Eski Sayılar: 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21-27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44-45 46 47 48 49 50-51-52 53-54 55-56 57 58
2004/01 02 03 04 05
ALATURKA SATIŞ STRATEJİLERİ
Özlem Seller, Alfa Yayınları, kişisel gelişim, 160 sayfa.
Alaturka satış, Türkiye'de geçerli olan 'yerel satış yaklaşımları'nı ve bu ülkenin geleneksel alışveriş kültürünü ifade ediyor. Yani Türkler için, Türklere göre 'Türk işi' yapılan satış. Zaten 'veresiye' adı altında Türk insanına ait bir satış tekniği olduğunu hepimiz biliyoruz. 'Alaturka Satış Stratejileri'nde de genel olarak, Türklere satış yapmak, Türkiye'de satıcı olmak, Türklerin satın alma kararının oluşum sürecini anlamak, geleneksel ve modern satış yaklaşımlarını doğru kullanmak gibi konular inceleniyor. Satış oyunlarının komik yanlarını da gözler önüne seren Özlem Seller, başarılı satış yapmak isteyenlere bir başvuru kaynağı sunmaya çalışıyor.NE
ÇOK ŞEY SÖYLER ŞU YILDIZLAR
Grant Lewi, çeviren: Eda Aksan, Dharma Yayınları, astroloji, 488 sayfa.
Grant Lewi'nin, 30 dakikada kendi yıldız haritanızı çıkarabileceğinizi vadeden kitabı 'Ne Çok Şey Söyler Şu Yıldızlar', astrolojiye meraklı okurlar için ideal. Kitapta tüm burçların birbiriyle uyumundan, karakterinizin olumlu ve olumsuz yönlerine, sevdiklerinizle ilişkilerinizden, aşk ve iş yaşamınızda karşılaşabileceğiniz sorunlara kadar bütün merak ettiklerinize yer veriliyor. Yarım milyondan fazla bir satış rakamına ulaşan ve son elli yıla damgasını vuran astroloji kitabı
olarak bilinen 'Ne Çok Şey Söyler Şu Yıldızlar' astrolojiye ilgi duyan veya astroloji alanında derinleşmek isteyenler için bir kaynak kitap niteliğinde.


NÜVEYRE
Funda Kalaycıoğlu, Remzi Kitabevi, yaşamöyküsü, 439 sayfa.
Funda Kalaycıoğlu'nun kaleme aldığı 'Nüveyre' gerçek bir yaşamöyküsü. Kitap, bir Çerkez beyinin kızı olan, sevdiğine kavuşamayarak kendisinden kırk yaş büyük bir nazırla evlenen ve saray protokolünde ikinci kadınken yıkık bir odun kulübesine kadar savrulan Nüveyre Menemencioğlu'nun hayatını anlatıyor. 'Yüzyılın Masalı' altabaşlığı ile yayımlanan kitapta bir kadının, yaşadığı zenginlikleri, mutlulukları, yılmayarak zamana ayak uydurmaya çalışmasını ve en derin acıları kabullenişini okuyacaksınız.

TANRI ÖCÜ DEĞİLDİR
Tanıl Ergun, Nokta Yayınları, araştırma, 432 sayfa.
'Tanrı Öcü Değildir'in ana hedefi, kemikleşmiş tabuları ve geleneksel kabulleri yıkarak, çağdaş bir din bilincinin temelleri üzerinde yalnızca Kuran'a dönük, saf ve basit ilkelere dayalı yeni bir İslam anlayışı yapılandırmak. Baskılar ve korkular sonucu beyinlerimizde oluşan tahribat yüzünden birtakım hurafelerden kurtulmak ve başka görüşlere inanmak bizler için zor olsa da kitabın yazarı Tanıl Ergun, yine de bugüne kadar sorulmamış ve cevaplanmamış soruların yanıtlarını arıyor. İçinde dönüp durduklarımızın nasıl bir yanılgı olduğunu anlatmaya çalışan kitap, gözünü ve kulağını kapamayıp farklı görüşleri de bilmek isteyenler için.

TUTANKAMON OLAYI
Christian Jacq, çeviren: Ebru Erbaş, Arion Yayınevi, roman, 464 sayfa.
Mısır'a yerleşmiş hayvan resimleri yapan genç, parasız bir ressam, on sekiz yaşında bir arkeolog ve seyahatin, maceranın tutkunu bir lord... Dünyaları böylesine ayrı iki insan, binlerce yıldır insanların hayallerini süsleyen garip ve devasa Krallar Vadisi'nin kalbindeki, el değmemiş mezarın karanlığında yatan Altın Maskeli Firavun nedeniyle bir araya gelirler. Arkeolog Carter ve sanata aşık Carnarvon Mısır'a âşık olacak, savaşa, kıskançlıklara, çekemeyenlere rağmen Tutankamon'u unutulmuşluğundan çekip çıkaracaklardır... Epitoloji doktoru Christian Jacq, 'Tutankamon Olayı'nda gerçek dramlar ve çılgınlıklarla dolu bir yarım yüzyılın öyküsünü, âşk, gerçek, altın ve ölümsüzlüğün izlerine rastlanan epik bir efsane tadında okuyuculara sunuyor.

Bu Filmin Kötü Adamı Benim
Murat Gülsoy/ Can Yayınları/ 272 s.

Bu Filmin Kötü Adamı Benim, Murat Gülsoy'un ilk romanı. Büyük kentte erkek olmanın, mutsuz bir evliliği götürmenin, başarısızlıkla biçimlenen bir hayat sürmenin derinlerine inen bir roman. Romanın ana temalarından biri de babayla hesaplaşma. Romanın kahramanı, yazdığı ve kendi geçmişinden izler taşıyan romanda kendisiyle de yüzleşiyor. Yaşadığımız yüzeysel hayatların altındaki gerçek hayatların muhasebesini yapan romanda aynı zamanda günah kavramı da yoğunlukla ele alınıyor ve yazar şu soruyu soruyor okuruna Günahlar zamanaşımına uğrar mı?

