----------------------------------------------------------------------------------Ana Sayfa-------------------------------------------------www.vitrindekikitaplar.com

Çocuk Kitapları

EskiSayılar: 32 33 34 35 36 37 38-39 40 41 42 43 44-45 46
ASSITEJ (Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Birliği)

Türkiye Merkezi Bildirisi

"Çocuk ve tiyatro; sevgiyle, bilgiyle yaratılması gereken iki varlık. Çocuk ve tiyatro; insanın yarınlarını, başarısını, umutlarını yeşerten, oluşturan iki sanat. Çocuk ve tiyatro; emekle, özenle, özveriyle yaratılan, büyütülen iki değer........

Çocuk için oyun vazgeçilmez bir gereksemedir. Çocukların oynamak için yaşadıklarını söylemek yanlış olmayacaktır. Bu, çocuk tiyatrosu yapanlar için önemli bir noktadır. Çocukların oyun köşeciklerine; Samanyolu Gökadası, evrendeki tüm güneşler, gezegenler, okyanuslar, dağlar, ormanlar, hayvanlar sığabilir. Onların oyunlarında canlı cansız tüm varlıklar, konuşur, ağlar, gülerler. Tüm zamanlar ve tüm uzamlar o köşecikte yaşarlar. Orada hiçbir düş yadırganmaz.

İşte bu nedenle çocuk tiyatrosunda Keloğlan astronottur, Parmak Çocuk uzayda dolaşır, Yedi Cüceler dünyayı yıldız savaşlarından korur. Kibritçi kızın kibriti tüm karanlıkları aydınlatır, üşüyenleri ısıtır, Kırmızı Şapkalı Kızın sepetindeki yiyecekler Afrika'daki aç çocukları doyurur, Kül Kedisi tüm silahları yok eder, dünyayı barış gezegenine çevirir. Deniz Kızı tüm evrende sevgiyi egemen kılar. İşte çocuk tiyatrosu yapacaklar için varsıl bir düş dünyası...

Ne mutlu o ülkeye ki, insanlarını özellikle de çocuklarını; insanı insan yapan değerlerle buluşturacak tiyatro yaratıcılarına, tiyatro eserlerine, tiyatroya giden ve çocuklarını tiyatroya götüren bir seyirci çoğunluğuna sahiptir. Böyle bir ülke olma yolunda hepimize başarılar..."

ÜLKER KÖKSAL

***

Sevgili Çocuklar,

20 Mart Dünya Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Günü'ydü, bugün (27 Mart) ise Dünya Tiyatrolar Günü. Bu iki önemli gün, tiyatroyu daha yakından tanımamız, daha çok sevmemiz ve tiyatronun önemini daha iyi kavramamız için belirlenmiş. Her iki gün de ülkemizde ve dünyanın pek çok ülkesinde çeşitli etkinliklerle kutlanıyor.

Siz çocuklar, oyunun ve oynamanın önemini zaten biliyorsunuz. Oyun bilmeyen, oyun oynamayan, oyun sevmeyen çocuk olur mu hiç. Çocuklar, oyunları, oyun oynamayı o kadar çok severler ki, yemek yemeyi bile unuturlar bazen. İşte, oyunun sanata dönüşmüş biçimlerinden biridir tiyatro. Başka türlü bir oyundur yani. Bu kez biz büyükler sizin için oynarız oyunları.

Siz çocuklara tiyatro yoluyla da ulaşmaya çalışırız. Sizlerle tiyatroda buluşuruz. Sizler için tiyatro oyunları yazar, hazırladığımız oyunlarda çeşitli görevler alırız. Düşlerinizin yer aldığı, anlayabileceğiniz, seyretmekten mutluluk duyabileceğiniz oyunlar hazırlar, heyecanla tiyatroya gelmenizi bekleriz.

Annenizden, babanızdan, ablalarınızdan, ağabeylerinizden ve öğretmenlerinizden sizi tiyatroya götürmelerini ya da okulunuza tiyatro oyunları getirmelerini isteyin sevgili çocuklar. Çikolata ister gibi isteyin bunu. Gerekirse yalancıktan ağlayın. Siz tiyatroya gelirseniz, tiyatro sahnesi sevincinden kırpıştıracak perdelerini. Sizi ısıtacak olan tatlı bir güneş yükselecek sahneden. Tiyatronun tavanı yıldızlarla dolacak. Tiyatro salonunda, binbir renkli bir gökkuşağı saracak hepinizi. Siz geldiniz diye tiyatronun koltukları mutlu mutlu gülümseyecek. Koltukların arasından çiçekler açacak. Tatlı ezgiler yükselecek salonun duvarlarından. Sizin için hazırladığımız oyun başladığında tiyatro sevincinden yerinde duramayacak. Sahnesindeki güzel oyunla birlikte gökyüzüne yükselecek. Pembe bir bulutun üstüne çıkıp uçacak sizlerle beraber. Oyun bitinceye kadar maviliklerin, rengârenk bulutların, uçan kuşların arasından uçarak dolaşacaksınız.

