| Zaman
Tünelinde Alanya Kamil
Deniz, Akdeniz Kültürleri Araştırma Derneği,
2002, 139 Sayfa
Zeynep'le Onur tatilde... Yaz
sıcağında Alanya'da ne yapılır? Elbette
denize girilir. Anne ve babasıyla Damlataş
Plajı'na giden Zeynep ve Onur'un keyfine de
diyecek yok doğrusu! Kumdan kaleler yapıyorlar,
yüzüyorlar... Ancak açtıkları derin çukurun
içinde buldukları sihirli bir taşla
kendilerini birdenbire bir mağaranın içinde
buluveren Zeynep'le Onur birden korkuya
kapılır. Mağaranın içinde kaybolan iki
kardeş, çıkış yolunu ararken Heredot'la
karşılaşır. Kendini 'Tarihin Babası' olarak
tanıtan Heredot, çocuklara bir zaman tünelinde
olduklarını söylerek, onlara Alanya'nın
tarihini anlatmaya başlar. Çocuklar Heredot'u
çok sever...
Zaman tünelinde Antiochus ve
Herakles'le de karşılaşan çocuklar, tarihi
olayların içinde yer alarak, Alanya'nın
geçmişinde adım adım ilerler ve günümüze
kadar gelirler...
"Onur, 'Abla, şu tarafa
doğru gidelim' diye eliyle işaret ettiğinde
duvarın dibine yaslanıp oturmuş tek kolu
olmayan ihtiyar bir adamın omzuna dokunuverdi
'Ne var evlat! Ne istiyorsun?', 'Özür dileriz
efendim. Sizi rahatsız etmek istememiştik. Biz,
kralı arıyoruz...', 'Kral mı? Ne kralı?
Korsanların kralını arıyorsanız şimdi çok
meşgul', 'Burada korsanlar mı var?',
'Korakesion, bu denizlerin en güçlü
korsanlarının şehridir', 'Aşağıdaki gemiler
korsan gemileri miydi?', 'Evet, gördüklerin
bizim gemilerimiz... Onlar bizim en büyük
servetimiz... Bütün gemiler ve bütün denizler
bizimdir...', 'Fakat gemilerde korsan bayrakları
yok...', 'Ne bayrağı dedin?', 'Korsan
Bayrağı... Siyah... Hani şöyle kurukafalı...
Üstünde kemikler olan korsan bayrağı...'',
'Çok ilginç... Kurukafa ve kemik ha...' (S.31).
'"Ben bu derde düşeli,
Bu sakalı kırkarım, Dost ile bilişeli, Bu
sakalı kırkarım... Kaba sakal istemem, Hep
kesilse gam yemem, Hiç kısa uzun demem, Bu
sakalı kırkarım... Kaygusuz Abdal menem,
Fartı furtu bilemem, Bir tüyünü koyamam, Bu
sakalı kırkarım' (S.95)... Bu şiirinizin
Farsçası kim bilir nasıldır? 'Farsça mı?'
diye sordu Kaygusuz Abdal. 'Ne Farsçası...
Benim şiirlerim Türkçe'dir. Halkın
kullandığı Türkçe'yle yazdım şiirlerimi.
Ben işte bu yüzden halkın ozanıyım'
dedi...''
Pompeius, Kleopatra, Kir Fart,
Ertokuş Bey, Alaeddin Keykubat, İbni Bibi,
Mimarbaşı, İbni Battuta, Kaygusuz Abdal,
Kılıç Arslan, Gedik Ahmet Paşa, Piri Reis,
Kanuni Sultan Süleyman, Evliya Çelebi, Kaptan
Beafort, Hamdullah Emin Paşa ve Atatürk'le
tanışır Zeynep'le Onur... Nazan Erkmen'in
büyülü çizgileriyle sanki biz de onlarla
beraber zaman tüneline doğru çekiliveririz.
Anadolu toprağının zenginliklerini Kaf
Dağ'ından izlemeyi bırakır, Alanya'nın her
köşesini Heredot'la ve çocuklarla beraber
yeniden keşfetme yolculuğuna biz de
katılırız.
