----------------------------------------------------------------------------------Ana Sayfa-------------------------------------------------www.vitrindekikitaplar.com

Çocuk Kitapları

EskiSayılar: 32 33 34 35 36 37 38-39 40 41 42 43 44-45 46 47-48 49 50-51-52 53-54 55-56 57
Zaman Tünelinde Alanya

Kamil Deniz, Akdeniz Kültürleri Araştırma Derneği, 2002, 139 Sayfa

Zeynep'le Onur tatilde... Yaz sıcağında Alanya'da ne yapılır? Elbette denize girilir. Anne ve babasıyla Damlataş Plajı'na giden Zeynep ve Onur'un keyfine de diyecek yok doğrusu! Kumdan kaleler yapıyorlar, yüzüyorlar... Ancak açtıkları derin çukurun içinde buldukları sihirli bir taşla kendilerini birdenbire bir mağaranın içinde buluveren Zeynep'le Onur birden korkuya kapılır. Mağaranın içinde kaybolan iki kardeş, çıkış yolunu ararken Heredot'la karşılaşır. Kendini 'Tarihin Babası' olarak tanıtan Heredot, çocuklara bir zaman tünelinde olduklarını söylerek, onlara Alanya'nın tarihini anlatmaya başlar. Çocuklar Heredot'u çok sever...

Zaman tünelinde Antiochus ve Herakles'le de karşılaşan çocuklar, tarihi olayların içinde yer alarak, Alanya'nın geçmişinde adım adım ilerler ve günümüze kadar gelirler...

"Onur, 'Abla, şu tarafa doğru gidelim' diye eliyle işaret ettiğinde duvarın dibine yaslanıp oturmuş tek kolu olmayan ihtiyar bir adamın omzuna dokunuverdi 'Ne var evlat! Ne istiyorsun?', 'Özür dileriz efendim. Sizi rahatsız etmek istememiştik. Biz, kralı arıyoruz...', 'Kral mı? Ne kralı? Korsanların kralını arıyorsanız şimdi çok meşgul', 'Burada korsanlar mı var?', 'Korakesion, bu denizlerin en güçlü korsanlarının şehridir', 'Aşağıdaki gemiler korsan gemileri miydi?', 'Evet, gördüklerin bizim gemilerimiz... Onlar bizim en büyük servetimiz... Bütün gemiler ve bütün denizler bizimdir...', 'Fakat gemilerde korsan bayrakları yok...', 'Ne bayrağı dedin?', 'Korsan Bayrağı... Siyah... Hani şöyle kurukafalı... Üstünde kemikler olan korsan bayrağı...'', 'Çok ilginç... Kurukafa ve kemik ha...' (S.31).

'"Ben bu derde düşeli, Bu sakalı kırkarım, Dost ile bilişeli, Bu sakalı kırkarım... Kaba sakal istemem, Hep kesilse gam yemem, Hiç kısa uzun demem, Bu sakalı kırkarım... Kaygusuz Abdal menem, Fartı furtu bilemem, Bir tüyünü koyamam, Bu sakalı kırkarım' (S.95)... Bu şiirinizin Farsçası kim bilir nasıldır? 'Farsça mı?' diye sordu Kaygusuz Abdal. 'Ne Farsçası... Benim şiirlerim Türkçe'dir. Halkın kullandığı Türkçe'yle yazdım şiirlerimi. Ben işte bu yüzden halkın ozanıyım' dedi...''

Pompeius, Kleopatra, Kir Fart, Ertokuş Bey, Alaeddin Keykubat, İbni Bibi, Mimarbaşı, İbni Battuta, Kaygusuz Abdal, Kılıç Arslan, Gedik Ahmet Paşa, Piri Reis, Kanuni Sultan Süleyman, Evliya Çelebi, Kaptan Beafort, Hamdullah Emin Paşa ve Atatürk'le tanışır Zeynep'le Onur... Nazan Erkmen'in büyülü çizgileriyle sanki biz de onlarla beraber zaman tüneline doğru çekiliveririz. Anadolu toprağının zenginliklerini Kaf Dağ'ından izlemeyi bırakır, Alanya'nın her köşesini Heredot'la ve çocuklarla beraber yeniden keşfetme yolculuğuna biz de katılırız.

