EskiSayılar: 12-13 14-15 16 17 18-20 21-27
Dili savcılar
koruyamaz

Doğan HIZLAN
Kazakistan'da Dilin
Korunması için savcılık harekete
geçmiş. Kazakça (Kazak Türkçesi)
kullanılması için herkes zorlanacakmış.
Anadolu Ajansı'nın
haberine göre, haftalık Ana Tili gazetesi,
Astana'nın Sarıarka ilçesinde,
Dil Kanunu'nun sert müeyyidelerinin artık
uygulanacağını yazmış.
Dile özen göstermeyenlerin,
yabancı kelimeleri, kavramları kullananların,
iş yerlerindeki tabelaları Kazakça
olmayanların 15 günlük maaşları
kesilecekmiş. Ayrıca 15 gün de hapiste
yatacaklarmış.
Hatırlayacaksınız, bizde de
bir zamanlar dil zaptiyeleri böyle bir yasayı
uygulamaya kalkışmışlar, yazarların
tepkileri karşısında abesle iştigalden vaz
geçmişlerdi.
Herkesin; ana dilini güzel,
iyi, doğru konuşmasını, yazmasını kim
istemez? Bunun yolu, dili öğreten eğitim
kurumlarının seferber edilmesinden geçer.
Ancak bunun yasal baskıyla,
bir zaptiye zihniyetiyle gerçekleşemeyeceğini
basın bir sağduyu dayanışması göstererek,
devlete ve bir takım dilcilere ispat etti.
Kazakistan'da;
yaptırımlara başvurmanın ardında eğitim
stratejisinin yanlışları yatıyor.
Küçük yaşta Türkçeyi
öğrenmeyen birinin daha sonraki yıllarda kendi
diline dönmesini kim bekleyebilir, umabilir?
Söz konusu tedbirleri alan Kazakistan'da
özelleştirme gerçekleşince, okul öncesi
eğitim yapan, ana dili öğreten kurumların
yüzde 60'ı kapanmış.
Eğitim sistemindeki
yanlışı, yasakçı bir kafayla düzeltmeye
çalışıyorlar.
61 yüksek öğretim kurumunda,
238 bin öğrenci okuyor. Onların da ancak
yüzde 30.9'u Kazakça dersler alıyormuş.
* * *
İNSANLARIN en az
bildiği dilin ana dili olduğu tezini
savunuyorum. Çünkü herkes anasından doğar
doğmaz, yaşadığı çevrenin, ülkenin, ulusun
dilini hiç bir gayret göstermeden
konuşabileceğini, yazabileceğini zannediyor.
Oysa, ana dilini bilmek için
dilbilgisi okumak, dilin kurallarını öğrenmek
gerekir, yazarken sözlüklere, kılavuzlara
bakmak şarttır. Ayrıca ana dilini geliştirmek
için kaynak sayısının çokluğu, onu iyice
öğrenmek isteyenin işini kolaylaştırır.
Ülkenin yazarlarını,
şairlerini okumak, dilin öğrenilmesi için
bulunmaz nimetlerdir.
Bir başka yanlışa
değineyim: Ben iki dil biliyorum, onları
Türkçeden daha iyi konuşuyor, daha güzel
yazıyorum diyen Türklere ben inanmam.
Kendilerini aldatmasınlar. Kendi dilini, onun
zenginliklerini, inceliklerini bilmeyen, sözcük
hazinesi tamtakır olanların bir başka dili
öğrenmesi, bilimsel ve dilsel kurallara
aykırıdır.
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın
söylediği bir saptamasını da unutamam. Bazı
kişiler için, Fransızcayı çok iyi bilir,
derler, diye söze başladı. Ne demektir bu, o
dilin edebiyatını, kültürünü bilir,
anlamına gelmez mi? Hayır, onların gözünde,
kambiyo işlemlerini yapabilen kişi o dilin en
ustası sayılıyor. Bence o dili bilmeyen bir
kişidir.
Bu konuda, dilin kullanılarak,
o dildeki kitapların okunarak bilinebileceği
konusunda Nurullah Ataç'ın da buna
yakın bir görüşü var.
* * *
DİLİMİZİ koruyabilmek
onu genç kuşaklara sevdirmekle mümkündür.
İyi örneklerini okumalarını sağlayarak.
İş yasalara, yaptırımlara
düştü mü dil elden gitmiş demektir.
EskiSayılar:
12-13 14-15 16 17 18-20 21-27
|