Kültür Bakanlığı ve Alanya
Belediye Başkanlığı'nın katkılarıyla
basılan Zaman Tünelinde Alanya, Akdeniz
Kültürleri Araştırma Derneği Tarih
Dizisi'nin ikinci kitabı. Fen bilimleri, felsefe
ve doğa olaylarının oluş sebeplerini masalsı
anlatımla dile getiren mitoloji, çocuklara
tarihi anlatmak ve zevkli kılmak için de
eğlenceli bir tür... Geçmiş yaşamların
gizini araştırmak zaten çocukların ilgi
duyduğu bir şey değil mi? O zaman çocuklara
tarihi, mitolojiyi onların seveceği
anlatımlarla aktarma işi büyüklere mi
düşüyor dersiniz? Öyküler ve söylenceler
aracılığıyla çocuğun yaşadığı yerin
tarihine karşı ilgi ve merakının
uyandırılması zor bir şey mi?.. Gerek
anlatımı, gerekse çizimleriyle tarih
kitaplarından ayrılan bu tür kitaplar,
çocukların erken yaşta tarih bilinci
kazanmalarına, mitolojiyi, arkeolojiyi ve
sanatı sevmelerine, çevrelerine eleştirel
bakmalarına ve zamanla 'araştırmaya yönelik'
bir tutum geliştirmelerine de yardımcı
olabilir. Yeter ki anlatmasını bilelim!
|
SİHİRLİ DEĞNEK
Çocuklar İçin Kitaplar
Hazırlayan Nilay Yılmaz v Çizimler Mustafa
Delioğlu
Dünya Edebiyatından Altı Altın Masal
Seyhan Yayıncılık, Neşeli Kitaplar, 2003,
99 Sayfa
Resimleyen Müfit Selçuk
(7+)
Gerçekten de altın masallar. Tolstoy,
Puşkin, Grimm Kardeşler, Afanasyev, Perrault ve
Andersen'den... 'Koskocaman Pancar' Tolstoy'un
sevimli bir öyküsü. Bakın nasıl başlıyor
bu koskocaman pancarın öyküsü. ''Çok, çok
zaman önce, çok güzel büyük bir bahçenin
ortasındaki eğri büğrü bir evde yaşlı bir
adam ile yaşlı bir kadın yaşarmış. Yaşlı
adam ile yaşlı kadının altı sarı
kanaryası, beş beyaz kazı, dört benekli
tavuğu, üç kara kedisi, yusyuvarlak iki domuzu
ve kahverengi büyük bir ineği varmış.
Yaşlı kadın, güzel bir mart sabahı
yatağından kalkmış, taze bahar havasını
koklamış ve 'Sebze ekmenin vakti geldi artık'
demiş.''' (S.8)
Yaşlı kadın sonra ne yapmış dersiniz?
Hemen işe koyulup yaşlı adamla birlikte
bahçelerine, bezelye, havuç, fasulye, patates
ve pancar ekmiş. 'Yağmur yağmış şıpp,
şıpp, şıpp...Yağmur taneleri bahçedeki
eğri büğrü evin üzerinde uçuşmuşlar. Bu
durumdan memnun olan yaşlı adam ve kadın
uykularında gülüşmüşler.'' (S.8). Yaşlı
adam ve kadın zamanı gelince sebzeleri tek tek
toplamışlar. Yaşlı adam pancarın sapına
sıkıca yapışmış. Çekmiş, çekmiş... Ama
pancar yerinden kıpırdamamış. Yaşlı kadın
da ona yardım etmiş. İkisi birden çekmişler,
çekmişler ama pancarı yerinden
çıkartamamışlar. Yaşlı ineği yardıma
çağırmışlar. Hep beraber çekmişler,
çekmişler ama yine pancar yerinden oynamamış.
İki domuzu, sonra kediyi, benekli tavuğu, beş
kazı, altı sarı kanarya kuşunu yardıma
çağırmışlar ama yine başaramamışlar.
Yaşlı kadının aklına bir fikir gelmiş.
Sizce ne düşünmüş olabilir? Bu fikir işe
yarayacak mı dersiniz? Koskocaman pancar
yerinden oynayacak mı?..