Kültür Bakanlığı ve Alanya Belediye Başkanlığı'nın katkılarıyla basılan Zaman Tünelinde Alanya, Akdeniz Kültürleri Araştırma Derneği Tarih Dizisi'nin ikinci kitabı. Fen bilimleri, felsefe ve doğa olaylarının oluş sebeplerini masalsı anlatımla dile getiren mitoloji, çocuklara tarihi anlatmak ve zevkli kılmak için de eğlenceli bir tür... Geçmiş yaşamların gizini araştırmak zaten çocukların ilgi duyduğu bir şey değil mi? O zaman çocuklara tarihi, mitolojiyi onların seveceği anlatımlarla aktarma işi büyüklere mi düşüyor dersiniz? Öyküler ve söylenceler aracılığıyla çocuğun yaşadığı yerin tarihine karşı ilgi ve merakının uyandırılması zor bir şey mi?.. Gerek anlatımı, gerekse çizimleriyle tarih kitaplarından ayrılan bu tür kitaplar, çocukların erken yaşta tarih bilinci kazanmalarına, mitolojiyi, arkeolojiyi ve sanatı sevmelerine, çevrelerine eleştirel bakmalarına ve zamanla 'araştırmaya yönelik' bir tutum geliştirmelerine de yardımcı olabilir. Yeter ki anlatmasını bilelim!

SİHİRLİ DEĞNEK

Çocuklar İçin Kitaplar

Hazırlayan Nilay Yılmaz v Çizimler Mustafa Delioğlu

Dünya Edebiyatından Altı Altın Masal

Seyhan Yayıncılık, Neşeli Kitaplar, 2003, 99 Sayfa

Resimleyen Müfit Selçuk

(7+)

Gerçekten de altın masallar. Tolstoy, Puşkin, Grimm Kardeşler, Afanasyev, Perrault ve Andersen'den... 'Koskocaman Pancar' Tolstoy'un sevimli bir öyküsü. Bakın nasıl başlıyor bu koskocaman pancarın öyküsü. ''Çok, çok zaman önce, çok güzel büyük bir bahçenin ortasındaki eğri büğrü bir evde yaşlı bir adam ile yaşlı bir kadın yaşarmış. Yaşlı adam ile yaşlı kadının altı sarı kanaryası, beş beyaz kazı, dört benekli tavuğu, üç kara kedisi, yusyuvarlak iki domuzu ve kahverengi büyük bir ineği varmış. Yaşlı kadın, güzel bir mart sabahı yatağından kalkmış, taze bahar havasını koklamış ve 'Sebze ekmenin vakti geldi artık' demiş.''' (S.8)

Yaşlı kadın sonra ne yapmış dersiniz? Hemen işe koyulup yaşlı adamla birlikte bahçelerine, bezelye, havuç, fasulye, patates ve pancar ekmiş. 'Yağmur yağmış şıpp, şıpp, şıpp...Yağmur taneleri bahçedeki eğri büğrü evin üzerinde uçuşmuşlar. Bu durumdan memnun olan yaşlı adam ve kadın uykularında gülüşmüşler.'' (S.8). Yaşlı adam ve kadın zamanı gelince sebzeleri tek tek toplamışlar. Yaşlı adam pancarın sapına sıkıca yapışmış. Çekmiş, çekmiş... Ama pancar yerinden kıpırdamamış. Yaşlı kadın da ona yardım etmiş. İkisi birden çekmişler, çekmişler ama pancarı yerinden çıkartamamışlar. Yaşlı ineği yardıma çağırmışlar. Hep beraber çekmişler, çekmişler ama yine pancar yerinden oynamamış. İki domuzu, sonra kediyi, benekli tavuğu, beş kazı, altı sarı kanarya kuşunu yardıma çağırmışlar ama yine başaramamışlar. Yaşlı kadının aklına bir fikir gelmiş. Sizce ne düşünmüş olabilir? Bu fikir işe yarayacak mı dersiniz? Koskocaman pancar yerinden oynayacak mı?..

