CADDEYE UZAK
ÖYKÜLER
A. Kadir Konuksever, Agora Kitaplığı, öykü,
142 sayfa.
Diyarbakır doğumlu olan A. Kadir Konuksever,
iyi tanıdığı toprakların yine yakından
tanıdığı insanlarını anlatıyor. 'Caddeye
Uzak Öyküler', kendi tercihleri olmadığı
halde bir savaşın ortasında kalan mağdur
insanların kimi zaman ağlanacak hikâyelerine
güldüren öykülerini anlatırken,
Güneydoğu'nun bilmediğimiz yönlerini de
gösteriyor. Güneydoğu ve Doğu Anadolu
bölgelerinin yanı sıra, Irak, İran ve
Suriye'de de çeşitli medya kuruluşlarında
muhabir olarak görev yapan Konuksever,
anılarını ve kurgusal öykülerini
harmanlayarak ortaya bir güneydoğu portresi
çıkarmaya çalışıyor.
ÇOCUK VE
EDEBİYAT
Necdet Neydim, Bu Yayınevi,
araştırma-inceleme, 96 sayfa.
Necdet Neydim'in kaleme aldığı 'Çocuk ve
Edebiyat'ta, aile içinde ve toplumda bir değer
olarak kabul edilebilmek için uzun ve
sıkıntılı bir dönem yaşamak zorunda
bırakılan çocukların geçirdikleri zor
zamanlar anlatılıyor. Yazar, çocukların
yaşadıkları sorunların Osmanlı'dan
Cumhuriyete, Türkiye'deki serüvenini
karşılaştırmalı örneklerle sunuyor.
Batı'da aydınlanmanın ürünü olan çocuk ve
gençlik edebiyatına ilişkin örneklerin,
1860'lardaki Osmanlı döneminden bu yana ilk
çevirileriyle izlediği yolu tarihsel süreç
içerisinde inceleyen Neydim, ideal çocuk
figürünün yıkılışına kadar geçen
evreleri de çözmeye çalışıyor. Kitapta,
'Küçük Prens'ten 'Pinokyo'ya, 'Pollyanna'dan
'Heidi'ye, 'Konrad' ve 'Mathilda' gibi çocuk
edebiyatının birçok önemli kahramanına
değinilerek, çocukların toplumda edindikleri
yerin sürekli değişimine ışık tutuluyor.
BORNOVA
KÖŞKLERİ GEZGİNLER VE ANILAR
Hasan Arıcan, Tepekule Kitaplığı, tarih, 174
sayfa.
15. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren
Osmanlı yönetimine giren İzmir, 16. yüzyılı
bir yapılanma süreci olarak yaşamıştı. En
büyük isteği, yaşadığı kentle ilgili
araştırmaların ve yayınların artması olan
Hasan Arıcan, konut yapımının özgün
örneklerini barındıran Bornova köşkleri
hakkında yapılan çalışmaların bilinmesi
amacıyla 'Bornova Köşkleri Gezginler ve
Anılar'ı hazırlamış. Kitap, bu evlerde
yaşanan acı tatlı olayları ve gözlemleri,
yaşadığı yere duyarlı birçok insan
tarafından yapılan çalışmalarla aktarıyor.
Arıkan geçmişte bu konuyla ilgili araştırma
yapan Evelyn Lyle Kalças'ın İngilizce olan
metinlerini Türkçeye çevirerek yerel tarih
belleğini güçlendirmeye çalışıyor.
Osmanlı dönemi gezginlerinden Evliya Çelebi,
17. yüzyıl gezginlerinden Antoine Galland,
François Herve ve Joseph Michaud gibi isimlerin
notlarına da yer verilen kitapta, iki
yüzyıldır varlığını sürdüren köşklerin
fotoğrafları da bulunuyor.
ŞİİR:
GÖRÜLMÜŞTÜR
Hazırlayan: Vecdi Erbay, Aram Yayıncılık,
derleme, 422 sayfa.
"Karanlıklara aydın resmini
çiziyorum/Kanepede kalmış kokunu/Sevdiğin
şiirlerle örtüyorum/Oturduğun koltuğun
karşısına geçip/Yollara çıkıyoruz
seninle/Kül tablalarını sehpalardan
kaldırıyorum/Bıraktığın sigarayı
hatırlamayasın diye // Hayır, yalnız
değilim/Sokaktaki çocuklar
beni senle sayıyor/İkimizi de oyunlara katıp
çaldıkları gülüşlere ortak ediyorlar //
İnan her zaman olduğu gibi/Kelebekler
üşüdüğünde/Seni
bahar diye çağırıp/Saçlarından bir umut
koparıyor mu(...)" 'Şiir:
Görülmüştür' cezaevlerinden Aram
Yayınevi'ne ulaştırılmış ancak hepsi tek
tek kitaplaştırılamamış şiirlerin bir araya
gelmesinden oluşan bir derleme. İçerdekilerin
sesini dışarıya duyurabilmek amacıyla
derlenen bu şiirler aynı zamanda bir
tanıklığın resmini çıkarması açısından
da önem taşıyor.
MACH 1'DAN
MEKTUPLAR
Sevim Burak, Om Yayınevi, mektup, 278 sayfa.
"(...)Sevgili oğlum, sana her 'Oğlum'
deyişimde sanki, yeni bir haber verecekmişim
gibi ümitle doluyum, ama, hep günlük, ufak
tefek ayrıntıları anlatıyorum ve de hep
geçmişe ait şeyler oluyor bunlar. Beni sakın
geleceğe kapalı bir insan olarak görme. Ben
kendim istikbale ait oluşacak şeylere hazır
bir anne'yim. Yalnız, bu istikbali tek başıma,
ve yalnız kendi başıma kendim için
yaşıyacakmışım gibi gibi gelmiyor
içimden... sebebine gelince, bir kadın
olarak-Hala fizik ve duygusal yönden başka
biriyle bir şeyler paylaşabilecek bir iç
yapım ve dış görünüşüm olmasına
rağmen-Yalnızım(...)" Yaşarken bir
türlü bitirmeyip yaşlandırmaya
çalıştığı romanı 'Ford Mach 1',
ölümünden sonra yayımlanan yazar Sevim
Burak'ın mektupları da öykü, roman ve
denemeleri kadar farklı. Çoğunluğu
'hayatımdaki tek erkek' dediği oğlu A. Karaca
Borar'a yazılmış mektuplardan oluşan 'Mach
1'dan Mektuplar', yazarın sevinçlerini, hayal
kırıklıklarını, acılarını ve özlemlerini
yansıtıyor.
