Eski Sayılar: 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21-27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44-45 46 47 48 49 50-51-52 53-54 55-56 57 58
2004/01 02 03 04 05 06 07
CADDEYE UZAK ÖYKÜLER
A. Kadir Konuksever, Agora Kitaplığı, öykü, 142 sayfa.

Diyarbakır doğumlu olan A. Kadir Konuksever, iyi tanıdığı toprakların yine yakından tanıdığı insanlarını anlatıyor. 'Caddeye Uzak Öyküler', kendi tercihleri olmadığı halde bir savaşın ortasında kalan mağdur insanların kimi zaman ağlanacak hikâyelerine güldüren öykülerini anlatırken, Güneydoğu'nun bilmediğimiz yönlerini de gösteriyor. Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinin yanı sıra, Irak, İran ve Suriye'de de çeşitli medya kuruluşlarında muhabir olarak görev yapan Konuksever, anılarını ve kurgusal öykülerini harmanlayarak ortaya bir güneydoğu portresi çıkarmaya çalışıyor.

ÇOCUK VE EDEBİYAT
Necdet Neydim, Bu Yayınevi, araştırma-inceleme, 96 sayfa.

Necdet Neydim'in kaleme aldığı 'Çocuk ve Edebiyat'ta, aile içinde ve toplumda bir değer olarak kabul edilebilmek için uzun ve sıkıntılı bir dönem yaşamak zorunda bırakılan çocukların geçirdikleri zor zamanlar anlatılıyor. Yazar, çocukların yaşadıkları sorunların Osmanlı'dan Cumhuriyete, Türkiye'deki serüvenini karşılaştırmalı örneklerle sunuyor. Batı'da aydınlanmanın ürünü olan çocuk ve gençlik edebiyatına ilişkin örneklerin, 1860'lardaki Osmanlı döneminden bu yana ilk çevirileriyle izlediği yolu tarihsel süreç içerisinde inceleyen Neydim, ideal çocuk figürünün yıkılışına kadar geçen evreleri de çözmeye çalışıyor. Kitapta, 'Küçük Prens'ten 'Pinokyo'ya, 'Pollyanna'dan 'Heidi'ye, 'Konrad' ve 'Mathilda' gibi çocuk edebiyatının birçok önemli kahramanına değinilerek, çocukların toplumda edindikleri yerin sürekli değişimine ışık tutuluyor.

BORNOVA KÖŞKLERİ GEZGİNLER VE ANILAR
Hasan Arıcan, Tepekule Kitaplığı, tarih, 174 sayfa.

15. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren Osmanlı yönetimine giren İzmir, 16. yüzyılı bir yapılanma süreci olarak yaşamıştı. En büyük isteği, yaşadığı kentle ilgili araştırmaların ve yayınların artması olan Hasan Arıcan, konut yapımının özgün örneklerini barındıran Bornova köşkleri hakkında yapılan çalışmaların bilinmesi amacıyla 'Bornova Köşkleri Gezginler ve Anılar'ı hazırlamış. Kitap, bu evlerde yaşanan acı tatlı olayları ve gözlemleri, yaşadığı yere duyarlı birçok insan tarafından yapılan çalışmalarla aktarıyor. Arıkan geçmişte bu konuyla ilgili araştırma yapan Evelyn Lyle Kalças'ın İngilizce olan metinlerini Türkçeye çevirerek yerel tarih belleğini güçlendirmeye çalışıyor. Osmanlı dönemi gezginlerinden Evliya Çelebi, 17. yüzyıl gezginlerinden Antoine Galland, François Herve ve Joseph Michaud gibi isimlerin notlarına da yer verilen kitapta, iki yüzyıldır varlığını sürdüren köşklerin fotoğrafları da bulunuyor.

ŞİİR: GÖRÜLMÜŞTÜR
Hazırlayan: Vecdi Erbay, Aram Yayıncılık, derleme, 422 sayfa.

"Karanlıklara aydın resmini çiziyorum/Kanepede kalmış kokunu/Sevdiğin şiirlerle örtüyorum/Oturduğun koltuğun karşısına geçip/Yollara çıkıyoruz seninle/Kül tablalarını sehpalardan kaldırıyorum/Bıraktığın sigarayı hatırlamayasın diye // Hayır, yalnız değilim/Sokaktaki çocuklar
beni senle sayıyor/İkimizi de oyunlara katıp çaldıkları gülüşlere ortak ediyorlar // İnan her zaman olduğu gibi/Kelebekler üşüdüğünde/Seni
bahar diye çağırıp/Saçlarından bir umut koparıyor mu(...)" 'Şiir: Görülmüştür' cezaevlerinden Aram Yayınevi'ne ulaştırılmış ancak hepsi tek tek kitaplaştırılamamış şiirlerin bir araya gelmesinden oluşan bir derleme. İçerdekilerin sesini dışarıya duyurabilmek amacıyla derlenen bu şiirler aynı zamanda bir tanıklığın resmini çıkarması açısından da önem taşıyor.

MACH 1'DAN MEKTUPLAR
Sevim Burak, Om Yayınevi, mektup, 278 sayfa.

"(...)Sevgili oğlum, sana her 'Oğlum' deyişimde sanki, yeni bir haber verecekmişim gibi ümitle doluyum, ama, hep günlük, ufak tefek ayrıntıları anlatıyorum ve de hep geçmişe ait şeyler oluyor bunlar. Beni sakın geleceğe kapalı bir insan olarak görme. Ben kendim istikbale ait oluşacak şeylere hazır bir anne'yim. Yalnız, bu istikbali tek başıma, ve yalnız kendi başıma kendim için yaşıyacakmışım gibi gibi gelmiyor içimden... sebebine gelince, bir kadın olarak-Hala fizik ve duygusal yönden başka biriyle bir şeyler paylaşabilecek bir iç yapım ve dış görünüşüm olmasına rağmen-Yalnızım(...)" Yaşarken bir türlü bitirmeyip yaşlandırmaya çalıştığı romanı 'Ford Mach 1', ölümünden sonra yayımlanan yazar Sevim Burak'ın mektupları da öykü, roman ve denemeleri kadar farklı. Çoğunluğu 'hayatımdaki tek erkek' dediği oğlu A. Karaca Borar'a yazılmış mektuplardan oluşan 'Mach 1'dan Mektuplar', yazarın sevinçlerini, hayal kırıklıklarını, acılarını ve özlemlerini yansıtıyor.