Masal, tüm sevimliliğiyle çocukları
çağırıyor... Tolstoy'dan sonra Puşkin de
çocuklara seslenerek, 'Balıkçı ile Altın
Balığın Öyküsü'nü anlatıyor. Grimm
kardeşlerin ünlü masalı 'Bremen
Mızıkacıları' da var bu kitapta. 'Kedi ile
Koyun', 'Külkedisi' ve 'Parmak Kız' öyküleri
de bu neşeli masallar dizisinde yer alan
öykülerden.
Masalların çocuğun düş gücünü ve dil
becerisini geliştirdiğini, onun iç dünyasına
dolaylı yollardan girerek problemlerine çözüm
yolları gösterdiğini ve onu yaşama
hazırladığını biliyoruz. Ancak, klasik
olarak adlandırdığımız birçok masalın
şiddet ve vahşet içerdiğini, didaktik
yaklaşımlarla çocuklara yarardan çok zarar
getirebileceği gerçeğinin de farkındayız.
Çocukların algılama sınırlarının ötesinde
bulunan, yaşadığı ortamı çağ dışı
çözümlerle açıklayan, tek yönlü ve
önyargılı masallar ne yazık ki çocuğun
ruhsal gelişimine yarardan çok zarar
getirmektedir.
''Nine neler olduğunu öğrenmek için
bodruma inmiş. Bir de bakmış ki kedi patisiyle
sütün kaymağını alıp yalıyor. Kediyi
bodrumdan kovmuş ve yukarı çıkmış. Kedi
kapının önünden hızla kaçarak, sobanın
arkasına saklanmış. Nine dedeye 'Biz kedimizin
kaymak çaldığına inanmıyorduk ama
kaymakları yiyen kediymiş. Artık onu
öldürelim'' (S.44).
''Düğün yapılır yapılmaz, üvey annenin
kötü karakteri meydana çıkmış.'' (S. 51).
Önyargı ve şiddet içerdiği için
çocukları masalların o büyülü dünyasından
tümüyle mahrum etmek de çözüm değildir.
Masalların olumsuz etkileri, üzerinde
yapılabilecek ufak tefek değişikliklerle
azaltılabilir. (Masalı devam ettirme, öncesini
ve sonrasını oluşturma, parodiler yazma,
alaylama vs tekniklerinden yararlanılabilir)...
Sihirli Değnek, çocukları korkutan ve üzen,
onlara yanlış bilgiler veren bütün niteliksiz
masallara dokunarak yetişkinleri masal
seçiminde bilinçli ve dikkatli olmaya davet
ediyor...
Bulut Dokuyan Örümcek
Seyhan Yayıncılık, Neşeli Kitaplar, 2003,
17 Sayfa.
Resimleyen Muhsin Bilyap
(8+)
Bulut Dokuyan Örümcek, bir Japon Halk
Masalı. Dostluğu ve minnettarlığı anlatan
masal, geleneksel çizimleriyle Japon
kültüründen çeşitli kesitler sunuyor.
Kitabın, gerek yazı karakteri, gerekse sayfa
düzeni ve birinci sınıf baskısıyla özenli
bir çalışmanın ürünü olduğunu
söyleyebiliriz.
Başka kültürlere ve yaşam biçimlerine
ilgi duyan, söylencelerle ilgilenen çocuklar
için güzel bir kitap Bulut Dokuyan Örümcek.
Masalın sonu, çocuklara dil-kültür
ilişkisini kurdurabilmesi, onları
düşündürüp okudukları ya da dinledikleri
şeylere eleştirel yaklaşmalarını sağlaması
açısından dikkate değer! ''Örümcek kendini
yılandan kurtardığı için güneşe minnettar
kalmış. Böylece vücudundaki bütün
pamuklarla gökyüzüne çok güzel bulutlar
dokumuş. İşte bu yüzden bulutlar pamuk gibi
beyaz ve yumuşak olurmuş. Yine bu yüzden
Japoncada örümcekle buluta, aynı anlama gelen
'Kumo' denirmiş.''' (S.17).
Şerife'nin sihirli değneği
(Garip Kızın Öyküsü, Tansu Bele)
Bu öyküde bir kedinin hayatı anlatılıyor.
Seda ve Hale okulun bahçesinde dolaşırken iki
kız çocuğuna rastlarlar. Çocuklar onları
okulun bahçesindeki kediyi göstermek için
götürürler. Seda yardım etmek için kediye
değeceği sırada Hale değmemesini söyler.