ABD DIŞ POLİTİKASINDA YENİ YÖNELİMLER
VE DÜNYA
Derleyen: Toktamış Ateş, Ümit Yayıncılık,
inceleme, 363 sayfa.
Dünya gündemine damgasını vuran son
gelişmeler, uluslararası ilişkiler disiplinine
ilişkin kimi konuları yaşamımızın içine
soktu. Bireyler artık diğer konulara
gösterdikleri ilginin daha fazlasını
uluslararası ilişkilerde yaşanan gelişmelere
göstermeye başladılar. Ancak uluslararası
ilişkilere konu olan ortam, analiz yapmayı son
derece zorlaştıran pek çok unsuru da
bünyesinde barındırıyor ve konuyla ilgili
bilgi edinmek oldukça zorlaşıyor. İstanbul
Üniversitesi İktisat Fakültesi Uluslararası
İlişkiler Bölümü'yle İstanbul Bilgi
Üniversitesi'nin akademisyenleri tarafından
kaleme alınan makalelerden oluşan 'ABD Dış
Politikasında Yeni Yönelimler ve Dünya'yı
Prof. Dr. Toktamış Ateş derlemiş.
Uluslararası ilişkilere ilgili konularda
belirlenen kimi soruları yanıtlamayı
hedefleyen kitapta, S. Halit Kakınç, Kaan H.
Ökten, Deniz Ülke Arıboğan gibi isimlerin
makaleleri yer alıyor.
Zincir
Ferdi Merter/ Piramit
Yayıncılık/ 160 s.
Orta yaş kuşağının çocukluk kahramanı,
yılların Devlet Tiyatroları sanatçısı olan
Ferdi Merter'in ilk romanı olan bu çalışma,
1980 öncesi Türkiye'nin çalkantılı dönemini
gözler önüne seriyor. 80 askeri darbesi
öncesi, geniş halk kitlelerinin
duyarsızlığının, Türkiye'ye nelere mal
olduğunun anımsatıldığı romanda, Türk
aydınına ve özellikle de günümüz Türk
gençliğine uyarı dolu mesajlar var; aymazlık
sürdükçe, başınıza geleceklere hazır olun.
Ferdi Merter'in deyimi ile, "Dünleri
bilmeli, anlamalı ki, yarınlara hazır
olunabilsin..."
Ön Asyalı Üç Bilge - Zerdüşt, Mani,
Mazdek/ Seyhun Tunaşar/ Piramit Yay./ 206 s.
Yakındoğu düşünce sistemlerini derinden
etkilemiş, inanç yapılarını şekillendirmiş
Doğulu bilgeler hakkında, bir Türk yazar
tarafından yapılmış ender çalışmalardan
biri. Özellikle Mazdek hakkında Türkiye'de bu
denli geniş kapsamlı bir kaynak kitap bulmak
çok zor. Seyhun Tunaşar bu çalışmasında;
kendilerinden sonraki fikri ve felsefi
akımları, inanç sistemlerini etkileyen bu üç
büyük insan hakkında sorulabilecek tüm
sorulara ayrıntılı yanıtlar vermiş.
|
TEPENİN
ÖNÜNDE
Hilal Karahan, Kül Kitapları, şiir, 146 sayfa.
"— taze salatalık kokardı selamınız
saçınıza akasya dolardı piyerloti kahvesi'nde
'üç marsa tamam abi!' ve kahkahanın arasında
nasıl da iğretiydi sıcaklığımız
çağırmazdınız bir tren kalkardı sesinizden
ateşi yakardı avuçlarınız toprağın
üzerinde sürüyordu kökleriniz gövdenize
gömülüyordu dönüp küçümsediniz kaygıyla
küçümsediniz suçlanmayı seviyordu kederiniz
sahi siz kimdiniz büyüdüğümüz susmanızda
size dokunmamıza neden izin verdiniz —"
1977 Gaziantep doğumlu doktor Hilal Karahan'ın
şiirleri 2000 yılından beri çeşitli gazete
ve dergilerde yayımlanıyordu. Karahan'ın
'Tepenin Önünde' adını taşıyan bu
kitabında, 'Suyun Köşeleri',
'Tepenin Önünde' ve 'İçsözlük'
başlıklarında üç bölüm bulunuyor.
YAŞAM VE
CİNSELLİK
Doç. Dr. Sefa Saygılı, Mozaik Yayınları,
sağlık, 219 sayfa.
Doç. Dr. Sefa Saygılı, mutlu birlikteliklerin
oluşumunu sağlayan ve evlilik hayatında
kadın-erkek herkesin bilmesi gereken konuları
bir uzman kaleminden ancak herkesin
anlayabileceği sade bir dille anlatıyor.
Çocuklarda cinsel eğitim, ergenlik dönemi,
evlilik öncesi ilişki, evlilikte eşler arası
cinsel hayat, cinsel yolla bulaşan hastalıklar,
menapoz ve antropoz gibi birçok konuya değinen
'Yaşam ve Cinsellik'te sorunsuz bir birliktelik
için ihtiyacınız olan tüm bilgiler verilmeye
çalışılıyor.
JACK MAGGS
Peter Carey, çeviren: Mustafa Bayındır, Dost
Kitabevi Yayınları, roman, 349 sayfa.
