Ana Sayfa

Çocuk Kitapları
ESKİ SAYILAR: 32 33

Göl Kıyısında, Gülten Karlı
Resimleyen Serdar Çetin, Özgür Yayınları, 1. Basım 2002, Okuma Yaşı 8-12

"Uzun Kuyruk" adlı bir fare, annesi ve kardeşleriyle birlikte göl kıyısındaki yuvalarında yaşar. Öyküyü anlatan da odur... Önce ailesini ve çevreyi tanıtan Uzun Kuyruk, bütün orman hayvanlarının bir araya gelip sonbaharı kutlamalarının ardından, ailesiyle birlikte kış uykusuna yatacaktır. Ama o da kardeşleri gibi kışı çok merak etmektedir. Kış kimdir, nedir? Nasıl gelecektir? Uzun Kuyruk ve ailesi sonunda kış uykusuna yatarlar. Ama Uzun Kuyruk'u uyku tutmaz. Pencereden bir de bakar ki, ne görsün! Her taraf bembeyazdır. Sonbahar şenliğinin ardından, kışı merak edip göçe katılmayan leylek ve kırlangıç, karlarda oyun oynamaktadır. Uzun Kuyruk da kış korkusunu yenip dışarıya çıkmaya ve onların oyunlarına katılmaya karar verir. Leylek, kırlangıç ve farenin başına neler gelir dersiniz?

Taşbaltalar ve Piramitler, Christer Öhman-Jens Ahlbom-Anders Nyberg
Resimleyen Jens Ahlbom-Anders Nyberg, Türkçesi Murat Özsoy-Vahide Yılmaz-Hasan Özkan
Kırmızıkalem Yayınları , 1. Basım 2002, Okuma Yaşı 8+

"Tarih mi? Nefret ederim!" Bu sözleri çok duyduk -çok da söyledik!.. Tarih dersinde okutulan kitapları hatırlarsanız, tarihin neden pek de sevilmeyen bir ders olduğunu da hatırlamanız mümkün. Çocuklara Dünya Tarihi nasıl anlatılabilir? Canlarını sıkmadan, dikkatlerini dağıtmadan; üstelik zevkle? Hayal gibi gelebilir ama tarihi sıkıcılıktan kurtaracak yöntemler gelişti. "Tarih ne rakamlar ne ünlülerin hayatlarından ibarettir. Tarihin anlattığı öykü bizim öykümüzdür. İyi ve güzel, kötü ve acı yanlarıyla yalnızca biz insanlara ait bir öykü." İşte böyle düşünenler, "Çocuklar İçin Dünya Tarihi" başlığıyla, altı ciltten oluşan Dünya Tarihi ansiklopedileri hazırlamışlar. Zaman yolculuğuna hazır mısınız? Bu ansiklopediler, geçmişe yapacağınız yolculuğu ilginç kılabilir. "Tarihi neden bilmek zorundayım ki?" diye soranlara kitapların kendisi yanıt veriyor "Biz bu yolculukta kendimize rastlarız ve geçmişin nasıl bir şey olduğunu öğrenerek gelecek yolculuğumuzun nasıl olacağına karar veririz." Yalnızca geçmişe değil, geleceğe de yolculuğun kapısını aralayan bu ansiklopedilerin başlıkları şöyle Taşbaltalar ve Piramitler, Şehirler ve Efsaneler, Azizler ve Şövalyeler, Krallar ve Kâşifler, Devrimler ve Buhar Makinesi, Savaşlar ve Bilgisayar. Konuların nasıl işlendiğini ve dilini merak ediyorsanız, kısa bir pasaj alalım buraya. "Piramitler" konusunun başlangıcı şöyle "Nil taştığında çiftçiler tarlalarda çalışmıyordu. Siz, onların bu sürede dinlendiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü çiftçiler, Nil'in taştığı zamanlarda büyük piramidin yapımında çalışmak zorundaydılar. Piramit yapmak, o kadar kolay bir iş değil. Her şeyden önce, çölün ortasında sağlam bir zemin bulunması gerekiyor. Sonra kireç taşları aranıyordu. Kayalardan kocaman dörtgen parçalar kesiliyor, büyük sallarla Nil'de taşınıyor, sonra da nehirden alınıp piramidin yapılacağı yere kadar getiriliyordu."

