır. Yolda gördüğü insanlara sorar. Sonunda ak sakallı bilge dededen, hayatın sırrına nasıl ulaşacağının ipuçlarını öğrenir. Kitabın ilginç yanı, çizgi-öykü şeklinde hazırlanması. Resimlerde kahramanlar, baloncuklar içinde konuşturuluyor. Barış'ın çizgi-öyküleri, üç kitaplık bir dizi olarak hazırlanmış.

Uzaya Giden Uçurtma, Ali Yüce
Resimleyen Nilgün Bayraktaroğlu, Bilgi
I. Basım 2002, Okuma yaşı 8+
Yedi ana başlık altında toplanan 53 şiir yer alıyor kitapta. Uzaya Giden Uçurtma, Çizgi Film, Coğrafya, Tarih, Yurt Bilgisi, Kentlerimiz ve Çevremiz, şiirlerin ana başlıkları... "Antakya'da/ Asi kıyısında şimdi/ Kızlar çiçek suluyor/ Yel estikçe çiçekler kız/ Kızlar çiçek oluyor/ Ben bu şiiri yazarken/ Kalemime kuşlar konuyor." "Okullu" adlı şiirden "Çocuk okula gidecek/ Öperek uyandır onu/ Önlüğünü giydir saçını tara/ Sütünü içir annesi/ Çantasını hazırla/ Kitaplarını koy içine/ Defterini kalemini koy/ Silgisini unutma annesi..." Görgü Tanığı" adlı şiirden "...Babamı amcalar vurdu/ Abiler öldürdü abimi ablamı/ Babam çok kitap okurmuş/ Abim yazı yazarmış duvarlara/ Beni vurmayın amcalar/ Ne okumam var ne yazmam..."

Yıldız Kardeş, Hamdullah Köseoğlu, Resimleyen Sevim Demirel
Kültür Kitap Sarayı, 1. Basım 2001, Okuma Yaşı 6-8
Ezgi'nin oyununu arkadaşları bozup durur; küçük kız, bir türlü bir arkadaş edinip onlarla birlikte oynayamaz. Hep yalnızdır. Gökyüzündeki yıldızları seyrederken, bir yıldız olmak ister. Ezgi gökyüzüne çıkamaz ama yıldız gökyüzüne, onun yanına iner. Arkadaşlık eder, söyleşirler.

Murat'ın Rüyası
J. Thomas, Resimleyen C. Busquets, Türkçesi Eray Canberk
Nurdan Yayınları, 1. Basım 2000, Okuma Yaşı 4-6
Kitabın öyküsü, hayvanları kafese kapatmaktan hoşlanan Murat'a nasıl bir ders verildiği üzerine... Murat, rüyasında hayvanlar tarafından kafese kapatıldığını görür. Uyandığında, o güne kadar hayvanlara karşı yanlış davranmış olduğunu anlar ve rüyasını arkadaşlarıyla da paylaşır.

Kızın Adı Candan
Nevra Bucak, Özyürek Yayınevi
I. Basım 2002, Okuma Yaşı 8-12
İlk basımını yıllar önce Cem Yayınları'nda yapan kitabın bu yeni basımında, ilk basım tarihi 2002 olarak belirtilmiş; biz de kayda böyle almak zorunda kaldık. Candan on iki yaşındadır. Ailesiyle birlikte yaz tatilini Burgaz Adası'nda kiraladıkları evde geçirmektedir. Adada, çamlığa doğru çıkan ıssız yolda eski bir ev görür ve karşı konmaz bir istekle, evin çanını çalar. Evde, Candan'ı çeken gizemli bir şeyler vardır sanki. Daha ilk sayfalardan okuru serüvenin içine çeken öyküde, heyecan öğesi başarıyla kullanılmış. Candan, Serap adlı bir kızla arkadaş olur. Serap, o evde bir cadının oturduğundan, evdeki cüce heykelleri geceleri canlandığından söz eder. Evle ilgili duyduğu korkunç söylentilere ve annesinin de yasaklamasına rağmen, merakını yenemeyen Candan, eve gitmeyi ve çanı çalmayı sürdürdüğü gibi, bahçesine de girer. Orada, Serap'ın geceleri canlandığını söylediği cüce heykelleri görür. Üstelik gerçekten de evde canlı cüceler dolaşmaktadır... Derken, evin gizemli sahibesi Aslı Hanım'la tanışır. Aslı Hanım, gerilim romanları yazan bir yazardır. Candan, evin güzel sahibi çok sever. Annesinin, özellikle de adaya ziyaretlerine gelen amcasının, Aslı Hanım'a karşı neden garip davrandıklarını ve eve gitmesini engellemeye çalıştıklarını bir türlü anlayamaz. Zevkle okunan, sürükleyici bir öykü...

Ben Bir Kedicik Olsaydım
Oya Ferzan Günal, Resimleyen Oya Ferzan Günal
Esin Yayınevi, 1. Basım 2002, Okuma Yaşı 3-5

Küçük bir çocuğun kedi olma düşü anlatılıyor. Ya kedi olsaydı? Neler yapardı acaba? "Şimdi gözlerimi kapatıp/ Bir hayal kuracağım./ Çocuk olmak çok kolay;/ Ya ben bir kedicik olsaydım?" Küçük yaramazın kedi olma hayali, uyaklı bir anlatımla ve renkli resimlerle ulaşıyor okura. Kuşe kâğıt, özenli bir baskı...