Avustralyalı yazar Peter Carey'nin romanı 1837
yılında Londra'da geçiyor. Azılı bir suçlu
olan Jack Maggs, memleketi Avustralya'dan
Londra'ya gelir. Burada bir grup yüksek
burjuvayla tanışarak o çevrede barınmasına
yardım edecek birçok dost edinir. Bunların
arasında en önemlisi, ünlü bir yazar, amatör
bir hipnozcu ve kendisi de bir hırsız olan
Tobias Oates'tur... Booker Ödülü'nü iki kez
kazanan iki yazardan biri olan Carey'nin kitabı,
burjuvazinin tüm değerlerinin eleştirel bir
gözle irdelendiği ve aristokrasinin iki yüzlü
bir toplumsal katman, çözülmekte olan bir
sosyal şebeke olarak teşhir edildiği bir
'dönem romanı' niteliğinde.
İLKÇAĞ'DA
İZMİR
Cecil John Cadoux, çeviren: Bilge Umar,
İletişim Yayınları, inceleme-araştırma, 533
sayfa.
Tarihi serüveninden ötürü gelen bilim
adamlarını, seyyahları, tarihçileri
incelemeye sevk eden İzmir, Cecil John Cadoux'un
araştırmasına da konu olmuş. Zaten İzmir
doğumlu olan Cadoux, titiz ve kapsamlı bir
şekilde hazırladığı bu çalışmayı önce
bir doktora tezi olarak tasarlamış ancak
sonraları şehirden çok etkilendiği için daha
kapsamlı bir hale dönüştürmüş.
Nicelik ve nitelik açısından, bir kentin
ilkçağ tarihi ile ilgili yapılmış
çalışmaların içinde bir üne de sahip olan
'İlkçağ'da İzmir', sadece dönemin bilgisini
vermekle kalmıyor aynı zamanda meraklılarına
ilginç anektodal bölümler de sunuyor. Kitapta,
kentin o zamanlar ne kadar güzel olduğunu da
okuyucuya sık sık hatırlatan Cadoux, İzmir'in
tüm ayrıntılarıyla işlenmiş ilkçağ
tarihini eksiksiz bir şekilde gözler önüne
sermeye çalışıyor.
GÜZELLİK
HIRSIZLARI
Pascal Bruckner, çeviren: Mustafa Balel,
Ayrıntı Yayınları, roman, 207 sayfa.
Neden 'güzel insanlar'ın davranışlarında,
konuşmalarında farklılık vardır hiç
düşündünüz mü? Peki, güzellik sadece bazı
insanlara bahşedilen bir lütuf mudur yoksa
çirkinlere yönelik bir 'mutsuzluk saldırısı'
mı? Bir gün güzeller güzeli bir kadın ve
nişanlısı İsviçre'de geçirdikleri kayak
tatilinden dönerken şiddetli bir kar
fırtınasına yakalanırlar. Sığınmak için
ıssız bir dağ evinin kapısını çalarlar ve
tüm hikaye böyle başlar... Pascal Bruckner,
bazı hikayelerin insanı eğlendirdiğini,
bazılarının da hayatını ikiye böldüğünü
söylüyor ve 'Güzellik Hırsızları'nda da
'bölücü' bir hikaye anlatıyor. Yazar,
insanlığı doğuşundan beri meşgul eden
'güzel' ve 'çirkin' doğmanın hikayesini,
güzellerin istediğini daha kolay elde etme gibi
avantajlarını, hayata kötü başlamış olan
çirkinlerin maruz kaldığı durumları, eksik
yaşadıkları öfkeli cinsellikleri dile
getirmeye çalışıyor. Okuru çirkinlerin
karanlık dünyalarına doğru bir gezintiye
çağıran Bruckner, güzellerin masum
olmadıklarını, avantajlı başlamış
oldukları hayatı, çirkinleri mutsuz kılmak ve
hayatlarını karartmak için kullandıklarını
savunuyor. Kitap, 'sürekli bakılma ve hayran
olunma' ihtiyacı ile yaşayan güzelliğin
birileri onu alkışladığı sürece
varolduğunu, hayatta çirkinlere de yer
açılması gerektiğini anlatıyor.
Hürriyet Kahramanı
Resneli Niyazi Hatıratı- Hâtırat-ı Niyazi
- 1908 Yılında İkinci Meşrutiyetin Ne
Suretle İlân Edildiğine Dair Vesikalar
Ord. Prof. İsmail Hakkı
Uzunçarşılı/ Örgün Yayınevi/ 386 s.
"Niyazi Bey aslen Manastır'ın Resne
kasabasındandı. Harbiye Mektebi'nden
çıkmıştır. Cesur, hamiyetli bir zat olup
meşrutiyet ilânının arifesinde seksen
sekizinci alayın Resne'de bulunan üçüncü
taburunda kolağası (yüzbaşı ile binbaşı
arasında bir rütbe) idi; o sırada tabur
kumandanlığına tayin edilmiş olan
binbaşının vazifesi başına gelmemiş
olmasından dolayı Resne tabur kumandanı
vekâletinde bulunduğu sırada 20 Haziran 1324
(3 Temmuz 1908) Cuma günü ilk Hürriyet
mücadelesine atılmıştır. Eyyüb Sabri ve
Niyazi Bey'lerin Manastır'a girip Müşir Osman
Paşa'yı Resne'ye gönderdiklerinin ertesi
günü İttihad ve Terakki Cemiyeti bütün
işlere el koyarak Manastır'ın asker, sivil,
ulema ve papazlar, mektepler hulâsa mevcut
İslâm, Hıristiyan halkı ile meşrutiyeti
ilân eylemiştir"diyor Ord. Prof. İsmail
Hakkı Uzunçarşılı (Belleten, sayı 77, Türk
Tarih Kurumu, Ankara 1956).
BEDENSİZ
KADINLAR
Nihat Ateş, Papirüs Yayınevi, şiir, 79 sayfa.
"bütün bunlar olurken/başka bir
yerde/birçok kadın bedeni/çıkmıştı
kendinden // ne suya esirdiler/ne
yansıtıcının sırına // ateş ve sesin
kesiştiği bir yerde/benim işlediğim
cinayetlere bakıp/tebessüm ediyorladı // biri
ateşe kesmişti/ yansıtıcının dili ve
tarihi/ilk kez tahakkümü kırıldığından/
tutulmuştu yansıtmıyordu/ateşe kesmiş bir
beden/sonra sese dönüşüyor/ yansıtıcılar
donuyordu(...)"
