Ana Sayfa 

Dersimiz Türkçe

DİLSEL SORUNLARD

EskiSayılar: 12-13 14-15 16 17 18-20 21-27 28-29 30-32 33

Doğru Yazalım Doğru Konuşalım 

 Prof. Dr. Hamza ZÜLFİKAR

Oto-, mobil, mobilize, gaza gelmek, modernite, dilsel üzerine.

Oto-, mobil, mobilize

Otomobil sözü ile birlikte Fransızcadan “kendi kendine, öz” anlamlarına gelen ve Yunancası autos olan auto- ön ekini taşıyan otomatik, otomatikman, otomatizm, otobiyografi, otobiyografik, otodidakt, otograf, otografi, otokontrol, otokrasi, otokrat, otokritik, otomasyon, otomat, otomotiv, otonom, otoerotizm, otonomi, otoplâsti, otopsi, otorite, otoriter, ototrof, ototrofi gibi kelimeleri aldık ve sözlüklerimize katarak bunları tanımladık. Son 25 - 30 yıl içindeyse otomobil sözünün mobil parçası ayrı bir kelime olarak dilimize ve dolayısıyla sözlüklerimize girdi.

İngilizce sözlüklerde ön ek olarak iki auto- yer alır. Bunlardan biri kelimeye kendi kendine, özü özüne, kendiliğinden işleyen, yönlenen, kendinden alınan gibi kavramlar katar. Buna otokritik, otokontrol, otomatik, otomat, otoplâsti gibi örnekleri verebiliriz. Diğeri ise otomobil kelimesinden kısaltılmış, köken olarak birinci auto-’ya dayanan ve bir ön ek gibi kullanılan auto-’dur. Türkçe­ye geçmiş bu iki numaralı auto- ön ekiyle kurulmuş örnekler şunlardır: Franzıcadan otogar, otobüs, otomobil, otopark; İngilizceden otokar, otomotiv, otoray, otostop; Almancadan Autobahn kelimesinin kısaltılmış biçimi olan otoban. Sözlüklerimizi dolduran saydığımız bu örneklerin karamsar havasından kurtulmak için otoban kelimesinin hiç olmazsa bir bölümünü otoyol kelimesiyle Türkçeleştirdiğimizi, bu uygulamayla oto- ön ekini artık benimsediğimizi, “Dilimizde ön ek yoktur” kuralına rağmen Türkçe kelimelere de ön ek getirebildiğimizi üzülerek söyleyebiliriz.

Sözlüklerimizde yer alan bu ön ekin her iki durumdaki kullanımları İngilizce sözlüklerdekilerle karşılaştırıldığında bunların pek çoğunun bizde de kullanılmaya başlandığını görmekteyiz. 1983 tarihinde Türk Dil Kurumunca bastırılmış olan Türkçe Sözlük’te otograf, otografi, otokontrol, otomatikman dışında yukarıda saydığımız oto- ile kurulmuş yabancı kökenli kelimeler yer almaktadır. 1988 tarihli Türkçe Sözlük’te ise bunlara otograf, otografi, otokontrol, oto­ma­tikman kelimeleri de eklenmiştir. Bu durum, bilinçsizce batıseverliğimizin dildeki yansımasını gösteren örneklerden biridir. Sözlükleri hazırlayanların bu yolda yapacakları bir şey yoktur. Bir yabancı söz dilde kullanılıp belirli bir sıklığa erişti mi, sözlükçü, onu sözlüğün maddeleri arasına katmak zorundadır.

Oto ve mobil diye ayırabileceğimiz otomobil kelimesinin mobil parçası ise, bir şirket adı dışında dildeki seyyar ve müteharrik kelimelerinin yerini almıştır. Mobil ve mobilize1983 ve 1988 tarihli Türkçe Sözlük’te yoktur. Bu iki söz çok yakın dönemde sözlüklerimize girmiştir. Bir batı kökenli kelime Türkçe Sözlük’e alınmışsa, bu durum söz konusu kelimenin artık dilde yaygın olarak kullanılmaya başlandığını gösterir. Mobil kelimesinin türevleri İngilizcede sayılıdır. Bu bakımdan endişe edilecek bir durum yoktur. Bir yerden bir yere kolayca ve hızlıca taşınabilen kavramı içeren mobil sözü, İngilizcede mobil­library, mobilshop, mobilhome gibi kelimelerde de yaşar. Bereket ki elimizi çabuk tutup mobil sözünü tanımadan, gezici kütüphane veya gezici kitaplık kelimelerini türetmişiz. Buna ek olarak bizde bir de gezici sağlık aracı sözü bulunmaktadır. Yapıca doğru türetilmiş olan gezici kelimesi Arapça seyyar kelimesinin karşılığıdır. Unutmayalım ki dilimizde seyyar hastahane, seyyar mutfak gibi başka kelimeler de var. Askerî bir terim olan seyyar mutfak ne yazık ki Türkçe Sözlük’e henüz girmemiştir. Seyyar sözü ile türetilmiş olan seyyar satıcı örneği ise, dildeki bir başka türevdir. Seyyar’ın burada gezici kelimesiyle karşılanması, iki -ıcı ekinin tekrarı söz konusu olacağından mümkün olmamıştır. Bu arada mobil­shop kelimesinin Türkçe sözlüklere girmeye aday olduğunu da burada belirtelim. Çünkü mobilshop’ları özellikle benzin istasyonlarında artık görmeye başladık. Mobilshop özgün imlâsıyla kendine yer arıyor. Kim bilir bir gün mobi­lshopkeeper de dile girer ve bizim seyyar satıcı sözü tarihe karışır.