Perde Arası-Toplu Eserleri 8/ Virginia Woolf/ Çeviren Tomris Uyar/ İletişim Yayınları/ 176 s.

"Virginia Woolf önce Önümüzdeki Savaş, sonra Pointz Konağı, en sonunda da Perde Arası başlıklarını alan bu romanı 1934'te tasarlamaya başlamış. 1941'de tamamlamış. Nedir Perde Arası? Seyirlik bir oyunu izleyen kapalı bir çevrede yaşayan taşralı seyircilerin perde arasında kendi acıklı/gülünç yaşamlarını sürdürmeleri mi? Birinci ve İkinci Dünya Savaşları'nın arasındaki süre mi? Yoksa birbirlerine nefret ve sevgi bağlarıyla kenetlenmiş Giles Oliver'ların bir ikindi boyu kendilerine tanıdıkları mola mı? Galiba üçü de. Virginia Woolf son romanında bütün dünyadaki edebiyatseverlere sesleniyor Toplumsal yaşamın baskılarıyla bireysel yaşamın acılarına katlanabilenlere" diyor kitabın çevirmeni Tomris Uyar.


Zaman Çarkı 1. Cilt - Dünyanın Gözü
Robert Jordan/ Çeviren Niran Elçi/ İthaki Yayınları/ 818 s.

Zaman çarkı döner ve çağlar gelip geçer; ardında efsaneye dönüşen anılar bırakır. Efsaneler solup söylenceye döner; söylencelerse, ortaya çıkmalarını sağlayan çağ geri geldiğinde çoktan unutulmuş olurlar. Üçüncü Çağ'da, kehanetler çağında, dünya ve zaman dengede durduğunda, puslu dağlarda bir rüzgâr eser... Kehanetlerin gerçekleşeceği zamandır bu. Zaman Çarkı, Çağların Deseni'nde bir ağ örmektedir; dünyaya dolanan bir ağ. Dünyanın gözü kör edildiğinde, zamanın kendisinin bile ölebileceği bir zaman... Robert Jordan, 1948 yılında, halen eşi Harriet ile yaşadıkları, 1797'de inşa edilmiş olan evde, Charleston'da doğdu. Dört yaşında okuma yazma öğrendi. Beş yaşına geldiğinde, Mark Twain ve Jules Verne'in tutkunu olmuştu. Fizik eğitimi olarak, Güney Caroline askeri okulu The Citadel'den mezun oldu. Dans ve tiyatro eleştirileri yazdı. Avcılık, balıkçılık ve yelkencilik gibi doğa sporlarının yanı sıra poker, satranç, bilardo gibi salon oyunlarına meraklı olup büyük bir pipo koleksiyonuna sahiptir. 1977 yılından bu yana yazmaktadır.

AMERİKAN SAVAŞI VİETNAM 1960-1975
Jonathan Neale, çeviren: Doğan Tarkan, Metis Yayınları, inceleme-araştırma, 235 sayfa.
Bilindiği gibi Irak, Amerikan savaşlarının ilki değil. 1960-1975 döneminde de dünya Vietnam savaşına tanıklık etmek zorunda kalmıştı. Vietnamlılar bu savaşı bugün 'Amerikan Savaşı' diye tanımlıyorlar. 'Amerikan Savaşı Vietnam 1960-1975'te savaşta yer alan Vietnamlı köylülerin ve piyade askerlerinin gözünden savaşın hikâyesi anlatılıyor. Jonathan Neale'in kaleme aldığı kitap, insanlara Vietnam'ı ve yaşattıklarını hatırlatmayı amaçlıyor. Vietnam'da neler olduğunu, nasıl sonuçlandığını ve Vietnamlıların savaşı nasıl hatırladığını bir belgesel tarzında okuyuculara sunan bu kitabı daha çok savaşın olduğu yıllarda henüz küçük bir çocuk ya da doğmamış bir bebek olan bugünün gençlerinin okumasında fayda var.

KADINLAR KOMİTESİ
Moralizade Vasaf Kadri, çeviren: İsmet Nadır Atasoy, Berfin Yayınları, roman, 220 sayfa.
Moralizade Vasaf Kadri'nin bugün tam 90 yaşında olan kitabı 'Kadınlar Komitesi' dili ve kurgusuyla hâlâ taze bir roman tadında. Paraya kurban edilen aşkları ve bu eksende gelişen entrikaları sergileyen roman, o dönemlerin İstanbul'una da ayna tutuyor. Romancılığımızın gelişiminin tam olarak anlaşılabilmesi için çok fazla bilinmeyen ilk eserlerin yayımlanması oldukça önemli.
Bu düşünceyle daha önce de 'Aşk İhtiyacı' ve 'Saraylarda Mecnunlar'
adlı kitapları yayımlayan Berfin Yayınları, aşk mı kazanır yoksa para mı sorusunu kurgulayan 'Kadınlar Komitesi'ni okuyuculara sunuyor.