Daha önce 'Günışığı Şiirleri', 'Dinlenen
Cadı', 'Odkuyusunda Bir Ayna' isimli şiir
kitapları yayımlanan Nihat Ateş, 'Bedensiz
Kadınlar'da yansımayla, yansıyan ve yansıtan
arasındaki topyekün savaşımın eposunu
yazmaya çalışıyor.
Namık
Kemal
Şükran Kurdakul/ Evrensel Basım
Yayın/ 240 s.
Kitapta Namık Kemal'in yaşamı, sanatçı
kişiliği, romancılığı, gazeteciliği,
tarihçiliği, oyun ve eleştiri yazarlığı ile
yapıtlarından örnekler veriliyor. Yusuf
Çotuksöken kitap için şunları söylüyor
"Namık Kemal adlı bu yeni yayında da
Şükran Kurdakul yeni yöntemler denemiş.
Kanımca, Şükran Kurdakul'un bu yeni kitabı
kendi boyutları içinde okurlarını Namık
Kemal'le ilgili genel bilgilere sahip
kılmaktadır. Bu bakımdan yazarı
kutlanmalıdır."
|
OSMANOFLAR
Kenan Hulusi Koray, Doğan Kitapçılık, roman,
255 sayfa.
Kenan Hulusi Koray'ın 1904 yılında
Bulgaristan'da başlayan romanı 'Osmanoflar',
köklü bir Türk ailesinin hayatına tanıklık
ediyor. Osmanof adıyla anılan ailenin üç
oğlu ve onların hayatlarına giren gizemli
kadınlar etrafında dönen roman 1938 yılında
'Vakit' gazetesinde tefrika edilmiş ancak
günümüze kadar hiç basılmamış. Nihayet 66
yıl sonra gün ışığına çıkan kitapta
Prof. Dr. İnci Enginün'ün Kenan Hulusi'nin
yazarlığı ve romancılığı hakkında
yazdığı bir önsöz de bulunuyor.
'Osmanoflar' bireylerin kendi içine
dönüşünü ve kopuşunu temel alırken
Balkanlar'da Türklere karşı yaşanan
yabancılaşmayı da anlatması yönüyle önem
taşıyor.
Nasıl
Yapmalı
Nikolay Çernişevskiy/ 2 Cilt/ Çeviren
Mazlum Beyhan/ Evrensel Basım Yayın./ 280
s.+288 s.
Çernişevskiy, "Nasıl
Yapmalı?"yı 4 Aralık 1862 ile 4 Nisan
1863 arasını kapsayan dört aylık sürede,
Petropavlovsk zindanında yazdı. Ama dört ayda
yazılan bu romanın Rus toplum hayatı üzerinde
yarattığı sarsıntı öyle büyük oldu ki,
Dostoyevskiy ve Tolstoy'dan Kropotkin ve Lenin'e
kadar pek çok yazın ve eylem adamı, kimi yerin
dibine batırarak, kimi yücelterek "Nasıl
Yapmalı?"yı konuştu, tartıştı.
Kropotkin'in belirttiğine göre "Nasıl
Yapmalı?", dönemin Rus gençliği için
bir tür siyasal program niteliğine büründü.
"Nasıl Yapmalı?"nın içeriği son
derece kapsamlıdır. Yine de, bu roman neyi
anlatıyor sorusuna yeni insanları anlatıyor
denilse bu hem kısa, hem de doğru bir yanıt
olacaktır.
ÖLÜRKEN
Jim Crace, çeviren: Nuray Çabuk, Ayrıntı
Yayınları, roman, 168 sayfa.
"İkisi de zooloji doktoru olan Joseph ve
Celice, orta yaşlı ve cazibe yoksunu bu evli
çift, sahilde çıplak, sere serpe uzanmışlar.
Otuz yıl önce ilk kez seviştikleri yer
burası. Bugün, geçmişte 'öldürücü' bir
tutkuya mekân olmuş bu sahilde bulunuş
nedenleri 'geçmişi yineleme' dürtüsüyle
kapıldıkları bir nostalji nöbeti. Aynı
zamanda da geçmişten kalan bir hayaleti gömme
arzusu..." Bu nostaljik plajın bu kez bir
sevişme yerine bir cinayete sahne olacağı
roman, hoşça vakit geçirmek için kitap
okuyanlara göre değil. Jim Crace 'Ölürken'de
insanı irkiltecek imgelerle karşılaşmaya
cesareti olan okurlara, ölüm, çürüme ve
ahiret üzerinde düşündüren, çürümeyi ve
dirilmeyi eşanlamlı hale getiren bir hikâye
anlatıyor.
FANTASTİK
Tzvetan Todorov, çeviren: Nedret Öztokat, Metis
Yayınları, eleştri, 178 sayfa.
Yapısalcı poetikanın başarılı
uygulamalarından biri olan 'Fantastik'in
çıkış noktası, fantastik olarak nitelenen
belli anlatılar değil, bir edebi tür olarak
fantastik. Edebi tür böylece, anlamı kendi
içinde saklı, kendinden ibaret özerk bir
kategori olarak değil, diğer komşu türlerden
farklılığıyla tanımlanan bir inceleme konusu
haline geliyor. Yapısalcılığın en temel
saptamasıyla uyum içinde olan bu yaklaşım:
Kültürel bir olgu anlamını ancak
farklılıklarla belirlenmiş bir dizi ya da
matriks içinde kazanıyor. Daha önce de
'Poetikaya Giriş' isimli kitabı yayımlanan
Tzvetan Todorov, orada betimlediği yöntemini
bir edebi türe uyguladığı 'Fantastik'te,
Hoffmannn, Balzac, Poe, Maupassant, Henry James
ve Kafka gibi yazarların metinlerini
çözümleyerek fantastik anlatı türünün
temel özelliklerini ayrıştırıyor. Yazar
böylece okurun yapısalcı eleştirinin
olanaklarıyla daha yakından tanışmasına
olanak sağlamaya çalışıyor.
Kıyıdakiler
Müyesser Güner/ Kum Yayınları/ 122 s.