Seda ve Hale'nin dersi olduğu için oradan
ayrılırlar. Murat bu olaya güler ve onlarla
alay eder. Murat da zaman zaman kediye yardım
etmeye çalışır ve Seda'ya eşlik eder.
Kedinin bu halini gören Seda ders boyu kediyi
düşünür ve planlar yapar. Ertesi gün kediyi
alıp veterinere götüreceği için kedinin yani
'garip kız'ın yanına gelir. Ama kedi yok
olmuştur. Bahçeyi alt üst ettikleri halde
kediyi bulamazlar. Bu arada Hale bu olayı hiç
hoş karşılamıyor ve kediye yardım etmeyi
istese bile annesinin izin vermeyeceğini
biliyor. Günler geçer Garip Kız'ı caddenin
ortasında bulurlar. Garip Kız sanki hep
annesini düşünmektedir. Kızlar onu veterinere
götürürler. Ama vakit geçmiştir. Yavru kedi
ölmüştür. Hale ve Seda onun annesine
kavuştuğunu düşünerek teselli olurlar. Bu
kitabı çok beğendim. Çünkü içinde sevgi ve
dostluklardan bahsediliyor ve ayrıca
yardımsever olmanın önemi anlatılıyor.
Beğenmediğim yönü yok çünkü her yönüyle
mükemmel bir kitaptı...
Şerife Çavdır (12)
Özel Fethiye İlköğretim Okulu, Fethiye.
Şerife'cik, ben bu öyküde pek çok şeyi
merak ettim. Hale, neden Seda'ya kediye
dokunmamasını söyledi?.. Sonra Murat kızlarla
dalga geçerken neden fikrini değiştirip kediye
yardım etti?.. Garip Kızı'n annesini
düşündüğünü nerden anladılar?.. Kedinin
annesine ne olmuş?.. Bizi meraktan
öldürdün!.. Peki, sihirli değneğinle Garip
Kız'a dokunmak istemez miydin?.. Yine yaz olur
mu?.. Hediyen mi? O da sürpriz!!
Sihirli bir değneğiz olsaydı neler
yapardınız, neleri değiştirmek isterdiniz?
İşe kitaplardan başlamaya ne dersiniz
çocuklar? Okuduğunuz bir kitabı sevip
sevmediğinizi, kitapta hoşunuza giden ya da
gitmeyen bölümlerin neler olduğunu ve yazar
siz olsaydınız o bölümleri nasıl
yazacağınızı anlatan mektuplarınızı
Sihirli Değnek'e gönderirseniz, yazınızı bu
sayfada görebilirsiniz. Sihirli Değnek'in size
ödül olarak ne vereceğini mi merak
ediyorsunuz? Sürpriz!! (Mektuplarınıza
yaşınızı ve adresinizi yazmayı unutmayın
olur mu?)
Nilay Yılmaz
Kurtuluş Deresi Cad. No 47
Bilgi Üniversitesi, Dolapdere / İstanbul
nilayybilgi.edu.tr
Tel 212- 236 78 42
BÜYÜKLERE ÖDEV
* Lines in the Sand, New Writing on War and
Peace, Ed. Mary Hoffman, Rhiannon Lassiter, 2003,
UNICEF.
Savaş ve Barış... Dünyanın dört bir
yanından yüz elli sanatçı çocuklar için
buluştu. Kimisi öykülerde, şiirlerde, kimisi
de çizimlerde savaşı ve barışı anlatmaya
çalıştı dünya çocuklarına... I. ve II.