ABD DIŞ POLİTİKASINDA YENİ YÖNELİMLER VE DÜNYA
Derleyen: Toktamış Ateş, Ümit Yayıncılık, inceleme, 363 sayfa.

Dünya gündemine damgasını vuran son gelişmeler, uluslararası ilişkiler disiplinine ilişkin kimi konuları yaşamımızın içine soktu. Bireyler artık diğer konulara gösterdikleri ilginin daha fazlasını uluslararası ilişkilerde yaşanan gelişmelere göstermeye başladılar. Ancak uluslararası ilişkilere konu olan ortam, analiz yapmayı son derece zorlaştıran pek çok unsuru da bünyesinde barındırıyor ve konuyla ilgili bilgi edinmek oldukça zorlaşıyor. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'yle İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin akademisyenleri tarafından kaleme alınan makalelerden oluşan 'ABD Dış Politikasında Yeni Yönelimler ve Dünya'yı Prof. Dr. Toktamış Ateş derlemiş. Uluslararası ilişkilere ilgili konularda belirlenen kimi soruları yanıtlamayı hedefleyen kitapta, S. Halit Kakınç, Kaan H. Ökten, Deniz Ülke Arıboğan gibi isimlerin makaleleri yer alıyor.

Zincir
Ferdi Merter/ Piramit Yayıncılık/ 160 s.

Orta yaş kuşağının çocukluk kahramanı, yılların Devlet Tiyatroları sanatçısı olan Ferdi Merter'in ilk romanı olan bu çalışma, 1980 öncesi Türkiye'nin çalkantılı dönemini gözler önüne seriyor. 80 askeri darbesi öncesi, geniş halk kitlelerinin duyarsızlığının, Türkiye'ye nelere mal olduğunun anımsatıldığı romanda, Türk aydınına ve özellikle de günümüz Türk gençliğine uyarı dolu mesajlar var; aymazlık sürdükçe, başınıza geleceklere hazır olun. Ferdi Merter'in deyimi ile, "Dünleri bilmeli, anlamalı ki, yarınlara hazır olunabilsin..."

Ön Asyalı Üç Bilge - Zerdüşt, Mani, Mazdek/ Seyhun Tunaşar/ Piramit Yay./ 206 s.

Yakındoğu düşünce sistemlerini derinden etkilemiş, inanç yapılarını şekillendirmiş Doğulu bilgeler hakkında, bir Türk yazar tarafından yapılmış ender çalışmalardan biri. Özellikle Mazdek hakkında Türkiye'de bu denli geniş kapsamlı bir kaynak kitap bulmak çok zor. Seyhun Tunaşar bu çalışmasında; kendilerinden sonraki fikri ve felsefi akımları, inanç sistemlerini etkileyen bu üç büyük insan hakkında sorulabilecek tüm sorulara ayrıntılı yanıtlar vermiş.

TEPENİN ÖNÜNDE
Hilal Karahan, Kül Kitapları, şiir, 146 sayfa.

"— taze salatalık kokardı selamınız saçınıza akasya dolardı piyerloti kahvesi'nde 'üç marsa tamam abi!' ve kahkahanın arasında nasıl da iğretiydi sıcaklığımız çağırmazdınız bir tren kalkardı sesinizden ateşi yakardı avuçlarınız toprağın üzerinde sürüyordu kökleriniz gövdenize gömülüyordu dönüp küçümsediniz kaygıyla küçümsediniz suçlanmayı seviyordu kederiniz sahi siz kimdiniz büyüdüğümüz susmanızda size dokunmamıza neden izin verdiniz —" 1977 Gaziantep doğumlu doktor Hilal Karahan'ın şiirleri 2000 yılından beri çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanıyordu. Karahan'ın 'Tepenin Önünde' adını taşıyan bu kitabında, 'Suyun Köşeleri',
'Tepenin Önünde' ve 'İçsözlük' başlıklarında üç bölüm bulunuyor.
YAŞAM VE CİNSELLİK
Doç. Dr. Sefa Saygılı, Mozaik Yayınları, sağlık, 219 sayfa.

Doç. Dr. Sefa Saygılı, mutlu birlikteliklerin oluşumunu sağlayan ve evlilik hayatında kadın-erkek herkesin bilmesi gereken konuları bir uzman kaleminden ancak herkesin anlayabileceği sade bir dille anlatıyor. Çocuklarda cinsel eğitim, ergenlik dönemi, evlilik öncesi ilişki, evlilikte eşler arası cinsel hayat, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, menapoz ve antropoz gibi birçok konuya değinen 'Yaşam ve Cinsellik'te sorunsuz bir birliktelik için ihtiyacınız olan tüm bilgiler verilmeye çalışılıyor.

JACK MAGGS
Peter Carey, çeviren: Mustafa Bayındır, Dost Kitabevi Yayınları, roman, 349 sayfa.

Avustralyalı yazar Peter Carey'nin romanı 1837 yılında Londra'da geçiyor. Azılı bir suçlu olan Jack Maggs, memleketi Avustralya'dan Londra'ya gelir. Burada bir grup yüksek burjuvayla tanışarak o çevrede barınmasına yardım edecek birçok dost edinir. Bunların arasında en önemlisi, ünlü bir yazar, amatör bir hipnozcu ve kendisi de bir hırsız olan Tobias Oates'tur... Booker Ödülü'nü iki kez kazanan iki yazardan biri olan Carey'nin kitabı, burjuvazinin tüm değerlerinin eleştirel bir gözle irdelendiği ve aristokrasinin iki yüzlü bir toplumsal katman, çözülmekte olan bir sosyal şebeke olarak teşhir edildiği bir 'dönem romanı' niteliğinde.