GİZEMLİ ZATÜRRE SARS
Uz. Dr. Köksal Pabuçcu, Nesil Yayınları, sağlık, 160 sayfa.
İlk kez Mart 2003'te bu hastalıktan hayatını kaybeden Dr. Carlo Urgani tarafından tanımlanan 'Sars'ın Vietnam'dan önce Çin'de ve Hong Kong'da çok daha fazla kişiyi etkilediği ve ölümlerine yol açtığı ortaya çıkmıştı. Kısa sürede dünya gündemini işgal eden bu hastalığın Türkiye'de tanımlanmış bir vak'asına rastlanılmadı ancak bu ileride de rastlanılmayacağı anlamına gelmiyor. Erken teşhislerin yapılabilmesi ve gereksiz paniklerin önlenmesi için toplumların bu tip hastalıklar konusunda bilgilenmeleri gerekiyor.
Uz. Dr. Köksal Pabuçcu'nun 'Gizemli Zatürre Sars' adını taşıyan kitabı da
Sars hastalığı hakkında bilmemiz gereken her şeyi almamız gereken tedbirlerle birlikte vermeye çalışıyor.

KUŞLARIN KANADINDA KAYIP ÇOCUKLAR
Zeynel Abidin Şeker, Kora Yayın, şiir, 94 sayfa.
"Kentin sokakları/ Uykusuzluktan yaşlanır/ Duraklar/ Akan yaşlarla paslanır//Her sabah/Sokak lambalarının altında/Oryantal aşklar yaşanır/Sonbaharda hazan mevsimler//Yıllardır/Aynı durakta/Hep aynı insanlar bekler/Tanır herkes birbirini/Gözler alışıktır yüzlere/ Günaydınlar uykuda kalır//Camlar yetmez/Akşamdan kalan fasulyelerin/ Kokusunu alıp gitmeye(...)" Daha önce de 'Gaz Lambası' isimli şiir kitabı yayımlanan Zeynel Abidin Şeker, yeni kitabı 'Kuşların Kanadında Kayıp Çocuklar'da yine halk şiiri geleneğinin esintilerini sürdürüyor. Kendi şiirinin izini ülkesinin topraklarında süren şair, yaşanmışlığın şiirlerini yazarken gerçekleri şiirleştirmeye çalışıyor.

ZONE DİYETİ İLE BİR HAFTA
Dr. Barry Sears, çeviren: Nilgün Başkır, Prestij Yayınları, sağlık,
248 sayfa.
Günümüz insanının en mühim sorunlarından biri de fazla kilo. Dünyada kilolu insanların arttığı gerçeği istatistiklerle de desteklenmiş durumda. Eskiden daha çok bayanların şikayet ettiği bir konu olsa da artık kadın erkek herkes zayıf olmak istiyor ve bunun için çeşitli rejimler deniyor. Bu rejimlerde düşülen en büyük hata ise aç kalarak kısa sürede çok kilo vermeye çalışmak. Dr. Barry Sears'ın tüm dünyada yankı uyandıran diyet kitabı 'Zone Diyeti İle Bir Hafta' bu tür rejimlerin tersine aç kalmayarak zayıflayabileceğinizi öne sürüyor. Bilinen birçok popüler ama sağlıksız diyetin aksine 'Zone Diyeti'nde verdiğiniz kiloları geri alma gibi bir sorununuz da olmuyor. Bir diyetten çok denge ve ölçülülüğe dayalı, ömür boyu süren bir yiyecek programını anlatan kitapta yemek tariflerinden
alışveriş listelerine kadar her şeyi bulabilir ve metabolizmanızı sağlıklı
bir şekilde değiştirebilirsiniz.

ASLAN POSTUNA BÜRÜNMEK
Michael Ondaatje, çeviren: Ayşe Gül Güre, Can Yayınları, roman, 296 sayfa.
Patrick, 1920'lerde Kanada'nın vahşi doğasından Toronto'ya gelir. Göçmenlerin istilasına uğramış, gelişmekte olan bu çok yönlü, kozmopolit kentte yaşamını kazanmak için çeşitli işlere girer. Onun gibi pek çok insana umut vermektedir Toronto: Sendikacılar, inşaatçılar, tiyatro oyuncuları, hırsızlar, işçiler... 'Aslan Postuna Bürünmek'te aralarında bir militanın, bir milyarderin sevgilisinin, bir hırsızın ve inşaat patronunun da olduğu, aslında sıradan insanların öyküsü alışılmadık bir biçimde anlatılıyor. Michael Ondaatje, bir kentin yükseliş hikâyesini, yirminci yüzyılın başındaki Toronto, Kuzey Amerika'daki ilk sendikalaşma hareketinin bastırılması ve hayatta kalma savaşı veren bir avuç insanın öyküsü aracılığıyla romanlaştırıyor. Yazar kitabını gerçeği mite yaklaştıran bir kurguyla ve masalsı bir atmosferle anlatıyor.

ALNIMDAKİ BIÇAK YARASI
Burhan Arpad, Doğan Kitap, roman, 95 sayfa.
"Zehra emniyet müdürlüğünün kapısından çıkarken gözleri karardı. Vesikalı durumunun kaldırılması dilekçesi komisyondan çıkmamıştı. Kayıt memuru, suratına bakmadan, daha çıkmadı, demekle yetinmişti. Şef de, bunca yıldır bu yoldasın, iyice incelemeden olur mu, demişti(...)" 1950 kuşağından öncekiler arasında kısa hikâyenin ustalarından sayılan Burhan Arpad, uzun bir aradan sonra, 'Alnımdaki Bıçak Yarası' adlı kitabıyla okuyucuların karşısına çıkıyor. Kitapta düşmüş kadınları, küçük insanları, onları yaşama kaygılarını anlatan Arpad, şehir yaşamalarından bir kesiti, alt tabakalardan birinin sıcak ve insancıl serüvenini anlatarak veriyor.
Sadece Anı Değil

Nermidil Binark/ Remzi Kitabevi/ 151 s.

