ALATURKA SATIŞ
STRATEJİLERİ
Özlem Seller, Alfa Yayınları, kişisel
gelişim, 160 sayfa.
Alaturka satış, Türkiye'de geçerli olan
'yerel satış yaklaşımları'nı ve bu ülkenin
geleneksel alışveriş kültürünü ifade
ediyor. Yani Türkler için, Türklere göre
'Türk işi' yapılan satış. Zaten 'veresiye'
adı altında Türk insanına ait bir satış
tekniği olduğunu hepimiz biliyoruz. 'Alaturka
Satış Stratejileri'nde de genel olarak,
Türklere satış yapmak, Türkiye'de satıcı
olmak, Türklerin satın alma kararının oluşum
sürecini anlamak, geleneksel ve modern satış
yaklaşımlarını doğru kullanmak gibi konular
inceleniyor. Satış oyunlarının komik
yanlarını da gözler önüne seren Özlem
Seller, başarılı satış yapmak isteyenlere
bir başvuru kaynağı sunmaya çalışıyor.NE
ÇOK ŞEY SÖYLER
ŞU YILDIZLAR
Grant Lewi, çeviren: Eda Aksan, Dharma
Yayınları, astroloji, 488 sayfa.
Grant Lewi'nin, 30 dakikada kendi yıldız
haritanızı çıkarabileceğinizi vadeden
kitabı 'Ne Çok Şey Söyler Şu Yıldızlar',
astrolojiye meraklı okurlar için ideal. Kitapta
tüm burçların birbiriyle uyumundan,
karakterinizin olumlu ve olumsuz yönlerine,
sevdiklerinizle ilişkilerinizden, aşk ve iş
yaşamınızda karşılaşabileceğiniz sorunlara
kadar bütün merak ettiklerinize yer veriliyor.
Yarım milyondan fazla bir satış rakamına
ulaşan ve son elli yıla damgasını vuran
astroloji kitabı
olarak bilinen 'Ne Çok Şey Söyler Şu
Yıldızlar' astrolojiye ilgi duyan veya
astroloji alanında derinleşmek isteyenler için
bir kaynak kitap niteliğinde.

NÜVEYRE
Funda Kalaycıoğlu, Remzi Kitabevi,
yaşamöyküsü, 439 sayfa.
Funda Kalaycıoğlu'nun kaleme aldığı
'Nüveyre' gerçek bir yaşamöyküsü. Kitap,
bir Çerkez beyinin kızı olan, sevdiğine
kavuşamayarak kendisinden kırk yaş büyük bir
nazırla evlenen ve saray protokolünde ikinci
kadınken yıkık bir odun kulübesine kadar
savrulan Nüveyre Menemencioğlu'nun hayatını
anlatıyor. 'Yüzyılın Masalı' altabaşlığı
ile yayımlanan kitapta bir kadının,
yaşadığı zenginlikleri, mutlulukları,
yılmayarak zamana ayak uydurmaya
çalışmasını ve en derin acıları
kabullenişini okuyacaksınız.
TANRI ÖCÜ
DEĞİLDİR
Tanıl Ergun, Nokta Yayınları, araştırma, 432
sayfa.
'Tanrı Öcü Değildir'in ana hedefi,
kemikleşmiş tabuları ve geleneksel kabulleri
yıkarak, çağdaş bir din bilincinin temelleri
üzerinde yalnızca Kuran'a dönük, saf ve basit
ilkelere dayalı yeni bir İslam anlayışı
yapılandırmak. Baskılar ve korkular sonucu
beyinlerimizde oluşan tahribat yüzünden
birtakım hurafelerden kurtulmak ve başka
görüşlere inanmak bizler için zor olsa da
kitabın yazarı Tanıl Ergun, yine de bugüne
kadar sorulmamış ve cevaplanmamış soruların
yanıtlarını arıyor. İçinde dönüp
durduklarımızın nasıl bir yanılgı olduğunu
anlatmaya çalışan kitap, gözünü ve
kulağını kapamayıp farklı görüşleri de
bilmek isteyenler için.
TUTANKAMON OLAYI
Christian Jacq, çeviren: Ebru Erbaş, Arion
Yayınevi, roman, 464 sayfa.
Mısır'a yerleşmiş hayvan resimleri yapan
genç, parasız bir ressam, on sekiz yaşında
bir arkeolog ve seyahatin, maceranın tutkunu bir
lord... Dünyaları böylesine ayrı iki insan,
binlerce yıldır insanların hayallerini
süsleyen garip ve devasa Krallar Vadisi'nin
kalbindeki, el değmemiş mezarın
karanlığında yatan Altın Maskeli Firavun
nedeniyle bir araya gelirler. Arkeolog Carter ve
sanata aşık Carnarvon Mısır'a âşık olacak,
savaşa, kıskançlıklara, çekemeyenlere
rağmen Tutankamon'u unutulmuşluğundan çekip
çıkaracaklardır... Epitoloji doktoru Christian
Jacq, 'Tutankamon Olayı'nda gerçek dramlar ve
çılgınlıklarla dolu bir yarım yüzyılın
öyküsünü, âşk, gerçek, altın ve
ölümsüzlüğün izlerine rastlanan epik bir
efsane tadında okuyuculara sunuyor.
Bu
Filmin Kötü Adamı Benim
Murat Gülsoy/ Can Yayınları/ 272 s.
Bu Filmin Kötü Adamı Benim, Murat Gülsoy'un
ilk romanı. Büyük kentte erkek olmanın,
mutsuz bir evliliği götürmenin,
başarısızlıkla biçimlenen bir hayat
sürmenin derinlerine inen bir roman. Romanın
ana temalarından biri de babayla hesaplaşma.