Masal, tüm sevimliliğiyle çocukları çağırıyor... Tolstoy'dan sonra Puşkin de çocuklara seslenerek, 'Balıkçı ile Altın Balığın Öyküsü'nü anlatıyor. Grimm kardeşlerin ünlü masalı 'Bremen Mızıkacıları' da var bu kitapta. 'Kedi ile Koyun', 'Külkedisi' ve 'Parmak Kız' öyküleri de bu neşeli masallar dizisinde yer alan öykülerden.

Masalların çocuğun düş gücünü ve dil becerisini geliştirdiğini, onun iç dünyasına dolaylı yollardan girerek problemlerine çözüm yolları gösterdiğini ve onu yaşama hazırladığını biliyoruz. Ancak, klasik olarak adlandırdığımız birçok masalın şiddet ve vahşet içerdiğini, didaktik yaklaşımlarla çocuklara yarardan çok zarar getirebileceği gerçeğinin de farkındayız. Çocukların algılama sınırlarının ötesinde bulunan, yaşadığı ortamı çağ dışı çözümlerle açıklayan, tek yönlü ve önyargılı masallar ne yazık ki çocuğun ruhsal gelişimine yarardan çok zarar getirmektedir.

''Nine neler olduğunu öğrenmek için bodruma inmiş. Bir de bakmış ki kedi patisiyle sütün kaymağını alıp yalıyor. Kediyi bodrumdan kovmuş ve yukarı çıkmış. Kedi kapının önünden hızla kaçarak, sobanın arkasına saklanmış. Nine dedeye 'Biz kedimizin kaymak çaldığına inanmıyorduk ama kaymakları yiyen kediymiş. Artık onu öldürelim'' (S.44).

''Düğün yapılır yapılmaz, üvey annenin kötü karakteri meydana çıkmış.'' (S. 51).

Önyargı ve şiddet içerdiği için çocukları masalların o büyülü dünyasından tümüyle mahrum etmek de çözüm değildir. Masalların olumsuz etkileri, üzerinde yapılabilecek ufak tefek değişikliklerle azaltılabilir. (Masalı devam ettirme, öncesini ve sonrasını oluşturma, parodiler yazma, alaylama vs tekniklerinden yararlanılabilir)... Sihirli Değnek, çocukları korkutan ve üzen, onlara yanlış bilgiler veren bütün niteliksiz masallara dokunarak yetişkinleri masal seçiminde bilinçli ve dikkatli olmaya davet ediyor...

Bulut Dokuyan Örümcek

Seyhan Yayıncılık, Neşeli Kitaplar, 2003, 17 Sayfa.

Resimleyen Muhsin Bilyap

(8+)

Bulut Dokuyan Örümcek, bir Japon Halk Masalı. Dostluğu ve minnettarlığı anlatan masal, geleneksel çizimleriyle Japon kültüründen çeşitli kesitler sunuyor. Kitabın, gerek yazı karakteri, gerekse sayfa düzeni ve birinci sınıf baskısıyla özenli bir çalışmanın ürünü olduğunu söyleyebiliriz.

Başka kültürlere ve yaşam biçimlerine ilgi duyan, söylencelerle ilgilenen çocuklar için güzel bir kitap Bulut Dokuyan Örümcek. Masalın sonu, çocuklara dil-kültür ilişkisini kurdurabilmesi, onları düşündürüp okudukları ya da dinledikleri şeylere eleştirel yaklaşmalarını sağlaması açısından dikkate değer! ''Örümcek kendini yılandan kurtardığı için güneşe minnettar kalmış. Böylece vücudundaki bütün pamuklarla gökyüzüne çok güzel bulutlar dokumuş. İşte bu yüzden bulutlar pamuk gibi beyaz ve yumuşak olurmuş. Yine bu yüzden Japoncada örümcekle buluta, aynı anlama gelen 'Kumo' denirmiş.''' (S.17).