Dünya Savaşları, Vietnam, Kıbrıs ve Körfez
Savaşları gibi dünya çocuklarını ve
geleceği tehdit eden tüm savaşlara karşı
duruşu anlatan yazarlar ve çizerler, bu
antolojiden elde edilecek geliri, Irak'taki
çocukların eğitim ve sağlık giderleri için
kullanmak üzere, Unicef'e verdiler. Ayrıca,
bağışlanan resimlerin ve illüstrasyonların
düzenlenecek bir mezatta satılmasını ve yine
gelirin Iraklı çocuklara gönderilmesini
istediler. Projeye İngiltere, Avustralya,
Belçika, Kanada, Fransa, Yunanistan, Türkiye,
Japonya ve ABD katıldı. İngiltere'de basılan
ve geçen günlerde tüm dünyada satışa
çıkan Lines in the Sand adlı kitabın
editörleri, kitabın Önsöz'ünde bakın dünya
çocuklarına neler diyor
''Okulda savaşın ne demek olduğunu, siperin
ve gaz maskesinin ne işe yaradığını
öğreniyorsunuz. Acaba İkinci Dünya
Savaşı'ndan beri dünyada kaç savaşın olup
bittiğinin farkında mısınız? Nijerya,
İsrail, Afganistan, Kuveyt, Kosova, Ruanda,
Vietnam, Falkland Adaları, İran ve Irak gibi
yerlerde, bombalar, mermiler ve mayınlar çok
kötü işler yaptılar. Ama bunları tek
başlarına gerçekleştirmediler; uçakları
insanlar uçurdu, tetikleri insanlar çekti ve
mayınları yine insanlar yerleştirdi. Olanları
televizyon haberlerinde izleyip, onları aksiyon
filmlerindeki görüntü efektlerine benzetmiş
olabilirsiniz. Ancak gördüğünüz,
makyözlerin işi değil, o, gerçek kan. Ve
insanlar yere düştüklerinde bir daha
kalkamıyorlar. Tıpkı sizin gibi onların da
canı
acıyor ve yarası kanıyor. Bu antolojiye
katkıda bulunan yazarlar ve çizerler, son elli
yılda dünyada neler olup bittiğini sizin de
bilmenizi istiyorlar. Amaçları, sizi gelecekle
ilgili umutsuzluğa sürüklemek değil.
Bugünün çocukları olarak, sizler, bu işi
durduracak güce sahipsiniz. Büyüdüğünüz
zaman dünyayı, sizler, daha barış dolu bir
yer yapacaksınız.''
Altı bölümden oluşan Lines in the Sand'de
yaklaşık yüz elli kadar şiir var. Birçok
öykünün de yer aldığı antoloji çizerler
tarafından resimlendirilmiş. Kısacası
dünyanın rengârenk çocukları için
rengârenk bir kültür mozaiği oluşturulmuş.
Ülkemizden de bu mozaiğe katkıda bulunan yazar
ve çizerler elbette var. Aytül Akal 'The
Quarrelsome Trees' (Kavgacı Ağaçlar) adlı
öyküsüyle, Ayla Çınaroğlu ' Dreaming of
Peace' (Barış Düşü) adlı şiiriyle ve Aysel
Gürmen 'Dear Tallou' (Sevgili Tallou) adlı
mektubuyla bu antolojiye katılmış. Ender
Dandul (Gözü Bağlı Adam) ve Mustafa Delioğlu
da (Kavgacı Ağaçlar ve Petrolde Güvercin)
çizimleriyle antolojideki eserlere renk vermiş.
Satışa sunulduğu andan itibaren birçok
ülkede edebiyatçıların, eğitimcilerin,
ailelerin ve savaş karşıtı grupların yoğun
ilgisiyle ve desteğiyle karşılaşan bu kitaba
ne yazık ki, ilgili kurum da dahil olmak üzere,
ülkemizde gereken önem henüz verilmemiştir.
Sihirli Değnek Lines in the Sand'i duymayan
herkese dokunmak istiyor...
Büyükler, siz de okuduklarınızı, anne
babalarla, eğitimcilerle ve yazarlarla
paylaşmak istiyorsanız, Sihirli Değnek'in
''Büyüklere Ödev'' Bölümü için bir kitap
tanıtabilirsiniz...
|
Masal Kutusu Nur İçözü, Altın Kitaplar-
Çikolata Öyküler, 2003, 24 Sayfa
Resimleyen Neslihan Bilge
(7-9 Yaş)
Selen akşamları masal
dinlemeden uyuyamaz. Ancak ne annesinin ne de
babasının ona masal okumasını beğenir. Ama
ninesinin sesine bayılır Selen, onu dinlerken
gözlerini kapar ve dinlediği masalları hayal
eder. O yüzden, ninesi bir süreliğine Selen'in
teyzesine gideceğini söylediğinde masalsız
kalacağına çok üzülür. Ancak ninesi her
şeyi düşünmüştür ve gitmeden önce Selen'e
bir masal kutusu hediye eder. Düğmesine
basınca üzerinde dans eden masal perisine
bakarak uykuya dalan Selen rüyasında masallar
görür. Ninesi, Selen'e masal perisini
küstürmemek için kutuyu açmaması
gerektiğini de söylemiştir. Ancak, Selen bir
gece rüyasında masalları göremeyince kutunun
içinde ne olduğunu merak ederek, açmayı
düşünür. Sizce Selen masal kutusunu açacak
mı?..