İLKÇAĞ'DA İZMİR
Cecil John Cadoux, çeviren: Bilge Umar, İletişim Yayınları, inceleme-araştırma, 533 sayfa.

Tarihi serüveninden ötürü gelen bilim adamlarını, seyyahları, tarihçileri incelemeye sevk eden İzmir, Cecil John Cadoux'un araştırmasına da konu olmuş. Zaten İzmir doğumlu olan Cadoux, titiz ve kapsamlı bir şekilde hazırladığı bu çalışmayı önce bir doktora tezi olarak tasarlamış ancak sonraları şehirden çok etkilendiği için daha kapsamlı bir hale dönüştürmüş.
Nicelik ve nitelik açısından, bir kentin ilkçağ tarihi ile ilgili yapılmış çalışmaların içinde bir üne de sahip olan 'İlkçağ'da İzmir', sadece dönemin bilgisini vermekle kalmıyor aynı zamanda meraklılarına ilginç anektodal bölümler de sunuyor. Kitapta, kentin o zamanlar ne kadar güzel olduğunu da okuyucuya sık sık hatırlatan Cadoux, İzmir'in tüm ayrıntılarıyla işlenmiş ilkçağ tarihini eksiksiz bir şekilde gözler önüne sermeye çalışıyor.

GÜZELLİK HIRSIZLARI
Pascal Bruckner, çeviren: Mustafa Balel, Ayrıntı Yayınları, roman, 207 sayfa.

Neden 'güzel insanlar'ın davranışlarında, konuşmalarında farklılık vardır hiç düşündünüz mü? Peki, güzellik sadece bazı insanlara bahşedilen bir lütuf mudur yoksa çirkinlere yönelik bir 'mutsuzluk saldırısı' mı? Bir gün güzeller güzeli bir kadın ve nişanlısı İsviçre'de geçirdikleri kayak tatilinden dönerken şiddetli bir kar fırtınasına yakalanırlar. Sığınmak için ıssız bir dağ evinin kapısını çalarlar ve tüm hikaye böyle başlar... Pascal Bruckner, bazı hikayelerin insanı eğlendirdiğini, bazılarının da hayatını ikiye böldüğünü söylüyor ve 'Güzellik Hırsızları'nda da 'bölücü' bir hikaye anlatıyor. Yazar, insanlığı doğuşundan beri meşgul eden 'güzel' ve 'çirkin' doğmanın hikayesini, güzellerin istediğini daha kolay elde etme gibi avantajlarını, hayata kötü başlamış olan çirkinlerin maruz kaldığı durumları, eksik yaşadıkları öfkeli cinsellikleri dile getirmeye çalışıyor. Okuru çirkinlerin karanlık dünyalarına doğru bir gezintiye çağıran Bruckner, güzellerin masum olmadıklarını, avantajlı başlamış oldukları hayatı, çirkinleri mutsuz kılmak ve hayatlarını karartmak için kullandıklarını savunuyor. Kitap, 'sürekli bakılma ve hayran olunma' ihtiyacı ile yaşayan güzelliğin birileri onu alkışladığı sürece varolduğunu, hayatta çirkinlere de yer açılması gerektiğini anlatıyor.

Hürriyet Kahramanı Resneli Niyazi Hatıratı- Hâtırat-ı Niyazi - 1908 Yılında İkinci Meşrutiyetin Ne Suretle İlân Edildiğine Dair Vesikalar
Ord. Prof. İsmail Hakkı Uzunçarşılı/ Örgün Yayınevi/ 386 s.

"Niyazi Bey aslen Manastır'ın Resne kasabasındandı. Harbiye Mektebi'nden çıkmıştır. Cesur, hamiyetli bir zat olup meşrutiyet ilânının arifesinde seksen sekizinci alayın Resne'de bulunan üçüncü taburunda kolağası (yüzbaşı ile binbaşı arasında bir rütbe) idi; o sırada tabur kumandanlığına tayin edilmiş olan binbaşının vazifesi başına gelmemiş olmasından dolayı Resne tabur kumandanı vekâletinde bulunduğu sırada 20 Haziran 1324 (3 Temmuz 1908) Cuma günü ilk Hürriyet mücadelesine atılmıştır. Eyyüb Sabri ve Niyazi Bey'lerin Manastır'a girip Müşir Osman Paşa'yı Resne'ye gönderdiklerinin ertesi günü İttihad ve Terakki Cemiyeti bütün işlere el koyarak Manastır'ın asker, sivil, ulema ve papazlar, mektepler hulâsa mevcut İslâm, Hıristiyan halkı ile meşrutiyeti ilân eylemiştir"diyor Ord. Prof. İsmail Hakkı Uzunçarşılı (Belleten, sayı 77, Türk Tarih Kurumu, Ankara 1956).

BEDENSİZ KADINLAR
Nihat Ateş, Papirüs Yayınevi, şiir, 79 sayfa.

"bütün bunlar olurken/başka bir yerde/birçok kadın bedeni/çıkmıştı kendinden // ne suya esirdiler/ne yansıtıcının sırına // ateş ve sesin kesiştiği bir yerde/benim işlediğim cinayetlere bakıp/tebessüm ediyorladı // biri ateşe kesmişti/ yansıtıcının dili ve tarihi/ilk kez tahakkümü kırıldığından/ tutulmuştu yansıtmıyordu/ateşe kesmiş bir beden/sonra sese dönüşüyor/ yansıtıcılar donuyordu(...)"
Daha önce 'Günışığı Şiirleri', 'Dinlenen Cadı', 'Odkuyusunda Bir Ayna' isimli şiir kitapları yayımlanan Nihat Ateş, 'Bedensiz Kadınlar'da yansımayla, yansıyan ve yansıtan arasındaki topyekün savaşımın eposunu yazmaya çalışıyor.