'Kıyıdakiler', sıradan insanın iç
dünyasını irdeleyen, duyguların,
davranışları nasıl etkilediğini anlatan
öyküler sunuyor bize. 2001 CKD Kadın
Öyküleri birincilik, 2003 KASAİD Kadın
Oyunları ve Öyküleri üçüncülük ödülü
sahibi Müyesser Güner, öykülerinde, insanın
iyi yanını bulup çıkarmaya özen
gösterirken, görmezden geldiğimiz
yaşantıları, köşelerinden çıkarıp
karşımıza koyuyor. Değişenin yanında
değişmeyen yanlarımız, tuz basılmış
yaralarımız ve yabancılaşmanın boyutları da
incecik giriyor öykülere. Varoluşun
öykülerle anlamlandırılışı ve kıyıdaki
yaşamlardan öykülere dönüşen kırılma
noktaları... Zerrin Taşpınar, 'Kıyıdakiler'i
şu sözlerle anlatıyor "İlk kitabıyla
özenli bir dil ve olgunlaşmış bir kalem sunan
Müyesser Güner, öyküleriyle bizi yaşamın
içine çağırıyor."
DEVRİMCİ
İSLAM
Ilich Ramirez Sanchez, çeviren: Simla Ongan
Kocaoğlu, Kesit Tanıtım, anlatı, 175 sayfa.
'Çakal' lakabıyla tanınan Carlos yani Ilich
Ramirez Sanchez, adını ilk kez duyurduğu
70'lerden itibaren en çok aranılan, en çok
konuşulan teröristlerden biriydi. Bugün Salim
Muhammed Nuri adını kullanan ve tam olarak
açığa çıkarılamayan gizli bağlantıları,
acımasızlığı, soğukkanlılığıyla bir
efsaneye dönüşen Carlos hakkında bir çok
kitap yazıldı, hatta filmler bile çekildi.
Kendisini profesyonel devrimci olarak tanımlayan
ve artık hapishanede olduğu için aktif
mücadelenin içinde yer alamadığına üzülen
Carlos, 'Devrimci İslam' adını verdiği
kitabında,
İslam'a ve Marksizm'e ait yanlış bilgilerini
harmanlayarak tek yolun terör olduğunu
anlatmaya çalışıyor. Kısaca kitap, terörün
nedenini anlamamıza değil de terörün, varolan
eşitsizlik, adaletsizlik ve şiddet
uygulamalarını
bahane eden ve dini bağlılığı güç ve
yönetim aracı haline getiren temelini
kavrayabilmemizi sağlıyor.
BAŞLANGIÇTA
EĞİTİM VARDI!
Alice Miller, çeviren: Şirin Baykan, Arion
Yayınevi, psikoloji, 326 sayfa.
Alice Miller, 'Yetenekli Çocuğun Dramı' isimli
kitabından sonra okuyucuların karşısına bir
devam kitabı niteliğini taşıyan
'Başlangıçta Eğitim Vardı!' ile çıkıyor.
Çocukların sağlıklı büyümelerine ve iyi
bir eğitim almalarına yardımcı olmayı
amaçlayan Miller'ın bu çalışması üç
bölümden oluşuyor . Miller kitabının ilk
bölümünde, 18., 19., ve 20. yüzyılın
eğitim mekanizmalarını 'Kara Pedagoji' olarak
irdeliyor.
'Başlangıçta Eğitim Vardı'nın ikinci ve en
ilginç bölümünde ise üç ayrı karakterin
çocukluk ve eğitim süreçleri inceleniyor ve
ele alınan karakterler oldukça dikkat çekici:
Uyuşturucu bağımlısı Christiane F., seri
çocuk katili Jürgen Bartch ve Adolf Hitler...
Kitabın son bölümünde ise suçluluk duygusu
ve üzüntü arasındaki fark işleniyor.
Kayıp
Gül
Serdar Özkan/ Doğan Kitap/ 194 s.
Düşlerimizin peşinden gitmeliyiz diyen
genç bir romanla karşı karşıyayız.
Yaşadığı çevrede büyük beğeni toplayan
Diana'nın hayatına tanık oluyoruz bu romanda.
Genç kızın hayatı annesinin ölümüyle
aniden değişiyor. Annesinin vasiyeti üzerine
hiç tanımadığı ikizini aramaya başlıyor.
Bu da yabancısı olduğu bir dünyaya adım
atmasını sağlıyor. Güllerin ya da düşlerin
dünyasına... Gerçek dünyayla masalsı dünya
arasında bir yolculuk olarak yorumlanabilecek bu
"ilk roman", başkalarının
hayatımız üzerindeki etkisini ve iç
dünyamızı yalın bir dille sorguluyor. Genç
yazarı Serdar Özkan da, Amerika'da başlayıp
Türkiye'de bitirdiği hikâyesinde düşlerle
gerçek kadar, delilikle bilgeliğin, karanlıkla
aydınlığın karşıtlığını ya da
yakınlığını sergilemeyi amaçlıyor. Mistik
güçlerin ağır bastığı, sürükleyici,
genç bir romanla karşı karşıyayız.
|
DOĞRU VE GÜZEL
KONUŞMA
Birol Vural, Hayat Yayıncılık, kişisel
gelişim, 339 sayfa.
"Konuş ki, seni görebileyim." demiş
Hamann. 'Doğru ve Güzel Konuşma' isimli bu
kitap da insanlara kendilerini göstermeleri
için nasıl konuşmaları gerektiğini
öğretmeye çalışıyor. Kitabın yazarı
Birol Vural, insanlarla doğru ilişki kurmanın,
hızla öne çıkabilmenin ve girdiğiniz
herhangi bir ortamda insanları kolayca ikna edip
kendinizi dinletmenin tek yolu olan güzel
konuşmayı tüm teknikleriyle anlatıyor.
'Fonetik-Diksiyon-Artikülasyon' altbaşlığı
ile yayımlanan kitapta, bu kavramların
ayrıntılı açıklamaları verilirken
uygulayabilmeniz için alıştırmalar da
gösteriliyor. 'Doğru ve Güzel Konuşma'yı
okuyarak hem dilimiz hakkında bilmediklerinizi
öğrenebilir hem de etkili konuşma sanatını
kavrayabilirsiniz.
