| Kelile ve Dimne Beydeba, Hazırlayan
Şeref Yılmaz, Papatya Yayınları, 2002, 215
Sayfa
(10 +)
Başımıza
gökten üç elma düşmeyeli ne kadar zaman oldu
dersiniz? Peki ya Zümrüdüanka kuşunun
kanatlarında Kaf Dağı'na uçmayalı?
Çevremizde dinleyecek masal çok ama bunlar
gibisi yok! Bu masallar yüzyıllardır
iyilikseverliği, dürüstlüğü, adaleti,
bilginin önemini bıkmadan usanmadan anlatıp
duruyor insanlara.
Doğu
Klasiklerinin temel kitaplarından biri olan
Kelile ve Dimne MS 3 yy'da bir Hint bilgesi
tarafından yazılmış. 6. yy'da Farsça'ya
çevrilmesiyle beraber yavaş yavaş dünyaya
yayılmaya başlayan kitap Türkçe'ye ilk kez
1360 yılında çevrilmiş. Daha sonraları Ahmet
Mithat Efendi'nin çabalarıyla halkın
anlayacağı sade bir dile kavuşan bu hayvan
masalları, unutulmadan ve kaybolmadan dilden
dile sekerek Papatya Yayınları'nın kapısına
kadar dayanmış. Şeref Yılmaz da bilgisayar ve
internetin büyüsüne kapılan günümüz
çocuklarını tekrar masalların o büyülü
dünyasına çekebilmek amacıyla yeniden
derleyip toplamış Kelile ve Dimne'yi...
Masallardan
önceki iki bölüm Büyük İskender'in
Hindistan Seferine ve Beydeba'nın Debşelim'e
öğütlerine ayrılmış. Sefer'den sonra
İskender tarafından başa getirilen
hükümdarın halk tarafından nasıl tahttan
indirildiği ve yerine Debşelim'in getirildiği;
Debşelim'in zamanla şımarıp halkını nasıl
küçümsediği; Bilge Beydeba'nın Debşelim'i
bu yoldan vazgeçirmek için onu adalete nasıl
davet ettiği ve zindana atıldıktan sonrasında
neler yaşadığı masalsı bir anlatımla
açıklanıyor. Sonraki masallarsa Binbir Gece
Masalları gibi birbirinin içine geçmiş masal
dizisiyle birbirine bağlanıyor. Kitapta 15
bölüm ve 41 masal var. Debşelim'in daha sonra
hatasını anlayıp Beydeba'yı affetmesiyle ve
ondan hükümdarların yanlışlarını anlatan
bir kitap yazmasını istemesiyle başlayan
Kelile ve Dimne'nin yolculuğu ilerliyor. 'Tarla
Kuşu ile Fil, Kurnaz ile Budala, Bit ve Pire,
Güvercin, Demir Yiyen Fare, İki Balık, Martı
ile Deniz Perisi' masallardan bir kaçı.
La Fontaine'nin
fabllarından Nasrettin Hoca'nın fıkralarına
kadar daha bir çok eserde etkilerini gösteren
Beydeba'nın dileği gerçekleşmiş. Neymiş bu
dileği dersiniz? Dinleyin... Debşelim bir gün
hatasını anlayıp Beydeba'yı zindandan
çıkarttırmış. Ona halkı aydınlatacak
masallarını yazabilmesi için bir sene süre
tanımış. Masallar sonunda tamamlanmış.
Masalları çok beğenen Debşelim Beydeba'ya
'Dile benden ne dilersen demiş'. Debşelim 'Ey
yüce hükümdar' demiş. 'Senden herhangi bir
maddi beklentim yoktur. Yalnız bir isteğim var
Senden önceki eserlerin korunduğu gibi, bu
eserin de titizlikle korunmasını istiyorum'...
Dileği yerine getirilmiş. Kitap hükümdarın
hazine sandığında saklanmış, yıllardır
söylenegelen bu masallar böylelikle hiç
unutulmamış, kaybolmamış. Farklı farklı
dillerde ve kültürlerde yaşamaya devam
etmiş...
Sorunları,
yolsuzlukları, anlaşmazlıkları ve
haksızlıkları hayvanlar üzerinden anlatan
Beydeba, masallarında bilgelik yapmaktan,
dinleyenlere öğüt vermekten kaçınmıyor.