Namık Kemal
Şükran Kurdakul/ Evrensel Basım Yayın/ 240 s.

Kitapta Namık Kemal'in yaşamı, sanatçı kişiliği, romancılığı, gazeteciliği, tarihçiliği, oyun ve eleştiri yazarlığı ile yapıtlarından örnekler veriliyor. Yusuf Çotuksöken kitap için şunları söylüyor "Namık Kemal adlı bu yeni yayında da Şükran Kurdakul yeni yöntemler denemiş. Kanımca, Şükran Kurdakul'un bu yeni kitabı kendi boyutları içinde okurlarını Namık Kemal'le ilgili genel bilgilere sahip kılmaktadır. Bu bakımdan yazarı kutlanmalıdır."

OSMANOFLAR
Kenan Hulusi Koray, Doğan Kitapçılık, roman, 255 sayfa.

Kenan Hulusi Koray'ın 1904 yılında Bulgaristan'da başlayan romanı 'Osmanoflar', köklü bir Türk ailesinin hayatına tanıklık ediyor. Osmanof adıyla anılan ailenin üç oğlu ve onların hayatlarına giren gizemli kadınlar etrafında dönen roman 1938 yılında 'Vakit' gazetesinde tefrika edilmiş ancak günümüze kadar hiç basılmamış. Nihayet 66 yıl sonra gün ışığına çıkan kitapta Prof. Dr. İnci Enginün'ün Kenan Hulusi'nin yazarlığı ve romancılığı hakkında yazdığı bir önsöz de bulunuyor.
'Osmanoflar' bireylerin kendi içine dönüşünü ve kopuşunu temel alırken Balkanlar'da Türklere karşı yaşanan yabancılaşmayı da anlatması yönüyle önem taşıyor.

Nasıl Yapmalı
Nikolay Çernişevskiy/ 2 Cilt/ Çeviren Mazlum Beyhan/ Evrensel Basım Yayın./ 280 s.+288 s.

Çernişevskiy, "Nasıl Yapmalı?"yı 4 Aralık 1862 ile 4 Nisan 1863 arasını kapsayan dört aylık sürede, Petropavlovsk zindanında yazdı. Ama dört ayda yazılan bu romanın Rus toplum hayatı üzerinde yarattığı sarsıntı öyle büyük oldu ki, Dostoyevskiy ve Tolstoy'dan Kropotkin ve Lenin'e kadar pek çok yazın ve eylem adamı, kimi yerin dibine batırarak, kimi yücelterek "Nasıl Yapmalı?"yı konuştu, tartıştı. Kropotkin'in belirttiğine göre "Nasıl Yapmalı?", dönemin Rus gençliği için bir tür siyasal program niteliğine büründü. "Nasıl Yapmalı?"nın içeriği son derece kapsamlıdır. Yine de, bu roman neyi anlatıyor sorusuna yeni insanları anlatıyor denilse bu hem kısa, hem de doğru bir yanıt olacaktır.

ÖLÜRKEN
Jim Crace, çeviren: Nuray Çabuk, Ayrıntı Yayınları, roman, 168 sayfa.

"İkisi de zooloji doktoru olan Joseph ve Celice, orta yaşlı ve cazibe yoksunu bu evli çift, sahilde çıplak, sere serpe uzanmışlar. Otuz yıl önce ilk kez seviştikleri yer burası. Bugün, geçmişte 'öldürücü' bir tutkuya mekân olmuş bu sahilde bulunuş nedenleri 'geçmişi yineleme' dürtüsüyle kapıldıkları bir nostalji nöbeti. Aynı zamanda da geçmişten kalan bir hayaleti gömme arzusu..." Bu nostaljik plajın bu kez bir sevişme yerine bir cinayete sahne olacağı roman, hoşça vakit geçirmek için kitap okuyanlara göre değil. Jim Crace 'Ölürken'de insanı irkiltecek imgelerle karşılaşmaya cesareti olan okurlara, ölüm, çürüme ve ahiret üzerinde düşündüren, çürümeyi ve dirilmeyi eşanlamlı hale getiren bir hikâye anlatıyor.

FANTASTİK
Tzvetan Todorov, çeviren: Nedret Öztokat, Metis Yayınları, eleştri, 178 sayfa.

Yapısalcı poetikanın başarılı uygulamalarından biri olan 'Fantastik'in çıkış noktası, fantastik olarak nitelenen belli anlatılar değil, bir edebi tür olarak fantastik. Edebi tür böylece, anlamı kendi içinde saklı, kendinden ibaret özerk bir kategori olarak değil, diğer komşu türlerden farklılığıyla tanımlanan bir inceleme konusu haline geliyor. Yapısalcılığın en temel saptamasıyla uyum içinde olan bu yaklaşım: Kültürel bir olgu anlamını ancak farklılıklarla belirlenmiş bir dizi ya da matriks içinde kazanıyor. Daha önce de 'Poetikaya Giriş' isimli kitabı yayımlanan Tzvetan Todorov, orada betimlediği yöntemini bir edebi türe uyguladığı 'Fantastik'te, Hoffmannn, Balzac, Poe, Maupassant, Henry James ve Kafka gibi yazarların metinlerini çözümleyerek fantastik anlatı türünün temel özelliklerini ayrıştırıyor. Yazar böylece okurun yapısalcı eleştirinin olanaklarıyla daha yakından tanışmasına olanak sağlamaya çalışıyor.

Kıyıdakiler
Müyesser Güner/ Kum Yayınları/ 122 s.

