KARŞIYAKA KENT
MECLİSİ
Metin Erten, Anahtar Kitaplar Yayınevi, inceleme
208 sayfa.
"Türkiye'de yerel demokrasinin gelişmesine
içtenlikle katkıda bulunmaya çalışan
özverili insanlar vardır. Temsili demokrasi
kurumlarının işleyişlerindeki aksaklıklar,
birçok ülkede, yerel demokratik kurum ve
süreçleri ek mekanizmalarla güçlendirmeyi
gündeme getirmiştir..." Metin Erten'in
kaleme aldığı 'Karşıyaka Kent Meclisi',
ülkemizdeki üç binden fazla belediye içinde,
İzmir'in Karşıyaka ilçesinde uygulanan bir
yerel yönetim deneyimini anlatıyor. Kitap
okuyucuları, belediyenin öncülüğünde ve
onun katkılarıyla oluşturulan bir demokratik
kitle örgütü olan ancak belediyenin bir yan
örgütü olmayan, müdürlüğü ise hiç
olmayan bir yönetime tanıklık etmeye
çağırıyor.
BİR TÜRK
KADINI UĞRUNA
Elin Pelin, çeviren: Türker Acaroğlu, Evrensel
Basım Yayın, öykü, 278 sayfa.
Bulgar köyünün ilk gerçekçi betimlemesini
yapan yazar olarak bilinen Elin Pelin,
eserlerinde köy gerçeğindeki toplumsal
karşıtlıkları gösteriyor.
'Bir Türk Kadını Uğruna' yazarın yoksul
halkın acılarını, yönetimden
hoşnutsuzluğunu anlatan öykülerinden oluşan
bir seçki. Klişelerden kaçınarak yeni konular
çerçevesinde geliştirdiği öykülerinden
oluşan kitapta, başta 'Toprak' ve
'Gerak'giller' olmak üzere yazarın en
beğenilen öyküleri yer alıyor. 1949 yılında
yetmiş yaşındayken ölen Sofya doğumlu yazar,
öykülerinde dünyaya yine gençlerin gözünden
bakmaya çalışıyor.
ANLAMLI YAŞAMAK
Berna Bridge, Beyaz Yayınları, kişisel
gelişim, 179 sayfa.
Küreselleşen dünyamızda kişisel dinamiklerin
her gün daha da önem kazandığı
aşikar. Berna Bridge de 'Anlamlı Yaşamak'
adını taşıyan kitabında okuyuculara;
günlük koşuşturma içinde özgürlük
kavramından kardeşçe yaşamaya, yaşamı
planlamaktan hedefleri olmaya, kısacası daha
anlamlı yaşamaya ve özümüzü keşfetmeye ne
kadar çaba gösteriyoruz, sorusunu yöneltiyor.
Özellikle ebeveynlere yardımcı olma amacını
taşıyan 'Anlamlı Yaşamak', bu konuları ve
benzerlerini düşünen, konuşan, tartışan,
sağlıklı, kendisiyle barışık, hedefleri
olan, yeteneklerini geliştirebilicek özgüvene
sahip ve başarılı çocuklar yetiştirmek
isteyen anne-babalar ile öğretmenler için
pratik bilgiler sunan bir kılavuz niteliğini
taşıyor.
DEVLET'İN
YAHUDİLERİ VE 'ÖTEKİ' YAHUDİLER
Rıfat N. Bali, İletişim Yayınları,
araştırma-inceleme, 479 sayfa.
Sorbon Üniversitesi Din Bilimleri mezunu olan ve
'Tarih ve Toplum', Virgül gibi dergilerde
makaleleri yayımlanan Rıfat N. Bali'nin kaleme
aldığı kitap, Türkiye Yahudilerinin yakın
dönemine ilişkin ayrıntılı araştırmaları
içeriyor. 'Devlet'in Yahudileri ve 'Öteki'
Yahudi'ler'de Bali, Cumhuriyet döneminin sosyal
ve siyasal yapısına ışık tutmaya
çalışıyor ve Türk siyasi hayatında üst
kademelerde yer edinmiş gayri müslimlerle
yahudilerin edindikleri yerleri korumak için
geçirdikleri evreleri anlatıyor. Tek parti
dönemindeki ayrımcılık ve yabancı
düşmanlığına ışık tutmaya çalışan
Bali, 1933'te Türkiye'ye gelen Yahudi asıllı
Alman bilim adamlarına yönelik tepkileri ve 20.
yüzyılda İstanbul'un
fuhuş aleminde Yahudilerin etkinliğini ele
alırken, Nazi soykırımından kaçan ve
İsrail'e gitmeye çabalayan Yahudi mültecilerin
gemilerde yaşadıkları dramatik öykülere de
yer veriyor.