Oyun bittikten sonra, oyunu beğenirseniz o oyunu hazırlayan sanatçıları alkışlamayı, onlara teşekkür etmeyi unutmayın. Ama beğenmezseniz, oyunla ilgili duygu ve düşüncelerinizi çekinmeden söyleyin sevgili çocuklar. Böylece biz büyükler, sizler için daha güzel oyunlar hazırlarız.

Bugünün ve yarının seyircileri olan siz çocukların her iki günü de kutlu olsun. Yaşamınız oyunla, tiyatroyla dolsun sevgili çocuklar. Güzel oyunlarda, güzel tiyatrolarda buluşmak üzere...

HASAN ERKEK

ASSITEJ (Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Birliği) Türkiye Merkezi 2.Başkanı

Sevgili çocuklar, bir tatil sabahı kalktınız, kurs ders yok... İster ailenizle ister yalnız bir şeyler yapabilirsiniz ama ne yapabilirsiniz. İsterseniz birlikte düşünelim. Örneğin televizyonda çizgi film izleyebilirsiniz. Neden olmasın parmağınızı bile oynatmadan uzay gemilerinde uzay savaşçılarıyla dünyayı yeniden kurtarabilirsiniz. Ya da Çakmaktaş ailesi ile ilkçağlara gidebilir, sevimli dinozorlarla oyunlar oynayabilirsiniz. Bilgisayarınız varsa bilgisayar oyunları ilginç olabilir. İster yarışmalı, ister kendi becerinizi sınadığınız onlarca, yüzlerce çeşit bilgisayar oyunu sizleri bekliyor. Sinemaya da gidebilirsiniz. Hayal gücüne teknolojinin sınırsız olanaklarının sunduğu dünyada hoşça bir buçuk saat geçirebilirsiniz. Neden olmasın? Ama sevgili çocuklar şöyle bir düşünün lütfen bu seçeneklerde sizinle onlar arasında her zaman bir engel var, ne kadar yakınınızda olursa olsun elinizi uzatıp Çakmaktaş'ın elini tutabilir misiniz? Ya da uzay gemisine binebilir misiniz? Sizin yaptığınız bir eylemle o kurtarma harekâtında bir yardımınız olabilir mi? Sizden beklenen bilgisayarın ya da televizyonun karşısına oturup sadece ve sadece onlara bakmanız, seyretmeniz. Hareketsiz durmanız. Yanınızda bulunan kardeşiniz ya da arkadaşınızla bile ilgilenmemelisiniz. Sadece gözlerinizi ekrana dikip öylece durmalısınız.

Bir de şunu düşünün lütfen; evden çıktınız. Tiyatroya gittiniz. Çevrenizde sizler gibi onlarca çocuk, bilet aldınız salona girdiniz. Yerinizi aldınız. Derken oyun başladı. Sahnede canlı canlı insanlar hapşırsanız "çok yaşa" diyecek kadar yakınlar ve hatta diyebilirler. Başı dertte olan bir oyuncu sizden yardım isteyebilir, hep birlikte ona yardım edebilirsiniz. Gerektiğinde oyuna katılabilirsiniz. Ya da oturduğunuz yerde tiyatronun sihirli dünyasını yanınızdakilerle paylaşabilir, müziklerde tempo tutar, kahramanınız başardığında onu alkışlayabilirsiniz. Beğeninizi hemen dile getirerek onu mutlu edebilirsiniz. O da bunu size bir şekilde belli edecektir elbette. Ne dersiniz sevgili çocuklar tiyatroya bu güzel anları yaşamak, paylaşmak için gitmeye değmez mi... O halde ne duruyorsunuz, HAYDİ ÇOCUKLAR TİYATROYA, çabuk olun oyun başlamak üzere...

