-Ana Sayfa
-www.vitrindekikitaplar.com

Yeni Çocuk Kitapları

EskiSayılar: 32 33 34 35 36 37 38-39 40 41 42 43 44-45 46 47-48 49 50-51-52 53-54 55-56 57 58
2004/01 02 03 04 05 06 07 08 09 10
Manolita Tatilde Sıkılıyor
Elvira Lindo, Can Yayınları, 2003, 121 s.Türkçeleştiren Pınar SavaşResimleyen Emilio Urberuga
(7+)

"Benim Adım Manolita" ve "Manolita Gülmekten Kırılıyor" adlı kitaplardan tanıdığımız sevimli Manolita'nın serüvenleri "Manolita Tatilde Sıkılıyor"la devam ediyor. İnsanın canı tatilde sıkılır mı, demeyin. Arkadaşlarınızın hepsi bir yerlere giderse ve siz de mahallede tek başınıza kalırsanız Manolita'nın durumunu anlarsınız. Babasının ödemek zorunda olduğu kamyon taksitleri yüzünden Manolita ve ailesi bu yaz tatile çıkamıyorlar. Karnesinde matematiği zayıf olan Manolita'nın canı daha tatil günleri başlamadan sıkılır. Arkadaşlarından gelen kartpostallardan onların nasıl eğlendiklerini duydukça daha da daralır Manolita. Kardeşi Şapşaliko ve dedesi ile birlikte parkta gezmekten, televizyon izlemekten ve dondurma yemekten başka işi yoktur. Kitabın her bölümünde, tatilde başına gelen ilginç ve eğlenceli olayları anlatır bize Manolita. Onun ağzından dinlediğimiz öykülerin her birinde Manolita aracılığıyla çocukların iç dünyasına yolculuk eder, çocukları onların gözüyle görme, dinleme ve anlama fırsatı buluruz. Erkek çocuklarına hitaben yazılmış eserlerin çok fazla olmadığını düşünürsek, Manolita serisi, bu anlamda da dikkate değer kitaplardan...

Sosyalleşme döneminde okulun ve arkadaşlıkların rolünü biliyoruz. Ergenliğe doğru adım adım yaklaşan kızların ve erkeklerin sorunlarını, aile içinde ya da okulda yaşadıkları olaylara yaklaşımlarını, yaşadıkları kırgınlıkları ve sevinçleri Manolita'nın gözünden bir kez daha görüyor, onun sorunlarıyla özdeşleşip kendi sorunlarımıza da çareler buluyoruz...

"Annem tatile gidecek paramız olmadığı için çok üzülür, ama bunu kimsenin duymasını istemez, komşularımıza durmadan yalanlar uydurur Benim notlarım olmasa dedemin prostatının kötülemesini ya da Şapşaliko'nun kızamık olmasını bahane eder. Kamyonumuzun borcundan başkalarına söz etmem yasaklandı." (S.17)... "Dedemle ağlamaya başladık, bir yandan da azar üstüne azar yiyorduk. Dedem sorumsuz bir dede, ben de kötü bir abiymişim. Ona ne 18 faktörlü kremi sürmüş ne de kafasına şapkasını takmışız (nasıl takabilirim ki şapka dedemin kafasındaydı), kardeşimi sevmediğim için ona bakmamışım! Yalan! Yemin ederim ki yalan! (S.44)... "Nerede bir orkestra çalsa dedem oradadır... Pazar günleri parka taşınabilir bir org getirip çalıyorlar. Annemle pencereden bakıyoruz, dedem kollarında Şapşaliko'yla ne çalarsa çalsınlar dans ediyor!.. Bir keresinde annem söylenmekle yetinmedi, pencereden yarı beline kadar sarkarak, avaz avaz 'Baba! Hiç utanman yok mu Allah aşkına!' diye bağırdı. 'Utanması olmayan sensin! Mahalleyi ayağa kaldırdın!' dedi babam... Dedemin hiçbir şey duyacak hali yoktu, çünkü kendini dansa kaptırmıştı... Babam insanları bırakır, bildikleri gibi yapsınlar. Annemse kimseye rahat vermez. Hem dedeme 'Mahallenin Travoltası' denmesinden de utanıyor. Travolta'nın kızı olmak istemiyor..." (S.56)