Nermidil Binark kitabın Önsöz yazısında şöyle diyor "İlk kitabım Şakir Paşa Köşkü'nü kendim için yazmıştım. Osmanlı'nın son döneminden Cumhuriyete geçişi bütün evreleriyle ve bütün sosyal fenomenleriyle yaşayan, birçok sanatçı yetiştirmiş Şakir Paşa ailesiyle, yani ailemle hesaplaşmak amacıyla... Bu benim için bir tutkuydu... Elinizdeki bu ikinci kitabı ise, kendi ailemi kurduktan sonra yaşadıklarımı anlatmak, aile hayatının gündelik sorunlarına değinmek için yazdım... (...) Bu bir anı kitabıdır... Ama anlatılanlar yalnızca anılardan ibaret değildir... Kadının hürriyeti, politik görüşleri, çocuklarına karşı hakları, kocasına karşı hakları, eğitim, politika, yasalar, töreler ışığında günlük memleket olayları ve kadının bunlara gösterdiği tepkiler, yazmayı amaçladıklarım arasında en önde gelmektedir..."

GÖKKUŞAĞI
V. C. Andrews, çeviren: Nazan Tuncer, İnkılap Kitabevi, roman, 408 sayfa.
"Rain'in kıymetli kızı, Summer, on altıncı yaşını bitirmek üzeredir ve onu çok güzel bir gelecek beklemektedir. Annesinin öğütleri kulaklarından hiç çıkmaz: Hayat zordur, ama her şeye rağmen umut doludur. Yaşıtı bütün genç kızlar gibi Summer'ın da hayali kalbini çalacak beyaz atlı prensini bulmak ve kendini hayatını kurmaktır. Fakat korkunç bir felaket Summer'ı daha genç kızlığını yaşayamadan yetişkinliğe geçmeye zorlar..." Daha çok 'Çatı' isimli serisiyle tanınan yazar V. C. Andrews'in yeni kitabı 'Gökkuşağı'nda kahraman Rain'in maceraları kaldığı yerden devam ediyor.
Felsefesi Sözlüğü
Yayıma Hazırlayanlar Philippe Raynaud - Stéphane Rials/ Çevirenler İsmail Yerguz, Necmettin Kâmil Sevil, Emel Ergun, Hüsnü Dilli/ İletişim Yayınları/ 1024 s.

Bu sözlük, Otorite kavramından Hoşgörüye, Makyavel'den Fransız Devrimi'ne, Hobbes'tan Ütopyaya, Çin'den İslama, Yahudilikten Reforma, Antik Roma'dan Anarşizme, Cicero'dan Yararcılığa, Hikmet-i Hükümetten Egemenliğe, Platon'dan Hegel'e, Rousseau'dan Marx'a 140 makaleden oluşan geniş bir yelpaze içinde, siyaset felsefesinin belli başlı kavram ve düşünürlerini siyasal ve düşünsel boyutlarıyla inceliyor. Siyaset Felsefesi Sözlüğü, siyaset felsefesinin siyaset ve düşün dünyalarıyla kurduğu özel ilişki nedeniyle, siyasal kavramların, düşünürlerin ve eserlerin alfabetik sunumu yerine, bunların etrafında oluşan geleneksel ve güncel tartışmalara ışık tutmayı amaçlıyor. Doğa ve tarih, egemenlik, güç, özgürlük ve özerklik, cemaat ve cemaatçilik, evrensellik ve görelilik gibi kavramların günümüz siyasal düşününde işgal ettikleri başat yeri uzun bir siyasal düşün geleneği içine yerleştirerek sunuyor. Bu sözlüğü oluşturan yazıların ışığında, bilimsel disiplinler ve ideolojiler arasındaki bazı yapay ayrımları aşmak ve insanların kendi siyasal örgütlenme ve eylemlerini adlandırma çabalarını tüm derinliği içinde kavramak mümkün olacaktır.


Bataklık Ülke
Barış Müstecaplıoğlu/ Metis Yayınları/ 284 s.

Kahramanlarımız verdikleri söz uğruna efsanevi gemi Durkgador ile Perg'in gizemli topraklarına doğru yelken açtılar. Hakkında pek az şey bilinen Fuoli'de onları yeni düşmanlar, yeni dostluklar ve birçok sürpriz bekliyor. Medeniyetleri cam üzerine kurulu Burfenlerle tanışacak, Fuoli'nin şaşırtıcı doğasını ve ilginç bataklık yaratıklarını keşfedecekler. Öte yandan Bataklık Ülke, tüm adanın sonu olabilecek bir inanç savaşının eşiğinde ve birileri bu savaşı ne pahasına olursa olsun önlemeli... İnancı uğruna her şeyi göze almış bir Emir, ikiye bölünmüş bir ülke, kayıp bir veliaht, gizli bir örgüt, yasaklanmış dağlar ve özgürlüğün yaşanabildiği tek bir saklı kamp. Sevginin ve özgürlüğün değerini bilenler için.
BABA BEN NİYE FAŞİST OLDUM?
Walter Euchner, çeviren: Kaan H. Ökten, Agora Kitaplığı, felsefe,
136 sayfa.
İnsanın toplumsal ve siyasal edimlerini biyo-kimyasal ve genetik köklerinden hareketle açıklamaya çalışmak, böylece politikayı bilimsel bir çerçeveye oturtabilmek amacını taşıyan biyo-politika; siyaset bilimini uzunca bir süredir meşgul etmesine karşın, son zamanlarda yeniden ivme kazanan bir sorun. 'Baba Ben Niye Faşist Oldum', biyo-politika alanındaki gelişmelerin tarihini, bu alandaki ana öğretileri ve insanlık açısından tehlikeli bir gidişatın eleştirisini sunmaya çalışıyor. Göttingen Üniversitesi profesörlerinden Walter Euchner'in bu alandaki iki makalesinin
yer aldığı kitapta, makaleleri Türkçe'ye aktaran ve Euchner'in öğrencisi olan Kaan H. Ökten'in de bir makalesi yer alıyor.