Şerife'nin sihirli değneği

(Garip Kızın Öyküsü, Tansu Bele)

Bu öyküde bir kedinin hayatı anlatılıyor. Seda ve Hale okulun bahçesinde dolaşırken iki kız çocuğuna rastlarlar. Çocuklar onları okulun bahçesindeki kediyi göstermek için götürürler. Seda yardım etmek için kediye değeceği sırada Hale değmemesini söyler. Seda ve Hale'nin dersi olduğu için oradan ayrılırlar. Murat bu olaya güler ve onlarla alay eder. Murat da zaman zaman kediye yardım etmeye çalışır ve Seda'ya eşlik eder. Kedinin bu halini gören Seda ders boyu kediyi düşünür ve planlar yapar. Ertesi gün kediyi alıp veterinere götüreceği için kedinin yani 'garip kız'ın yanına gelir. Ama kedi yok olmuştur. Bahçeyi alt üst ettikleri halde kediyi bulamazlar. Bu arada Hale bu olayı hiç hoş karşılamıyor ve kediye yardım etmeyi istese bile annesinin izin vermeyeceğini biliyor. Günler geçer Garip Kız'ı caddenin ortasında bulurlar. Garip Kız sanki hep annesini düşünmektedir. Kızlar onu veterinere götürürler. Ama vakit geçmiştir. Yavru kedi ölmüştür. Hale ve Seda onun annesine kavuştuğunu düşünerek teselli olurlar. Bu kitabı çok beğendim. Çünkü içinde sevgi ve dostluklardan bahsediliyor ve ayrıca yardımsever olmanın önemi anlatılıyor. Beğenmediğim yönü yok çünkü her yönüyle mükemmel bir kitaptı...

Şerife Çavdır (12)

Özel Fethiye İlköğretim Okulu, Fethiye.

Şerife'cik, ben bu öyküde pek çok şeyi merak ettim. Hale, neden Seda'ya kediye dokunmamasını söyledi?.. Sonra Murat kızlarla dalga geçerken neden fikrini değiştirip kediye yardım etti?.. Garip Kızı'n annesini düşündüğünü nerden anladılar?.. Kedinin annesine ne olmuş?.. Bizi meraktan öldürdün!.. Peki, sihirli değneğinle Garip Kız'a dokunmak istemez miydin?.. Yine yaz olur mu?.. Hediyen mi? O da sürpriz!!

Sihirli bir değneğiz olsaydı neler yapardınız, neleri değiştirmek isterdiniz? İşe kitaplardan başlamaya ne dersiniz çocuklar? Okuduğunuz bir kitabı sevip sevmediğinizi, kitapta hoşunuza giden ya da gitmeyen bölümlerin neler olduğunu ve yazar siz olsaydınız o bölümleri nasıl yazacağınızı anlatan mektuplarınızı Sihirli Değnek'e gönderirseniz, yazınızı bu sayfada görebilirsiniz. Sihirli Değnek'in size ödül olarak ne vereceğini mi merak ediyorsunuz? Sürpriz!! (Mektuplarınıza yaşınızı ve adresinizi yazmayı unutmayın olur mu?)

Nilay Yılmaz

Kurtuluş Deresi Cad. No 47

Bilgi Üniversitesi, Dolapdere / İstanbul

nilayybilgi.edu.tr

Tel 212- 236 78 42

BÜYÜKLERE ÖDEV

* Lines in the Sand, New Writing on War and Peace, Ed. Mary Hoffman, Rhiannon Lassiter, 2003, UNICEF.

Savaş ve Barış... Dünyanın dört bir yanından yüz elli sanatçı çocuklar için buluştu. Kimisi öykülerde, şiirlerde, kimisi de çizimlerde savaşı ve barışı anlatmaya çalıştı dünya çocuklarına... I. ve II. Dünya Savaşları, Vietnam, Kıbrıs ve Körfez Savaşları gibi dünya çocuklarını ve geleceği tehdit eden tüm savaşlara karşı duruşu anlatan yazarlar ve çizerler, bu antolojiden elde edilecek geliri, Irak'taki çocukların eğitim ve sağlık giderleri için kullanmak üzere, Unicef'e verdiler. Ayrıca, bağışlanan resimlerin ve illüstrasyonların düzenlenecek bir mezatta satılmasını ve yine gelirin Iraklı çocuklara gönderilmesini istediler. Projeye İngiltere, Avustralya, Belçika, Kanada, Fransa, Yunanistan, Türkiye, Japonya ve ABD katıldı. İngiltere'de basılan ve geçen günlerde tüm dünyada satışa çıkan Lines in the Sand adlı kitabın editörleri, kitabın Önsöz'ünde bakın dünya çocuklarına neler diyor