Romanın kahramanı, yazdığı ve kendi
geçmişinden izler taşıyan romanda kendisiyle
de yüzleşiyor. Yaşadığımız yüzeysel
hayatların altındaki gerçek hayatların
muhasebesini yapan romanda aynı zamanda günah
kavramı da yoğunlukla ele alınıyor ve yazar
şu soruyu soruyor okuruna Günahlar
zamanaşımına uğrar mı?
Perde Arası-Toplu
Eserleri 8/ Virginia Woolf/ Çeviren
Tomris Uyar/ İletişim Yayınları/ 176 s.
"Virginia Woolf önce Önümüzdeki Savaş,
sonra Pointz Konağı, en sonunda da Perde Arası
başlıklarını alan bu romanı 1934'te
tasarlamaya başlamış. 1941'de tamamlamış.
Nedir Perde Arası? Seyirlik bir oyunu izleyen
kapalı bir çevrede yaşayan taşralı
seyircilerin perde arasında kendi
acıklı/gülünç yaşamlarını sürdürmeleri
mi? Birinci ve İkinci Dünya Savaşları'nın
arasındaki süre mi? Yoksa birbirlerine nefret
ve sevgi bağlarıyla kenetlenmiş Giles
Oliver'ların bir ikindi boyu kendilerine
tanıdıkları mola mı? Galiba üçü de.
Virginia Woolf son romanında bütün dünyadaki
edebiyatseverlere sesleniyor Toplumsal yaşamın
baskılarıyla bireysel yaşamın acılarına
katlanabilenlere" diyor kitabın çevirmeni
Tomris Uyar.
Zaman
Çarkı 1. Cilt - Dünyanın Gözü
Robert Jordan/ Çeviren Niran Elçi/ İthaki
Yayınları/ 818 s.
Zaman çarkı döner ve çağlar gelip geçer;
ardında efsaneye dönüşen anılar bırakır.
Efsaneler solup söylenceye döner;
söylencelerse, ortaya çıkmalarını sağlayan
çağ geri geldiğinde çoktan unutulmuş
olurlar. Üçüncü Çağ'da, kehanetler
çağında, dünya ve zaman dengede durduğunda,
puslu dağlarda bir rüzgâr eser... Kehanetlerin
gerçekleşeceği zamandır bu. Zaman Çarkı,
Çağların Deseni'nde bir ağ örmektedir;
dünyaya dolanan bir ağ. Dünyanın gözü kör
edildiğinde, zamanın kendisinin bile
ölebileceği bir zaman... Robert Jordan, 1948
yılında, halen eşi Harriet ile yaşadıkları,
1797'de inşa edilmiş olan evde, Charleston'da
doğdu. Dört yaşında okuma yazma öğrendi.
Beş yaşına geldiğinde, Mark Twain ve Jules
Verne'in tutkunu olmuştu. Fizik eğitimi olarak,
Güney Caroline askeri okulu The Citadel'den
mezun oldu. Dans ve tiyatro eleştirileri yazdı.
Avcılık, balıkçılık ve yelkencilik gibi
doğa sporlarının yanı sıra poker, satranç,
bilardo gibi salon oyunlarına meraklı olup
büyük bir pipo koleksiyonuna sahiptir. 1977
yılından bu yana yazmaktadır.
|
AMERİKAN SAVAŞI
VİETNAM 1960-1975
Jonathan Neale, çeviren: Doğan Tarkan, Metis
Yayınları, inceleme-araştırma, 235 sayfa.
Bilindiği gibi Irak, Amerikan savaşlarının
ilki değil. 1960-1975 döneminde de dünya
Vietnam savaşına tanıklık etmek zorunda
kalmıştı. Vietnamlılar bu savaşı bugün
'Amerikan Savaşı' diye tanımlıyorlar.
'Amerikan Savaşı Vietnam 1960-1975'te savaşta
yer alan Vietnamlı köylülerin ve piyade
askerlerinin gözünden savaşın hikâyesi
anlatılıyor. Jonathan Neale'in kaleme aldığı
kitap, insanlara Vietnam'ı ve yaşattıklarını
hatırlatmayı amaçlıyor. Vietnam'da neler
olduğunu, nasıl sonuçlandığını ve
Vietnamlıların savaşı nasıl
hatırladığını bir belgesel tarzında
okuyuculara sunan bu kitabı daha çok savaşın
olduğu yıllarda henüz küçük bir çocuk ya
da doğmamış bir bebek olan bugünün
gençlerinin okumasında fayda var.
KADINLAR
KOMİTESİ
Moralizade Vasaf Kadri, çeviren: İsmet Nadır
Atasoy, Berfin Yayınları, roman, 220 sayfa.
Moralizade Vasaf Kadri'nin bugün tam 90
yaşında olan kitabı 'Kadınlar Komitesi' dili
ve kurgusuyla hâlâ taze bir roman tadında.
Paraya kurban edilen aşkları ve bu eksende
gelişen entrikaları sergileyen roman, o
dönemlerin İstanbul'una da ayna tutuyor.
Romancılığımızın gelişiminin tam olarak
anlaşılabilmesi için çok fazla bilinmeyen ilk
eserlerin yayımlanması oldukça önemli.
Bu düşünceyle daha önce de 'Aşk İhtiyacı'
ve 'Saraylarda Mecnunlar'
adlı kitapları yayımlayan Berfin Yayınları,
aşk mı kazanır yoksa para mı sorusunu
kurgulayan 'Kadınlar Komitesi'ni okuyuculara
sunuyor.
GİZEMLİ ZATÜRRE
SARS
Uz. Dr. Köksal Pabuçcu, Nesil Yayınları,
sağlık, 160 sayfa.
İlk kez Mart 2003'te bu hastalıktan hayatını
kaybeden Dr. Carlo Urgani tarafından tanımlanan
'Sars'ın Vietnam'dan önce Çin'de ve Hong
Kong'da çok daha fazla kişiyi etkilediği ve
ölümlerine yol açtığı ortaya çıkmıştı.