'Kıyıdakiler', sıradan insanın iç dünyasını irdeleyen, duyguların, davranışları nasıl etkilediğini anlatan öyküler sunuyor bize. 2001 CKD Kadın Öyküleri birincilik, 2003 KASAİD Kadın Oyunları ve Öyküleri üçüncülük ödülü sahibi Müyesser Güner, öykülerinde, insanın iyi yanını bulup çıkarmaya özen gösterirken, görmezden geldiğimiz yaşantıları, köşelerinden çıkarıp karşımıza koyuyor. Değişenin yanında değişmeyen yanlarımız, tuz basılmış yaralarımız ve yabancılaşmanın boyutları da incecik giriyor öykülere. Varoluşun öykülerle anlamlandırılışı ve kıyıdaki yaşamlardan öykülere dönüşen kırılma noktaları... Zerrin Taşpınar, 'Kıyıdakiler'i şu sözlerle anlatıyor "İlk kitabıyla özenli bir dil ve olgunlaşmış bir kalem sunan Müyesser Güner, öyküleriyle bizi yaşamın içine çağırıyor."

DEVRİMCİ İSLAM
Ilich Ramirez Sanchez, çeviren: Simla Ongan Kocaoğlu, Kesit Tanıtım, anlatı, 175 sayfa.

'Çakal' lakabıyla tanınan Carlos yani Ilich Ramirez Sanchez, adını ilk kez duyurduğu 70'lerden itibaren en çok aranılan, en çok konuşulan teröristlerden biriydi. Bugün Salim Muhammed Nuri adını kullanan ve tam olarak açığa çıkarılamayan gizli bağlantıları, acımasızlığı, soğukkanlılığıyla bir efsaneye dönüşen Carlos hakkında bir çok kitap yazıldı, hatta filmler bile çekildi. Kendisini profesyonel devrimci olarak tanımlayan ve artık hapishanede olduğu için aktif mücadelenin içinde yer alamadığına üzülen Carlos, 'Devrimci İslam' adını verdiği kitabında,
İslam'a ve Marksizm'e ait yanlış bilgilerini harmanlayarak tek yolun terör olduğunu anlatmaya çalışıyor. Kısaca kitap, terörün nedenini anlamamıza değil de terörün, varolan eşitsizlik, adaletsizlik ve şiddet uygulamalarını
bahane eden ve dini bağlılığı güç ve yönetim aracı haline getiren temelini kavrayabilmemizi sağlıyor.

BAŞLANGIÇTA EĞİTİM VARDI!
Alice Miller, çeviren: Şirin Baykan, Arion Yayınevi, psikoloji, 326 sayfa.

Alice Miller, 'Yetenekli Çocuğun Dramı' isimli kitabından sonra okuyucuların karşısına bir devam kitabı niteliğini taşıyan 'Başlangıçta Eğitim Vardı!' ile çıkıyor. Çocukların sağlıklı büyümelerine ve iyi bir eğitim almalarına yardımcı olmayı amaçlayan Miller'ın bu çalışması üç bölümden oluşuyor . Miller kitabının ilk bölümünde, 18., 19., ve 20. yüzyılın eğitim mekanizmalarını 'Kara Pedagoji' olarak irdeliyor.
'Başlangıçta Eğitim Vardı'nın ikinci ve en ilginç bölümünde ise üç ayrı karakterin çocukluk ve eğitim süreçleri inceleniyor ve ele alınan karakterler oldukça dikkat çekici: Uyuşturucu bağımlısı Christiane F., seri çocuk katili Jürgen Bartch ve Adolf Hitler... Kitabın son bölümünde ise suçluluk duygusu ve üzüntü arasındaki fark işleniyor.

Kayıp Gül
Serdar Özkan/ Doğan Kitap/ 194 s.

Düşlerimizin peşinden gitmeliyiz diyen genç bir romanla karşı karşıyayız. Yaşadığı çevrede büyük beğeni toplayan Diana'nın hayatına tanık oluyoruz bu romanda. Genç kızın hayatı annesinin ölümüyle aniden değişiyor. Annesinin vasiyeti üzerine hiç tanımadığı ikizini aramaya başlıyor. Bu da yabancısı olduğu bir dünyaya adım atmasını sağlıyor. Güllerin ya da düşlerin dünyasına... Gerçek dünyayla masalsı dünya arasında bir yolculuk olarak yorumlanabilecek bu "ilk roman", başkalarının hayatımız üzerindeki etkisini ve iç dünyamızı yalın bir dille sorguluyor. Genç yazarı Serdar Özkan da, Amerika'da başlayıp Türkiye'de bitirdiği hikâyesinde düşlerle gerçek kadar, delilikle bilgeliğin, karanlıkla aydınlığın karşıtlığını ya da yakınlığını sergilemeyi amaçlıyor. Mistik güçlerin ağır bastığı, sürükleyici, genç bir romanla karşı karşıyayız.

DOĞRU VE GÜZEL KONUŞMA
Birol Vural, Hayat Yayıncılık, kişisel gelişim, 339 sayfa.

"Konuş ki, seni görebileyim." demiş Hamann. 'Doğru ve Güzel Konuşma' isimli bu kitap da insanlara kendilerini göstermeleri için nasıl konuşmaları gerektiğini öğretmeye çalışıyor. Kitabın yazarı
Birol Vural, insanlarla doğru ilişki kurmanın, hızla öne çıkabilmenin ve girdiğiniz herhangi bir ortamda insanları kolayca ikna edip kendinizi dinletmenin tek yolu olan güzel konuşmayı tüm teknikleriyle anlatıyor. 'Fonetik-Diksiyon-Artikülasyon' altbaşlığı ile yayımlanan kitapta, bu kavramların ayrıntılı açıklamaları verilirken uygulayabilmeniz için alıştırmalar da gösteriliyor. 'Doğru ve Güzel Konuşma'yı okuyarak hem dilimiz hakkında bilmediklerinizi öğrenebilir hem de etkili konuşma sanatını kavrayabilirsiniz.

Batı'nın Doğu'daki Yüzü
Uğur Kökden/ Dünya Yay./ 220 s.