Manolita çok eğlenceli bir çocuk. Arkadaşları ve ailesi de... Kullanılan dilin ve anlatımın çocuklara yakınlığı, yazarın afacanlığının satır aralarından taşması, çocuklara Manolita'yı çok sevdireceğe benziyor... Manolita'nın havuzda başına gelenleri, dedesinin takma dişlerine dans ederken ne olduğunu, Manolita'nın İsveçli yengesini mahallelerinde nasıl gezdirdiğini merak ediyorsanız Manolita'yla tanışın, size tatilde neler yaptığını anlatsın. Manolita'nın anlatacakları biteceğe benzemiyor. "Manolita Huysuzluk Yapıyor" da serinin bir sonraki kitabı. Serinin 5. ve 6. kitapları da yolda...

Anıtların ÖyküleriAdnan Özyalçıner, Alfa Gelişim, 2003, 143 s. Resimleyen Mustafa Bilgin

"Anıt deyince aklımıza eski-yeni yontular, dikilitaşlar, kaleler, köprüler, hanlar, hamamlar, medreseler, saraylar, kervansaraylar, camiler, tapınaklar, tarihsel kalıntılar gelir" diyor Adnan Özyalçıner "Anıtların Öyküleri" adlı kitabın önsözünde. Bakın bu kitabı neden yazdığını nasıl açıklıyor bize "Kitaplar, anıtların ne zaman, nasıl, kimin tarafından, niçin yapıldığını anlatır. Tarihsel bilgiler verir. Bu bilgileri bulmak kolaydır. Anıtların bir de yaşayan yanını anlatan öyküleri vardır. Kiminin öyküleri dilden dile, kulaktan kulağa günümüze ulaşmıştır. Kitaplarda pek bulunmaz... Bunlar söylencelerdir. Gerçek olup olmadıkları konusunda kesin bir bilgimiz yoktur... İster söylencelerden, ister yakıştırmalardan, isterse gerçeklerden kaynaklanmış olsun, her anıtın bir öyküsü vardır. Anlatılan her öykü, kaynağı ne olursa olsun tarihle, geçmişle, gerçekle bir yanıyla ilintilidir."

"Anıtların Öyküleri"nde neler yok ki! Ayasofya, Bayezit Yangın Kulesi, Boğaz Köprüsü, Efes, Erzurum Çifteminare Medresesi, Galata Kulesi, Kız Kulesi, İstanbul Surları, Kıztaşı, Orhan Camisi, Rumelihisarı, Selimiye Camisi, Su Kemerleri, Süleymaniye Camisi ve Truva. Her anıtın öyküsü iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde dönemle ve anıtla ilgili tarihi bilgiler veriliyor. İkinci bölümde ise anıtın öyküsü anlatılıyor... "Anıtların Öyküleri" 1979 yılında TRT'nin "Günaydın" programının 'Anıt Dolu Yurdum' bölümünde de yayımlanmış. Masal tadındaki bu söylenceler anıtların tarihini somutlaştırıyor. Keşke, diyor Sihirli Değnek, keşke okullarda tarih dersleri de böyle anlatılabilse. Olaylar ve insanlar gözümüzün önünden bir film şeridi gibi geçebilse, ezberlemeden aklımızda yıllarca kalabilse...

EskiSayılar: 32 33 34 35 36 37 38-39 40 41 42 43 44-45 46 47-48 49 50-51-52 53-54 55-56 57 58
2004/01 02 03 04 05 06 07 08 09 10

Ö z k a n P A P A T Y A
Genel Yayın Yönetmeni
admin@vitrindekikitaplar.com