40'ından Sonra
Kemal Gürses/ İş Bankası Kültür Yayınları/ 112 s.

"'40'ından Sonra', aslında belgesel tadında... Çok somut, çok gerçekçi de olsa kurgunun, tahayyülün, sürprizlerin buluştuğu bir öykü. Bu karelerde göreceğiniz akıl almaz ayrıntılar, dijital bir kameraya yüklenmiş duygu tarayıcılı bir gözün ürünü olduğu kadar, bıkmadan usanmadan çalışan bir kalem ve beynin meyveleri... Mekanikliğin, paranın, duygusuzluğun egemen olmaya başladığı bir ortamda, Kemal Gökhan, karmaşık kadın-erkek ilişkilerini, genç-yaşlı çelişkilerini, kadınlararası ya da erkeklerarası bağlantı ve bağlantısızlıkları, içtenliği ve sahteliği kendine has sözcük ve cümlelerle ve hep berrak çizgilerle aktarıyor. Meraklı, irdeleyici ve hep gırgır tarzıyla..." diyor Ragıp Duran.
HEMŞEHRİLİK VE ŞEHİRDE SİYASET
Ayça Kurtoğlu, İletişim Yayınları, inceleme-araştırma, 404 sayfa.
Ayça Kurtoğlu'nun doktora tezine dayanan kitabı 'Hemşehrilik ve Şehirde Siyaset'te, büyük şehir ortamında siyasetin nasıl işlediği Ankara-Keçiören örneğinde inceleniyor. Yerel siyaset ilişkilerinin nasıl bir sosyalleşme sağladığına bakılan kitapta, yerel sosyalleşme ağları içinde hemşehriliğin, aile bağlarının, ataerkilliğin, kimlik aidiyetlerinin nasıl kurulduğuna ve nasıl iş gördüğüne ilişkin gözlemlere dayalı kavramsal bir tartışma sunuluyor. Çalışmasını birçok anlamda bir yolculuk deneyimi olarak gören Kurtoğlu, sosyal bağların, siyasal kâr temin eden kültürel sermaye unsuruna dönüşmesi gibi konulara değiniyor.


KİMSE BİLMEZ NE ÇEKTİĞİMİ
Charles Bukowski, çeviren: Avi Pardo, Parantez Yayınları, şiir, 208 sayfa.
"ıstırap ve mutluluk anları/ yürüyor çatımda.// kedi geçiyor yanımdan/her şeyi bilirmiş gibi görünerek.//bir gladyatörün talihinden/daha iyiydi talihim, diye düşünüyorum,/ama ondan da emin değilim.//birçok kadın tarafından sevildim,/hayatı sırtında bir kambur gibi taşıyan biri için/talih sayılır.// saçlarımda gezinen bütün o parmaklar,/beni bağrına basan bütün o kollar,/yatak odamın halısına/ umursamazlıkla fırlatılmış bütün o ayakkabılar(...)" Edebiyat dünyasına ilk girişini şiirle yapan Charles Bukowski'nin 'Kimse Bilmez Ne Çektiğimi' isimli bu kitabı hayattayken yayımlanmamış şiirlerinden oluşuyor. Şiirleri edebi mirasında önemli bir yer tutan Bukowski bu kitapta yer alan şiirlerini ölümünden sonra yayımlanmaları için ayırmış.

Nüveyre-Yüz Yılın Masalı
Funda Kalaycıoğlu/ Remzi Kitabevi/ 440 s.

Bir Çerkez beyinin kızıydı o. Bir deli rüzgâr, bir özgür kuştu. Kâh göklere yükseldi, kâh yerlere vurdu kolu kanadı kırılarak.... Sevdiğine kavuşamadı. Kendisinden kırk yaş büyük bir nazırla evlendi, saray protokolünde ikinci kadın oldu. Sonra kader onu yıkık bir odun kulübesine kadar savurup attı. Acıların en büyüklerini yaşadı. Ve yavrularının bir bir elinden kayıp gitmelerini izledi çaresizce... Zamana ayak uydurmaya çalıştı yılmayarak. Şaşırdı, korktu, üşüdü. En zorlu acıları, büyük zenginlikleri benimsediği kolaylıkla kabullendi itirazsız... 19. yy'ın son çocuklarındandı o. Kaybolan bir neslin son çocuklarından... 'Yüz Yılın Masalı', Nüveyre Menemencioğlu'nun gerçek yaşamöyküsüdür.


BOR BÜYÜSÜ
Can Giray, Kelebek Yayınları, roman, 256 sayfa.
Birbirlerini tanımayan üç insan, kendilerini Amerika'nın derin devlet oyunlarının, tarihin derinliklerinden gelen Kutsal Armada Tarikatı'nın akıl almaz planlarının, dünyanın önde gelen bilim adamlarının kendilerini ve dünyayı kurtarma çabalarının ortasında bulurlar... Can Giray, Amerika bir gün Bor minerallerinden yararlanmaya karar verip gizliden gizliye Türkiye'deki zengin Bor yataklarını ele geçirmeye çalışırsa ne olur sorusunun çevresinde gelişen olayları 'Bor Büyüsü'nde anlatıyor. Kitap ilginç konusuyla polisiye türünden hoşlananlara hitap ediyor.
BERENİS'İN SAÇLARI
Denis Guedj, çeviren: Ahmet Deniz Altunbaş, Güncel Yayıncılık, roman, 316 sayfa.
Gizemli Mısır uygarlığının son yüzyıllarında insanın hayal gücünü bile zorlayan bir kentinde, Büyük İskender'in kurduğu İskenderiye'de geçen 'Berenis'in Saçları', İskenderiye Kütüphanesi'nin oluşum sürecini gözler önüne seriyor. İÖ III. yüzyılda haritacı, coğrafyacı, matematikçi ve İskenderiye Kütüphanesi'nin yöneticisi Eratosten tarafından, Dünya'nın etrafının ilk kez ve neredeyse günümüzün kesinliği ile ölçülmesinin anlatıldığı kitapta iki farklı uygarlığın tanışmasına, tanrıların ve insanların yaratılışına, yaşlı Mısır ve genç Yunanistan'ın birbirleriyle kaynaşmasına tanıklık edebilirsiniz.