Bulutlar Ülkesi, Nazire Kutsal
Resimleyen Nilüfer Dericioğlu, Epsilon, 1. Basım Belirtilmemiş, Okuma Yaşı 5-7

Serra, güneşli bir günde gökyüzünü izlerken, bulutların değişik biçimlere girdiğini görür; şekilleri hayvanlara benzetir. Derken, buluttan kuşların kanatlarına takılmak, atlara binmek, bulutlardan saraylar, evler yapmak ister. Bu dileğini söylediğinde, karşısına bir peri çıkar ve onu bulutların üzerine uçurur. Birlikte Bulutlar İlkesi'ne giderler. Serra, çok güzel bir gün geçirir. Bu serüveni annesine anlatmak için sabırsızlanır. Peki ama, acaba bu serüveni gerçekten yaşamış mıdır?

Uçaklar, Müren Beykan
Resimleyen Ahmet Beykan, Günışığı Kitaplığı, 1. Basım 2002, Okuma Yaşı 5-7

"Okumalı Boyama" kitaplarının sekizincisi... Çocuklar, uçaklar ve uçma eylemiyle ilgili resimleri boyarken, bir yandan aynı konuyla ilgili bilgileri dinleyerek, öğrendiklerini pekiştirecekler. Bu boyama kitabında uçma eylemi, "tarihsel süreç" içinde ele alınmış. Tarihteki ilk uçuş denemelerini, balonlar izliyor. Balonların nasıl uçtuğu, ağzımızda şişirdiğimiz sakızın balonuyla karşılaştırılarak anlatılıyor. Ardından "çift kanatlı" diye bilinen ilk uçak yapılıyor. Planörler, helikopterler derken, uzay araçlarına kadar uzanıveriyoruz. Sayfa aralarında karşımıza çıkan süpürge üzerinde cadı, uzaylılar, Batman ve Süpermen de hayal gücünü harekete geçiren öğeler...

Kardelen, Aysel Gürmen

Resimleyen Mustafa Delioğlu, Uçanbalık Yayınları , 1. Basım 2002, Okuma Yaşı 5-8

Tipik bir Yörük köyünü ve Anadolu'nun doğasını yansıtan bir öykü... Kışın müjdecisi kardelenler, Anadolu'nun yitirdiğimiz değerlerinden biridir yalnızca. Doğduğunda Kardelen adı verilen Yörük kızı, adını taşıdığı bu güzel çiçekleri görebilecek mi dersiniz? Olağanüstü resimleri, kır yaşamını yansıtan otantik öyküsü, kâğıt ve baskı kalitesiyle sıra dışı bir kitap.

Üç Kırmızı Böğürtlen, Atilla Damar
Resimleyen Serdar Çetin, Özgür Yayınları, 1. Basım 2002, Okuma Yaşı 8-12