İmlâsı korunarak mobilshop biçiminde Türkçe Sözlük’e girmeye aday olan bu kelime üzerinde düşünürken birkaç gün önce Hürriyet gazetesinde mobil santral kelimesi gözüme ilişti. Herhâlde bu söz de çok geçmedenTürkçe Sözlük’e girecek. Mobil santral sözü ile ilgili olarak gazete haberindeki cümlelerden bizi ilgilendirenler şunlar: “Mobil santral, elektrik enerjisi üretirmiş. 6 numaralı fuel-oil yakarmış. Afrika’nın -deyim yerindeyse- donsuz cumhuriyetlerinde elektrik üretmekte kullanılırmış. Yani gelişmiş ülkeler bu santralları kapılarından içeri sokmazlarmış. Aslında bunların seyyar olması gerekirmiş. Ama değilmiş.” (Hürriyet, 25 Ağustos 2002) (Muhabirin, sant­rallarıimlâsı korunmuştur.)Ülkemizde bu tür santraller bulunduğuna göre ister istemez bu santralin tanımı, özellikleri kitaplara ve dolayısıyla sözlüklere girecektir.

Bu örnekler ve gelişmeler konunun bugüne kadar akademik ölçüler içinde ele alınamadığının kanıtlarından biridir. Birtakım ön hazırlıklar yapmadan, örnekleri toplamadan, Türkçenin dil bilgisi kurallarına riayet etmeden, uygun ekler ve kökler aramadan, halk ağızlarını ve yaşayan Türk lehçelerini taramadan, kelimelerin kavram alanlarını iyi hesap etmeden masa başında uy­durulan kişisel karşılıklar, yıllarca tartışmalara sebep olmuş; kimisi tutunmuş kimisi tutunmamış veya bir bölümü belli bir kesimin dilinde kalmış, bu arada da batı kökenli karşılığı gelip dile yerleşmiştir.

Gaza gelmek

Türkçe Sözlük’e girmeye aday bir başka söz de gaza gelmek’tir. Türkçe Sözlük’e argo türündeki kelimeler de alındığından kafayı yemek gibi bir argo söz yanında gaza gelmek sözü de bulunacaktır.

Faruk Güçlü adında bir araştırmacı Toplumsal Yaşamda Küfür adını taşıyan 63 sayfalık bir kitap yayımlamış. F. Güçlü, ünlü kişilerin çeşitli toplantılarda, kürsülerde, gazetelerde sarf ettikleri küfürleri, argo sözleri toplamış, küfrün geçtiği cümleleri kaynak göstererek yayımlamış. Bilinen ve sözlüklere giren yavşak, kırık, liboş gibi onur kırıcı ağır sözler yayında, söz konusu çalışmada  uçkuru çözük, uçkuru kıltak, yamuk, postal kafalı, soğan erkeği gibi küfür nitelikli sözler tespit edilmiş.

Sözlükçülük açısından üzerinde düşüneceğimiz konulardan biri de bu tür kelimelerin Türkçe Sözlük’e alınması veya alınmaması meselesidir. Mahkemeler, dava konusu olan bazı kelimelerin küfür niteliği taşıyıp taşımadığını Türk Dil Kurumuna sorarlar. Kurumun bu sorulara cevap verebilmesi için söz konusu kelimelerin sözlükte yer alması ve ayrıntılı bir biçimde örnek cümleleriyle tanımlanması gerekir. Bunun için de geniş bir araştırma ve tarama faaliyeti başlatılmalıdır. Unutmamak gerekir ki, bu tür sözlerin kaynağı halk ağızlarıdır. Maalesef bugüne kadar halk ağızları üzerinde yapılan araştırmalarda bu mesele üzerinde durulmamış ve ilgili malzeme toplanmamıştır.