Batı'nın
Doğu'daki Yüzü
Uğur Kökden/ Dünya Yay./ 220 s.
Uğur Kökden, tutumlu üslubuyla, ele
aldığı konularda düşünce ufkumuzu
zenginleştiren bir yazar. Batı'nın Doğu'daki
Yüzü'nde, 'zaman', kimi zaman belirgin şekilde
kimi zaman bir gizli özne olarak kendini
hissettiriyor. Bulunmayan kitaptan gelmeyen
mektuplara dek, hiç yaşamamış kişilerin
yaşamlarından zaman dışı yazgıya ya da
yüzyılla örtüşen alınyazısına; sonunda,
Yunus Emre'nin sözcükleriyle o kaçınılmaz
"hecetaşı"na kadar her şey bu
metinlerde... Tarihin sayfalarından koparılıp
atılamayacak genç ölümsüzler, siyasetin
neden olduğu genç ölümler, masum kurbanlar...
Hepsi bir anlamda zamanın ışığı ve
gölgeleri!
TERS AKIYORDU
VOLGA
Hatice Alptekin, Dünya Yayıncılık, anı, 381
sayfa.
1923'te Rusya'nın Samara kentinde doğan Hatice
Alptekin, 1932'de serüven dolu bir yolculuktan
sonra Türkiye'ye gelmiş. Küçük yaşlardan
beri yazmaya tutkun olan ve şiir kitapları
yayımlanan Alptekin, çocukluğundan beri
büyük bir özen ve titizlilikle biriktirdiği
anılarını okuyucularla paylaşıyor. 'Ters
Akıyordu Volga' adını taşıyan kitap,
Cumhuriyet'le yaşıt olan Hatice Alptekin'in
anılarının geri planında, savaşların ve
devrimlerin insanların yaşamını nasıl enkaza
çevirdiğini anlatıyor. İçinde Alptekin'in
yaşamından kesitler gösteren fotoğrafların
da bulunduğu kitap, aynı zamanda eski Sovyetler
Birliği'nin kuruluş döneminde izlediği
politikaların nasıl etkiler doğurduğunu da
gözler önüne seriyor.
NİETZSCHE'NİN
FELSEFESİ
Abraham Wolf, çeviren: Sebahattin Çelikbaş/H.
Subhi Erdem, Babil Yayınları, felsefe, 124
sayfa.
Nietzsche'nin 20. yüzyıl ve günümüz
düşüncesi üzerindeki etkisi tartışılmaz
bir gerçek. Tüm yerleşik kurguları
darmadağın eden asi bir filozof kimliğiyle
karşımıza çıkan Nietzsche'nin kendisinden
önceki felsefe çözümlemelerini
dayandırdığı hakikat, ahlaki erdem, akıl
gibi geleneksel kavramlar genellikle görmezden
gelinmiş. Hatta savaş ve barış, yaşam, bilgi
ve evren kavrayışına hemen hemen hiç
değinilmemiş.
'Nietzsche'nin Felsefesi' ise Nietzsche'ye bu
perspektiflerden bakıyor. Kitap, geleneksel
felsefe kavramlarını kullanarak Nietzsche'nin
bilgi, hakikat ve evren görüşlerini kavrama
amacını taşıyor.
HZ. MUHAMMED
DEVRİNDE KADIN
Prof. Dr. Rıza Savaş, Gelenek Yayıncılık,
inceleme-araştırma, 247 sayfa.
Prof. Dr. Rıza Savaş, Hz. Muhammed döneminde
kadının durumunu, toplumdaki yerini,
statüsünü anlatmak ve insanların kafasında
doğru bilgilerin yer almasını sağlamak
amacıyla 'Hz. Muhammed Döneminde Kadın'ı
kaleme almış. Kitap, o devirde kadınların,
aile ve kamu hayatındaki konumu, hukuki
durumları, giyim kuşamları, dini hayatta ve
eğitimdeki rolleri başta olmak üzere dönemin
gerçek bir fotoğrafını çekme amacını
taşıyor. Prof. Dr. Rıza Savaş, o dönemde
yaşayan kadınlar hakkında sıkça sorulan
sorulara cevap vermeye çalışıyor.
Kürt
İsyanları Tedip ve Tenkil/ Ahmet Kahraman
Evrensel Basım Yayın/ 364 s.
Kürt İsyanları, bugüne kadar konu
hakkında yapılmış tüm çalışmalara ve
resmi tarih belgelerine başvurmanın yanında,
yazarın yıllar süren özel çalışmalarına
dayanıyor. Kürt isyanları içinde yer almış,
olaylara tanık olmuş kişiler ile bunların
yakınlarıyla yüz yüze yapılmış
görüşmeler kitaba canlı bir belgesel
özelliği kazandırıyor. Asıl olarak 20.
yüzyıl Kürt mücadelelerine yer veren kitapta
Koçgiri, Şeyh Said, Ağrı ve Dersim
"isyanları" tüm ayrıntılarıyla,
öykü tadı veren, canlı, duygulu bir üslupla
anlatılıyor.
MANOLİTO
EVİNDEN AYRILIYOR
Elvira Lindo, çeviren: Pınar Savaş, Can
Yayınları, çocuk, 135 sayfa.
'Manolito Evinden Ayrılıyor', Manolito
serisinin beşinci kitabı. Küçük
kahramanımızın maceraları bu kitapta da
kaldığı yerden devam ediyor. Manolito
annesinin hazırladığı kocaman bir bavul
eşliğinde babasının kamyonunda üç gün
sürecek bir yolculuğa çıkıyor. Babasının
yanına oturur oturmaz kendini gezegenin en
önemli kişisi gibi hissediyor çünkü o artık
bir kamyon sürücüsü yardımcısı.
Taşıdıkları ise gizemli bir yük.
Manolito'nun bu serüveni diğerlerinden biraz
farklı ve ürkütücü çünkü o bu kez
kaçırılıyor... Elvira Lindo'nun tüm dünyada
beğenilen 'Manolito' serisi çocuklar için
tatlı maceralar anlatmaya devam ediyor.