Bakın canını korumak için kavga etmekten
çekinmeyeceğini söyleyen Şetrebe'ye ne demiş
Dimne 'Başka çareler bulunduğu halde kendini
tehlikeye atmak akıllıca bir davranış
değildir. Akıllı kişi, kavgayı son çare
olarak düşünür. Düşmanı zayıf görüp
onunla kavgaya tutuşmak seni yanıltabilir.
Akıllı insan, düşmanı zayıf bile olsa ona
karşı ne demek, yapmak gerektiğini düşünen
kimsedir. Eğer düşmanın zayıflığına
aldanır da onu hor görürsen, martı kuşu
yüzünden deniz perisinin başına gelen senin
de başına gelir' (S.61).
Konuşan hayvanlar
çocukları genellikle eğlendirir. Ama Kelile ve
Dimne çocuklara akıl hocası gibi okunur ve
okutturulursa can sıkıcı bir kitap olabilir.
Kurtta, aslanda, farede, filde hangi insanı
görebilir çocuklar? Ya da anlatılan olayları
hangi tarihi ya da güncel konuyla
ilişkilendirip ondan dersler çıkarabilir
dersiniz?... Bırakalım çocuklar büyüyünce
anlasın Beydeba'nın ne demek istediğini,
şimdi sadece masal dünyasının o gizemli
dünyasında gönüllerince dolaşsınlar,
gökten başlarına düşen elmaları toplayıp,
Zümrüdüanka'nın kanatlarında Kaf Dağı'na
uçsunlar.
Rüya
Dansçısı
Brigitte Blobel,
çev. Zeynep Zuhal Göçmen, Epsilon Gençlik
Kulübü, 2002, 141s.
(14+)
Sarah hayalleri
olan genç bir kız. Grazia da. İkisi de dansa
bayılıyor. Hamburg Devlet Opera'sında
sunulacak büyük gösteriye seçilmiş olmanın
heyecanı içinde bulutlarda geziyorlar. Kostüm
provasına giden Sarah ve Grazia rengarenk
tüllerin içinde dolaşırken kendilerinden
geçip, ilerde baş balerin olmanın hayalini
kuruyorlar ilk kez ayak bastıkları kuliste...
Gelenek üzerine
her yıl Gala Gecesi gösterisine 3. sınıf
akademi öğrencilerinden iki kişi de
alınmaktadır. Sarah ve Grazia bu gösteriye
seçilmiş olmanın sevincinin yanı sıra
aslında sahne korkusu yüzünden de oldukça
gergin günler geçirmektedir. Yoğun provalar,
okuldaki sınavlar, ödevler derken büyük gün
gittikçe yaklaşmaktadır. Akademi uluslararası
üne sahip yatılı ve oldukça da sıkı bir
disiplinle yönetilen okuldur. Diğer yetenekli
öğrencilere de fırsat verebilmek için
başarısız olan öğrencilerin okulla ilişiği
hemen kesilmektedir.
Ancak işler Sarah
ve Grazia'nın hayal ettiği gibi gitmez. Grazia
son zamanlarda artık kendini ne okul derslerine
ne de provalara verebilmekte, dalgın dalgın
ortalıkta dolaşıp durmaktadır. Sarah ile
aynı odayı paylaşan Grazia geceleri de gizlice
dışarı kaçmaya başlar, okul derslerine ve
provalara geç kalarak yönetimden sık sık
uyarı alır. Sarah da arkadaşı yüzünde zor
durumlarda kalır. Grazia'nın yaz tatilinde
beraber olduğu erkek arkadaşı Allesssandro'nun
İtalya'dan Hamburg'a gelmesi yüzünden Grazia
kendini kötü hissetmektedir. Allesssandro
Grazia'yaya okulu bırakması ve onunla birlikte
İtalya'ya dönmesi için baskı yapmakta, yazın
yaşadıklarını Grazia'nın ailesine anlatmakla
onu tehdit etmektedir. Oysa çaresizlik içindeki
Grazia iyi bir dansçı olmak istemekte,
Allesssandro'yu sevmediğini söylemesine rağmen
onu bir türlü buna inandıramamaktadır.