Modernite

Sözlüklerimize henüz girmemiş, Fransızca kökenli modernite sözünü “Bir Politik Kurum ve Süreç Olarak Türk Dil Kurumu” başlıklı yazının yazarı Hasan Bülent Kahraman kullanmış. Hasan Bülent Kahraman’ın Hürriyet Gösteri dergisindeki (Temmuz 2002, 239. sayı) cümlesi şöyle: “Dil modernleşme sürecine girmiş hemen her toplumda sorun olmuştur. Bu modernitenin kendisinden olduğu kadar onun en büyük projesi olan ulus - devlet kurma çabasından kaynaklanan bir sonuçtur”

Türkçe Yabancı Kelimeler Sözlüğü adlı eseri yazan Mustafa Nihat Özön’ün sözlüğüne baktım, modernite kelimesi alınmamış. Türk Dil Kurumunca yayımlanmış sözlüklerde de bu söz yok. Son yıllarda bu tür Fransızca ve İngilizce kelimelerin dile doldurulmasının örneklerini çok görüyoruz. Önceleri “Bunlar kişisel kullanımlardır, yayılmaz, sözlüklere girmez” diyoruz. Sonradan bir bakıyoruz ki, aynı sözü çağdaş veya aydın görünmek isteği ile başkaları da kullanıyor ve gün geliyor bu tür sözler Türkçe sözlüklerde de yerini buluyor. Arap ve Fars sözlüklerini sabahlara kadar karıştırıp kelimeler bulan, onlardan yeni türetmeler yapan ve icat ettiği sözleri ertesi gün şiirinde, yazısında kullanan Osmanlı aydınının tutumunu bugün Cumhuriyet Döneminin Türk aydınında bir başka tarz içinde görmekteyiz. Şimdi de batı dillerinden kelime almak, onlardan türetmeler yapmak moda hâline gelmiştir. Yazarlar, seçmecilik, seçmeci diye uygun karşılıkları bulunmuş kelimeleri kullanmaz, Fransızca eklektizm, eklektik kelimelerini kullanırsa, Türkçeyi korumak ve yaşatmak nasıl mümkün olur?

Türkçeyi savunanların, Türkçe üzerinde düşünce geliştirenlerin önce onu yabancı dillerin boyunduruğuna sokacak, yabancılaştıracak, yozlaştıracak tehlikelere karşı seçmeçi (eklektik) olması beklenir.

Türk Dil Kurumunun kuruluşunun 70. yılı dolayısıyla Hürriyet Gösteri dergisinin bu önemli güne değer vererek yaptığı yayın övülmeye değer. Bu önemli günün dergide geniş bir biçimde ele alınması, çeşitli çevrelerden değişik görüşlerin bir araya getirilmesi isabetli olmuştur. İlgililere, yöneticilere bu bakımdan teşekkür etmek gerekir. Ancak çeşitli görüşlerin yazıya döküldüğü bu dergide yer alan bütün yazılar okunduğunda gerçeklerden uzak, haksız, dayanaksız, iyi araştırılmadan sarf edilmiş ağır suçlamaların bulunduğunu üzülerek belirtmek gerekir. Bunları okuduktan sonra bütün bu suçlamaları Türk Dil Kurumunun kaderine bağlıyorum. Türk Dil Kurumu bir dernek ya­pısındayken de ağır bir biçimde suçlanıyordu. 35 yıllık meslek hayatımda gördüğüm bu yıkıcı tutum ne zaman yapıcı bir tutuma dönüşecek ve bilim egemen olacak?

Dilsel

Türkçe Sözlük’te birbiriyle ilgilendirilmesi gereken kelimeler üzerinde özel olarak durmak gerekir. Örnek olarak dilsel ve lisanî sözlerinden birini ötekisine yani lisanî’yi dilsel’e gönderme yaparak birbiriyle ilgilendirmeliyiz. Bugün için eskimiş olan lisanî sözünü Şemsettin Sami’nin Kamus-ı Türkî adlı eserinde bulmaktayız. Ş. Sami, bu kelimeye iki anlam vermiştir. Biri “Dile mensup ve müteallik”, diğeri “Lehçe ve lügate mensup ve müteallik”. Her iki söze de yer veren Türkçe Sözlük’te dilsel esas alınıp tanımlanmalıdır. Lisanî sözünün önünde ise yalnızca dilsel yer almalıdır.

Dilsel sözüne gelince bu karşılığın 1940’lı yıllarda kullanılmaya başlandığını görüyoruz. Türk Lehçelerinin Mukayeseli Grameri adlı ünlü eseri yazan Ahmet Cevat Emre 1949 yılında bastırdığı kitabında bu terimi kullanmış.

A. Cevat Emre 1877 yılında doğmuştur. Atatürk’ün ilgisini de çeken  A. C. Emre’nin bu çalışmasında dilsel sözü şu cümlede geçmektedir: “Atatürk’ten alınan yüce ilham ile gönlümüzde tutuşan dilsel araştırmalara girişmek aşkı, bizi, Türkçenin başka dil aileleriyle mukayese vadisine sürüklemişti...” (Türk Lehçelerinin Mukayeseli Grameri II. s.)

Dilsel sözü dolayısıyla adını andığımız Ahmet Cevat Emre, öteki Türk dilcileri gibi ne yazık ki unutulup gitti. Türk dil bilgisi ile ilgili birikimlerimizi onların eserlerini okuyarak elde ettik. Türk dili tarihini yazacaklar, onların çabalarını övgüyle ve minnetle anmalıdırlar.

(www.tdk.gov.tr/ham029.html - 32k )

EskiSayılar: 12-13 14-15 16 17 18-20 21-27 28-29 30-32 33