Uğur Kökden, tutumlu üslubuyla, ele aldığı konularda düşünce ufkumuzu zenginleştiren bir yazar. Batı'nın Doğu'daki Yüzü'nde, 'zaman', kimi zaman belirgin şekilde kimi zaman bir gizli özne olarak kendini hissettiriyor. Bulunmayan kitaptan gelmeyen mektuplara dek, hiç yaşamamış kişilerin yaşamlarından zaman dışı yazgıya ya da yüzyılla örtüşen alınyazısına; sonunda, Yunus Emre'nin sözcükleriyle o kaçınılmaz "hecetaşı"na kadar her şey bu metinlerde... Tarihin sayfalarından koparılıp atılamayacak genç ölümsüzler, siyasetin neden olduğu genç ölümler, masum kurbanlar... Hepsi bir anlamda zamanın ışığı ve gölgeleri!

TERS AKIYORDU VOLGA
Hatice Alptekin, Dünya Yayıncılık, anı, 381 sayfa.

1923'te Rusya'nın Samara kentinde doğan Hatice Alptekin, 1932'de serüven dolu bir yolculuktan sonra Türkiye'ye gelmiş. Küçük yaşlardan beri yazmaya tutkun olan ve şiir kitapları yayımlanan Alptekin, çocukluğundan beri büyük bir özen ve titizlilikle biriktirdiği anılarını okuyucularla paylaşıyor. 'Ters Akıyordu Volga' adını taşıyan kitap, Cumhuriyet'le yaşıt olan Hatice Alptekin'in anılarının geri planında, savaşların ve devrimlerin insanların yaşamını nasıl enkaza çevirdiğini anlatıyor. İçinde Alptekin'in yaşamından kesitler gösteren fotoğrafların da bulunduğu kitap, aynı zamanda eski Sovyetler Birliği'nin kuruluş döneminde izlediği politikaların nasıl etkiler doğurduğunu da gözler önüne seriyor.

NİETZSCHE'NİN FELSEFESİ
Abraham Wolf, çeviren: Sebahattin Çelikbaş/H. Subhi Erdem, Babil Yayınları, felsefe, 124 sayfa.

Nietzsche'nin 20. yüzyıl ve günümüz düşüncesi üzerindeki etkisi tartışılmaz bir gerçek. Tüm yerleşik kurguları darmadağın eden asi bir filozof kimliğiyle karşımıza çıkan Nietzsche'nin kendisinden önceki felsefe çözümlemelerini dayandırdığı hakikat, ahlaki erdem, akıl gibi geleneksel kavramlar genellikle görmezden gelinmiş. Hatta savaş ve barış, yaşam, bilgi ve evren kavrayışına hemen hemen hiç değinilmemiş.
'Nietzsche'nin Felsefesi' ise Nietzsche'ye bu perspektiflerden bakıyor. Kitap, geleneksel felsefe kavramlarını kullanarak Nietzsche'nin bilgi, hakikat ve evren görüşlerini kavrama amacını taşıyor.

HZ. MUHAMMED DEVRİNDE KADIN
Prof. Dr. Rıza Savaş, Gelenek Yayıncılık, inceleme-araştırma, 247 sayfa.

Prof. Dr. Rıza Savaş, Hz. Muhammed döneminde kadının durumunu, toplumdaki yerini, statüsünü anlatmak ve insanların kafasında doğru bilgilerin yer almasını sağlamak amacıyla 'Hz. Muhammed Döneminde Kadın'ı kaleme almış. Kitap, o devirde kadınların, aile ve kamu hayatındaki konumu, hukuki durumları, giyim kuşamları, dini hayatta ve eğitimdeki rolleri başta olmak üzere dönemin gerçek bir fotoğrafını çekme amacını taşıyor. Prof. Dr. Rıza Savaş, o dönemde yaşayan kadınlar hakkında sıkça sorulan sorulara cevap vermeye çalışıyor.

Kürt İsyanları Tedip ve Tenkil/ Ahmet Kahraman
Evrensel Basım Yayın/ 364 s.

Kürt İsyanları, bugüne kadar konu hakkında yapılmış tüm çalışmalara ve resmi tarih belgelerine başvurmanın yanında, yazarın yıllar süren özel çalışmalarına dayanıyor. Kürt isyanları içinde yer almış, olaylara tanık olmuş kişiler ile bunların yakınlarıyla yüz yüze yapılmış görüşmeler kitaba canlı bir belgesel özelliği kazandırıyor. Asıl olarak 20. yüzyıl Kürt mücadelelerine yer veren kitapta Koçgiri, Şeyh Said, Ağrı ve Dersim "isyanları" tüm ayrıntılarıyla, öykü tadı veren, canlı, duygulu bir üslupla anlatılıyor.

MANOLİTO EVİNDEN AYRILIYOR
Elvira Lindo, çeviren: Pınar Savaş, Can Yayınları, çocuk, 135 sayfa.

'Manolito Evinden Ayrılıyor', Manolito serisinin beşinci kitabı. Küçük kahramanımızın maceraları bu kitapta da kaldığı yerden devam ediyor. Manolito annesinin hazırladığı kocaman bir bavul eşliğinde babasının kamyonunda üç gün sürecek bir yolculuğa çıkıyor. Babasının yanına oturur oturmaz kendini gezegenin en önemli kişisi gibi hissediyor çünkü o artık bir kamyon sürücüsü yardımcısı. Taşıdıkları ise gizemli bir yük. Manolito'nun bu serüveni diğerlerinden biraz farklı ve ürkütücü çünkü o bu kez kaçırılıyor... Elvira Lindo'nun tüm dünyada beğenilen 'Manolito' serisi çocuklar için tatlı maceralar anlatmaya devam ediyor.

TAŞ MAYMUN
Jeffery Deaver, çeviren: Selim Yeniçeri, Epsilon Yayınevi, roman, 496 sayfa.