Kısa sürede dünya gündemini işgal eden bu
hastalığın Türkiye'de tanımlanmış bir
vak'asına rastlanılmadı ancak bu ileride de
rastlanılmayacağı anlamına gelmiyor. Erken
teşhislerin yapılabilmesi ve gereksiz
paniklerin önlenmesi için toplumların bu tip
hastalıklar konusunda bilgilenmeleri gerekiyor.
Uz. Dr. Köksal Pabuçcu'nun 'Gizemli Zatürre
Sars' adını taşıyan kitabı da
Sars hastalığı hakkında bilmemiz gereken her
şeyi almamız gereken tedbirlerle birlikte
vermeye çalışıyor.
KUŞLARIN
KANADINDA KAYIP ÇOCUKLAR
Zeynel Abidin Şeker, Kora Yayın, şiir, 94
sayfa.
"Kentin sokakları/ Uykusuzluktan
yaşlanır/ Duraklar/ Akan yaşlarla
paslanır//Her sabah/Sokak lambalarının
altında/Oryantal aşklar yaşanır/Sonbaharda
hazan mevsimler//Yıllardır/Aynı durakta/Hep
aynı insanlar bekler/Tanır herkes
birbirini/Gözler alışıktır yüzlere/
Günaydınlar uykuda kalır//Camlar
yetmez/Akşamdan kalan fasulyelerin/ Kokusunu
alıp gitmeye(...)" Daha önce de 'Gaz
Lambası' isimli şiir kitabı yayımlanan Zeynel
Abidin Şeker, yeni kitabı 'Kuşların
Kanadında Kayıp Çocuklar'da yine halk şiiri
geleneğinin esintilerini sürdürüyor. Kendi
şiirinin izini ülkesinin topraklarında süren
şair, yaşanmışlığın şiirlerini yazarken
gerçekleri şiirleştirmeye çalışıyor.
ZONE DİYETİ İLE
BİR HAFTA
Dr. Barry Sears, çeviren: Nilgün Başkır,
Prestij Yayınları, sağlık,
248 sayfa.
Günümüz insanının en mühim sorunlarından
biri de fazla kilo. Dünyada kilolu insanların
arttığı gerçeği istatistiklerle de
desteklenmiş durumda. Eskiden daha çok
bayanların şikayet ettiği bir konu olsa da
artık kadın erkek herkes zayıf olmak istiyor
ve bunun için çeşitli rejimler deniyor. Bu
rejimlerde düşülen en büyük hata ise aç
kalarak kısa sürede çok kilo vermeye
çalışmak. Dr. Barry Sears'ın tüm dünyada
yankı uyandıran diyet kitabı 'Zone Diyeti İle
Bir Hafta' bu tür rejimlerin tersine aç
kalmayarak zayıflayabileceğinizi öne
sürüyor. Bilinen birçok popüler ama
sağlıksız diyetin aksine 'Zone Diyeti'nde
verdiğiniz kiloları geri alma gibi bir
sorununuz da olmuyor. Bir diyetten çok denge ve
ölçülülüğe dayalı, ömür boyu süren bir
yiyecek programını anlatan kitapta yemek
tariflerinden
alışveriş listelerine kadar her şeyi
bulabilir ve metabolizmanızı sağlıklı
bir şekilde değiştirebilirsiniz.
ASLAN POSTUNA
BÜRÜNMEK
Michael Ondaatje, çeviren: Ayşe Gül Güre, Can
Yayınları, roman, 296 sayfa.
Patrick, 1920'lerde Kanada'nın vahşi
doğasından Toronto'ya gelir. Göçmenlerin
istilasına uğramış, gelişmekte olan bu çok
yönlü, kozmopolit kentte yaşamını kazanmak
için çeşitli işlere girer. Onun gibi pek çok
insana umut vermektedir Toronto: Sendikacılar,
inşaatçılar, tiyatro oyuncuları, hırsızlar,
işçiler... 'Aslan Postuna Bürünmek'te
aralarında bir militanın, bir milyarderin
sevgilisinin, bir hırsızın ve inşaat
patronunun da olduğu, aslında sıradan
insanların öyküsü alışılmadık bir
biçimde anlatılıyor. Michael Ondaatje, bir
kentin yükseliş hikâyesini, yirminci
yüzyılın başındaki Toronto, Kuzey
Amerika'daki ilk sendikalaşma hareketinin
bastırılması ve hayatta kalma savaşı veren
bir avuç insanın öyküsü aracılığıyla
romanlaştırıyor. Yazar kitabını gerçeği
mite yaklaştıran bir kurguyla ve masalsı bir
atmosferle anlatıyor.
ALNIMDAKİ BIÇAK
YARASI
Burhan Arpad, Doğan Kitap, roman, 95 sayfa.
"Zehra emniyet müdürlüğünün
kapısından çıkarken gözleri karardı.
Vesikalı durumunun kaldırılması dilekçesi
komisyondan çıkmamıştı. Kayıt memuru,
suratına bakmadan, daha çıkmadı, demekle
yetinmişti. Şef de, bunca yıldır bu
yoldasın, iyice incelemeden olur mu,
demişti(...)" 1950 kuşağından öncekiler
arasında kısa hikâyenin ustalarından sayılan
Burhan Arpad, uzun bir aradan sonra, 'Alnımdaki
Bıçak Yarası' adlı kitabıyla okuyucuların
karşısına çıkıyor. Kitapta düşmüş
kadınları, küçük insanları, onları yaşama
kaygılarını anlatan Arpad, şehir
yaşamalarından bir kesiti, alt tabakalardan
birinin sıcak ve insancıl serüvenini anlatarak
veriyor.
Sadece Anı DeğilNermidil Binark/ Remzi Kitabevi/ 151 s.
Nermidil Binark kitabın Önsöz yazısında
şöyle diyor "İlk kitabım Şakir Paşa
Köşkü'nü kendim için yazmıştım.