SEVDAM BİR ATEŞTİ-HAZAN VAKTİ
Mehmet Dağınık, kendi basımı, şiir, 212 sayfa.
"İstemem acımanı,/gönlün severse gel./Cana canan lazımdır,/ İstemem yabancı el.//Surete âşık isen/Göremezsin özümü./Hele bir yan benimle,
/sonra seyret közümü.//Yananı yanan bilir,/yanmayanın nesine./Feryad u figan etsen/kulak vermez sesine.//Benim gibiyse derdin(...)" 1954 yılında Amasya'da doğan ve 1979 yılında Muğla İşletmecilik Yüksek Okulu'nu bitiren Mehmet Dağınık'ın şiirlerini topladığı kitabı 'Sevdam Bir Ateşti-Hazan Vakti'nde şairin 200'e yakın şiiri yer alıyor.

BİR HAYAT
Guy De Maupassant, çevirmen: Birsel Uzma, Oğlak Yayıncılık, roman, 290 sayfa.
"Birden Julien iki eliyle karısını omuzlarından tuttu ve bütün ağzıyla, kızın daha önce hiç yaşamadığı derin, ıslak bir öpücük kondurdu. Öpücük Jeanne'ın damarlarına, hatta iliklerine kadar işlemişti. (...) Julien ona susamış gibi, çılgınca üzerine atılıp onu kollarına aldı. Aceleci, acıtıcı, çılgın öpücükler Jeanne'ın bütün yüzünde, gerdanında geziniyor, okşamalardan boğulacakmış gibi hissetmesine neden oluyordu(...) Büyük Fransız yazar Guy de Maupassant'ın 'Bir Hayat'ı, on yedi yaşında aşkı arayan, umutlar ve düşler içindeki genç bir kızın evlendikten sonra aşkın hiç de şiirsel olmayan yanlarını keşfetmek zorunda kalışını anlatıyor.

KARAKTERLERİMİZ
Nil Gün, Kuraldışı Yayıncılık, kişisel gelişim, 184 sayfa.
Bazı insanlarla ilk saniyeden itibaren çok iyi anlaşmaya başlarız, bazılarına da yıllarca ısınamayız. Üç kızkardeşten ikisi çok iyi anlaşırken üçüncüsü onlarla bir türlü uyum sağlayamaz... Bu ve bunun gibi bir çok durumun nedenlerini merak ettiniz mi hiç? Kadın erkek ilişkilerinin ardında yatan karakter ve kişilik yapısı üzerine yazılan ilk kitap olma özelliğini taşıyan 'Karakterlerimiz' işte bu soruları aydınlığa kavuşturmaya çalışıyor. İnsanların doğasındaki temel dinamiklerin nasıl işlediğini anlatan kitabında Nil Gün, herkesi 'insan sarrafı' yapacağını iddia ediyor.

Horla ve Diğer Fantastik Hikâyeler
Guy de Mauppasant/ Çeviren Birsel Uzma/ Oğlak Yayınları/ 334 s.

Ünlü Fransız yazar Guy de Maupassant Horla ve Diğer Fantastik Hikâyeler adlı kitabında, gizemli cinayetler, hayaletler ve insanın tüylerini diken diken eden, kanını donduran hikâyelerle korku-gerilim severlerle buluşuyor. Oğlak Klasikleri arasında haklı yerini alan bu tüyler ürpertici kitabı okuyanlar, hem sınır tanımayan bir zekânın kâğıda yansımasının tadını çıkaracak hem de her hikâyede bir sonraki sayfayı korku, dehşet ve merak üçgeni içinde çevirecek ve yazarın rehberliğinde hayal dünyasında sürükleyici bir yolculuğa çıkacaklar "Doğaüstü"ne inanmıyorsanız, artık inanacaksınız...


Birlikte Aynı Ateşten Geçerek-Seçme Şiirler
Kemal Özer/ Evrensel Basım Yayın/ 160 s.

İlk üç kitabıyla İkinci Yeni hareketinin içinde yer alan, ince bir sözcük işçisi olarak dikkat çeken Kemal Özer'in 50 yıllık şiir serüveni, dönüşüm geçirerek toplumcu gerçekçi diye nitelenebilecek bir çizgide gelişti. Toplumsal ve siyasal olaylara, insanların bu olaylar karşısında tepkilerine, duygu ve düşüncelerine hem tanıklık etmeyi, hem de yaşama bakışı toplumsal bilinçle buluşturmayı amaçladığı bu dönemde, yükselen siyasal mücadeleyi gündeme getirmekten baskı yıllarını sorgulamaya, kimliğinden dolayı acı çektirilen insandan sevdanın toplumsal yorumuna, oğullarını yitiren anaların yüreklerinden konuşmaya yeniden başlayan emekçilerin seslerine, ilgi alanını durmadan genişleten, dil ve söyleyiş bakımından sürekli kendini yenileyen bir şiir toplamına ulaştı. Birlikte, Aynı Ateşten Geçerek, 50 yıllık bu serüvende Kemal Özer'in şiir yolculuğunu en iyi temsil eden, yankısı en uzun süreli şiirleri bir araya getiriyor.


