DİNLEMEK ve NOT
TUTMAK
Öğrencinin hem okul derslerinde hem de sınavlara
hazırlıkta başarıya ulaşması bir dizi etkinliği sağlıklı olarak
uygulamasına bağlıdır. Başarıya giden yolda yapılması gereken
etkinliklerin başında “dinleme” ve dinlenenlerin yazılması yani “not
tutma” gelir.
Uzmanlar yaptıkları araştırmalarda, insanın
öğrendiklerinin %70’ini bir saat içinde, %80’ini de bir gün içinde
unuttuğunu ortaya koydular. Uzmanlar, okunanın %20’sinin, okunup sonra
dinlenenin % 40’ının, okunup dinlendikten sonra yazılanın da %60’ının
hatırda kaldığını tespit etmişlerdir. Ünlü İngiliz edebiyatçı Shakespeare
“Dinlememek ve not almamak hastalığı yüzünden başım dertte.” derken bu
gerçeğe parmak basmıştır.
Not tutma öğrencinin derse dikkatini çeker. Dikkat
öğrencinin derse aktif katılımı demektir. Böylece unutmaya karşı da bir
tedbir alınmış olur. Ayrıca iyi bir not tutma eylemi için iyi bir
dinleyici olmak gerektiğinden not tutma sayesinde öğrenme verimli hale
gelir.
Yapılan araştırmalardan elde edilen verilere göre
bilinçli bir dinleme gerçekte 30 saniye kadar sürer.1-2 saniyelik
aralıklarla bu süreç sürekli işler. Önemli olan bu boşluklara takılmadan
dikkati canlı tutmaktır. Dikkat canlı olduğu sürece öğrenme verimli olur
çünkü. Dikkatin canlı olduğu bu süreyi de not tutarak geçirmek
gerekir.
İyi bir dinleyici olmak için ön sıralar tercih
edilebilir, dersi aksatmamak gerekir, duyular tam kullanılmalıdır. Gözler
öğretmende, kulaklar anlatılanlarda, eller anlatılanı yazmada, beyin
dinlenileni süzgeçten geçirerek yazma eylemini koordine etmede olursa
öğrenme etkili ve de verimli bir şekilde gerçekleşmiş
olacaktır.
Not tutmak için ders takibi bilginin sürekliliğinden
dolayı çok önemlidir. Bir zincirin iş görebilmesi için bütün halkalarının
tam olması gerekir. Bir tanesi bile eksik olsa zincir iş görmez. Bilgiler
birbirine bağlıdır. Birinin bilinmesi diğerinin bilinmesini, birinin
öğrenilmesi diğerinin öğrenilmiş olmasını gerektirir. Not tutmanın verimli
olması bütün dersleri mümkün olduğunca takibe bağlıdır.
Not tutmayıp da başkalarının tuttuğu notları kullanmak
verimli olmaz. Çünkü not tutma özel bir eylemdir ve her birey kendi
anlayacağı tarzda bu eylemi gerçekleştirir. Kişinin tuttuğu notlardan en
verimli şekilde sadece kendisi yararlanır. Kaçırılan bir dersin notunu
başkasından almak da sonuç almak bakımından etkisizdir. Bilgilerin kopuk
kopuk olmaması için not bizzat öğrencinin kendisi tarafından tutulmalı
bunun içinde ders takibinde ısrar edilmelidir.
Ders takibi not tutmayı sağladığı gibi anlatılan
dersin anlaşılmasını da kolaylaştırır. Not tutarken anlatılanları dinlemek
beyin süzgecinden geçirmek hem derse dikkati artırır hem de sıkılmayı
engeller. Not tutmakla öğrenci derse aktif katılım sağladığından not tutma
uyanıklığı yani dikkati artırır. Derse konsantre olmayı sağlar. Anlamayı
ve akılda tutmayı kolaylaştırır.
Not tutarken anlaşılır tarzda kısaltmalar yapılabilir.
Ayrıca öğretmenin vurguladığı tekrar tekrar üzerinde durduğu bölümler
işaretlenmelidir. Bu bölümler sınavlarda soru olarak gelebilir.
Tutulan notların sonradan temize geçirilmesinin yani
derste yazılanların eve gidince düzgün bir şekilde yeniden yazılmasının
öğrenmenin kalıcılığı ve en etkili öğrenme tarzlarından olan yazarak
çalışmayı sağlamasından dolayı büyük faydaları olur. Ayrıca tekrar
öğrenmenin en etkili yöntemlerinden bir diğeridir. Temize geçirme eylemi
gerçekte başlı başına bir tekrar çalışması niteliğindedir. Böylece
bilgiler tazelenir. Bilgileri hafızaya alma oranı yükselir. Unutma
engellenir. Ayrıntılar arsındaki farklar belirlenir. Anlaşılamayan
bölümler tespit edilerek öğretmenden yardım isteme imkanı elde edilerek
öğrenme verimli hale gelmiş olur.
