Ana Sayfa
-www.vitrindekikitaplar.com

Yazarlardan Eleştiri ve Kitap Tanıtımları

E s k i S a y ı l a r:
14 15 16 17 18 19 20 21-27 28-29 30 31 32 33 34 35-36 37 38 39-40 41 42 43 44-45-46 47 48 49 50-54 55-56 57 58
2004/01 02 03 04 05 06 07 08

Bu sayıdaki yazılar:
01 -Hasan Hüseyin kaç yaşında? /M. Sadık Aslankara

02 -Ölümünün 25. yılında Ali Rıza Ertan /Altay Ömer ERDOĞAN

03 -Otyam'ın yüreğindeki aslan /Ataol BEHRAMOĞLU

04 - Toprak Işık'la öykülerini konuştuk/Burak CANDAR

05 - Kapitalizmin kirlettiği aşk! /ATİLLA ÖZSEVER

06 - Caddeye uzak (mı) öyküler /ŞEYHMUS DİKEN

07 -DOSTTAN GELEN SELÂMSIN /Derviş ŞENTEKİN

08 - Anlatılan senin hikâyendir! /Tayfun Atay

09 -Güzelliğin ve umudun ustasından anılar /Ülkü Tamer

10 -Şiirin atsız süvarisi /Doğan HIZLAN

Toprak Işık'la öykülerini konuştuk

'Öykü yazmak zaman düzenimize çok uygun'Toprak Işık genç bir yazar. İki öykü kitabı yayımlandı 'Halat Gösterisi' ve 'Sırabaşı'. Bu ilginç öykülerini konuştuk Toprak Işık'la.

Burak CANDAR

-Kitabınızın kapağındaki özgeçmişten aktarıyorum 1973 yılında Elazığ'da doğmuşsunuz. Çocukluğunuz ve ilk gençlik yıllarınız İnegöl'de geçmiş. Bilkent Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü'nden 1996'da mezun oluyorsunuz. Öykü ve denemelerinizi Kül, Külöykü, Patika dergileri ile www.aciksite.com adresinde yayımlıyorsunuz. Sırabaşı adlı ilk öykü kitabınız 2002'de İletişim Yayınları'ndan çıkıyor. Halat Gösterisi adlı ikinci öykü kitabınız da yine aynı yayın evinden geçen günlerde çıktı. Öykülerinizin en dikkat çekici özelliği sıradan insanlara ve sıradan olaylara yer vermesi galiba, ne dersiniz?

- Doğru, daha çok sıradan insanları anlatıyorum. Bunu özellikle tercih ettiğimi de söyleyebilirim. Tercihimin birkaç nedeni var. Birincisi, onlara ulaşmak oldukça kolay olduğundan ortalama insanı daha iyi tanıyorum. Normal yaşantınız içinde sürekli gözlemleyebiliyorsunuz onları. Evde, okulda, işyerinizde, dolmuşta... Zaten her yerde oldukları için onlara sıradan demiyor muyuz? İkinci sebep, sıradan insanın edebiyat için en zengin malzeme olduğunu düşünmem. Ayrıntılara dikkat etmeyince hepsinin birbirine benzediği ve bize hep aynı malzemeyi sundukları sanılabiliyor. Gerçekte ise onların ayrıntılarda gizli farklılıkları var. Bunları yakalayabilmek ve kullanmak istiyorum. Üçüncü sebep de onlara sempati beslemem. Açıkçası ortalama insan bana kahramanlardan, fatihlerden, azizlerden, yani olumlu anlamda sivrilmişlerden bile daha sevimli ve önemli geliyor.

BİLİNÇLİ MİZAH

- Öykülerinizin en dikkat çekici ikinci özelliği de içerdikleri mizah. Herhalde bu da bilinçli bir tercih. Nedir sizi mizahı bu kadar yoğun kullanmaya iten?