Osmanlı'nın son döneminden Cumhuriyete
geçişi bütün evreleriyle ve bütün sosyal
fenomenleriyle yaşayan, birçok sanatçı
yetiştirmiş Şakir Paşa ailesiyle, yani
ailemle hesaplaşmak amacıyla... Bu benim için
bir tutkuydu... Elinizdeki bu ikinci kitabı ise,
kendi ailemi kurduktan sonra yaşadıklarımı
anlatmak, aile hayatının gündelik sorunlarına
değinmek için yazdım... (...) Bu bir anı
kitabıdır... Ama anlatılanlar yalnızca
anılardan ibaret değildir... Kadının
hürriyeti, politik görüşleri, çocuklarına
karşı hakları, kocasına karşı hakları,
eğitim, politika, yasalar, töreler
ışığında günlük memleket olayları ve
kadının bunlara gösterdiği tepkiler, yazmayı
amaçladıklarım arasında en önde
gelmektedir..."
|
GÖKKUŞAĞI
V. C. Andrews, çeviren: Nazan Tuncer, İnkılap
Kitabevi, roman, 408 sayfa.
"Rain'in kıymetli kızı, Summer, on
altıncı yaşını bitirmek üzeredir ve onu
çok güzel bir gelecek beklemektedir. Annesinin
öğütleri kulaklarından hiç çıkmaz: Hayat
zordur, ama her şeye rağmen umut doludur.
Yaşıtı bütün genç kızlar gibi Summer'ın
da hayali kalbini çalacak beyaz atlı prensini
bulmak ve kendini hayatını kurmaktır. Fakat
korkunç bir felaket Summer'ı daha genç
kızlığını yaşayamadan yetişkinliğe
geçmeye zorlar..." Daha çok 'Çatı'
isimli serisiyle tanınan yazar V. C. Andrews'in
yeni kitabı 'Gökkuşağı'nda kahraman Rain'in
maceraları kaldığı yerden devam ediyor.
Felsefesi
Sözlüğü
Yayıma Hazırlayanlar Philippe Raynaud
- Stéphane Rials/ Çevirenler İsmail Yerguz,
Necmettin Kâmil Sevil, Emel Ergun, Hüsnü
Dilli/ İletişim Yayınları/ 1024 s.
Bu sözlük, Otorite kavramından Hoşgörüye,
Makyavel'den Fransız Devrimi'ne, Hobbes'tan
Ütopyaya, Çin'den İslama, Yahudilikten
Reforma, Antik Roma'dan Anarşizme, Cicero'dan
Yararcılığa, Hikmet-i Hükümetten
Egemenliğe, Platon'dan Hegel'e, Rousseau'dan
Marx'a 140 makaleden oluşan geniş bir yelpaze
içinde, siyaset felsefesinin belli başlı
kavram ve düşünürlerini siyasal ve
düşünsel boyutlarıyla inceliyor. Siyaset
Felsefesi Sözlüğü, siyaset felsefesinin
siyaset ve düşün dünyalarıyla kurduğu özel
ilişki nedeniyle, siyasal kavramların,
düşünürlerin ve eserlerin alfabetik sunumu
yerine, bunların etrafında oluşan geleneksel
ve güncel tartışmalara ışık tutmayı
amaçlıyor. Doğa ve tarih, egemenlik, güç,
özgürlük ve özerklik, cemaat ve cemaatçilik,
evrensellik ve görelilik gibi kavramların
günümüz siyasal düşününde işgal ettikleri
başat yeri uzun bir siyasal düşün geleneği
içine yerleştirerek sunuyor. Bu sözlüğü
oluşturan yazıların ışığında, bilimsel
disiplinler ve ideolojiler arasındaki bazı
yapay ayrımları aşmak ve insanların kendi
siyasal örgütlenme ve eylemlerini adlandırma
çabalarını tüm derinliği içinde kavramak
mümkün olacaktır.
Bataklık
Ülke
Barış Müstecaplıoğlu/ Metis Yayınları/ 284
s.
Kahramanlarımız verdikleri söz uğruna
efsanevi gemi Durkgador ile Perg'in gizemli
topraklarına doğru yelken açtılar. Hakkında
pek az şey bilinen Fuoli'de onları yeni
düşmanlar, yeni dostluklar ve birçok sürpriz
bekliyor. Medeniyetleri cam üzerine kurulu
Burfenlerle tanışacak, Fuoli'nin şaşırtıcı
doğasını ve ilginç bataklık yaratıklarını
keşfedecekler. Öte yandan Bataklık Ülke, tüm
adanın sonu olabilecek bir inanç savaşının
eşiğinde ve birileri bu savaşı ne pahasına
olursa olsun önlemeli... İnancı uğruna her
şeyi göze almış bir Emir, ikiye bölünmüş
bir ülke, kayıp bir veliaht, gizli bir örgüt,
yasaklanmış dağlar ve özgürlüğün
yaşanabildiği tek bir saklı kamp. Sevginin ve
özgürlüğün değerini bilenler için.
BABA
BEN NİYE FAŞİST OLDUM?
Walter Euchner, çeviren: Kaan H. Ökten, Agora
Kitaplığı, felsefe,
136 sayfa.
İnsanın toplumsal ve siyasal edimlerini
biyo-kimyasal ve genetik köklerinden hareketle
açıklamaya çalışmak, böylece politikayı
bilimsel bir çerçeveye oturtabilmek amacını
taşıyan biyo-politika; siyaset bilimini uzunca
bir süredir meşgul etmesine karşın, son
zamanlarda yeniden ivme kazanan bir sorun. 'Baba
Ben Niye Faşist Oldum', biyo-politika
alanındaki gelişmelerin tarihini, bu alandaki
ana öğretileri ve insanlık açısından
tehlikeli bir gidişatın eleştirisini sunmaya
çalışıyor. Göttingen Üniversitesi
profesörlerinden Walter Euchner'in bu alandaki
iki makalesinin
yer aldığı kitapta, makaleleri Türkçe'ye
aktaran ve Euchner'in öğrencisi olan Kaan H.
