| Kökenbilim
Sözlükleri NECMİYE ALPAY
Türkçenin kökenbilimi alanında bir
efsane olan Andreas Tietze'nin
"Tarihi ve Etimolojik Türkiye
Türkçesi Lugati" (Simurg Yay.),
yedi yüz elli küsur sayfalık ilk
cildiyle (A-E) elimizde. İki yılda
tamamlanacak ve dizinle birlikte yedi
cildi bulacak. Biz okurlarda haklı bir
edinme seferberliğidir yaratan
yayınlardan.
İlk başta göz korkutucu bir yanı var
bu sözlüğün: Matematik metinlerini
anımsatan karışık işaretler,
sayılar, imlalar... Bunların çoğuna
kısa sürede alışılıyor.
Kısaltmalar bölümüne bakmayı
savsaklarsanız hiçbir sözlükten
yeterince yararlanamazsınız zaten.
Yalnızca kısaltmalar bölümüne
değil, baştaki açıklamaların
tümüne.
Bununla birlikte, açıklamalarla ilgili
bir zorluğa da hazır olunmalı:
Türkçesine herkesin az çok alışkın
olduğu pek çok dilbilgisi teriminin
Latincesi kullanılmış bu sözlükte.
Sözgelimi, "soyut ad" terimi
çoğu okura tanıdık gelir ama,
"nomina abstracta"?
"Elativus olmayan sıfatlar",
"preposition'ı",
"genetivus halinde",
"nomen actionis üretir",
"passivum halinde fiiller" vb?
Türkçede dilbilgisi terimleri alanında
birlik sağlanmıştır diyemeyiz ama,
durumun sözlükçüleri böyle konuşmak
zorunda bırakacak kadar umutsuz
olduğunu da sanmıyorum. Bu sözlük
hazırlanırken Türkiye'nin lisede temel
Latince eğitimi veren ülkelerden
olmadığı unutuldu belki de. Neyse ki
bu durum sözlükten yararlanılmasını
her zaman zorlaştırmıyor.
Bu çok değerli sözlük için iki
noktaya daha dikkat edilmeli. Birincisi,
sözlüğün dili gibi imlasının da
eski oluşu: Başta kısaltma imlası
olmak üzere ("ET.",
"BSTT." vb), bugünkü
kullanım için Tietze'nin sözlüğünü
örnek almamakta yarar var.
Dikkat edilecek ikinci nokta,
boyutlarına bakıp bu sözlüğü her
tür Türkçe sözlüğün yerine koymaya
kalkışmamak gerekliliği. Sözgelimi,
"anlam" sözcüğünü
almamasına takılıp acaba Tietze de
anlam konusunda anlamlı bir şey
söylemenin olanaksızlığına inanan
düşünürlerden midir gibi sorulara
dalınmamalı. Yapısı ya da gelişimi
özellik göstermeyen sözcüklere doğal
olarak yer verilmemiş "Tarihi ve
Etimolojik Türkiye Türkçesi
Lugati"nde.
Kaynakça ise insanın içini
rahatlatacak genişlikte. Sevan
Nişanyan'ın
"ciddi ve yeterli" bulmadığı
için "Çağdaş Türkçenin
Etimolojik Sözlüğü"nde
anmadığını belirttiği kaynaklar
Tietze'de hep var. Böyle olması
Tietze'nin o kaynakları onayladığı
anlamına gelmiyor elbette.
Bunu diyerek Nişanyan'ın gerekçeleri
konusuna geçmem gerekti, çünkü bu
gerekçeler, beklenebileceği üzere,
epey eleştiri çekti. Ondokuz Mayıs
Üniversitesi öğretim üyesi Mehmet
Aydın, İsmet Zeki Eyuboğlu'nun
sözlüğüyle ilgili olarak Prof. Dr.
Talat Tekin'in "Türk Dilinin
Etimoloji Sözlüğü"
("Türkoloji Eleştirileri"
içinde, Simurg Yay., s.104-112)
başlıklı eleştirisini anımsatan bir
mektup yazdı. Aydın, şu bilgileri de
ekliyordu:
"Kebikeç Dergisi 1999 yılında
Sözlükçülük dosyası verdi ve bu
dosyada Türk dilinin başlıca
kökenbilim sözlükleri ile ilgili bir
değerlendirme de vardı. (...) TDK'nın
Türk Dili'nde de Gerhard Doerfer'in
'Türkçenin İdeal Bir Etimolojik
Sözlüğünün Nasıl Olması Gerektiği
Hakkında Düşünceler' biçiminde
çevrilmiş bir yazısı var. Bu yazı
sayı 392-393/ Ağustos-Eylül 1984
tarihlidir. (...) Bizim çevrelerde
etimoloji (kökenbilim) deyince akla
Hasan Eren gelir. Onun sözlüğünü
hatırlatmak da bana kalırsa
kadirbilirlik olur."
Tietze'nin kaynakçasında Hasan Eren
adı otuz üç kez geçiyor. Hasan
Eren'in anılması konusundaki uyarı
başka okurlardan da geldi.
Köken tartışmalarına gelince:
Kişisel olarak, kökenbilim alanındaki
bilgim ortalama okur düzeyini
aşmadığından, köken
tartışmalarında uzun boylu taraf
olamayacağımı belirtmeliyim.
Nişanyan'ın kitaplarıyla ilgili ilk
yazımda verdiğim örnekler, daha çok,
yazarın kaynaklar konusundaki tavrına
dikkat çekmeye yönelikti. Prof. Dr.
İnci Enginün'den aldığım mektupta
"takaza" sözcüğüyle ilgili
olarak verilen bilgiler de aynı
çerçevede önem kazanıyor:
Nişanyan'ın kaynakçasında Osmanlıca
sözlükler de eksik.
Prof. Enginün, "takaza" (eski
biçimiyle, "tekaza")
Arapçadan geldiğini ve eski harflerle
yazılışının Ferit Devellioğlu'nun
Osmanlıca sözlüğünde bulunduğunu
yazıyor: "Tekaza",
sıkıştırmak anlamına gelmektedir.
Prof. Enginün, "[tekaza] eskiden
bazı önemli metinlerde
kullanılmıştır" diyor:
"Cenap Şahabettin'in Tekaza-yı
uslûp adlı bir şiiri vardır."
|