Hırsız, Aslan veMaymun
Eyyûbi'den uyarlayan Suat Batur , Resimleyen Murat Sevinç
Altın Kitaplar, I. Basım 2002, Okuma yaşı 6-7

"Türk Fablleri Dizisi" adıyla birinci sınıf öğrencilerine uygun bir düzenleme içinde hazırlanan sekiz kitaplık bir dizinin kitabı. Dizinin öteki kitaplarının kimi Mevlânâ'dan, kimi, Güvahi'den, Şeyhi'den uyarlanmış. Bir orta oyunundan uyarlama, bir de Mecmua-i Hikâyat-tan uyarlama var. Öyküler sadeleştirilmiş, okunaklı bir yazı karakteriyle hazırlanmış. Bu kitabın kahramanı, kervancıların mallarını çalmak isteyen bir hırsız. Hırsız, gece karanlığında bekçi ile karşılaşır. Aynı anda oraya bir aslan yaklaşmıştır. Kargaşa içinde kaçarken, hırsız, aslanı tay sanıp üzerine biner ve sabaha kadar koşturur, sonunda ikisi de yorgun düşüp uyurlar. Sabah olunca hırsız, aslanı fark eder ve korkup ağaca tırmanır. Oysa aslan da ondan korkmuştur. Ardından, maymun aslana yardım etmek ister ve ağaca çıkar. Ama hırsız onu da alt eder. Aslanla maymun kaçar. Hırsız, ağaçtan inip evine gider. Bu masalın kıssadan hissesi, "insanın aklıyla en güçlüleri bile yenebileceğini gösteriyor" olarak belirtilmiş. Eh, hırsızın akıllısı, yaşadığımız ortamda en güçlü olan adaleti bile yenebiliyorsa... Ne diyelim? Doğrudur...

***********************************************************************************************

Bilmece Bildirmece
Derleyen Mehmet Kadri Sümer,Resimleyen Cavit Yaren,Bilgi Yayınevi,1. Basım 1999,Okuma Yaşı 6+

"Zihinsel bir oyun ve eğlence aracı olan bilmecelerin çözülmesi maharet, alışkanlık, bilgi ve her şeyden önce bir kabiliyet işidir. Tümceleri hatta sözcükleri çeşitli açılardan yorumlayarak sonuca ulaşmak elbette kolay bir iş değildir." Zekâsına ve yeteneğine güvenenler çıksın ortaya! İşte size bir bilmece kitabı. O sorsun, siz bulun "Bir göbekli kızım var/Kat kat çeyizi var" (lahana), "Bayan içerde/Saçı Dışarda" (mısır), "Koskocaman bir deve/Suda yüzer seve seve" (gemi), "Kanadı var kuş değil/Boynuzu var koç değil" (çekirge). "Bilmecelerin sorulmasında ya da yanıtlanmasında bir usul ve gelenek vardır. Bilmeceyi soran, karşısındakine az veya çok bir düşünme payı bırakmalıdır." Böyle deniyor öndeyişte ama okurlara azıcık bile düşünme payı bırakılmamış; bilmecenin hemen ardına yanıtı yazılıvermiş. Anlaşılan bu bulmacalar okurun düşünüp bulması için değil, başkalarına sorarak eğlenmesi için... Kitapta toplanan bilmecelerin İzmir yöresinden derlendiği belirtiliyor. "Halk yaratıcılığının ve zekâsının en güzel örneklerinden olan bilmecelerimizi, bir kültür mirası olarak dilimizde yaşatmak zorundayız."

Yıldız Sayan Ağaç
Mustafa Ruhi Şirin
İz Yayıncılık, 1. Basım 2002, Okuma Yaşı 12+

Her biri çocuğu merkeze alan 134 şiir var kitapta. "Çocuk" ve "kuş" motifleri, şiirlerin ağırlığını oluşturuyor ve "kuş" sözcüğüyle "çocuk", adeta özleşleşiyor bu şiirlerde. "Kuş", çocuksu özgürlüğün, çocuksu bakışın, çocuksu düşüncenin bir ifadesi gibi... Bu yüzden şiirlerin neredeyse hepsinde bir kuşun kanat çırptığını hissetmemek mümkün değil "...Uçmak mavi bir türkü/Kanadında gözüm var/Çocuk kalbimdeki kuş/Benim de gökyüzüm var." "...Bir resim çizeceğim/Çocuk, kuş ve at/Saklambaç oynayacak/Sobelenen kuşları/Kelebekler sayacak." Duyarlı sesleniş, okurların yüreğine kadar ulaşıyor "...Herkes öğrenebilir balık tutmayı/bana denize bakmayı öğret anne". Kuşlarla insanların benzerliği de insanı düşündürüyor "...Kuşlar da insanlara benzer/insanlar çalar kapını/iyi günde/ağlarken kuşlar da konmaz/pencerene." Bu şiirleri okuyanlar, pencereleri kuşlarla donatır mı? "...Çocukla aynaya bakmasa dünya/büyük şarkılar yazamayız çocukluğa". Ve işte, büyük şiirler yazılmış bu kez, çocukluğa...