''Okulda savaşın ne demek olduğunu, siperin ve gaz maskesinin ne işe yaradığını öğreniyorsunuz. Acaba İkinci Dünya Savaşı'ndan beri dünyada kaç savaşın olup bittiğinin farkında mısınız? Nijerya, İsrail, Afganistan, Kuveyt, Kosova, Ruanda, Vietnam, Falkland Adaları, İran ve Irak gibi yerlerde, bombalar, mermiler ve mayınlar çok kötü işler yaptılar. Ama bunları tek başlarına gerçekleştirmediler; uçakları insanlar uçurdu, tetikleri insanlar çekti ve mayınları yine insanlar yerleştirdi. Olanları televizyon haberlerinde izleyip, onları aksiyon filmlerindeki görüntü efektlerine benzetmiş olabilirsiniz. Ancak gördüğünüz,

makyözlerin işi değil, o, gerçek kan. Ve insanlar yere düştüklerinde bir daha kalkamıyorlar. Tıpkı sizin gibi onların da canı

acıyor ve yarası kanıyor. Bu antolojiye katkıda bulunan yazarlar ve çizerler, son elli yılda dünyada neler olup bittiğini sizin de bilmenizi istiyorlar. Amaçları, sizi gelecekle ilgili umutsuzluğa sürüklemek değil. Bugünün çocukları olarak, sizler, bu işi durduracak güce sahipsiniz. Büyüdüğünüz zaman dünyayı, sizler, daha barış dolu bir yer yapacaksınız.''

Altı bölümden oluşan Lines in the Sand'de yaklaşık yüz elli kadar şiir var. Birçok öykünün de yer aldığı antoloji çizerler tarafından resimlendirilmiş. Kısacası dünyanın rengârenk çocukları için rengârenk bir kültür mozaiği oluşturulmuş. Ülkemizden de bu mozaiğe katkıda bulunan yazar ve çizerler elbette var. Aytül Akal 'The Quarrelsome Trees' (Kavgacı Ağaçlar) adlı öyküsüyle, Ayla Çınaroğlu ' Dreaming of Peace' (Barış Düşü) adlı şiiriyle ve Aysel Gürmen 'Dear Tallou' (Sevgili Tallou) adlı mektubuyla bu antolojiye katılmış. Ender Dandul (Gözü Bağlı Adam) ve Mustafa Delioğlu da (Kavgacı Ağaçlar ve Petrolde Güvercin) çizimleriyle antolojideki eserlere renk vermiş. Satışa sunulduğu andan itibaren birçok ülkede edebiyatçıların, eğitimcilerin, ailelerin ve savaş karşıtı grupların yoğun ilgisiyle ve desteğiyle karşılaşan bu kitaba ne yazık ki, ilgili kurum da dahil olmak üzere, ülkemizde gereken önem henüz verilmemiştir. Sihirli Değnek Lines in the Sand'i duymayan herkese dokunmak istiyor...

Büyükler, siz de okuduklarınızı, anne babalarla, eğitimcilerle ve yazarlarla paylaşmak istiyorsanız, Sihirli Değnek'in ''Büyüklere Ödev'' Bölümü için bir kitap tanıtabilirsiniz...

Masal Kutusu

Nur İçözü, Altın Kitaplar- Çikolata Öyküler, 2003, 24 Sayfa

Resimleyen Neslihan Bilge

(7-9 Yaş)

Selen akşamları masal dinlemeden uyuyamaz. Ancak ne annesinin ne de babasının ona masal okumasını beğenir. Ama ninesinin sesine bayılır Selen, onu dinlerken gözlerini kapar ve dinlediği masalları hayal eder. O yüzden, ninesi bir süreliğine Selen'in teyzesine gideceğini söylediğinde masalsız kalacağına çok üzülür. Ancak ninesi her şeyi düşünmüştür ve gitmeden önce Selen'e bir masal kutusu hediye eder. Düğmesine basınca üzerinde dans eden masal perisine bakarak uykuya dalan Selen rüyasında masallar görür. Ninesi, Selen'e masal perisini küstürmemek için kutuyu açmaması gerektiğini de söylemiştir. Ancak, Selen bir gece rüyasında masalları göremeyince kutunun içinde ne olduğunu merak ederek, açmayı düşünür. Sizce Selen masal kutusunu açacak mı?..