NİHAL KUYUMCU

Miğfer

Ayla Çınaroğlu, Uçanbalık Yayınları, 1996, 61 Sayfa, (8+)

İç savaş sonunda bölünerek iki ayrı ülke olmuş Alkent ve Verkent... İki ülke de halinden memnun, barış içinde yaşayıp gidiyor. Ancak bir gün Verkent'liler Alkent'lilerle savaşmak, eskiden onlara ait olan toprakları ele geçirerek daha büyük bir ülke olmak isteyiveriyor. Verkent'in askerleri savaş hazırlıklarına başlıyor... Alkent sınırında kamp kuran askerler dinlenmeye çekiliyor. Asker Kat ve Asker Kut da bir ağacın altında oturuyor. Alkent'lilere görünmek istemeyen Asker Kat ve Asker Kut, çiçek toplayan iki kardeş Şan ve Can'ın sesini duyunca telaşla oradan uzaklaşıyor. Ama ağacın altında neyi unutuyorlar dersiniz? Miğferlerini... Can ve Şan ne olduğunu anlayamadıkları bu miğferleri bulup şehirlerine götürüyorlar. Miğferleri çok seven Can ve Şan'ın annesi, onları lokantalarının vitrine süs olarak koyuyor. Asker Kat ve Asker Kut miğferlerini bulamayınca ne yapacaklar dersiniz? Alkent ve Verkent'liler arasında neler yaşanacak?

Şahane Lunapark

Ülkü Ayvaz, Cem Yayınları, 2002 (3.Basım), 88 Sayfa, Resimleyen Semih Poroy

(8+)

Bir lunapark ve sirk! Cambazlar, zincirkıranlar, hayvanlar, dönmedolap, ışık gösterisi... Her şey var anlayacağınız bu sirk meydanında. Bu eğlenceli atmosfere uymayan tek kişi, korkuyla ortalıkta dolaşan bir çocuk! Ancak, gökyüzünde ara ara beliren ışığa endişeyle bakarak ''Bu ışık çok kötü bir ışık... Çok kötü çok'' (S.41) diyen bu çocuğu kimse dinlemiyor. Çocuk, karşısına çıkan herkese ''O ışık altında ölüyor insan. Ben gördüm... Bir sürü insan yerde yatıyor orda, cansız... Önce beyaz bir ışık. Sonra bütün renkler... İner inmez... Evlerde, sokaklarda, taşıtlarda...'' (S.46), diyerek bir şeyler söylemeye çalışıyor. Ancak anlattığı şeylerin düş olduğunu sanan insanlar çocuğu ciddiye almıyor. Oysa çocuk savaş bölgesinden kaçıp lunaparka sığınmıştır, söyledikleri de gerçektir. Savaşın kötülüklerini anlatmaya çalışan bu çocuk sesini lunaparktakilere duyurabilecek mi dersiniz? 1982 TOBAV (Devlet Tiyatrosu, Opera ve Balesi Çalışanları Vakfı) Ödülü'nü alan Şahane Lunapark, Makedonya Devlet Tiyatrosu'nda da sahnelenmiş... Umarız bütün lunaparklar çocuklar için her zaman eğlenceli olur! Çocukların yüzü hep güler!

Yaşasın Barış

Hasan Erkek, Kültür Bakanlığı Yayınları Çocuk/Tiyatro, 1995, 40 Sayfa

(8+)

Koyun Ülkesi ve Buğday Ülkesi... Çobandağı'nda koyunlarını otlatan Koyun Ülkesi peynir, süt, yoğurt yapıyor, Başakovası'nda buğday yetiştiren Buğday Ülkesi de un, ekmek... Değiş tokuş yaparak geçinip giden bu iki ülke arasında bir gün bir savaş patlak veriyor. İki ülkenin insanları da savaş meydanlarında ölmeye başlıyor. İnsanlar mutsuz, yorgun, aç... Barış istiyorlar. Ama Koyun Ülkesi'nin Vezir'i, Kral'ı tahttan indirip onun yerine geçmek istiyor. Muhafızbaşı ile birlikte planlar yapan Vezir, iki ülkenin barış yapmasına engel oluyor. Ta ki Buğday Ülkesi Kralı'nın oğlu Dost Prens elinde mızıkasıyla Koyun Ülkesi'ne gelene kadar. Vezir ve Muhafızbaşı, Dost Prens'in Kral'ı görmesine ve ona Dostluk Şarkısı'nı çalmasına izin verecek mi dersiniz? Sizce Dost Prens bu savaşı durdurabilecek mi?