ANTİ-KAPİTALİST
MANİFESTO
Alex Callinos, çeviren: Derya Kömürcü,
Literatür Yayıncılık, siyaset, 185 sayfa.
Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla, uzun bir
süre hiçbir engelle karşılaşacağı
düşünülmeyen kapitalist güçler, daha
zaferlerin tadını çıkarmaya fırsat
bulamadan, dünyanın her yerinde beklenmedik
direnişlerle yüz yüze gelmişlerdi. Sınıf,
cinsiyet, etnik grup, yaş, dil ve din olarak
büyük bir çeşitlilik gösteren bir
anti-kapitalist hareket, kökleri kadar çeşitli
eylem biçimleriyle sesini duyuruyor, gündemin
ön sırasına oturuyordu... 'Anti-Kaptalist
Manifesto'da Alex Callinicos, anti-küresel ya da
anti-kapitalist hareket neyi savunuyordu? Çoğu
kişinin sandığı gibi, bu hareketler
küreselleşmeye mi karşıydı? Yoksa ABD'nin
dayattığı neo-liberalizme mi? gibi soruları
yanıtlamaya çalışıyor. Callinicos bu
hareketin gelişimini, hareket içindeki farklı
politik güçleri, hareketin stratejik
açmazlarını irdelerken, hareketin doğrudan
kapitalizme karşı olduğu sonucuna varmaya
çalışıyor.
26. KİLOMETRE
Cengiz Alkış, Elma Yayınları, kişisel
gelişim, 158 sayfa.
Cengiz Alkış, çevrenizdeki en yakın aynaya
bakarak kendinize şu soruları sormanızı
istiyor: İş ortamınız bir kabusa mı
dönüştü, unuttuğunuz bir aileniz var mı,
değişimler sizi korkutuyor mu, başarı ve
mutluluk artık çok mu uzak, 'seni seviyorum'u
en son ne zaman söylediniz... Eğer bu ve
benzeri birçok soruya cevabınız evetse '26.
Kilometre' tam size göre demektir. Cengiz
Alkış bu kitabıyla, sorunlarınıza 'dur'
diyebilmenizi sağlamaya çalışıyor.
Hayatınızın yönünü değiştirme amacını
taşıyan kitap, sunduğu keyifli yolculukta
zamanın akışında kaybettiklerinizi size
tekrar kazandırmaya çalışıyor.
|
MASAL SOKAĞI
Şebnem Güler Karacan, Erdem Yayınları, masal,
168 sayfa.
"Bir varmış bir yokmuş, bir gündüz bir
gece olup dururken sıra yine geceye gelmiş.
Gökyüzünde güneş esnemiş ve akşam olduğu
için evine gitmiş. Aydede, gökyüzünün en
güzel köşesinde kendine bir yer bulmuş.
Kocaman ağzını açmış ve esnemeye
başlamış. O esneyince gökyüzündeki
yıldızlar da esnemeye başlamışlar. Sonra
derin bir uykuya dalmışlar(...)" Bu
satırlar 'Masal Sokağı'nın 'Aydede ve
Küçük Yıldız' isimli masalından. Şebnem
Güler Karacan'ın kitabı, her ne kadar
küçüklere ait olsa da büyüklerin de
vazgeçemediği masallardan oluşuyor. Bütün
ailenin bir araya toplanarak masal anlattığı
zamanları tekrar hatırlamak ve bu geleneğin
sürmesini sağlamak amacıyla hazırlanan üç
kitaplık 'Masal Zamanı Dizisi'nin ilk kitabı
olan 'Masal Sokağı'nda otuz kadar keyifli masal
yer alıyor.
TENEKE
ÜZERİNDE MİDYEDEN SOSYETEYLE SUŞİYE
Birol Güven, Alfa Yayınları, anlatı, 136
sayfa.
Son dönemlerin en popüler dizilerinden
'Çocuklar Duymasın'ın senaristi Birol Güven
bu kez komik bir kılavuz kitapla okuyucuların
karşısına çıkıyor. 'Teneke Üzerinde
Midyeden Sosyeteyle Suşiye' adındanda
anlaşıldığı
üzere üst sınıfla karşılaşma anlarında
yaşananları anlatıyor.
'Damsız delikanlılık günleri' ve 'Sosyetede
davranış rehberi' başlıklarında
iki bölümden oluşan kitabın birinci
bölümünde gençlik yıllarından kesitler
sunan Güven'in kitabının, ikinci bölümünün
konusu ise sosyetede olmak. Teneke üzerinde
midye pişirmeyi, turist kızların peşinden
Bodrum'a gidişi anlatan Birol Güven,
sosyetikler arasında nasıl davranılacağını,
komik bir dille anlatmaya çalışıyor.