Ökten'in de bir makalesi yer alıyor.
40'ından
Sonra
Kemal Gürses/ İş Bankası Kültür
Yayınları/ 112 s.
"'40'ından Sonra', aslında belgesel
tadında... Çok somut, çok gerçekçi de olsa
kurgunun, tahayyülün, sürprizlerin buluştuğu
bir öykü. Bu karelerde göreceğiniz akıl
almaz ayrıntılar, dijital bir kameraya
yüklenmiş duygu tarayıcılı bir gözün
ürünü olduğu kadar, bıkmadan usanmadan
çalışan bir kalem ve beynin meyveleri...
Mekanikliğin, paranın, duygusuzluğun egemen
olmaya başladığı bir ortamda, Kemal Gökhan,
karmaşık kadın-erkek ilişkilerini,
genç-yaşlı çelişkilerini, kadınlararası ya
da erkeklerarası bağlantı ve
bağlantısızlıkları, içtenliği ve
sahteliği kendine has sözcük ve cümlelerle ve
hep berrak çizgilerle aktarıyor. Meraklı,
irdeleyici ve hep gırgır tarzıyla..."
diyor Ragıp Duran.
HEMŞEHRİLİK VE ŞEHİRDE SİYASET
Ayça Kurtoğlu, İletişim Yayınları,
inceleme-araştırma, 404 sayfa.
Ayça Kurtoğlu'nun doktora tezine dayanan
kitabı 'Hemşehrilik ve Şehirde Siyaset'te,
büyük şehir ortamında siyasetin nasıl
işlediği Ankara-Keçiören örneğinde
inceleniyor. Yerel siyaset ilişkilerinin nasıl
bir sosyalleşme sağladığına bakılan
kitapta, yerel sosyalleşme ağları içinde
hemşehriliğin, aile bağlarının,
ataerkilliğin, kimlik aidiyetlerinin nasıl
kurulduğuna ve nasıl iş gördüğüne ilişkin
gözlemlere dayalı kavramsal bir tartışma
sunuluyor. Çalışmasını birçok anlamda bir
yolculuk deneyimi olarak gören Kurtoğlu, sosyal
bağların, siyasal kâr temin eden kültürel
sermaye unsuruna dönüşmesi gibi konulara
değiniyor.
KİMSE BİLMEZ NE
ÇEKTİĞİMİ
Charles Bukowski, çeviren: Avi Pardo, Parantez
Yayınları, şiir, 208 sayfa.
"ıstırap ve mutluluk anları/ yürüyor
çatımda.// kedi geçiyor yanımdan/her şeyi
bilirmiş gibi görünerek.//bir gladyatörün
talihinden/daha iyiydi talihim, diye
düşünüyorum,/ama ondan da emin
değilim.//birçok kadın tarafından
sevildim,/hayatı sırtında bir kambur gibi
taşıyan biri için/talih sayılır.//
saçlarımda gezinen bütün o parmaklar,/beni
bağrına basan bütün o kollar,/yatak odamın
halısına/ umursamazlıkla fırlatılmış
bütün o ayakkabılar(...)" Edebiyat
dünyasına ilk girişini şiirle yapan Charles
Bukowski'nin 'Kimse Bilmez Ne Çektiğimi' isimli
bu kitabı hayattayken yayımlanmamış
şiirlerinden oluşuyor. Şiirleri edebi
mirasında önemli bir yer tutan Bukowski bu
kitapta yer alan şiirlerini ölümünden sonra
yayımlanmaları için ayırmış.
Nüveyre-Yüz
Yılın Masalı
Funda Kalaycıoğlu/ Remzi Kitabevi/ 440
s.
Bir Çerkez beyinin kızıydı o. Bir deli
rüzgâr, bir özgür kuştu. Kâh göklere
yükseldi, kâh yerlere vurdu kolu kanadı
kırılarak.... Sevdiğine kavuşamadı.
Kendisinden kırk yaş büyük bir nazırla
evlendi, saray protokolünde ikinci kadın oldu.
Sonra kader onu yıkık bir odun kulübesine
kadar savurup attı. Acıların en büyüklerini
yaşadı. Ve yavrularının bir bir elinden
kayıp gitmelerini izledi çaresizce... Zamana
ayak uydurmaya çalıştı yılmayarak.
Şaşırdı, korktu, üşüdü. En zorlu
acıları, büyük zenginlikleri benimsediği
kolaylıkla kabullendi itirazsız... 19. yy'ın
son çocuklarındandı o. Kaybolan bir neslin son
çocuklarından... 'Yüz Yılın Masalı',
Nüveyre Menemencioğlu'nun gerçek
yaşamöyküsüdür.
|
BOR BÜYÜSÜ
Can Giray, Kelebek Yayınları, roman, 256 sayfa.
Birbirlerini tanımayan üç insan, kendilerini
Amerika'nın derin devlet oyunlarının, tarihin
derinliklerinden gelen Kutsal Armada
Tarikatı'nın akıl almaz planlarının,
dünyanın önde gelen bilim adamlarının
kendilerini ve dünyayı kurtarma çabalarının
ortasında bulurlar... Can Giray, Amerika bir
gün Bor minerallerinden yararlanmaya karar verip
gizliden gizliye Türkiye'deki zengin Bor
yataklarını ele geçirmeye çalışırsa ne
olur sorusunun çevresinde gelişen olayları
'Bor Büyüsü'nde anlatıyor. Kitap ilginç
konusuyla polisiye türünden hoşlananlara hitap
ediyor.
BERENİS'İN
SAÇLARI
Denis Guedj, çeviren: Ahmet Deniz Altunbaş,
Güncel Yayıncılık, roman, 316 sayfa.