Yaşasın Barış, 1991'de Çankaya Belediyesi-TOBAV Çocuk Oyunu Ödülü'nü almış. l997'de de Jean-Louis Mattei tarafından Fransızcaya çevrilmiş... Barış, keşke her dilden dillense! Kim bilir belki o zaman...

Yaşayarak Öğrenme İçin Eğitici Drama

Kuramsal Temellerle Uygulama Teknikleri ve Örnekleri

Doç.Dr. Alev Önder, Epsilon Yayınları, 2001 (3.Baskı), 303 Sayfa

Bilginin testlerle ve sınavlarla ölçüldüğü günümüzde 'yaratıcılık ve özgünlüğün' eğitimimizde yeri var mı? Acaba Rousseau'nun önerdiği 'sosyal ve fiziksel çevrede yaşayarak eğitim' tekniğiyle çocukların katılımcı olmaları sağlanarak, zorlamadan ve tehdit etmeden onlara bir şeyler öğretebilmek mümkün olabilir mi? Yaşayarak Öğrenme İçin Eğitici Drama, eğitimcileri bu konu üzerinde düşünmeye çağıran bir kitap. Yaşayarak ve katılımcı eğitimin bir aracı olarak eğitici dramanın önemini anlatan; çeşitli uygulamalara ve çalışmalara yer veren kitap sekiz bölümden oluşuyor. Okul öncesi ve temel eğitim öğretmenlerine, kız meslek lisesi öğretmenlerine, öğretmen adaylarına, rehber öğretmenlere, okul yöneticilerine ve anne babalara sesleniyor. 100'den fazla uygulamaya yer veren Yaşayarak Öğrenme İçin Eğitici Drama, terimlerin ve tarihçenin yanı sıra çocuğun bilişsel süreçlerine göre sahip olduğu becerilerine de değiniyor.

Yaratıcı Bir Çocuk Geliştirme

Genç Beyinler İçin Cazip Etkinlikler ve Oyunlar

Cynthia MacGregor, Papirüs Yayınları, 1997 (2.Baskı) 119 Sayfa , Türkçeleştiren Ersin Soylu

Yaşayarak Öğrenme bakışına ek olarak, yaratıcı düşünceyi geliştirmeyi amaçlayan etkinliklere de yer veren çalışmalar ve kitaplar bulunmaktadır. Aklınızda, "Yaratıcılık her çocukta var mıdır yoksa doğuştan gelen bir özellik midir? Yaratıcılığın zekâyla bir bağlantısı var mıdır? Yaratıcı düşünce geliştirilebilen bir beceri midir?" gibi sorular varsa, cevaplarını bu kitapta kolaylıkla bulabilirsiniz

Yaratıcı Bir Çocuk Yetiştirme, yaratıcılık 'kasları'nın da aynı insan vücudundaki diğer kaslar gibi esnetip çalıştırılması gerektiğini söylüyor. Bunun da ancak eğlence ile mümkün olduğunu anlatarak yetişkinlere bunun yollarını göstermeyi amaçlıyor. Sekiz bölümden oluşan kitabın her bölümünde farklı amaçları kapsayan çok sayıda uygulamaya yer verilmiş. İlk bölüm 'Yazın' üzerine. Burada, çocukların düşüncelerini daha iyi ifade etmelerine yardımcı olacak, kelime ve harf çalışmalarından tebrik kartı yazmaya, mektuptan yap-boz öyküye, atasöz çalışmalarından reklam ve ilan çalışmalarına kadar çeşitli alanlardaki yaratıcı yazın etkinlikleri anlatılıyor. Bunun, yazı yazmanın özet çıkarmak ve soru cevaplamaktan öte bir şey olduğunu ezberci eğitim sistemimizde yaratıcılıkları her geçen gün körelen çocuklara eğlenceli bir yolla gösterebilecek bir bölüm olduğunu söyleyebiliriz. Kitabın her bir bölümü sanki birbiriyle yarışıyor. Önerilen etkinliklerin çeşitliliği, güzel sanatlardan sesli yazmaya, yeni düzenlemelerden buluşlara ve şiirlere kadar uzanıyor...

EskiSayılar: 32 33 34 35 36 37 38-39 40 41 42 43 44-45 46

Ö z k a n P A P A T Y A
Genel Yayın Yönetmeni
admin@vitrindekikitaplar.com