TEHLİKELİ
YEMEKLER
Andhreas Staikos, çeviren: Kosta Sarıoğlu,
İş Kültür Yayınları, roman,
124 sayfa.
Türkçe'den önce on dört ayrı dile çevrilen
'Tehlikeli Yemekler', sıradışı bir aşk
üçgenini konu alıyor: Büyüleyici ve fettan
Nana ile ona çılgınca aşık iki erkek...
Ancak bu aşk üçgenini farklı yapan unsur iki
erkeğin düellosunu kılıçla ya da tabancayla
değil de, uskumru, kereviz, biber ve sarımsakla
yapması. İki aşık mutfaktaki hünerlerini
göstererek Nana'yı etkilemeye ve birbirlerini
saf dışı bırakmaya çalışıyor. Tabi bu
nedenle romanı bir aşk hikâyesinin yanı sıra
baştan çıkarıcı yemek tarifleri süslüyor.
Atina'lı yazar Andhreas Staikos'un kaleme
aldığı kitap, aşk mutfağının sırlarını
veriyor.
YANOMAMÖ
Napoleon A. Chagnon, çeviren: Burcu
Bölükbaşı, Epsilon Yayınevi, araştırma,
464 sayfa.
Yanomamöler, yeşil bir tropik ormana seyrekçe
dağılarak kilometrelerce boş arazilerle
birbirinden ayrılan küçük köylerde
yaşarlar. Yazıları olmasa da, zengin ve
karmaşık bir dilleri vardır. Giysileri
koruyucu olmaktan çok süslüdür. İyi giyinen
erkekler en fazla el ve ayak bilekleriyle
bellerini çevreleyen birkaç pamuklu iple
gösteriş yaparlar. Günlük yaşamları
genellikle meyve-sebze yetiştirmek, avcılık,
yabani otlar toplamak, yakacak odun taşımak, su
getirmek, birbirleriyle konuşmak, tek eşyaları
olan sepet, hamak, ok, yay gibi ürünleri yapmak
ve vücutlarını boyadıkları toz boyaları
sağlamakla geçer. Başlarına gelen
kötülükleri, ölümleri düşmansı
büyülerle açıklayan Yanamamöler,
acılarını öfkeyle ifade edercesine hemen
oklarına sarılır, suçlu bildiklerini ölümle
cezalandırırlar... Ünlü antropolog Napoleon
A. Chagnon'un Amazon ormanlarındaki bu köylerde
yıllar süren incelemelere dayanarak yazdığı
'Yanomamö', Amazon ormanlarının, bugün hala
yerli halklar arasında en savaşçı, en
hiddetli halkı olarak tanınan Yanomamö'lerin
ayrıntılı bir resmini çizmeye çalışıyor.
BLUES TARİHİ
Giles Oakley, çeviren: Aydemir Özügül,
Ayrıntı Yayınları, müzik, 364 sayfa.
Giles Oakley, müziğin en ilginç öykülerinden
birini anlatıyor. 'Blues Tarihi'nde Amerika'da
en büyük 'öteki' grubu olarak algılanan siyah
kölelerin arasında doğan ve zamanla,
'ötekinin ötekiliğini' daha da yansıtarak
etkili bir müzik türü haline gelen blues'un ve
blues sanatçılarının hikâyeleri yer alıyor.
En önemli özelliği doğar doğmaz büyük
popülarite kazanarak birçok beyazın da
hayranlığını kazanması olan bu müzik
türünü tüm ayrıntıları ile anlatan kitap,
bir müzik kitabının ötesine geçerek blues
tarihini, toplumsal, kültürel ve tarihsel bir
öyküye dönüştürmeye çalışıyor.
Oakley'in kitapta çizdiği blues panaroması
meraklısına hem genel olarak müzik tarihini,
hem de blues'un gelişiminde etkili olan
toplumsal olayları irdeleyen sağlam bir bakış
açısı sunuyor.
TÜRKİYE'NİN
YENİDEN DOĞUŞU
Clair Price, çeviren: Bilal Çölgeçen,
Yenihayat Kütüphanesi, politika, 208 sayfa.
Amerikalı bir kadın gazeteci Ankara'ya Mustafa
Kemal'le görüşmeye gelir. Bir yandan Sakarya
Savaşı ile durdurulan işgalcileri Anadolu'dan
atacak son darbeye hazırlık yapılmakta; diğer
yandan Osmanlı devletinin yıkıntıları
üzerinde modern bir devlet kurulmaktadır...