Boynundan aşağısı felçli olduğu için özel bir tekerlekli iskemleye mahkûm olan adli tıp uzmanı Lincoln Rhyme ve yardımcısı Amelia Sachs, Amerika'ya kaçak göçmen sokan Hayalet takma adlı caniyi yakalamak üzere FBI tarafından, görevlendirilirler. Ancak onu New York'a doğru yol alan Fuzhou Ejderi adlı kargo gemisinde, kaçak göçmenlerle birlikte ellerinden kaçırırlar. Hayalet, gemiden kaçarak Çin Mahallesi'nin karanlık dünyasında kayıplara karışan ve onun aleyhine tanıklık edebilecek olan iki Çin'li ailenin peşine düşmüştür. Lincoln ile Amelia bu zavallı insanları son derece zeki ve aynı derecede acımasız olan Hayalet'ten önce bulmaya çalışırlar... Jeffery Deaver'in kaleme aldığı 'Taş Maymun' okuyucuları heyecan dolu bir takibin içine davet ediyor. Polisiye türünden hoşlananlara
tavsiye olunur.

Demir Ökçe
Jack London/ Çev. Emin Türk Eliçin/ Evrensel Basım Yayın/ 240 s.

Demir Ökçe, ilk yayımlandığı 1906 yılından bu yana elden düşmeyen bir edebiyat başyapıtıdır. Ezilenlerin sömürenlere karşı verdiği mücadeleyi büyük bir başarıyla işleyen bu öncü eser, yüzyıl boyunca ilerici kuşaklar için bir eğitim kitabı olmuş, ezilenleri konu alan yazarlara esin vermiştir. Demir Ökçe, 'demokrasi' gibi gösterilmek istenen Amerikan sisteminin adaletsizliğini, zalimliğini çarpıcı bir şekilde açığa çıkarır. Oligarşinin politikalarının nerelere varabileceğini büyük bir öngörüyle sergiler. Eserin, büyük edebiyatçılarımızdan Sabahattin Ali'nin başlayıp dil ustası Emin Türk Eliçin'in tamamladığı Türkçedeki ilk çevirisini sunuyoruz.

GÜL SOKAĞININ DİKENLERİ
Zeynep Cemali, Günışığı Kitaplığı, öykü, 156 sayfa.

1991 yılından beri çocuk kitapları yayımlanan Zeynep Cemali, 'Gül Sokağının
Dikenleri'nde gerçekçi oldukları kadar da espirili dokuz öykü kaleme almış. Yazarın, çocukların yanı sıra anne-baba ve öğretmenlerin de okuduğu öyküleri eğitimciler tarafından da tavsiye ediliyor. 'Fosil ile Tüysüz',
'Bir Şişe Mürekkep', 'Aileme Neler Oluyor?', 'Küçük Kayabalıkları' ve
'Kardeşlik Bağları' kitapta yer alan öykülerden bazıları.

Beyaz Aslan
Henning Mankell/ Çeviren Fatoş Dilber/ Altın Kitaplar Yayınevi/ 478 s.

İsveç'te bir kadın hunharca işlenmiş bir cinayete kurban gider. Dedektif Kurt Wallender, kurbanın ölümünün gerisindeki sır perdesini aralamak için araştırmalara başlar. Ne var ki izini sürdüğü ipuçları onu vatanı olan İsveç'ten, ırk ayrımcılığı ve kaosun sürmekte olduğu Güney Afrika'ya kadar sürükler. Titiz bir araştırma sonunda, cinayete kurban giden kişinin ölüm nedeninin Nelson Mandela'ya düzenlenecek olan bir suikastla bağlantısı olduğu anlaşılır. Güney Afrika gizli servisinde ırk ayrımcılığı ve kaostan kendine pay çıkaran birtakım insanlar ve eski bir KGB ajanı arasında sıkışan Wallender, karmakarışık olaylar zincirinin halkalarını çözebilmek için sonu gelmez bir mücadeleye girer.

ERKEKLER DEĞİŞİR Mİ?
Regine Schneider, çeviren: Nafer Ermiş, Gendaş Kültür Yayınları, inceleme, 240 sayfa.

Erkeklerin dönüşümlerini anlama yolunda okuyuculara yardımcı olma amacını taşıyan 'Erkekler Değişir Mi?', kadın-erkek ilişkilerine psikolojik yaklaşımlarda bulunuyor. Kadın gözüyle kaleme alındığı son derece belirgin olan kitapta Regine Schneider, erkeğin bir zamanlar gizlenen ve sonradan birden bire ortaya çıkan hangi niteliklerini düzenlemeliyim; bunu nasıl yapabilirim; erkeği nereye kadar değiştirebilirim, çift terapisi ne getirir gibi klişeleşmiş sorulara cevap vermeye çalışıyor. 'Sevgiliyken Prens, Evliyken Kurbağa' altbaşlığı ile yayımlanan 'Erkekler Değişir Mi?', erkeklerin ve kadınların farklı beklentilerini ve farklı davranış kalıplarını kavrayarak mutlu bir ilişki kurmak isteyen okurlar için.

DÜNYA BENİMDİR!
Alfred W. Cosby, çeviren: Bilgi Altınok, Kitap Yayınevi, inceleme-araştırma, 336 sayfa.

Avrupalı kaşiflerin ulaştığı her yerde, Kuzey ve Güney Amerika'da, Avusturalya ve Yeni Zelanda'da, yerliler hep aynı trajediyle karşılaşmışlar. Avrupalılar silahları, beraberlerindeki bitkileri, hayvanları ve mikroorganizmalarıyla yeni dünyaları istila ederek, yerel ekolojileri bozup buna dayalı yaşam tarzlarını yok etmişler... Daha önce de Kitap Yayınevi'nden 'Ateş Etmek' isimli kitabı yayımlanan profesör Alfred W. Cosby, 'Avrupa Ekolojik Emperyalizmi 900-1900' altbaşlığı ile yayımlanan 'Dünya Benimdir!' isimli kitabında işte bu trajedilerin öyküsünü anlatıyor. On iki bölümden oluşan kitapta, 'Ortak Kıta Pangea ve Neolitik Döneme Yeni Bir Bakış', 'Fortunate Adaları', 'Yabani Otlar',
'Hayvanlar', 'Hastalıklar' ve 'Yeni Zelanda' gibi başlıklar yar alıyor.