TAŞ MAYMUN
Jeffery Deaver, çeviren: Selim Yeniçeri,
Epsilon Yayınevi, roman, 496 sayfa.
Boynundan aşağısı felçli olduğu için özel
bir tekerlekli iskemleye mahkûm olan adli tıp
uzmanı Lincoln Rhyme ve yardımcısı Amelia
Sachs, Amerika'ya kaçak göçmen sokan Hayalet
takma adlı caniyi yakalamak üzere FBI
tarafından, görevlendirilirler. Ancak onu New
York'a doğru yol alan Fuzhou Ejderi adlı kargo
gemisinde, kaçak göçmenlerle birlikte
ellerinden kaçırırlar. Hayalet, gemiden
kaçarak Çin Mahallesi'nin karanlık
dünyasında kayıplara karışan ve onun
aleyhine tanıklık edebilecek olan iki Çin'li
ailenin peşine düşmüştür. Lincoln ile
Amelia bu zavallı insanları son derece zeki ve
aynı derecede acımasız olan Hayalet'ten önce
bulmaya çalışırlar... Jeffery Deaver'in
kaleme aldığı 'Taş Maymun' okuyucuları
heyecan dolu bir takibin içine davet ediyor.
Polisiye türünden hoşlananlara
tavsiye olunur.
Demir
Ökçe
Jack London/ Çev. Emin Türk Eliçin/
Evrensel Basım Yayın/ 240 s.
Demir Ökçe, ilk yayımlandığı 1906
yılından bu yana elden düşmeyen bir edebiyat
başyapıtıdır. Ezilenlerin sömürenlere
karşı verdiği mücadeleyi büyük bir
başarıyla işleyen bu öncü eser, yüzyıl
boyunca ilerici kuşaklar için bir eğitim
kitabı olmuş, ezilenleri konu alan yazarlara
esin vermiştir. Demir Ökçe, 'demokrasi' gibi
gösterilmek istenen Amerikan sisteminin
adaletsizliğini, zalimliğini çarpıcı bir
şekilde açığa çıkarır. Oligarşinin
politikalarının nerelere varabileceğini
büyük bir öngörüyle sergiler. Eserin,
büyük edebiyatçılarımızdan Sabahattin
Ali'nin başlayıp dil ustası Emin Türk
Eliçin'in tamamladığı Türkçedeki ilk
çevirisini sunuyoruz.
|
GÜL SOKAĞININ
DİKENLERİ
Zeynep Cemali, Günışığı Kitaplığı,
öykü, 156 sayfa.
1991 yılından beri çocuk kitapları
yayımlanan Zeynep Cemali, 'Gül Sokağının
Dikenleri'nde gerçekçi oldukları kadar da
espirili dokuz öykü kaleme almış. Yazarın,
çocukların yanı sıra anne-baba ve
öğretmenlerin de okuduğu öyküleri
eğitimciler tarafından da tavsiye ediliyor.
'Fosil ile Tüysüz',
'Bir Şişe Mürekkep', 'Aileme Neler Oluyor?',
'Küçük Kayabalıkları' ve
'Kardeşlik Bağları' kitapta yer alan
öykülerden bazıları.
Beyaz
Aslan
Henning Mankell/ Çeviren Fatoş Dilber/
Altın Kitaplar Yayınevi/ 478 s.
İsveç'te bir kadın hunharca işlenmiş bir
cinayete kurban gider. Dedektif Kurt Wallender,
kurbanın ölümünün gerisindeki sır perdesini
aralamak için araştırmalara başlar. Ne var ki
izini sürdüğü ipuçları onu vatanı olan
İsveç'ten, ırk ayrımcılığı ve kaosun
sürmekte olduğu Güney Afrika'ya kadar
sürükler. Titiz bir araştırma sonunda,
cinayete kurban giden kişinin ölüm nedeninin
Nelson Mandela'ya düzenlenecek olan bir
suikastla bağlantısı olduğu anlaşılır.
Güney Afrika gizli servisinde ırk
ayrımcılığı ve kaostan kendine pay çıkaran
birtakım insanlar ve eski bir KGB ajanı
arasında sıkışan Wallender, karmakarışık
olaylar zincirinin halkalarını çözebilmek
için sonu gelmez bir mücadeleye girer.
ERKEKLER
DEĞİŞİR Mİ?
Regine Schneider, çeviren: Nafer Ermiş, Gendaş
Kültür Yayınları, inceleme, 240 sayfa.
Erkeklerin dönüşümlerini anlama yolunda
okuyuculara yardımcı olma amacını taşıyan
'Erkekler Değişir Mi?', kadın-erkek
ilişkilerine psikolojik yaklaşımlarda
bulunuyor. Kadın gözüyle kaleme alındığı
son derece belirgin olan kitapta Regine
Schneider, erkeğin bir zamanlar gizlenen ve
sonradan birden bire ortaya çıkan hangi
niteliklerini düzenlemeliyim; bunu nasıl
yapabilirim; erkeği nereye kadar
değiştirebilirim, çift terapisi ne getirir
gibi klişeleşmiş sorulara cevap vermeye
çalışıyor. 'Sevgiliyken Prens, Evliyken
Kurbağa' altbaşlığı ile yayımlanan
'Erkekler Değişir Mi?', erkeklerin ve
kadınların farklı beklentilerini ve farklı
davranış kalıplarını kavrayarak mutlu bir
ilişki kurmak isteyen okurlar için.
DÜNYA
BENİMDİR!
Alfred W. Cosby, çeviren: Bilgi Altınok, Kitap
Yayınevi, inceleme-araştırma, 336 sayfa.