Clair Price Ankara'daki gelişmeleri
gözlemlemekle yetinmeyerek, onların tarih
içindeki köklerini de araştırmış.
'Türkiye'nin Yeniden Doğuşu' adını taşıyan
kitabında Osmanlı devletinin yıkılışını
ve Anadolu'da yeni devletin doğuş sürecini
anlatan Price, Sevr'den Lozan'a kadar olan
dönemi, siyasi ve askeri açıdan inceliyor.
Tarih bilgisini gözlemleriyle birleştirerek
Türkiye'yi farklı bir açıdan anlatan yazar,
Ermeni sorunundan Ortodoks Türklere kadar
gölgede kalmış bir çok konuyu da ele alıyor.
Kitap yakın tarihimize ilişkin bilgi ve
yargıları yeniden gözden geçirmek isteyen
okuyucular için.
|
ÇÖZÜLME
Ha Jin, çeviren: Yunus Saltuke, Epsilon
Yayınevi, roman, 304 sayfa.
Sevilen, önemli bir edebiyat profesörü olan
Yang, felç geçirince en gözde öğrencisi ve
kızının nişanlısı olan Jian hocasına
bakmak zorunda kalır. Beynindeki yıkım
nedeniyle zihinsel yetilerinin bir kısmını
yitirmiş olan profesörün, geçmişteki hayal
kırıklıklarını, uğradığı ihanetleri
vurgulayarak toplumun saygı duyduğu kurumları
acımasızca yargılayıp lanetlemesi, genç
adamda önce büyük bir üzüntü yaratır,
ardından da kendi geleceğini ve yaşamın
anlamını sorgulamasına yol açar. Profesör
Yang kendi şeytanlarıyla savaşır, bazı cesur
öğrenciler yönetimi protesto etmek için
Tiananmen Meydanı'nda toplanırken, Jian'ın
inandığı her şey çözülüp un ufak olmaya
başlar... Ha Jin, 'Çözülme' adlı kitabının
arka planında Çin'de 1989 yılında yaşanan
Tiananmen Meydanı katliamını anlatırken,
geleneklerle bireysellik; dürüstlükle
çıkarcılık; vefa ile ihanet arasında
çağlar boyu süregelen çatışmayı irdeliyor
ve Çin toplumunun profilini ortaya koymaya
çalışıyor.
AŞK
ŞİİRLERİ KOLONİSİ
Hazırlayan: Küçük İskender, Everest
Yayınları, şiir, 701 sayfa.
Küçük İskender 'Aşk Şiirleri Kolonisi'nde
aşkın anatomisini gözler önüne sermeye
çalışıyor. Aşkın manzarasını çeşitli
şairlerin gözünden sunan kitabının bir
antoloji olmadığını, çünkü antolojilerin
tarafsızlığını kanıtlayan objektiflikten,
kimi eklerden uzak durulduğunu söyleyen
Küçük İskender, amacının sevdiği aşk
şiirlerinin bir koloni oluşturması ve
yaşamına rehberlik eden şairlerin şairlerin
buluşup aşk adına barışması olduğunu
belirtiyor. Kimi imzaların kendisini etkileyecek
aşk şiirlerine ulaşamayan ve onları sonraki
basımlara bırakan şairin kitabında, Bedri
Rahmi Eyuboğlu, Turgut Uyar, Cemal Süreya,
Behçet Necatigil, Sennur Sezer, Serdar Koçak,
Önder Kızılkaya, Tuna Kiremitçi, Rıfat
Ilgaz, Özdemir İnce, Mehmet Erte ve Attila
İlhan gibi bir çok ismin aşk şiirleri yer
alıyor.
USTALARIN
SEÇTİKLERİ
Hazırlayan: Lawrence Block, çeviren: Ayşen
Anadol, Oğlak Yayıncılık, antoloji, 665
sayfa.
Kendi kitap listesinde antolojiler bölümünün
eksik olduğunu farkeden ve bir sözcük ustası
olmanın yanı sıra 'edebiyatçı' olma
iddiasına da küçük bir katkıda bulunmaya
karar veren Lawrence Block, ilginç bir konu
belirleyerek 'Ustaların Seçtikleri'ni
hazırlamış. Kitap, Stephen King, Peter
Lovesey, Joan Hesse, Tony Hillerman, Joe Gores,
Joyce Carol Oates, Evan Hunter gibi birçok
ünlü yazarın kendilerine ait en beğendikleri
kısa cinayet hikâyelerini bir araya getiriyor.