PEYNİRİMİ KİM KAPTI?
Spencer Johnson, çeviren: Meltem Erkmen, Epsilon Yayınevi, kişisel gelişim, 95 sayfa.

Dünya sürekli değişiyor tabii bu nedenle insanlar da bu değişime ayak uydurmak zorunda kalıyor. Bütün dünyada çok satan kitaplar arasına giren 'Peynirimi Kim Kaptı?'nın gençlerin de faydalanması için yazılmış olan bu versiyonunda, değişimin önemi ve ona nasıl uyum sağlanabileceği anlatılıyor. Bir labirentte peynir bulmaya çalışan dört karakterin,
'Koklarca', 'Koşarca', 'Mırın' ve 'Kırın'ın başlarından geçenleri okuyacağınız kitap, gençlere hem eğlenceli hem de eğitici bir öykü sunarak onların hayatta her zaman kazanmalarını sağlamayı amaçlıyor.

Egeli İnisiye Üç Bilge
Seyhun Tunaşar/ Piramit Yay./ 108 s.

Her birini teorisyen ve matematikçi olarak tanıdığımız bu Antik Yunan düşünürlerinin yaşamları ve felsefi görüşleri, onların birer teorisyen olmalarının ötesinde, birer filozof ve günümüz dünyasını şekillendiren yapı taşları konumunda bulunduklarını gösteriyor. Bu üç antik Yunanlı bilgenin, belirli bir inanç sistemine nasıl üye olduklarını, Antik Mısır bağlantılarını da, Tunaşar'ın bu çalışmasında bulacaksınız.

Dört Mason Sadrazam - 1. Cilt Abdülhamid Dönemi - 2. Cilt Vahdettin Dönemi
Seyhun Tunaşar/ Piramit Yay./ 1. Cilt 155 s. - 2. Cilt 208 s.

Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde, Batı kaynaklı Masonik düşüncelerin ve Mason örgütlerinin, imparatorluğun siyasi yapısını nasıl etkilediği ve bunların sonuçları kaleme alınmış. Sultan Abdülhamit döneminde sadrazamlık yapan İbrahim Edhem Paşa ve Hüseyin Hilmi Paşa ile, Sultan Vahdettin döneminde aynı görevi yürüten Talat Paşa ve Ali Rıza Paşa hakkında bilmediğiniz gerçekleri, Osmanlı'nın Batılılaşma serüveninin nirengi noktalarını, iki cilt halinde çıkan bu eserlerde inceleyebilirsiniz.

Azap Yolları (İki Kız Kardeş-Yıl 1918-Kederli Sabah)
3 Cilt/ Aleksey Tolstoy/ Evrensel Basım Yay./ 318 s., 368 s., 430 s.

Azap Yolları, "İki Kız Kardeş", "Yıl 1918", "Kederli Sabah" ciltlerinden oluşan bir nehir romandır. Birinci Dünya Savaşı, Büyük Sovyet Devrimi, uzun ve zorlu iç savaş yıllarının zengin bir panoramasını sunan eser, tüm derinliği ve karmaşıklığı ile insan doğasını, olaylar içindeki insanların ıstırap ve sevinçlerini büyük bir başarıyla dile getirir. Romanda, Rus devrim tarihinin zengin fonu üzerinde, burjuva bir ailede yaşayan iki kız kardeşin yaşam serüvenine tanık oluruz. Ama yaklaşan büyük toplumsal fırtına etkisini, eğlence partileri, türlü oyalayıcı etkinlikler içindeki bu iki kız kardeşin dünyasında da hissettirir. Büyük kız kardeş Katya, Vadim Petroviç isimli zengin bir avukatla evlidir. Küçük kız kardeş Daşa ile genç mühendis Telegin arasında bir aşk doğar. Roman bir yandan tüm ayrıntılarıyla fırtınalı bir devrimi, çekilen insan üstü acıları önümüze sererken, bir yandan da bu kahramanların aşklarını, iç dünyalarında kopan fırtınayı, "Azap Yolları"nda büyük bir yurt sevgisiyle güçlenen kişiliklerini duru bir destan havası içinde betimler.

Bir Türk Kadını
Elin Pelin/ Çeviren Türker Acaroğlu/ Evrensel Basım Yayın/ 278 s.

Elin Pelin Bulgar köylüsünün ilk gerçekçi betimlemesini yapan yazardır. Eserlerinde köy gerçeğindeki toplumsal karşıtlıkları gösterir. Yoksul halkın acılarını, yönetimden hoşnutsuzluğunu tüm ayrıntılarıyla anlatır. Konuları gibi dili, biçemi de yenidir. Betimleri kısa olduğu denli, coşku vericidir de. Yaşam betimleri, görünümler, anlatım yolu lirikliğinin derin izlerini taşır. Yapıtlarında yaşam, sevinç, kaygısızlık egemendir. Gerçekte bunlar gençliğin en güzel öyküleri, türküleridir. Pırıl pırıl bir ışık, bu öyküleri aydınlatır. Elin Pelin dünyayı Âdem'in, yani gençliğin gözüyle görür. Onun için her gün bayramdır, her gün parlaktır, her gün yenidir. "Toprak" ve başka öykülerinin en güzel parçalarında bu pastoral mavisi pırıldar.

Eski Sayılar: 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21-27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44-45 46 47 48 49 50-51-52 53-54 55-56 57 58
2004/01 02 03 04 05 06 07

Ö z k a n P A P A T Y A
Genel Yayın Yönetmeni
admin@vitrindekikitaplar.com