- Mizahın, bir insanı ya da durumu hoş görülür kılmak ya da alay edip yermek için kullanabileceğiniz büyüleyici bir gücü var. Günlük hayatta bu gücü kullanmak isteyeceğiniz bir sürü olayla karşılaşıyorsunuz. Örneğin memur komşunuzun, yaşlı arabasını hemen her gün, boyasını kazımak istercesine sildiğini gözlemliyorsunuz. Çok kolay karşınıza çıkabilecek, komikliği ve hüzün vericiliğiyle etkileyici bir durum bence bu. Yine başınıza çok kolay gelebilecek bir başka durum. Üstelik gözlemci değil mağdursunuz. Yanlışlıkla iki sıfır fazla yazılmış elektrik faturanızı alıp, belki de arabasını silen o memura itiraza gidiyorsunuz. Bu ülkede yaşayan herkes bilir ki memur bey faturanızdaki fazla sıfırlardan, arabasının çamurluğundaki toza harcadığı zahmetin onda birini bile esirgeyecek ve bir Aziz Nesin öyküsünü başlatacaktır. Bu süreçteki gözlemlerinizi kâğıda dökerken elbette mizahın alaycı yüzünü kullanır, memur beyden ve bürokrasiden intikam almaya çalışırsınız. Kısacası, arabasını her gün silen adam ve elektrik faturamdaki fazla sıfırlardan kurtulmak için yaşadıklarım beni mizaha itiyor.

- Öykü dışındaki yazı türleriyle ilişkiniz nasıl? Özgeçmişinizde denemelerinizden bahsedilmiş. Şiir ya da roman yazıyor musunuz?

- Şiir hiç yazmıyorum. Hatta günümüz şiirini okumakta bile zorlandığımı itiraf etmeliyim. Benim şiir zevkim eskide kalmış galiba. Düzyazı türlerine gelince... Denediğim ilk tür romandı. Şu an da üzerinde çalıştığım bir roman var. Şimdiye kadar yazdıklarım beni tatmin etmedi. Sanırım Milan Kundera'nın çok seslilik dediği zenginliği yakalamakta zorlanıyorum. Roman konusunda şimdilik bu eksiğimi gidermeye çalışıyorum. Öykülerden aldığım tatmin de beni yavaşlatıyor olabilir. Denemeleri son bir yıldır yazıyorum. Deneme tanımı içine girip girmediklerinden de emin değilim açıkçası. Çoğu edebiyatla ilgili, kendi kafamda doğan sorulara vermeye çalıştığım yanıtlardan oluşuyor. Bir bakıma yazarak düşünmek gibi...

- Neden yazıyorsunuz diye sorsam çok mu klasik bir soru olur?

- Yazmanın beni mutlu ettiğini ya da en azından rahatlattığını söyleyebilirim. Soruyu bana özel olarak almasaydım, modern insanı yazıya iten en önemli nedenin yalnızlığı olduğunu söylerdim. Yalnızlık deyince aklıma bir de çobanlar gelir. Onlar kaval çalarlar. Belki kalemin de günümüz yaşantısındaki yalnızlığı katlanılır kılmak konusunda kavala benzer bir işlevi vardır. Bununla beraber kendi motivasyonumun çoğunu yalnızlıktan aldığımı söyleyemem. Galiba yaşamda beni etkileyenleri kâğıda dökme ihtiyacı duyuyorum. Herhalde bu ihtiyacın kaynağı da etkilendiğim olaylar karşısındaki pasifliğimin verdiği rahatsızlıktır. Hani şu hatalı gelen elektrik faturasındaki gibi... Bir şey yapamıyorsunuz ama birikmiş bir sıkıntınız da var, oturup yazarak rahatlamaya çalışıyorsunuz.

- Bir öykü yazarı olarak öyküye ilgiyi nasıl buluyorsunuz?

