Ana Sayfa 

Dersimiz Türkçe

DİLSEL SORUNLAR

EskiSayılar: 12-13 14-15 16 17 18-20 21-27 28-29 30-32 33 34-39

Kökenbilim Sözlükleri

NECMİYE ALPAY

Türkçenin kökenbilimi alanında bir efsane olan Andreas Tietze'nin "Tarihi ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugati" (Simurg Yay.), yedi yüz elli küsur sayfalık ilk cildiyle (A-E) elimizde. İki yılda tamamlanacak ve dizinle birlikte yedi cildi bulacak. Biz okurlarda haklı bir edinme seferberliğidir yaratan yayınlardan.
İlk başta göz korkutucu bir yanı var bu sözlüğün: Matematik metinlerini anımsatan karışık işaretler, sayılar, imlalar... Bunların çoğuna kısa sürede alışılıyor. Kısaltmalar bölümüne bakmayı savsaklarsanız hiçbir sözlükten yeterince yararlanamazsınız zaten. Yalnızca kısaltmalar bölümüne değil, baştaki açıklamaların tümüne.
Bununla birlikte, açıklamalarla ilgili bir zorluğa da hazır olunmalı: Türkçesine herkesin az çok alışkın olduğu pek çok dilbilgisi teriminin Latincesi kullanılmış bu sözlükte. Sözgelimi, "soyut ad" terimi çoğu okura tanıdık gelir ama, "nomina abstracta"? "Elativus olmayan sıfatlar",
"preposition'ı", "genetivus halinde", "nomen actionis üretir", "passivum halinde fiiller" vb? Türkçede dilbilgisi terimleri alanında birlik sağlanmıştır diyemeyiz ama, durumun sözlükçüleri böyle konuşmak zorunda bırakacak kadar umutsuz olduğunu da sanmıyorum. Bu sözlük hazırlanırken Türkiye'nin lisede temel Latince eğitimi veren ülkelerden olmadığı unutuldu belki de. Neyse ki bu durum sözlükten yararlanılmasını her zaman zorlaştırmıyor.
Bu çok değerli sözlük için iki noktaya daha dikkat edilmeli. Birincisi, sözlüğün dili gibi imlasının da eski oluşu: Başta kısaltma imlası olmak üzere ("ET.", "BSTT." vb), bugünkü kullanım için Tietze'nin sözlüğünü örnek almamakta yarar var.
Dikkat edilecek ikinci nokta, boyutlarına bakıp bu sözlüğü her tür Türkçe sözlüğün yerine koymaya kalkışmamak gerekliliği. Sözgelimi, "anlam" sözcüğünü almamasına takılıp acaba Tietze de anlam konusunda anlamlı bir şey söylemenin olanaksızlığına inanan düşünürlerden midir gibi sorulara dalınmamalı. Yapısı ya da gelişimi özellik göstermeyen sözcüklere doğal olarak yer verilmemiş "Tarihi ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugati"nde.
Kaynakça ise insanın içini rahatlatacak genişlikte. Sevan Nişanyan'ın
"ciddi ve yeterli" bulmadığı için "Çağdaş Türkçenin Etimolojik Sözlüğü"nde anmadığını belirttiği kaynaklar Tietze'de hep var. Böyle olması Tietze'nin o kaynakları onayladığı anlamına gelmiyor elbette.
Bunu diyerek Nişanyan'ın gerekçeleri konusuna geçmem gerekti, çünkü bu gerekçeler, beklenebileceği üzere, epey eleştiri çekti. Ondokuz Mayıs Üniversitesi öğretim üyesi Mehmet Aydın, İsmet Zeki Eyuboğlu'nun sözlüğüyle ilgili olarak Prof. Dr. Talat Tekin'in "Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü" ("Türkoloji Eleştirileri" içinde, Simurg Yay., s.104-112) başlıklı eleştirisini anımsatan bir mektup yazdı. Aydın, şu bilgileri de ekliyordu:
"Kebikeç Dergisi 1999 yılında Sözlükçülük dosyası verdi ve bu dosyada Türk dilinin başlıca kökenbilim sözlükleri ile ilgili bir değerlendirme de vardı. (...) TDK'nın Türk Dili'nde de Gerhard Doerfer'in 'Türkçenin İdeal Bir Etimolojik Sözlüğünün Nasıl Olması Gerektiği Hakkında Düşünceler' biçiminde çevrilmiş bir yazısı var. Bu yazı sayı 392-393/ Ağustos-Eylül 1984 tarihlidir. (...) Bizim çevrelerde etimoloji (kökenbilim) deyince akla Hasan Eren gelir. Onun sözlüğünü hatırlatmak da bana kalırsa kadirbilirlik olur."
Tietze'nin kaynakçasında Hasan Eren adı otuz üç kez geçiyor. Hasan Eren'in anılması konusundaki uyarı başka okurlardan da geldi.
Köken tartışmalarına gelince: Kişisel olarak, kökenbilim alanındaki bilgim ortalama okur düzeyini aşmadığından, köken tartışmalarında uzun boylu taraf olamayacağımı belirtmeliyim. Nişanyan'ın kitaplarıyla ilgili ilk yazımda verdiğim örnekler, daha çok, yazarın kaynaklar konusundaki tavrına dikkat çekmeye yönelikti. Prof. Dr. İnci Enginün'den aldığım mektupta
"takaza" sözcüğüyle ilgili olarak verilen bilgiler de aynı çerçevede önem kazanıyor: Nişanyan'ın kaynakçasında Osmanlıca sözlükler de eksik.
Prof. Enginün, "takaza" (eski biçimiyle, "tekaza") Arapçadan geldiğini ve eski harflerle yazılışının Ferit Devellioğlu'nun Osmanlıca sözlüğünde bulunduğunu yazıyor: "Tekaza", sıkıştırmak anlamına gelmektedir.
Prof. Enginün, "[tekaza] eskiden bazı önemli metinlerde kullanılmıştır" diyor: "Cenap Şahabettin'in Tekaza-yı uslûp adlı bir şiiri vardır."

EskiSayılar: 12-13 14-15 16 17 18-20 21-27 28-29 30-32 33 34-39

Ö z k a n P A P A T Y A
Genel Yayın Yönetmeni
admin@vitrindekikitaplar.com