Viyana Kuşatması
John Stoye/ Çeviren Derin Türkömer/ Doğan Kitap/ 372 s.

Viyana'nın 1863 yılında Osmanlılar tarafından kuşatılması Avrupa tarihinin dönüm noktalarından biridir. Bu olay Kızıl Ordu'nun 1945'teki işgaline kadar Batı Hıristiyan âlemine son ciddi tehdittir. Öyle ki Avrupa ülkeleri, aralarındaki kıskançlık ve düşmanlıkları bir tarafa bıraktılar, Osmanlı ordularını ve Orta Avrupa'yı yakıp yıkan, yağmalayan müttefikleri Tatarları püskürtmek için el ele verdiler. Türklerin Viyana surlarını aşmak üzereyken yenilgiye uğraması, o dönem ve sonrası için önemli sonuçlar doğurdu. Osmanlı İmparatorluğu etkisinden kurtulamayacağı bir darbe yedi. Öte yandan o güne kadar gücünü korumaya ve etki alanlarını genişletmeye çalışan Habsburglular gözlerini Tuna'nın güneyindeki ve doğusundaki hedeflere çevirdiler. Hilal ve Haç arasındaki son büyük çekişmeye tanık olan o sıcak eylül günü, Avrupa tarihinde 1914 felaketine kadar sürecek yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Bu kuşatmanın heyecan dolu öyüküsünün olğanüstü kişileri Oynadığı büyük kumarda zaferin kıyısından dönen Sadrazam Kara Mustafa Paşa, kenti kurtarmak için büyük çaba gösteren Viyana garnizonunun komutanı Kont Starhemberg, kararsızlığı yüzünden Viyana'yı kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalan İmparator Leopold ve ordusuyla zafere koşan Lehistan Kralı Sobieski. Viyana Kuşatması, Osmanlı orduları kapılarına dayandığında kent halkının yaşadıklarının büyük bir ustalıkla kaleme alınmasıyla farklılaşan bir tarih kitabı.

HEPSİ TÜYLÜ BİRKAÇ ÖYKÜ
Sevda Fırat Ak, Epsilon Yayınları, öykü, 88 sayfa.
Bir orman dolusu hayvan hep birlikte sirk yıldızı olmaya karar verirse ne olur? Bir süs köpeğinin kendini dünyaya kanıtlaması için ne yapması gerekir? Hayat boyu deniz sanarak içinde yaşadığınız şeyin aslında deniz olmadığını öğrenirseniz ne yapardınız? Sevda Fırat Ak, hem yazıp hem resimlediği kitabı 'Hepsi Tüylü Birkaç Öykü'de bu sorulara cevap veriyor. Ak'ın hikâyelerinin kahramanları kendine has özellikleri ve renkli karakterleri olan hayvanlar. Ancak bu hayvanların başlarına gelen şeyler hepimizin karşılaşabileceği türden. Sömestr tatilinde olduğumuz bu günlerde 'Hepsi Tüylü Birkaç Öykü' çocuklar için güzel bir tercih olabilir.

ŞİFA KAYNAĞI REİKİ
Petek Kitamura, Mozaik Yayınları, sağlık, 175 sayfa.
Reiki, uygulayan kişinin ellerinden rahatsızlığı olan kişiye gönderilen, iyileştirici, şifa verici bir enerji çeşidinin adı. Vücut içinde bulunan enerji akımını düzenlemek ve böylece bedenin kendisine şifa vermesini sağlamak amacını taşıyan Reiki, emniyetli, güvenilir ve tehlikesiz bir yöntem olması yönüyle ilgi çekici. 20. yüzyılın başlarında Japon hoca Mikao Usui'nin ortaya çıkardığı ve sistemleştirdiği bu anlayış şekliyle on yıl önce Japonya'da tanışan Petek Kitamura, öğrendiklerini ayrıntılarıyla aktarmaya çalışıyor. 'Şifa Kaynağı Reiki' adını taşıyan kitapta, Reikinin çeşitleri ve hipnoz, Shiatsu gibi bağlantılı kavramları açıklanırken, uygulanma biçimleri de resimlerle örneklendirilerek anlatılıyor. Ayrıca kitapta aktarılan bilgilerin ve anlayışların kendi kültürümüzdeki karşılıkları da bulunmaya çalışılıyor.

AŞK HEP YENİ BAŞLAR
Bertolt Brecht, Adam Yayınları, şiir, 141 sayfa.
"Ben bir oyun yazarıyım./ Gördüklerimi gösteririm, insan pazarından/ Gördüklerimi. İnsanca davrananları/ Gösteririm ben, ben oyun yazarı.//Nasıl planlarla birbirini sıkıştırmaya çalışanları/Ya da coplarla ya da parayla/ Nasıl sokakta durup beklerken/Nasıl birbirini düşürmeye hazırlananları/ Umut dolu olmayı/Nasıl sözleşip buluştuklarını/Nasıl birbirlerini darağacına gönderdiklerini/Nasıl sevdiklerini/Nasıl yağmayı savunduklarını/Nasıl yemek yediklerini/ Gösteririm(...)" Yarattığı epik tiyatro kuramıyla 20. yüzyılın en önemli tiyatro adamlarından biri olan, şiirleri ve yazıları henüz lisedeyken yayımlanmaya başlayan Bertolt Brecht'in, Turgay Fişekçi tarafından seçilen şiirleri 'Aşk Hep Yeni Başlar' isimli bu kitapta bir araya getiriliyor. Kitap için Brecht'in siyasal şiirlerinin bir toplamı demek mümkün.
Felsefe Tarihinde İnsan Sorunu
Mustafa Günay/ İlya Yayınları/ 306 s.