Kitaptaki dört öykünün dördü de hani şu eski "Türk filmi" imajını destekler türden. İlk öykü, Kenan adlı bir çocukla sınıf arkadaşı Tayfun'un anlaşmazlığıyla başlayıp, "film gibi" sona eriyor. Kenan, Tayfun'un sapanıyla bir kuş öldürür. Kuşun yavruları da vardır. Durumu babasına söyleyince, birlikte her gün yavru kuşları beslemeye başlarlar. Ardından baba iş seyahatine çıkar ve tren kazasında ölür. Kenan'ın bundan sonraki durumu, aslında psikiyatr uzmanlarının ilgilenmesi gereken bir durumdur. Üst üste gelen sıra dışı rastlantılardan ve gerçek dışı olayların sonunda -rüya gibi, yavru kuşların dönüp çocuğa böğürtlen getirmeleri gibi- öykü sona erer. İkinci öyküdeki çocuk ise, hem annesini hem babasını kaybetmiştir. Yatacak yeri ve parası yoktur. Bir bakkal dükkânında çıraklık yaparken, bir sabah sahilde bir kadın görür. Kadının çocuğu denizde kaybolmuştur. Her anneler gününde sahile gelip oğlunun dönmesini bekler. Mustafa kadına armağan olarak bahçeden gül koparmaya kalkınca, bahçe sahibi tarafından yakalanır. Bahçe sahibine, gülleri annesi için kopardığını söyler. Adam Mustafa'ya inanmaz ve gülleri annesi için koparttığından emin olmak için onunla birlikte sahile gelir. İyi bir Türk filmi izleyicisi, öykülerin genel kurgusuna kapılıp, adamla kadının evleneceklerini ve Mustafa'yı evlat edineceklerini düşünebilir. Bu öyküde ise kadınla adam evlenmez. Ama kadın çocuğu evlat edinir. O da şöyle olur Çiçekleri verip dönerken Mustafa düşüp bayılır. Ayıldığında kendisini kadının evinde bulur. Meğer baygınken, bütün hayat hikâyesini kadına anlatmıştır. Kadın da onun öksüz olduğunu anlayınca evlat edinmek istemiştir. Yani konuşmadan, baygınken her şey kendiliğinden hallolmuştur. Üçüncü öyküde ise, bir kadın cami avlusuna bebeğini bırakıp kaçar. Onu gören küçük kız hemen peşinden koşar. Kendisinin de aynı caminin avlusuna bırakıldığını ve onu başka bir ailenin büyüttüğünü anlatır. Bu yüzden gerçek annesini hiç sevmediğini söyler. Eğer bebeği cami avlusunda bırakırsa, o da annesini sevmeyecektir. Kadın bu sözler karşısında bebeğini terk etmekten vazgeçer. Son öyküde de sakat bir çocuk vardır. Ona meydan okuyan sınıf arkadaşıyla koşu yarışına girer. Koşu sırasında düşüp bayılır. Bunun üzerine, ona düşman olan çocuk birden değişir ve arkadaş olurlar. Öyküler, neden ve sonuç ilişkileri açısından son derece zayıf. Rastlantılar çok fazla. Öyküdeki tipler, günlük konuşma dilini kullanmayıp, daha çok tiradı andıran duygusal söylevler veriyorlar. "Delicesi", "demdeğişik", "duygu komasına girmek", "denizin taa içlerine bakmak" gibi sözcük ve anlatımlar okuru kitabın "taa dışına" sürüklüyor... Kitaptan bir cümle "Tuvalet masası üzerinden kolonya şişesini aldı, kollarına ve alnına bolca döktü annesinin." Küçük bir çocuk, annesinin alnına böyle bolca kolonya dökerse eğer, kolonya, baygın annenin gözüne girmez mi? Anne hastahanelik olmaz mı? Ama bu öyküler, gerçeği izlemek yerine, olması istendiği şekliyle anlatılmış; o şekilde de algılanmalı. Resimlerine gelince... Mümkün olsa da, 15. sayfadaki küçük çocuğun resmini buraya koyabilsek; böylece sizler de küçücük bir çocuğun, nasıl otuz yaşlarında kalın enseli bir adam tipiyle çizildiğini görüp şaşırabilseniz...

Taşi ve Koku Bombası, Anna Fienberg ve Barbara Fienberg
Resimleyen Kim Gamble, Türkçesi Müren Beykan, Günışığı Kitaplığı, 1. Basım 2002, Okuma Yaşı 7-9

Taşi dizisinin sekiz kitabı var. Her kitapta bir ya da iki ilginç öykü çocukları bekliyor. Öykülerde, çocukların hem korktuğu hem sevdiği tipler olan devler, hayaletler, şeytanlar, ejderhalar, Taşi'nin basit çözümleriyle alt ediliyor. Bu kitapta, Taşi'nin iki öyküsü var. İlk öykü, Taşi'nin Dev Çintu'nun sarayına gidip köyünü, Çintu'nun kardeşi Yegâne Kardeş'ten nasıl kurtaracağını bulması gerekir. Çükü Yegâne Kardeş, önüne gelen her şeyi yiyip, köyde ne varsa ne yoksa silip süpürmektedir. Ama Çintu, onun yegâne kardeşi olduğunu söyleyip, sarayında oturmasını istemektedir. Taşi bu sorunu nasıl çözecek dersiniz? "Fareli Köyün Kavalcısı"nı anımsatan ikinci öyküde, köyü basan çekirgeleri kavalıyla kaçıran ilginç bir yabancı çıkar ortaya. Yabancı, yaptığı işe karşılık kendisine vaat edilen parayı alamayınca, gece yarısı kavalını çalarak köyün bütün çocuklarını toplar. Çocuklar, yabancının sihirli kavalının peşinde uçuruma doğru yol alırlar. Bu öyküde de Taşi, onları kurtarmanın yolunu bulacaktır. Ama Taşi, bu olayda haklı ile haksızı ayırmanın güçlüğünü de kavramıştır. Ya okurlar?