Çocuğun, kendi kendine çözümler yaratmasında ona yardımcı olabilecek, ona kitap okuma sevgisini ve heyecanını keşfettirebilecek bir öykü Masal Kutusu... Sihirli Değnek, ah keşke gereksiz tekrarlar da olmasaydı diyor. "En çok da ninesinin anlattığı masalları seviyor. Zaten annesinin hep işi var. Ya mutfakta ya konuklarıyla ya da bilgisayar başında... Babası deseniz hep yorgun olduğunu söyler... Ama ikisi de ninesi gibi anlatamıyor. Acele acele bitiriveriyorlar öyküyü... " (S.3). "İyi ama bana kim masal anlatacak? Babam hep yorgun. Annemin işleri yoğun. Hem de masal anlatmayı bilmiyorlar'' (S.6).

Kitabın diğer öyküsü de 'Süpürge Bebek'. Bu öykü, adı 'Neşe' olmasına rağmen hiç gülmeyen ve bir türlü mutlu olamayan bir kızı anlatıyor. Çevresindekiler ne yapsa mutlu olmuyor Neşe. Evlerinin önüne gelen çiçekçi kızın bez bebeğiyle konuştuğunu gördükten sonra mutsuzluğu daha da artıyor. Çünkü odası oyuncak bebeklerle dolup taşmasına rağmen onlarla hiç konuşmamış Neşe. O yüzden bebeğiyle konuşan çiçekçinin kızını kıskanmış... Neşe ne yapacak dersiniz? Gülümsemeyi başarabilecek mi?..

Sihirli Değnek son olarak Masal Kutusu'nun resimlerine de dokunmak istiyor çünkü çocuk kitaplarındaki resimlerin çok önemli olduğunu düşünüyor. Çocuklar için resim yapan çizerlerin, çocuğun gelişiminde de rol aldıklarının bilincinde olmaları gerektiğine inanıyor. O yüzden, çizerlerin, çocukların yaşlarına bağlı olarak onların algılama sınırlarını aşmadan, her sayfayı hem metne bağlı bir resimmiş gibi 'basit', hem de ayrı bir resimmiş gibi 'karmaşık' olarak düşünmeleri ve estetik kaygıyı elden bırakmadan çocuk diliyle konuşabilen resimler çizmeleri gerekmektedir. Çocuk kitabı resimleyen çizerlerin sanatsal özgürlükleri o yüzden biraz daha sınırlıdır. Ancak çizerlerin ortak amaçlarının, çocuğa ilk estetik değerleri kazandırmak ve ona gerçek dünya ile ilgili bilgiler vermek olduğu da unutulmamalıdır. Bu durumda, özellikle soyut ve somut kavramların çocuklarda yeni yeni yerleşmeye başladığı yıllarda, basit bilgisayar çizimlerinden ve karikatürü andıran illüstrasyonlardan kaçınmak iyi olacaktır... Sihirli Değnek, dört parmaklı ellere, perspektif görünmeyen masal perisine (S.11), masaya ve yatağa (S.9) dokunuyor...

Çikolata Öyküler Dizisi Masal Kutusu'yla bitmiyor. Amigo Papağan, Cemo'nun Köpeği, Kırmızı Balonla Mavi Top, Kuyruğunu Arayan Tavşan, Meraklı Martı, Özlem Ağacı, Palyaçonun Pabuçları, Paytak Ördek Takımı ve Yaygaracı Kurbağalar dizinin diğer kitaplarından. Bütün bu öyküler, ilk okuma heyecanlarını çikolata öykülerde dindirmek isteyen çocukları bekliyor.

EskiSayılar: 32 33 34 35 36 37 38-39 40 41 42 43 44-45 46 47-48 49 50-51-52 53-54 55-56 57

Ö z k a n P A P A T Y A
Genel Yayın Yönetmeni
admin@vitrindekikitaplar.com