Avrupalı kaşiflerin ulaştığı her yerde,
Kuzey ve Güney Amerika'da, Avusturalya ve Yeni
Zelanda'da, yerliler hep aynı trajediyle
karşılaşmışlar. Avrupalılar silahları,
beraberlerindeki bitkileri, hayvanları ve
mikroorganizmalarıyla yeni dünyaları istila
ederek, yerel ekolojileri bozup buna dayalı
yaşam tarzlarını yok etmişler... Daha önce
de Kitap Yayınevi'nden 'Ateş Etmek' isimli
kitabı yayımlanan profesör Alfred W. Cosby,
'Avrupa Ekolojik Emperyalizmi 900-1900'
altbaşlığı ile yayımlanan 'Dünya Benimdir!'
isimli kitabında işte bu trajedilerin
öyküsünü anlatıyor. On iki bölümden
oluşan kitapta, 'Ortak Kıta Pangea ve Neolitik
Döneme Yeni Bir Bakış', 'Fortunate Adaları',
'Yabani Otlar',
'Hayvanlar', 'Hastalıklar' ve 'Yeni Zelanda'
gibi başlıklar yar alıyor.
PEYNİRİMİ
KİM KAPTI?
Spencer Johnson, çeviren: Meltem Erkmen, Epsilon
Yayınevi, kişisel gelişim, 95 sayfa.
Dünya sürekli değişiyor tabii bu nedenle
insanlar da bu değişime ayak uydurmak zorunda
kalıyor. Bütün dünyada çok satan kitaplar
arasına giren 'Peynirimi Kim Kaptı?'nın
gençlerin de faydalanması için yazılmış
olan bu versiyonunda, değişimin önemi ve ona
nasıl uyum sağlanabileceği anlatılıyor. Bir
labirentte peynir bulmaya çalışan dört
karakterin,
'Koklarca', 'Koşarca', 'Mırın' ve 'Kırın'ın
başlarından geçenleri okuyacağınız kitap,
gençlere hem eğlenceli hem de eğitici bir
öykü sunarak onların hayatta her zaman
kazanmalarını sağlamayı amaçlıyor.
Egeli
İnisiye Üç Bilge
Seyhun Tunaşar/ Piramit Yay./ 108 s.
Her birini teorisyen ve matematikçi olarak
tanıdığımız bu Antik Yunan
düşünürlerinin yaşamları ve felsefi
görüşleri, onların birer teorisyen
olmalarının ötesinde, birer filozof ve
günümüz dünyasını şekillendiren yapı
taşları konumunda bulunduklarını gösteriyor.
Bu üç antik Yunanlı bilgenin, belirli bir
inanç sistemine nasıl üye olduklarını, Antik
Mısır bağlantılarını da, Tunaşar'ın bu
çalışmasında bulacaksınız.
Dört
Mason Sadrazam - 1. Cilt Abdülhamid Dönemi - 2.
Cilt Vahdettin Dönemi
Seyhun Tunaşar/ Piramit Yay./ 1. Cilt
155 s. - 2. Cilt 208 s.
Osmanlı İmparatorluğu'nun son
dönemlerinde, Batı kaynaklı Masonik
düşüncelerin ve Mason örgütlerinin,
imparatorluğun siyasi yapısını nasıl
etkilediği ve bunların sonuçları kaleme
alınmış. Sultan Abdülhamit döneminde
sadrazamlık yapan İbrahim Edhem Paşa ve
Hüseyin Hilmi Paşa ile, Sultan Vahdettin
döneminde aynı görevi yürüten Talat Paşa ve
Ali Rıza Paşa hakkında bilmediğiniz
gerçekleri, Osmanlı'nın Batılılaşma
serüveninin nirengi noktalarını, iki cilt
halinde çıkan bu eserlerde inceleyebilirsiniz.
Azap
Yolları (İki Kız Kardeş-Yıl 1918-Kederli
Sabah)
3 Cilt/ Aleksey Tolstoy/ Evrensel Basım
Yay./ 318 s., 368 s., 430 s.
Azap Yolları,
"İki Kız Kardeş", "Yıl
1918", "Kederli Sabah"
ciltlerinden oluşan bir nehir romandır. Birinci
Dünya Savaşı, Büyük Sovyet Devrimi, uzun ve
zorlu iç savaş yıllarının zengin bir
panoramasını sunan eser, tüm derinliği ve
karmaşıklığı ile insan doğasını, olaylar
içindeki insanların ıstırap ve sevinçlerini
büyük bir başarıyla dile getirir. Romanda,
Rus devrim tarihinin zengin fonu üzerinde,
burjuva bir ailede yaşayan iki kız kardeşin
yaşam serüvenine tanık oluruz. Ama yaklaşan
büyük toplumsal fırtına etkisini, eğlence
partileri, türlü oyalayıcı etkinlikler
içindeki bu iki kız kardeşin dünyasında da
hissettirir. Büyük kız kardeş Katya, Vadim
Petroviç isimli zengin bir avukatla evlidir.
Küçük kız kardeş Daşa ile genç mühendis
Telegin arasında bir aşk doğar. Roman bir
yandan tüm ayrıntılarıyla fırtınalı bir
devrimi, çekilen insan üstü acıları
önümüze sererken, bir yandan da bu
kahramanların aşklarını, iç dünyalarında
kopan fırtınayı, "Azap Yolları"nda
büyük bir yurt sevgisiyle güçlenen
kişiliklerini duru bir destan havası içinde
betimler.
Bir
Türk Kadını
Elin Pelin/ Çeviren Türker Acaroğlu/
Evrensel Basım Yayın/ 278 s.
Elin Pelin Bulgar köylüsünün ilk
gerçekçi betimlemesini yapan yazardır.
Eserlerinde köy gerçeğindeki toplumsal
karşıtlıkları gösterir. Yoksul halkın
acılarını, yönetimden hoşnutsuzluğunu tüm
ayrıntılarıyla anlatır. Konuları gibi dili,
biçemi de yenidir. Betimleri kısa olduğu
denli, coşku vericidir de. Yaşam betimleri,
görünümler, anlatım yolu lirikliğinin derin
izlerini taşır. Yapıtlarında yaşam, sevinç,
kaygısızlık egemendir. Gerçekte bunlar
gençliğin en güzel öyküleri, türküleridir.
Pırıl pırıl bir ışık, bu öyküleri
aydınlatır. Elin Pelin dünyayı Âdem'in, yani
gençliğin gözüyle görür. Onun için her
gün bayramdır, her gün parlaktır, her gün
yenidir. "Toprak" ve başka
öykülerinin en güzel parçalarında bu
pastoral mavisi pırıldar.
|