Taşi ve Devler, Anna Fienberg ve Barbara Fienberg

Resimleyen Kim Gamble, Türkçesi Sedef Örsel, Günışığı Kitaplığı, 1. Basım 2002, Okuma Yaşı 7-9

Astım-Kestim-Ağa'nın ülkesinden gelen Taşi, Cek ile arkadaş olur ve her gün ona öyküler anlatır. Öyküleri bazen Taşi'nin ağzından, bazen de Cek, anne ve babasına iletirken öğreniyoruz. Bu minik öyküler, Taşi'nin bir devi yenmesi, ejderhayı yok etmesi, şeytana dersini vermesi gibi, ilgi çekici kahramanlarla dolu öyküler. Taşi öyle çok büyük kahramanlıklara kalkışmıyor, ama küçük işlerle istediği sonuca ulaşıyor. Koca dev Çinto köye gelip Taşi'yi ona vermelerini ister. Bunun üzerine Taşı, devin şatosuna doğru yola koyulur. İçeriye girince, kafeste başka bir dev bulur. Kimdir bu dev dersiniz? Çinto'nun eşi... Mantının nasıl yapıldığına dair kocasıyla tartıştığı için, Çinto onu kafese kapatmıştır. Taşi ile Çinto'nun eşi işbirliği yaparlar ve... Sonra ne mi olur? Okuyun, Ceki anlatsın size..

Eğlenceli Matematik, Serhan Büyükkeçeci, Resimleyen Cem Kızıltuğ
Timaş Yayınları, 1. Basım 2002, Okuma Yaşı 12+

Matematik düşkünlerinin bir solukta yalayıp yutacakları, matematikten korkanların ise ilginç oyunlar ve bulmacalarla ilgisini çekecek bir kitap. "Kitabın sonuna geldiğinizde matematiğin hiç de korkutucu ve zor olmadığını, aksine matematik bilmenin size diğer insanların yanında itibar ve farklılık kattığını göreceksiniz. Matematikle oyun oynayabileceğinizi, insanları şaşırtabileceğinizi, kısacası eğlenebileceğinizi anlayacaksınız." Bu kitap sihirli mi yoksa? Matematik gerçekten eğlenceli olabilir mi? Asal Sayılar ve Pascal Üçgeni ile başlayan konular, matematikle ilgili akla gelebilecek her konuya değiniyor; oyunlar, bulmacalarla matematiği çekici bir hale getirmeyi başarıyor. Kitabın sonuna bir de "Matematik Sözlüğü" eklenmiş. Terimlerin Türkçe ve İngilizce karşılıklarını bulabileceğiniz bu sözlük, kitabı okurken çok işinize yarayacak. Kitapta, matematiğin sanat olduğu söyleniyor. Ne dersiniz?

Taşi ve Dans Eden Pabuçlar, Anna Fienberg ve Barbara Fienberg
Resimleyen Kim Gamble, Türkçesi Müren Beykan, Günışığı Kitaplığı, 1. Basım 2002, Okuma Yaşı 7-9

Taşi, arkadaşı Cek'in amcası ile tanışmak üzere, öğle yemeğine davetlidir. Yemek sırasında, Co Amca'ya iki ilginç öykü anlatır. İlk öyküde, Taşı'nin açgözlü amcası Tiki Pu da vardır. Taşi, falcı Gelecek Gören'in sözünü ettiği Dans Eden Pabuçlar'ın sayesinde kaybolan kuzeni Lotus Çiçeği'ni bulur. Açgözlü amcanın başına gelenler mi? Bunu, öyküyü okuyanlar öğrenecek... Taşi, yemek sırasında Cek'in ailesine anlattığı ikinci öyküde, yine falcı Gelecek Gören'in kehanetinden söz eder. Bu kez falcı, yıldız haritasından Taşi'nin geleceğine bakmıştır ama ne yazık ki, haritada, Taşi'nin tam on yaşında öleceği yazmaktadır. İstelik iki gün sonra, Taşi'nin doğum günüdür... Taşi'nin komik öyküleri zevkle okunuyor. Kitabın siyah beyez resimlemesi, öykülerin ruhuna son derece uygun.

Elma Kelebeği, Handan Derya

Resimleyen Ayşe İnan, Kök Yayıncılık, 1. Basım 2002, Okuma Yaşı 5-7

"Pembe, tombul gövdeli, siyah başlı bir kurtçuktu. Derin uykusundan, gün ışığının yuvasına sızan aydınlığıyla uyandı." İşte bu tombul kurtçuğun kelebeğe dönüşmesinin öyküsü... Kurtçuk, yaşamak için lezzetli bir elmaya delik açıp içine yerleşir. Ama hayat bu kadar kolay değildir. Çeşitli tehlikelere göğüs germek zorundadır. Derken bir gün yorgun düşer ve kozasını örüp içinde dinlenmeye çekilir. Kurtçuğun pastel tonlarda başlayan yaşamı, son sayfada kelebeğe dönüştüğünde, canlı renklere bürünüyor. Öykü ile resimler, hem renkleri hem grafiği açısından birbiriyle uyum içinde.

ESKİ SAYILAR: 32 33

Lütfen bize yazın: admin@vitrindekikitaplar.com