Uzmanlar eğitimi “İnsanın öğrendiklerinin unuttuktan
sonra akılda kalanıdır.” şeklinde tanımlamışlardır. Öyleyse dinleme ve not
tutma daha sonra da tutulan notları gerek temize geçerek gerekse okuyarak
gözden geçirme “geriye kalan”ı artırır. Öğrenme ve hafızaya almayı
yükselten dinleme ve not tutma daha az çalışma da demektir. Çünkü yazarak
çalışma yapılmakta öğrenme kısa sürede etkili bir şekilde gerçekleşmekte
tutulan notların gözden geçirilmesiyle de unutma engellenmektedir. Burada
dikkat edilecek husus tutulan notların günü gününe gözden geçirilmesidir.
Eve gidilince defteri kitabı bir tarafa fırlatıp uyumak ya da başka bir iş
yapmak daha sonra bu işler için daha fazla vakit ayırmayı gerektirir.
Öğrenilen sıcağı sıcağına tekrar edilirse hafızaya alma ve uzun süreli
öğrenme gerçekleşir.
TEKRAR
Sınavlara hazırlık uzun bir maratondur. Bu maratonun
belirli aşamalarında belirli çalışmalar öne çıkar. Bu çalışmalardan birisi
ve en önemlisi de "tekrar"dır.tekrar başarının anahtarıdır.
Unutma, öğrenmeden sonra olabilecek bir sorundur ve
normaldir. Kişi, öğrendiklerinin %70’ini 1 saat içinde, % 80’ini de bir
gün içinde unutur.
20 – 40 dakikalık bir ders süresinden sonra 10
dakikalık bir tekrar çalışması yapmanız en uygun olanıdır. Tekrar bir
defalık bir çalışma değildir. Öğrencilerin yanılgıya düştükleri
noktalardan biri çalışma sisteminde dersin başında geçen sürenin
çokluğunun öğrenmeyi artıracağı düşüncesidir. Oysa bu düşünce yanlıştır.
Tekrar yapılmazsa kalıcı öğrenme olamayacaktır. Öğrenilenlerin kalıcı
duruma gelmesi için tekrarların sıkça yapılması gerekir. Dersten hemen
sonra yapacağınız 10 dakikalık bir tekrardan sonra dersi öğrendiğiniz
(işlediğiniz) günün akşamı 2-4 dakikalık yeni bir tekrar; dersten 24 saat
sonra yine 2- 4 dakikalık bir tekrar; bir hafta sonra 5 dakikalık bir
tekrar; bir ay sonra ise yine 5 dakikalık bir tekrar yapmanız
öğrendiklerinizin kalıcı olmasını sağlayacaktır. Bu tekrarları aylık
olarak yinelemeli, özellikle sınava altı hafta kala tekrar çalışmalarını
yoğunlaştırmalısınız. Çünkü kalıcı öğrenme ders çalışma başında geçen
süreyle değil, tekrar sayısı ve süresiyle doğru orantılıdır. Yapılan
araştırmalar, çok tekrar edilen bilgilerin daha kolay hatırlandığını
göstermektedir. D. R. Jakobsen, lise öğrencileri üzerinde yapılan
araştırmalarda notlarını periyodik olarak gözden geçiren öğrencilerin
notlarını gözden geçirmek suretiyle tekrar etmeyen öğrencilere göre daha
başarılı olduklarını söylemektedir.
Eğer tekrar çalışması yapmazsanız, öğrendiklerinizi
belli bir süre sonra unutmanız kaçınılmaz olacaktır. Yani öğrendikleriniz
için harcadığınız zaman boşa gidebilir. Yeni öğrendiğiniz bilgileri,
eskileri tam bilmeden anlayamazsınız. Çünkü bilgiler tuğla gibidir. Biri
diğerinin üstüne konur. Duvarın ortaya çıkması eski tuğlaların yerinde
olmasını gerektirir. Eski bilgilerinizi hatırlayamazsanız her defasında
yeniden öğrenmeye çalışacaksınız. Yani hep aynı yere, aynı tuğlayı
koyacaksınız. Bu da müthiş bir zaman kaybı demektir. Böyle bir durum sizi
sıkabilir ve ders çalışmadan soğutabilir. Ayrıca tekrar çalışması
yapmazsanız, eski öğrendiklerinizle yeni öğrendikleriniz arasında sağlam
bir bağlantı kuramaz, öğrenmeyi tam anlamıyla
gerçekleştiremezsiniz.
Uyku ve öğrenme üzerinde yapılan bazı araştırmalar
uykudan önce yapılan tekrarın bilgiyi hafızaya almada etkili olduğunu
ortaya koymuştur. Araştırmalarda, rüya görülen uyku esnasında salgılanan
bazı hormon benzeri maddelerin, yeni öğrenilmiş bilgileri pekiştirdiği
belirlenmiştir. Dolayısıyla yatmadan önce yapacağınız 10 dakikalık bir
tekrar çalışması, yeni öğrendiğiniz bilgilerin hafızaya yerleşmesi
bakımından mükemmel bir fırsattır. Yine araştırmalar sabah yapılan
tekrarın da öğrenme adına çok verimli olduğunu ortaya koymuştur. Bu
bakımdan yatmadan önce yaptığınız tekrar çalışmasını sabah yinelerseniz
kalıcı bir öğrenme için başarılı bir çalışma yapmış olursunuz.
Tatil, birinci dönemki konuların tekrarını yapmak için
büyük bir fırsat. Bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirenler, sınav
sonuçları açıklandığında gülenlerden
olacaklardır.