Merve'nin de Hulalopu Var
Zeliha Akçagüner, Resimleyen Sevim Demirel
Kültür Kitap Sarayı, 1. Basım 2001, Okuma yaşı 6-8

Başlığı yanlış okumadınız, evet, gerçekten de kapakta ''hulalop'' yazıyor! İç başlıkta ise ''Merve'nin de Hulahopu Var'' diye sözcüğün doğrusu yazılmış. Tatil sitesindeki çocuklar, hulahop çevirerek eğlenirken, sitenin bitişiğindeki boş arsada yaşayan Merve, onları imrenerek seyreder. Merve'nin babası, boş arsada köftecilik yaparak geçimlerini sağlar. Yoksul aile, arsada kurdukları bir çadırda kalır. Merve, öteki çocuklar gibi hulahop çevirmeyi çok ister ama onun hulahopu yoktur; üstelik kimse onunla arkadaş olmak istemez. Merve, günlerini bir köşeden onları izleyerek geçirmektedir. Merve'nin öteki çocukların arasına nasıl girebildiğini, 20 sayfalık kısacık bir öyküden oluşan bu minik kitaptan öğrenebilirsiniz. Bazı sayfalarda satır sayısı daha fazla, bazılarında daha az. Ya dizginin özensizliğinden ya da kitabın uzatılmaya çalışılmasından ya okuru önemsememekten... Yine de bu duyarlı öykü, bu özensiz düzenlemeyi hak etmiyor.

Şarkıcı Kuşlar
Muzaffer İzgü
Resimler Cavit Yaren, Bilgi Yayınevi, 1. Basım 1998, Okuma Yaşı 7-10

Kitapta dört öykü var ''Altı Sepet Tek Bıyık'' adlı öykü, koluna taktığı sepetlerdeki meyveleri sokak sokak dolaşıp çocuklara satan yaşlı bir satıcıyı anlatıyor. Gençliğinde altı sepeti birden taşıyabilen satıcı artık yaşlanmıştır ve dört sepet taşıyabilmektedir. Ama adı hâlâ Altı Sepet Tek Bıyık'tır. Çocuklara uydurduğu masalları anlatan satıcı bir gün hastalanır... ''Sarı, Yeşil, Mor, Turuncu, Pembe Bulutlar'' adlı öyküdeki çocuğa babası yeni boya kalemleri armağan etmiştir. Boya kalemleri birbirleriyle yarışarak, kendi renklerine uygun olan desenleri kâğıda dökerler; mavi, nehri renklendirince, gri, hemen üzerine bir köprü kondurur. Kırmızı, papatyaların arasına gelincikler kondururken, mor da bir kelebek çizer. Kırmızı, evin kiremitleri olur, yeşil ağaçların yaprakları... ''Şarkıcı Kuşlar'' öyküsünde, yapılan her şeyi eleştiren bir anneanne vardır. Kimsenin aldığı mısırı beğenmeyip mısır patlatma işine de kendisi kalkışınca acaba neler olur? ''Maçı Biz Kazandık'', maç kazanınca en ciddi adamların bile ne gariplikler yaptığını anlatan bir öykü. Bu öykü, son zamanların futbol heyecanını da yansıtıyor bir bakıma...

Bıcırıkla Güzelyüz
Zeliha Akçagüner
Resimleyen Sevim Demirel, Kültür Kitap Sarayı, 1. Basım 2001, Okuma Yaşı 6-8

Kitapta üç öykü var. İlk öykü, Bıcırık adlı bir muhabbet kuşunun, Suna ile Efecan adlı iki kardeşin yaşamına katılmasıyla başlıyor. Bıcırık'ın aileye katılmasıyla birlikte, evde bir şenliktir başlar. Bıcırık pek beceriklidir, konuşmayı öğrenir. Kafesinden çıkıp evde özgürce dolaşmaya bayılır. Ama Efecan bir gün eve minik bir kedi getirince... Acaba Bıcırık'la, Güzelyüz adlı kedi geçinebilecekler mi? ''Solucanla Karınca'' öyküsü, bütün canlıların önemli olduğunu, hepsinin bir işe yaradığını ve başkalarını küçümsemememiz gerektiğini öğretiyor. ''Üvey Elim'' adlı son öykü ise, dikkate değer bir konuyu ele alıyor. Sol elini kullanan bir çocuğa, anne ve babası, bebekliğinden beri sağ elini kullanması için baskı yapması doğru mudur? Bu baskı, çocuğun sol elindeki becerilerini sağ eline aktarmaya yarayabilir mi? Sağ elini kullanmayı başarsa da, çocuğun duyguları ne olur? Öykü, bu konuyu başarıyla işliyor.

Lütfen bize yazın: admin@vitrindekikitaplar.com

 

Çocuk Kitapları

A