Ancak kitabı farklı yapan unsur, aynı zamanda
yazarların okudukları hikâyelerden en
beğendiklerine de yer veriyor olması. Bu
isimlere kendi eserlerinden ve okuduklarından en
beğendiklerini seçtiren ve nedenlerini de
birkaç cümle ile kaleme aldırmayı başaran
Lawrence Block, böylece hem yazmadan hem de
seçme zahmetine katlanmadan bir kitaba imza
atmış olduğunu söylüyor. Polisiye türünden
hoşlanan okurlar için ilginç ve güzel bir
antoloji...
TÜRKİYE'DE
ORDU
Derleyenler: Ahmet İnsel-Ali Bayramoğlu,
Birikim Yayınları, inceleme-araştırma, 384
sayfa.
Ahmet İnsel ve Ali Bayramoğlu'nun derlediği
'Türkiye'de Ordu'da yer alan yazılar, son
yıllarda meydana gelen değişim atmosferi
ışığında, ordunun hegemonik konumunun
kökenlerini, değişimin dinamikleri ve yönüne
ilişkin analizleri içeriyor. Böylelikle
Türkiye toplumunun asırlık modernleşme
tarihine, tüm tabulardan sıyrılmış olarak
bakabilmenin ön koşullarından en önemlisini
yerine getirmeye çalışan bu kitapta,
Türkiye'de ordunun toplumsal, siyasal ve
iktisadi konumu irdelenerek, toplumumuzun
geçtiğimiz yüzyıl içindeki
sayıklamalarının ve tökezlemelerinin
aydınlatılması için bir adım atılmak
isteniyor.
RADAR ALTI
İLETİŞİM
Jonathan Bond/Richard Kirshenbaum, çeviren:
Aycan Akyıldız, MediaCat Kitapları, kişisel
gelişim, 272 sayfa.
Gazetede, televizyonda, süpermarketlerde,
internette, radyoda, açıkhavada kısacası her
yerde, günde ortalama 1500 reklam mesajıyla
karşı karşıya gelen tüketiciler için özel
bir radar geliştirildiğini düşünün. Bu
radar, tüketiciyi tanımadan, tüketiciye saygı
duymadan, empatiden yoksun bir biçimde
hazırlanmış her mesajı derhal yakalıyor ve
imha ediyor... . 'Radar Altı İletişim',
günümüz tüketicilerinin reklamlardan
kaçtıkları, ticari mesajlara karşı güvensiz
oldukları gerçeğini temel alarak yeni bir
reklamcılık ve pazarlama iletişimi
yaklaşımı geliştirmeye çalışıyor. Ticari
mesajların radara yakalanmadan tüketici zihnine
nasıl ulaşabileceğini son dönemin en
yaratıcı ajanslarından birinin 'kampanya
hikâyeleri' üzerinden gösteren kitap,
tüketiciyle iletişim kurmak zorunda kalan
herkese tavsiye olunur.
GÖRSEL
İLETİŞİMDE SAYFA DÜZENİ VE TİPOGRAFİ
Ragıp İstek, Pusula Yayıncılık, iletişim,
136 sayfa.
Sözcüklerin sayfa üzerindeki dizimi anlamına
gelen tipografi, web tasarım, sayfa tasarımı
gibi birçok konuda popülerliğini günden güne
artırıyor. Ragıp İstek tarafından
hazırlanan 'Görsel İletişimde Sayfa Düzeni
ve Tipografi', tasarım örnekleri ile
donatılmış bir kitap. Font seçimi, sayfa
düzeninde boşlukların ve imajların
konumlandırılması ve bu yolla anlatılmak
istenenin bire bir aktarımı, farklı yöntemler
dile getirilerek enine boyuna inceleniyor. Kitap,
gazete ve dergileri takip eden, sayfa düzeninde
boşluklar kadar yazılar ve görsel öğelerin
de önemi olduğunu bilen herkes için güzel bir
fırsat sunuyor.
|
SUÇTUR
UMUTSUZLUĞA KAPILMAK
Cezmi Ersöz, Gendaş Kültür Yayınları,
anlatı, 120 sayfa.
Cezmi Ersöz, 'Suçtur Umutsuzluğa Kapılmak'ta
ölüm oruçları sürecini anlatıyor. 1996'dan
2004'e kadar yaşanan, yaklaşık sekiz yılı
yazı, ropörtaj ve fotoğraflarla anlatan kitap,
medyanın, baronun, kamuoyunun, demokratik kitle
örgütlerinin, derneklerin bu konuya nasıl
kayıtsız kaldığını da gözler önüne
sermeye çalışıyor. "İnsan hakları
ihlallerini gördüm, Türk halkına yapılan
baskıları gördüm. Defalarca yargılandım.
Ben Türkiye'deki son yirmi yılın
tanığıyım, aynı zamanda da yazarıyım.