Gizemli Mısır uygarlığının son
yüzyıllarında insanın hayal gücünü bile
zorlayan bir kentinde, Büyük İskender'in
kurduğu İskenderiye'de geçen 'Berenis'in
Saçları', İskenderiye Kütüphanesi'nin
oluşum sürecini gözler önüne seriyor. İÖ
III. yüzyılda haritacı, coğrafyacı,
matematikçi ve İskenderiye Kütüphanesi'nin
yöneticisi Eratosten tarafından, Dünya'nın
etrafının ilk kez ve neredeyse günümüzün
kesinliği ile ölçülmesinin anlatıldığı
kitapta iki farklı uygarlığın tanışmasına,
tanrıların ve insanların yaratılışına,
yaşlı Mısır ve genç Yunanistan'ın
birbirleriyle kaynaşmasına tanıklık
edebilirsiniz.
SEVDAM BİR
ATEŞTİ-HAZAN VAKTİ
Mehmet Dağınık, kendi basımı, şiir, 212
sayfa.
"İstemem acımanı,/gönlün severse
gel./Cana canan lazımdır,/ İstemem yabancı
el.//Surete âşık isen/Göremezsin
özümü./Hele bir yan benimle,
/sonra seyret közümü.//Yananı yanan
bilir,/yanmayanın nesine./Feryad u figan
etsen/kulak vermez sesine.//Benim gibiyse
derdin(...)" 1954 yılında Amasya'da doğan
ve 1979 yılında Muğla İşletmecilik Yüksek
Okulu'nu bitiren Mehmet Dağınık'ın
şiirlerini topladığı kitabı 'Sevdam Bir
Ateşti-Hazan Vakti'nde şairin 200'e yakın
şiiri yer alıyor.
BİR HAYAT
Guy De Maupassant, çevirmen: Birsel Uzma, Oğlak
Yayıncılık, roman, 290 sayfa.
"Birden Julien iki eliyle karısını
omuzlarından tuttu ve bütün ağzıyla, kızın
daha önce hiç yaşamadığı derin, ıslak bir
öpücük kondurdu. Öpücük Jeanne'ın
damarlarına, hatta iliklerine kadar işlemişti.
(...) Julien ona susamış gibi, çılgınca
üzerine atılıp onu kollarına aldı. Aceleci,
acıtıcı, çılgın öpücükler Jeanne'ın
bütün yüzünde, gerdanında geziniyor,
okşamalardan boğulacakmış gibi hissetmesine
neden oluyordu(...) Büyük Fransız yazar Guy de
Maupassant'ın 'Bir Hayat'ı, on yedi yaşında
aşkı arayan, umutlar ve düşler içindeki
genç bir kızın evlendikten sonra aşkın hiç
de şiirsel olmayan yanlarını keşfetmek
zorunda kalışını anlatıyor.
KARAKTERLERİMİZ
Nil Gün, Kuraldışı Yayıncılık, kişisel
gelişim, 184 sayfa.
Bazı insanlarla ilk saniyeden itibaren çok iyi
anlaşmaya başlarız, bazılarına da yıllarca
ısınamayız. Üç kızkardeşten ikisi çok iyi
anlaşırken üçüncüsü onlarla bir türlü
uyum sağlayamaz... Bu ve bunun gibi bir çok
durumun nedenlerini merak ettiniz mi hiç? Kadın
erkek ilişkilerinin ardında yatan karakter ve
kişilik yapısı üzerine yazılan ilk kitap
olma özelliğini taşıyan 'Karakterlerimiz'
işte bu soruları aydınlığa kavuşturmaya
çalışıyor. İnsanların doğasındaki temel
dinamiklerin nasıl işlediğini anlatan
kitabında Nil Gün, herkesi 'insan sarrafı'
yapacağını iddia ediyor.

Horla
ve Diğer Fantastik Hikâyeler
Guy de Mauppasant/ Çeviren Birsel Uzma/
Oğlak Yayınları/ 334 s.
Ünlü Fransız yazar Guy de Maupassant Horla ve
Diğer Fantastik Hikâyeler adlı kitabında,
gizemli cinayetler, hayaletler ve insanın
tüylerini diken diken eden, kanını donduran
hikâyelerle korku-gerilim severlerle buluşuyor.
Oğlak Klasikleri arasında haklı yerini alan bu
tüyler ürpertici kitabı okuyanlar, hem sınır
tanımayan bir zekânın kâğıda
yansımasının tadını çıkaracak hem de her
hikâyede bir sonraki sayfayı korku, dehşet ve
merak üçgeni içinde çevirecek ve yazarın
rehberliğinde hayal dünyasında sürükleyici
bir yolculuğa çıkacaklar
"Doğaüstü"ne inanmıyorsanız,
artık inanacaksınız...
Birlikte
Aynı Ateşten Geçerek-Seçme Şiirler
Kemal Özer/ Evrensel Basım Yayın/ 160 s.
İlk üç kitabıyla İkinci Yeni hareketinin
içinde yer alan, ince bir sözcük işçisi
olarak dikkat çeken Kemal Özer'in 50 yıllık
şiir serüveni, dönüşüm geçirerek toplumcu
gerçekçi diye nitelenebilecek bir çizgide
gelişti. Toplumsal ve siyasal olaylara,
insanların bu olaylar karşısında tepkilerine,
duygu ve düşüncelerine hem tanıklık etmeyi,
hem de yaşama bakışı toplumsal bilinçle
buluşturmayı amaçladığı bu dönemde,
yükselen siyasal mücadeleyi gündeme
getirmekten baskı yıllarını sorgulamaya,
kimliğinden dolayı acı çektirilen insandan
sevdanın toplumsal yorumuna, oğullarını
yitiren anaların yüreklerinden konuşmaya
yeniden başlayan emekçilerin seslerine, ilgi
alanını durmadan genişleten, dil ve söyleyiş
bakımından sürekli kendini yenileyen bir şiir
toplamına ulaştı. Birlikte, Aynı Ateşten
Geçerek, 50 yıllık bu serüvende Kemal
Özer'in şiir yolculuğunu en iyi temsil eden,
yankısı en uzun süreli şiirleri bir araya
getiriyor.