Allesssandro kaba ve anlayışsız tavırları
ile Grazia'yı zor durumda bırakır. Grazia ne
yapacak dersiniz? Büyük gösteride rol
alabilecek mi? Sarah ile arasındaki
anlaşmazlık çözülebilecek mi? Allesssandro
ile ilişkisi nasıl olacak?... Sadece
Grazia'yaya neler olacağını değil, akademi
yaşamının nasıl olduğunu, yurtta kalan
kızların problemlerini, balerinlerin hangi
şartlarda çalışıp neler hissettiklerini,
kıskançlıklarını, öğretmenlerin sanata ve
sanatçılara nasıl yaklaştığını da Rüya
Dansçısı'nda bulacaksınız...
Kısacası, Rüya
Dansçısı, ergenin sosyal korkularının yanı
sıra kendisiyle ilgili olan korku, endişe ve
çelişkilerini de anlatan bir kitap. Bu anlamda,
Sarah ve Grazia, ergenin kendini ve çevresini
sorgulamasına, anlamasına ve çözüme
ulaşmasına yardımcı olabilir. Eğitim
sistemini eleştiren, yurt ve okuldaki disiplini
sanat, beden ve ruh eğitimi olarak nedenlendiren
Rüya Dansçısı, isyankâr ve sabırsız ergene
harekete geçmeden önce belki bir kez daha
düşünmesi için bir fırsat verebilir...
'Zaten yurttaki
öğrencilerin hemen hepsi dünyanın çeşitli
ülkelerinden gelmişlerdi, ortak dilleri
İngilizceydi. Pek azı Almanca biliyordu.
Sarah'ın yanından hiç ayırmadığı,
Almancadan İngilizceye ve Almancadan
İtalyancaya iki küçük sözlüğü vardı.
Grazia, çok iyi Almanca konuşmasına karşın
bazı sözcükleri hatırlamakta zorlanıyordu.'
(S.7)... Kitabı okuyan herkesin İngilizce ve
İtalyanca bildiği varsayılarak bazı
konuşmaların çeviri yapma gereği
duyulmaksızın -kurgu gerektirmediği halde-
İngilizce ve İtalyanca olarak ifade edilmesi
Sihirli Değnek'e iş çıkartıyor. Sihirli
Değnek, gençlerin yukarıda verilen bilgi
ışığında, kimin kiminle hangi dili
konuşabileceğini düşünecek kadar akıllı
olduklarını biliyor ve kitaptaki bütün
İngilizce ve İtalyanca cümlelere dokunarak
hepsini Türkçeye çevirmek istiyor! Sihirli
Değnek işe başlamışken, bölüm aralarını
ayırmak için kullanılan 'bale ayakkabısı'
deseninin yanlış yerleştirilmesinden dolayı
yarım kalan cümleleri de tamamlayıveriyor!...
Ay
Avcısı
Derleyen Cemal
Türkmen, Artım Yayınları (Seçme Dünya
Masalları), 2002, 16 Sayfa, Resimleyen Soner
Girgin
(7-9 Yaş)
Hiç Ay'ı
yakalayıp top gibi yuvarlamayı, evinize getirip
lamba gibi tavana asarak aydınlanmayı
düşündünüz mü? Moki bunu düşünüyor. Bir
eskimo olan Moki köy halkına yardım etmek,
kandillerinin yağı bitse de hep aydınlıkta
olabilmek için Ay'ı yakalamak istiyor. Sizce
bunu başarabilir mi dersiniz?
Bir İzlanda
masalından derlenen Ay Avcısı, Artım
Yayınlarının Ege Can Okuma Sandığından
çıkan dünya masallarından yalnızca biri.
Macar masallarından Buğday Tanesi, Kedicik ve
Ördekçik; İngiliz masallarından Minik Serçe,
Yuva Değiştirmece, Ayı Yavrusu; Polonya
masalından Rüzgar Horozu; Alman masalından
Çalar Saat; Çin masalından Guguk Kuşu ve bir
Afrika masalından da İnatçı Küçük Fil
derlenmiş, okumanın keyfine yeni varmış
çocukların beğenisine sunulmuş. Şirin
resimleri ve iri puntolarıyla, öğrencilere
hızlı, doğru ve anlayarak okuma becerisi
kazandırabilecek, onlara okuma zevkini
tattırmanın yanı sıra onların sözcük
dağarcıklarını da zenginleştirebilecek bir
set Seçme Dünya Masalları...
|