Benim için yazarlığımdan önce insanlığım
geliyor." diyen Ersöz'ün kitabı tüm
yaşananlara rağmen hiçbir zaman umudunu
kaybetmeyenler için.
TEORİDEN SONRA
HAYAT
Jacques Derrida/Frank Kermode/Toril Moi,
Christopher Norris, çeviren: Ebru Kılıç,
Agora Kitaplığı, felsefe, 194 sayfa.
"Teori'den sonra hayat var mı? Yazar'ın
ölümünü bugün Teorisyen'in ölümü
izleyecekse, elinizde geriye ne ve kim kalacak?
İşte, 'Teoriden Sonra Hayat' bu soruları
araştırmak için her biri kendi alanının
önemli simalarından olan dört teorisyeni
biraraya getiriyor: Jacques Derrida, Frank
Kermode, Toril Moi ve Christopher Norris. Bu
çalışma, otuz yıldır Anglo-Amerikan edebiyat
eleştirisi ve felsefesine hakim olan
yapıçözüm akımını, eğrisi doğrusu,
artısı eksisiyle tartışmaya davet ediyor.
Yazarlar, bir sohbet şeklinde hazırlanan bu
kitapta, ayrıca 'dışlanmış olma',
'sorumluluk alma', 'kitaplara değer verme',
'öfke duyma', 'bilim yapma', 'müzik dinleme',
'Yahudi olma' gibi meseleleri de irdeliyorlar.
'Teoriden Sonra Hayat'da tüm bu sohbetlerin
satır aralarında ise ezberciliğe karşı
durmanın aynı zamanda muhalif bir siyasi
kimliğin temel dayanağı olduğu anlatılmaya
çalışılıyor.
KAVRAM VE SLOGAN
Erendiz Atasü, Can Yayınları, deneme, 243
sayfa.
İlk romanı Dağın Öteki Yüzü ile Orhan
Kemal Roman Ödülü'nün sahibi olan ve bu
romanı İngilizceye çevrilerek İngiltere'de
yayımlanan Erendiz Atasü'nün öykü ile
başladığı ve romanla devam ettiği yazın
serüvenin bir sonraki aşamasında denemeler yer
alıyor. 'İmgelerin İzi' isimli kitabında,
kadınlar ve kadın hakları gibi konularda
denemeler yazan Atasü, 'Kavram ve Slogan'da ise
daha çok siyasal konulara ağırlık veriyor.
Atasü'nün kitabında bilimin ve sanatın
öncülüğünde yaşamanın, kamuoyunda
yaşanılan tüm sorunların çözümü olduğunu
savunuyor.
GECE SÜRÜYOR
Soledad Puertolas, çeviren: Yıldız Ersoy
Canpolat, Can Yayınları, roman, 205 sayfa.
'Gece Sürüyor', hem aşk hem de bir casusluk
öyküsü. Çağdaş İspanyol edebiyatının
ilgi çekici isimlerinden biri olan Soledad
Puertolas'a yayımlandığı yıl olan 1989'da
İspanya'nın en önemli edebiyat ödüllerinden
biri olan 'Planeta Ödülü'nü getiren 'Gece
Sürüyor'un baş kahramanı Aurora isimli genç
bir kadındır. Madrit'ten kaçmak için
çıkılan bir Doğu yolculuğu, kendi
gerçekliğinden de uzaklaşmak isteyen
Aurora'nın yaşayacağı ilginç olaylar
zincirinin ilk halkasıdır. Kendini olayların
akışına bırakmaktan hoşlanan Aurora, kendi
serüveninin izleyicisi olur. Hindistan'da bir
Hintli ile yaşayacağı aşk ise daha sonra
olacaklar hakkındaki küçük bir ipucudur
sadece...
DUL KASABI
Pavel Kohout, çeviren: Ali Özdamar, Doğan
Kitapçılık, roman, 380 sayfa.
Prag doğumlu olan yazar Pavel Kohout, romanını
da İkinci Dünya Savaşı'nın bitmesinden dört
ay önce Prag'da başlatıyor. Ortada iç
organları titizlikle çıkarılarak
öldürülmüş bir kadın var ve bu kadının en
önemli özelliği, bir Alman generalin 'dul
karısı' olması. Böylece Çek polisi ile
birlike Gestapo'da işin içine karışıyor ve
başkomiser Beran'la asistanı, olayı
araştırmakla görevlendiriliyor...