Viyana
Kuşatması
John Stoye/ Çeviren Derin Türkömer/ Doğan
Kitap/ 372 s.
Viyana'nın 1863 yılında Osmanlılar
tarafından kuşatılması Avrupa tarihinin
dönüm noktalarından biridir. Bu olay Kızıl
Ordu'nun 1945'teki işgaline kadar Batı
Hıristiyan âlemine son ciddi tehdittir. Öyle
ki Avrupa ülkeleri, aralarındaki kıskançlık
ve düşmanlıkları bir tarafa bıraktılar,
Osmanlı ordularını ve Orta Avrupa'yı yakıp
yıkan, yağmalayan müttefikleri Tatarları
püskürtmek için el ele verdiler. Türklerin
Viyana surlarını aşmak üzereyken yenilgiye
uğraması, o dönem ve sonrası için önemli
sonuçlar doğurdu. Osmanlı İmparatorluğu
etkisinden kurtulamayacağı bir darbe yedi. Öte
yandan o güne kadar gücünü korumaya ve etki
alanlarını genişletmeye çalışan
Habsburglular gözlerini Tuna'nın güneyindeki
ve doğusundaki hedeflere çevirdiler. Hilal ve
Haç arasındaki son büyük çekişmeye tanık
olan o sıcak eylül günü, Avrupa tarihinde
1914 felaketine kadar sürecek yeni bir dönemin
başlangıcı oldu. Bu kuşatmanın heyecan dolu
öyüküsünün olğanüstü kişileri
Oynadığı büyük kumarda zaferin kıyısından
dönen Sadrazam Kara Mustafa Paşa, kenti
kurtarmak için büyük çaba gösteren Viyana
garnizonunun komutanı Kont Starhemberg,
kararsızlığı yüzünden Viyana'yı kaybetme
tehlikesiyle karşı karşıya kalan İmparator
Leopold ve ordusuyla zafere koşan Lehistan
Kralı Sobieski. Viyana Kuşatması, Osmanlı
orduları kapılarına dayandığında kent
halkının yaşadıklarının büyük bir
ustalıkla kaleme alınmasıyla farklılaşan bir
tarih kitabı.
|
HEPSİ TÜYLÜ
BİRKAÇ ÖYKÜ
Sevda Fırat Ak, Epsilon Yayınları, öykü, 88
sayfa.
Bir orman dolusu hayvan hep birlikte sirk
yıldızı olmaya karar verirse ne olur? Bir süs
köpeğinin kendini dünyaya kanıtlaması için
ne yapması gerekir? Hayat boyu deniz sanarak
içinde yaşadığınız şeyin aslında deniz
olmadığını öğrenirseniz ne yapardınız?
Sevda Fırat Ak, hem yazıp hem resimlediği
kitabı 'Hepsi Tüylü Birkaç Öykü'de bu
sorulara cevap veriyor. Ak'ın hikâyelerinin
kahramanları kendine has özellikleri ve renkli
karakterleri olan hayvanlar. Ancak bu
hayvanların başlarına gelen şeyler hepimizin
karşılaşabileceği türden. Sömestr tatilinde
olduğumuz bu günlerde 'Hepsi Tüylü Birkaç
Öykü' çocuklar için güzel bir tercih
olabilir.
ŞİFA KAYNAĞI
REİKİ
Petek Kitamura, Mozaik Yayınları, sağlık, 175
sayfa.
Reiki, uygulayan kişinin ellerinden
rahatsızlığı olan kişiye gönderilen,
iyileştirici, şifa verici bir enerji
çeşidinin adı. Vücut içinde bulunan enerji
akımını düzenlemek ve böylece bedenin
kendisine şifa vermesini sağlamak amacını
taşıyan Reiki, emniyetli, güvenilir ve
tehlikesiz bir yöntem olması yönüyle ilgi
çekici. 20. yüzyılın başlarında Japon hoca
Mikao Usui'nin ortaya çıkardığı ve
sistemleştirdiği bu anlayış şekliyle on yıl
önce Japonya'da tanışan Petek Kitamura,
öğrendiklerini ayrıntılarıyla aktarmaya
çalışıyor. 'Şifa Kaynağı Reiki' adını
taşıyan kitapta, Reikinin çeşitleri ve
hipnoz, Shiatsu gibi bağlantılı kavramları
açıklanırken, uygulanma biçimleri de
resimlerle örneklendirilerek anlatılıyor.
Ayrıca kitapta aktarılan bilgilerin ve
anlayışların kendi kültürümüzdeki
karşılıkları da bulunmaya çalışılıyor.
AŞK HEP YENİ
BAŞLAR
Bertolt Brecht, Adam Yayınları, şiir, 141
sayfa.
"Ben bir oyun yazarıyım./ Gördüklerimi
gösteririm, insan pazarından/ Gördüklerimi.
İnsanca davrananları/ Gösteririm ben, ben oyun
yazarı.//Nasıl planlarla birbirini
sıkıştırmaya çalışanları/Ya da coplarla
ya da parayla/ Nasıl sokakta durup
beklerken/Nasıl birbirini düşürmeye
hazırlananları/ Umut dolu olmayı/Nasıl
sözleşip buluştuklarını/Nasıl birbirlerini
darağacına gönderdiklerini/Nasıl
sevdiklerini/Nasıl yağmayı
savunduklarını/Nasıl yemek yediklerini/
Gösteririm(...)" Yarattığı epik tiyatro
kuramıyla 20. yüzyılın en önemli tiyatro
adamlarından biri olan, şiirleri ve yazıları
henüz lisedeyken yayımlanmaya başlayan Bertolt
Brecht'in, Turgay Fişekçi tarafından seçilen
şiirleri 'Aşk Hep Yeni Başlar' isimli bu
kitapta bir araya getiriliyor. Kitap için
Brecht'in siyasal şiirlerinin bir toplamı demek
mümkün.