Çocuğun, kendi kendine
çözümler yaratmasında ona yardımcı
olabilecek, ona kitap okuma sevgisini ve
heyecanını keşfettirebilecek bir öykü Masal
Kutusu... Sihirli Değnek, ah keşke gereksiz
tekrarlar da olmasaydı diyor. "En çok da
ninesinin anlattığı masalları seviyor. Zaten
annesinin hep işi var. Ya mutfakta ya
konuklarıyla ya da bilgisayar başında...
Babası deseniz hep yorgun olduğunu söyler...
Ama ikisi de ninesi gibi anlatamıyor. Acele
acele bitiriveriyorlar öyküyü... " (S.3).
"İyi ama bana kim masal anlatacak? Babam
hep yorgun. Annemin işleri yoğun. Hem de masal
anlatmayı bilmiyorlar'' (S.6).
Kitabın diğer öyküsü de
'Süpürge Bebek'. Bu öykü, adı 'Neşe'
olmasına rağmen hiç gülmeyen ve bir türlü
mutlu olamayan bir kızı anlatıyor.
Çevresindekiler ne yapsa mutlu olmuyor Neşe.
Evlerinin önüne gelen çiçekçi kızın bez
bebeğiyle konuştuğunu gördükten sonra
mutsuzluğu daha da artıyor. Çünkü odası
oyuncak bebeklerle dolup taşmasına rağmen
onlarla hiç konuşmamış Neşe. O yüzden
bebeğiyle konuşan çiçekçinin kızını
kıskanmış... Neşe ne yapacak dersiniz?
Gülümsemeyi başarabilecek mi?..
Sihirli Değnek son olarak
Masal Kutusu'nun resimlerine de dokunmak istiyor
çünkü çocuk kitaplarındaki resimlerin çok
önemli olduğunu düşünüyor. Çocuklar için
resim yapan çizerlerin, çocuğun gelişiminde
de rol aldıklarının bilincinde olmaları
gerektiğine inanıyor. O yüzden, çizerlerin,
çocukların yaşlarına bağlı olarak onların
algılama sınırlarını aşmadan, her sayfayı
hem metne bağlı bir resimmiş gibi 'basit', hem
de ayrı bir resimmiş gibi 'karmaşık' olarak
düşünmeleri ve estetik kaygıyı elden
bırakmadan çocuk diliyle konuşabilen resimler
çizmeleri gerekmektedir. Çocuk kitabı
resimleyen çizerlerin sanatsal özgürlükleri o
yüzden biraz daha sınırlıdır. Ancak
çizerlerin ortak amaçlarının, çocuğa ilk
estetik değerleri kazandırmak ve ona gerçek
dünya ile ilgili bilgiler vermek olduğu da
unutulmamalıdır. Bu durumda, özellikle soyut
ve somut kavramların çocuklarda yeni yeni
yerleşmeye başladığı yıllarda, basit
bilgisayar çizimlerinden ve karikatürü
andıran illüstrasyonlardan kaçınmak iyi
olacaktır... Sihirli Değnek, dört parmaklı
ellere, perspektif görünmeyen masal perisine
(S.11), masaya ve yatağa (S.9) dokunuyor...
Çikolata Öyküler Dizisi
Masal Kutusu'yla bitmiyor. Amigo Papağan,
Cemo'nun Köpeği, Kırmızı Balonla Mavi Top,
Kuyruğunu Arayan Tavşan, Meraklı Martı,
Özlem Ağacı, Palyaçonun Pabuçları, Paytak
Ördek Takımı ve Yaygaracı Kurbağalar dizinin
diğer kitaplarından. Bütün bu öyküler, ilk
okuma heyecanlarını çikolata öykülerde
dindirmek isteyen çocukları bekliyor.
|