Okuyucularına yalnızca bir katilin izini
sürdürmekle kalmayıp aynı zamanda savaşın
son günlerinde yaşanan kedi-fare oyunlarını
da anlatan 'Dul Kasabı'nı diğer polisiye
romanlardan ayıran en önemli özellik, yazarın
iyi-kötü çizgisini aşması ve kişiliklerin
tümünü kavrayarak, hepsine anlayış
göstermesi. Şiddetin milliyetçilik söz konusu
olduğunda nasıl kabul edilir hale
gelebildiğini gözler önüne seren bu ilginç
romanı polisiye/gerilim türünden hoşlanan
okurlara tavsiye ediyoruz.
DESTANSI KURAMCI
SULTANGALİYEV
Halit Kakınç, Bulut Yayınları,
inceleme-araştırma, 439 sayfa.
Araştırmacı yazar Halit Kakınç'ın
'Destansı Kuramcı Sultangaliyev' isimli bu
çalışması, Türkiye'nin hem düşünce hem de
siyasal tarihindeki önemli boşluklardan birini
doldurmaya çalışıyor. Yirminci yüzyılın en
büyük olayı olan Türkiye Cumhuriyet'nin
kurulmasını, ülkenin o dönemdeki durumunu,
bağımsızlık savaşına dayalı bir
devrimciliğin, siyasal ve kültürel
dönüşümü nasıl gerçekleştirdiğini
anlatan Kakınç çalışmasında,
Sultangaliyev'in ulusçuluk ile sosyalizm
arasındaki ilginç arayışları simgeleyen
yaşamını ve düşüncelerini ayrıntılı
olarak gözler önüne sermeye çalışıyor.
MELEKLER DE
SORAR
Jeffrey Lang, çeviren: S. Levin İçten, Okul
Yayınları, inceleme-araştırma, 304 sayfa.
80'lerin başında İslam'ı seçen ve bu
tercihini anlattığı bir kitabı bulunan Dr.
Lang, Amerika'da Müslüman olmakla; İslam'ın
Batı'da yayılmasının önündeki engeller ve
bunların çözüm yollarıyla ve bu dinin ikinci
kuşağa nasıl aktarılması gerektiğiyle
ilgili düşüncelerini de ayrı bir kitapta
toplama ihtiyacı duymuş ve ortaya 'Melekler De
Sorar' çıkmış. Kitap, yazarın Amerika'nın
pek çok üniversitesinde matematik profesörü
olarak yaptığı gözlemlerle ve Müslüman
ailelerden gelen Amerikalı gençlerle kurduğu
yakın diyalogla; İslam'ı nasıl anlamalı ve
genç
nesile nasıl anlatmalıyız, onların
yaşadıkları dünya ile inançlarını
uzlaştırmalarını nasıl sağlarız
kaygısını taşıyan her anne babaya hitap
etmeye çalışıyor. Dr. Lang, İslam'a
anlayarak inanmak isteyenlere keyifli ve
alışılmadık bir seyahat vaat ediyor.
|
AŞK NEREYE
KADAR...
Erhan Bener, Dünya Yayıncılık, öykü, 239
sayfa.
Erhan Bener'in öykücülüğünün anlatımcı
özelliğini pekiştiren 'Aşk Nereye Kadar...',
insandan insana ulaşan sıcaklığın
öykülerini anlatıyor.
"Yazdığım her öykünün, insan
yapısındaki dramatik noktalara değinen bir
özel kurgusu vardır. (...) Roman yazarken,
kaçınılmaz olarak başvurduğum birtakım
anlatı oyunlarına, hatta kurnazlıklarına
öyküde başvurmam olanaksız. Bir öykünün bu
yükü kaldıracağını sanmıyorum.(...)"
diyen Erhan Bener'in kitabında yer alan
öykülerin ortak yanı ise içtenlikli bir
bakışla insana ait her durumu anlatırken yeni
bir dünya kurmaya yöneliyor olmaları. YOL AYRIMINDA
TÜRKİYE
Dietrich Jung/Wolfango Piccoli, çeviren: Berna
Kurt, Kitap Yayınevi, inceleme-araştırma, 271
sayfa.
Avrupalı iki siyaset bilimci Dietrich Jung ve
Wolfango Piccoli, 'Yol Ayrımında Türkiye' ile
bize bir ayna tutmaya çalışıyor. Dietrich
Jung'ın Bilkent Üniversitesi'nde konuk
öğretim üyeliği yaparken geliştirdiği fikir
sonucu ortaya çıkan kitabın ilk bölümünde
Osmanlı-Türk sürekliliğini açıklayabilmek
için Osmanlı ıslahatı, Türkiye
Cumhuriyet'inin İkinci Dünya Savaşı
sonrasında yaşadıkları anlatılıyor. İkinci
bölümde ise Türkiye'nin 1990'larda
yaşadığı en önemli iç ve bölgesel
sorunlara, Kürt milliyetçiliğine ve İslamın
siyasallaşmasına değiniliyor. Kitap, Dietrich
Jung ve Wolfango Piccoli gibi Osmanlı siyasal
kültüründen Türkiye Cumhuriyeti'ne devredilen
otoriter mirasla yüzleşmedikçe, modernleşme
ve demokratikleşmenin gerçekleşmeyeceğini
düşünenler için güzel bir kaynak.