Felsefe Tarihinde
İnsan Sorunu
Mustafa Günay/ İlya Yayınları/ 306
s.
Felsefenin temel sorunu insandır. Filozofların
ilkçağdan günümüze kadar "insan
nedir?" sorusuna yanıt bulma çabası
içinde oldukları görülür. Çukurova
Üniversitesi Felsefe Kürsüsü'nde öğretim
üyesi olan Dr. Mustafa Günay'ın kitabı,
Sokrates'ten günümüze A. Camus'ye kadar
filozofların, bu konuda neler
düşündüklerini, hangi yorumları
yaptıklarını anlatıyor.
Amerikan
Gücünün Gerileyişi-Kaotik Bir Dünyada ABDImmanuel Wallerstein/ Çeviren Tuncay
Birkan/ Metis Yayınları/ 270 s.
İçinde yaşadığımız dünya sisteminin
hızla temel bir değişime doğru gittiğini ve
tercih ve seçimlerimize, insan iradesine hiç
olmadığı kadar açık hale geldiğini savunan
Wallerstein ne yapabileceğimiz konusunda
şunları söylüyor "Bu kitapta hepimizin
üçlü bir görevi olduğu yolundaki
görüşüme bağlı kalıyorum Gerçekliği
eleştirel ve ayık bir kafayla analiz etmekle
ilgili entelektüel görev; bugün öncelik
vermemiz gereken değerlerin neler olduğuna
karar vermekle ilgili ahlaki görev ve
dünyanın, kapitalist dünya sistemimizin şu
anki kaotik yapısal krizinden çıkıp, mevcut
sistemden gözle görülür ölçüde daha kötü
değil de, gözle görülür ölçüde daha iyi
olacak farklı bir dünya sistemine geçmesi
olasılığına hemen nasıl katkıda
bulunabileceğimize karar vermekle ilgili siyasi
görev." Bugün muhalif olmak, sistem
karşıtı olmak ne demektir? Günümüzde bu
soruya verilen en net cevaplardan biri bu kitap.
Türk
Tefekkürü Tarihi
Hilmi Ziya Ülken/ Yapı Kredi
Yayınları/ 354 s.
Prf. Dr. Hilmi Ziya Ülken'in Galatasaray
Lisesi'nde "felsefe öğretmeni"
olduğu yıllarda kaleme aldığı Türk
Tefekkürü Tarihi, 1933-1934'te iki cilt olarak
yayımlanır. Bu kitabın üçüncü cildi olarak
tasarlanan Türkiye'de Çağdaş Düşünce
Tarihi ise ancak 1966'da yayımlanmıştır.
Yayımlandığı yıllardan itibaren alanındaki
bütün araştırmalara kaynaklık eden ve bir
"klasik" haline gelen bu yapıtın
yeniden basımı bugüne kadar mümkün
olmamıştır. Türk düşüncesinin temel
taşlarından olan Türk Tefekkürü Tarihi, 70
yıl sonra hâlâ yeri doldurulamamış, bir
başucu kitabı...
Amerikan
Edebiyatı Öykü Antolojisi/
Hazırlayanlar Naciye Akseki Öncül - Esra
Melikoğlu/ Dünya Yayıncılık/ 542 s.
Kitabın Sunuş'unda şöyle tanıtılıyor kitap
"Amerikan Edebiyatı Öykü Antolojisi,
aslında iki bölümden oluşuyor. Birinci
bölüm bir kitap olarak Naciye Akseki Öncül
tarafından hazırlandı ve ilk kez 1963
yılında basıldı. Öncül, bu antolojiyi
yeniden gözden geçirdi. İkinci bölümse Esra
Melikoğlu tarafından hazırlandı ve ilk kez bu
kitabın bir parçası olarak yayımlanıyor.
Böyle bir antolojiyi tamamen yeniden hazırlamak
yerine daha önce basılmış bir kitabı
genişleterek, bu kez farklı bir kitap olarak
yayımlamak istememizin nedeni Naci Akseki
Öncül'ün kitabının özenle seçilmiş,
mükemmel bir şekilde çevrilmiş metinlerden
oluşmasıydı. Esra Melikoğlu, İkinci Dünya
Savaşı sonrası Amerikan edebiyatının en
önemli öykü örneklerini seçip özenle
hazırlayarak bu kitabı günümüzün
gereksinimlerini karşılayacak olgunluğa
eriştirdi."
Deprem
ile Yaşamak
Barış Çokcan - Sigrid Brell-Çokcan/ Dünya
Yayıncılık/ 182 s.
Türkiye, karşısına çıkan, çıkarılan
bütün engellere rağmen modernleşme yolunda
ilerlemeyi sürdürüyor. Ancak, düşe kalka;
pek akılcı bir şekilde değil. 1999 Gölcük
depremi sosyal ve ekonomik modernleşmenin
sürdürülebilirliğinin çevre etmenine
göbekten bağlı olduğunu bir kez daha
kanıtladı. Plansız ve denetimsiz kentleşme
süreci apaçık ortada duran doğal bir engele
takılarak sınırlı kaynaklarımızın heba
olmasına yol açtı, tarihimizin en büyük
ekonomik krizinin gizli değişkenlerinden biri
oldu. Barış Çokcan ile Sigrid Brell
Çokcan'ın kitabı kentsel ya da sosyal bir
proje içermiyor, ancak depreme mimarlığın
merceğinden, "depreme dayanıklı
yapılanma" kavramının rehberliğiyle
bakıyor. İnsanı, sosyal ve ekonomik yaşamı
sarıp sarmalayan "kabukların" dimdik
ayakta durabilmesi için neler yapılabileceğini
araştırıyor.
|