- Son zamanlarda hep öyküde patlamadan bahsediliyor. Yeni çıkan kitaplara ve amatör dergilere bakınca yazılan öykü sayısının arttığını görmek mümkün. Ama o kitapların ve dergilerin kaç tane basıldığını öğrenince, artışın okur sayısına yansımadığını anlıyoruz. Öyleyse öyküye ilgiliyi yazarlar ve okurlar için ayrı ayrı değerlendirmek gerek. Yani bahsedilen patlamanın bir yanı eksik. Bence, okura ulaşamamak önemli bir sorundur. Öykünün yeterince okunmamasının sebebini aramadan önce neden çok yazıldığını anlamaya çalışalım. Kendimden ve tanıdığım öykücü arkadaşlarımdan yola çıkıyorum. Hiçbirimiz zamanının tümünü yazıya ayırabilen insanlar değiliz. Hayatımızı kazanmak için yapmak zorunda olduğumuz iş ve günümüz yaşantısının diğer zorunlulukları, bize yazı için parçalanmış zamanlar bırakıyor. Öykünün çok yazılmasının en önemli sebebi bence hacim ve hız açısından zaman düzenimize çok uygun olmasıdır. Roman daha uzun bir süreye yayılmış konsantrasyon istiyor yazardan.

- Aynısı okur için de geçerli değil mi?

ÖYKÜNÜN HIZI VE HACMİ

- Tam olarak bunu söyleyecektim. Evet, aynısı okur içinde geçerli. Hatta onun okumaya ayıracağı zaman, yazarın yazmaya ayırdığından da küçük parçalardan oluşuyor. Çünkü hayatına edebiyatı sokmak konusunda yazar kadar zorlamaz kendisini. Her akşam evine döndüğünde yemeğini yiyip kitabını eline almasını bekleyemeyiz okurdan. Sabah işe giderken serviste okuyacaktır belki. Yolun uzunluğuna bağlı olarak birkaç öykü bitirmesi mümkündür. Oysa elindeki kitap bir romansa okuduğu macera, mesaisinin başlamasıyla bölünür. Ortalama uzunlukta bir romanı yirmi otuz parçada okuyacaksınız ki, bence bu alınacak keyfi azaltır. Öyküde ise böyle bir sorun yok. Günümüz okurunun zaman düzenine uygunluğuna rağmen az tercih edilmesinin iki nedeni olabilir diye düşünüyorum. İlki, öykünün hızı ve hacmiyle pratik yaşantısına uygunluğunun okur tarafından fark edilmemesi. Bu sorunun, yayınevlerinin reklam politikalarıyla çözülebileceğine inanıyorum. Öykü kitaplarının çok satmayacağı önyargısından kurtulmaları yeterli. İkinci neden ise yazılan öykülerin okur zevkiyle buluşmaması. Kendi gözlemlerimden yola çıkarak, çok net böyle bir durum olduğunu söyleyebilirim. Günümüz öykülerinin çoğunluğu sıradan okur beğenisinin epey uzağında. Bence bu da bir sorundur ve sanırım çözümü ilki kadar kolay da değildir.

- Son olarak yazıyla ilgili gelecek planlarınız nelerdir?

- Bu konu kafamda plan denemeyecek kadar sade ve net. Öyküye devam edeceğim. Denemeye de öyle. Önümüzdeki birkaç sene içinde de ilk romanımı yazarsam edebiyatla ilgili beklentilerimi gerçekleştirmiş, daha doğrusu gerçekleştirme yoluna girmiş olacağım. Aslında tek amacım ömür boyu beni tatmin edecek ürünler vermek.

Halat Gösterisi/Toprak Işık/ İletişim Yayınları/198 s.

Sırabaşı/Toprak Işık/ İletişim Yayınları/184 s.

(Cumhuriyet Kitap)

E s k i S a y ı l a r:
14 15 16 17 18 19 20 21-27 28-29 30 31 32 33 34 35-36 37 38 39-40 41 42 43 44-45-46 47 48 49 50-54 55-56 57 58
2004/01 02 03 04 05 06 07 08

Ö z k a n P A P A T Y A
Genel Yayın Yönetmeni
admin@vitrindekikitaplar.com