Felsefenin temel sorunu insandır. Filozofların ilkçağdan günümüze kadar "insan nedir?" sorusuna yanıt bulma çabası içinde oldukları görülür. Çukurova Üniversitesi Felsefe Kürsüsü'nde öğretim üyesi olan Dr. Mustafa Günay'ın kitabı, Sokrates'ten günümüze A. Camus'ye kadar filozofların, bu konuda neler düşündüklerini, hangi yorumları yaptıklarını anlatıyor.

Amerikan Gücünün Gerileyişi-Kaotik Bir Dünyada ABD

Immanuel Wallerstein/ Çeviren Tuncay Birkan/ Metis Yayınları/ 270 s.

İçinde yaşadığımız dünya sisteminin hızla temel bir değişime doğru gittiğini ve tercih ve seçimlerimize, insan iradesine hiç olmadığı kadar açık hale geldiğini savunan Wallerstein ne yapabileceğimiz konusunda şunları söylüyor "Bu kitapta hepimizin üçlü bir görevi olduğu yolundaki görüşüme bağlı kalıyorum Gerçekliği eleştirel ve ayık bir kafayla analiz etmekle ilgili entelektüel görev; bugün öncelik vermemiz gereken değerlerin neler olduğuna karar vermekle ilgili ahlaki görev ve dünyanın, kapitalist dünya sistemimizin şu anki kaotik yapısal krizinden çıkıp, mevcut sistemden gözle görülür ölçüde daha kötü değil de, gözle görülür ölçüde daha iyi olacak farklı bir dünya sistemine geçmesi olasılığına hemen nasıl katkıda bulunabileceğimize karar vermekle ilgili siyasi görev." Bugün muhalif olmak, sistem karşıtı olmak ne demektir? Günümüzde bu soruya verilen en net cevaplardan biri bu kitap.

Türk Tefekkürü Tarihi
Hilmi Ziya Ülken/ Yapı Kredi Yayınları/ 354 s.

Prf. Dr. Hilmi Ziya Ülken'in Galatasaray Lisesi'nde "felsefe öğretmeni" olduğu yıllarda kaleme aldığı Türk Tefekkürü Tarihi, 1933-1934'te iki cilt olarak yayımlanır. Bu kitabın üçüncü cildi olarak tasarlanan Türkiye'de Çağdaş Düşünce Tarihi ise ancak 1966'da yayımlanmıştır. Yayımlandığı yıllardan itibaren alanındaki bütün araştırmalara kaynaklık eden ve bir "klasik" haline gelen bu yapıtın yeniden basımı bugüne kadar mümkün olmamıştır. Türk düşüncesinin temel taşlarından olan Türk Tefekkürü Tarihi, 70 yıl sonra hâlâ yeri doldurulamamış, bir başucu kitabı...

Amerikan Edebiyatı Öykü Antolojisi/ Hazırlayanlar Naciye Akseki Öncül - Esra Melikoğlu/ Dünya Yayıncılık/ 542 s.

Kitabın Sunuş'unda şöyle tanıtılıyor kitap "Amerikan Edebiyatı Öykü Antolojisi, aslında iki bölümden oluşuyor. Birinci bölüm bir kitap olarak Naciye Akseki Öncül tarafından hazırlandı ve ilk kez 1963 yılında basıldı. Öncül, bu antolojiyi yeniden gözden geçirdi. İkinci bölümse Esra Melikoğlu tarafından hazırlandı ve ilk kez bu kitabın bir parçası olarak yayımlanıyor. Böyle bir antolojiyi tamamen yeniden hazırlamak yerine daha önce basılmış bir kitabı genişleterek, bu kez farklı bir kitap olarak yayımlamak istememizin nedeni Naci Akseki Öncül'ün kitabının özenle seçilmiş, mükemmel bir şekilde çevrilmiş metinlerden oluşmasıydı. Esra Melikoğlu, İkinci Dünya Savaşı sonrası Amerikan edebiyatının en önemli öykü örneklerini seçip özenle hazırlayarak bu kitabı günümüzün gereksinimlerini karşılayacak olgunluğa eriştirdi."

Deprem ile Yaşamak
Barış Çokcan - Sigrid Brell-Çokcan/ Dünya Yayıncılık/ 182 s.

Türkiye, karşısına çıkan, çıkarılan bütün engellere rağmen modernleşme yolunda ilerlemeyi sürdürüyor. Ancak, düşe kalka; pek akılcı bir şekilde değil. 1999 Gölcük depremi sosyal ve ekonomik modernleşmenin sürdürülebilirliğinin çevre etmenine göbekten bağlı olduğunu bir kez daha kanıtladı. Plansız ve denetimsiz kentleşme süreci apaçık ortada duran doğal bir engele takılarak sınırlı kaynaklarımızın heba olmasına yol açtı, tarihimizin en büyük ekonomik krizinin gizli değişkenlerinden biri oldu. Barış Çokcan ile Sigrid Brell Çokcan'ın kitabı kentsel ya da sosyal bir proje içermiyor, ancak depreme mimarlığın merceğinden, "depreme dayanıklı yapılanma" kavramının rehberliğiyle bakıyor. İnsanı, sosyal ve ekonomik yaşamı sarıp sarmalayan "kabukların" dimdik ayakta durabilmesi için neler yapılabileceğini araştırıyor.

Eski Sayılar: 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21-27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44-45 46 47 48 49 50-51-52 53-54 55-56 57 58
2004/01 02 03 04 05

Ö z k a n P A P A T Y A
Genel Yayın Yönetmeni
admin@vitrindekikitaplar.com