MEZOPOTAMYA
Jean Bottero, çeviren: Mehmet Emin, Dost
Kitabevi Yayınları, tarih, 340 sayfa.
Jean Bottero, sadece Eski Yunan ya da
İsrailoğullarına kadar ilerleyip orada
kalırsak, geçmişimizi tam anlamıyla
öğrenemeyeceğimiz düşüncesinden hareketle,
yazıyı keşfederek tarihi karanlıktan
çıkaran Mezopotamyalılar hakkında günümüze
kadar edinilebilmiş bilgileri değerlendiriyor.
Aynı zamanda bu bilgilere ilişkin
açıklayıcı çözümlemelerin de yer aldığı
'Mezopotamya'da, yazarın 'atalarımız' diye
nitelediği Mezopotamyalıların kendilerini ve
dünyayı kavrayış biçimlerinde Batı'nın
doğuşu gözler önüne seriliyor. Bottero,
kitabında, Asur biliminin günümüzdeki
durumundan, o dönemi anlayabilmek için
kaçınılmaz tarihsel bilgilere, yazının
oluşma koşullarına, yazı sonrasında
zihniyetlerin değişimine kadar işlenen
konularda gizliden gizliye hep 'Batı
düşünüş tarzının' oluşumuna gönderme
yapıyor.
OĞLUNUZLA
KONUŞMALAR
Dr. Mary Polce-Lynch, çeviren: Fikret Topallı,
Arkadaş Yayınevi, kişisel gelişim, 275 sayfa.
Klinik deneylerinin yanı sıra bir dizi
araştırmayı da yürüten Dr. Mary Polce-Lynch,
tüm yetişkinlere, eğitimcilere ve erkek
çocuklarını daha iyi anlamak isteyen ailelere
'Oğlunuzla Konuşmalar'ı sunuyor. Kitap, erkek
çocukların kimi zaman sessiz, kimi zaman da
şifreli bir biçimde dile getirdikleri yardım
ve anlayış isteğini duyabilen yeni ve empatik
bir yol öneriyor. Kişiler arasındaki
ilişkilerin gittikçe zorlaştığı bir
dünyada duygusal olarak yeterli erkek
çocukları yetiştirebilmeleri için anne ve
babalara yol gösteren 'Oğlunuzla Konuşmalar',
çocuğunuzla ne hissettiği hakkında
konuşmanıza olanak sağlamaya çalışıyor.
Bir kılavuza ihtiyaç duyan erkek çocuk sahibi
ebeveynlere tavsiye olunur.
KIYIDAKİLER
Müyesser Güner, Kum Yayınları, öykü, 121
sayfa.
Göz hastalıkları uzmanı olan ve Ankara'da
yaşayan Müyesser Güner'in ilk öykü kitabı
'Kıyıdakiler', sıradan insanın iç
dünyasını irdeliyor. Duyguların,
davranışları nasıl etkilediğini anlatan
öyküler yazan Güner, insanın iyi yanını
bulup çıkarmaya özen gösterirken, görmezden
geldiğimiz yaşantıları, küçük serüvenleri
saklandıkları köşelerinden çıkarmaya
çalışıyor. Yazar on iki öyküsünün yer
aldığı kitabı 'Kıyıdakiler' ile
okuyucularını yaşamın içine çağırıyor.
KAŞIK VE KEPÇE
David Sogge, çeviren: Murat Sağlam, Çitlembik
Yayınları, inceleme, 240 sayfa.
Elli yıldır varlığını sürdüren ve
günümüzde küresel bir mesele haline gelen
dış yardım, iyi niyetle örülmüş olsa da,
hem mali hem de ahlaki açıdan tartışmalara
neden oluyor. Dış yardımın çoğu zaman
yardım etmekten çok zarar verdiğini,
alıcılardan çok verenlerin yararına olduğunu
söyleyen David Sogge, yardımın gerçekten
yardım olduğu bir sistem yaratmak mümkün
müdür sorusuna cevap arıyor. 'Kaşık ve
Kepçe' isimli çalışmasıyla var olan yardım
endüstrisinin ayrıntılı bir eleştirisini
yapan Sogge, sadece bununla yetinmeyerek yeniden
yapılanma için ayrıntılı bir harita da
çizmeye çalışıyor.
|