Eski Sayılar: 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21-27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44-45 46 47 48 49 50-51-52 53-54 55-56 57 58
2004/01 02 03 04 05 06 07 08
BIRAKTIĞIM YERDEN HAYATIM
Sakıp Sabancı, Doğan Kitapçılık, anı, 444 sayfa.

Daha önce yayımlanan 'İşte Hayatım' isimli kitabıyla yaşam öyküsünü anlatan ve 1985 yılına kadar yaşadıklarını kaleme alan Sakıp Sabancı, anlatmaya kaldığı yerden devam ediyor. Bu kez 'Bıraktığım Yerden Hayatım' adını taşıyan devam kitabında, son on dokuz yılda yaşananların bir özeti yer alıyor. 7 Nisan 1933'te Kayseri'nin Akçakaya köyünde yaşamına fakir bir çiftçi ailenin çocuğu olarak başlayan Sakıp Sabancı'nın, Sabancı Holding'in yönetim kurulu başkanlığına uzanan azim ve başarı öyküsünü bilmeyen yok ancak kitap Sabancı'nın hayatını, kişisel başarılarını ve görüşlerini kendi ağzından anlatırken aynı zamanda holding olarak neler yaptıklarının ve nasıl yaptıklarının da bir dökümü niteliğinde.

PARÇALI AŞKLAR
Gönül Kıvılcım, Everest Yayınları, öykü, 189 sayfa.

Gönül Kıvılcım'ın yeni öykülerini bir araya getirdiği kitabı 'Parçalı Aşklar' adını taşıyor. 'Mecburi Avrupa Yolculuğu', 'Parçalı Aşklar' ve 'Istıraplar Evi' üstbaşlıklarında kaleme aldığı dokuz öyküde, bitip tükenmeyen sorunlarıyla kadın erkek ilişkilerini ve aşkı anlatan Kıvılcım, iyilik-kötülük ve ötekilik gibi kavramları sorgularken üçüncü kişilerin ve aldatmaların ortaya çıktığı ilişkilerin izini sürüyor. Yazarın ikinci öykü kitabı olan 'Parçalı Aşklar', büyük şehirde yaşayan yalnız insanların ortak sıkıntılarına ışık tutmaya çalışıyor.

MATEMATİK FELSEFESİ
Stephen F. Barker, çeviren: Yücel Dursun, İmge Kitabevi, inceleme, 180 sayfa.

Özellikle Öklid'in anıtsal yapıtı olan 'Öğeler'den sonra matematik ve felsefe birçok kavramı ortaklaşa konu edinmiş, Platon ve Aristoteles'in felsefe yapış tarzlarında 'Öğeler'in sistematik ve aksiyomatik yapısının izlerine rastlanmıştı. Aristoteles'ten günümüze kadar, filozoflar matematiğin temel kavramlarını soruşturarak onu felsefe sistemlerinde belli bir yere oturtmaya çalışırken, aynı şekilde matematikçiler de nesne edindikleri şeylerin anlamını ve bütününde ne olduğunu anlamaya çalışıyorlardı. Stephen F. Barker da titiz bir çalışma sonucu kaleme aldığı kitabında matematik ve felsefenin bu kesişen yazgılarında ne gibi konuları kendilerine sorun edindiklerini anlatmaya çalışıyor. Kolay anlaşılır bir dili olan 'Matematik Felsefesi', konuya ilgi duyanlar için matematik felsefesine bir giriş niteliğinde.

EVDE VE OKULDA BAŞARILI EĞİTİMİN SIRLARI
Ali Erkan Kavaklı, Nesil Yayınları, kişisel gelişim, 255 sayfa.

Çocuklarını seven, onları iyi yetiştirmek isteyen anne ve babaların eğitim metotları, çocuk psikolojisi gibi konular hakkında bilgi sahibi olmaları gerekiyor. Başarısız çocuk yoktur, yetenekleri keşfedilmemiş ve geliştirilmemiş çocuk vardır düşüncesinden hareketle kaleme alınan 'Evde ve Okulda Başarılı Eğitimin Sırları'nda, çocuk eğitiminde uyulması gereken kurallara ve başarılı eğitim sistemlerine geniş olarak yer veriliyor. Çocukların başarılı olmaları için neler yapılması gerektiğini anlatan Ali Erkan Kavaklı'nın 21 bölümden oluşan kitabı, anne-baba ve öğretmenler için bir başvuru kitabı olma özelliğini taşıyor.

Kimse Bilmez Ne Çektiğimi
Charles Bukowski/ Çeviren Avi Pardo/ Parantez Yayıncılık/ 208 s.

Charles Bukowski, edebiyat dünyasına esas girişini şiirle yapmış, bu nedenle şiirlerini düzyazılarından ayrı bir yere koyuyor ve daha çok önemsiyor. Kimse Bilmez Ne Çektiğimi, Bukowski'nin son şiirlerinden oluşuyor. 24 yaşındayken ilk kısa öyküleri yayımlanan Bukowski, bir yıllık yazarlık deneyiminden sonra, yazdıklarının çoğunun edebiyat dergilerince yayımlanmaya değer bulunmamasından etkilenerek olsa gerek hem yazmaya, hem de dünyaya küsmüş. 10 yıl boyunca sürekli içki içmiş, bir "barfly" olarak yaşamış. Aşırı alkol aldığı bir gün öldü endişesiyle hastaneye kaldırılana kadar bu bar kelebeği hayatını sürdürmüş. Hayata dönüp hastaneden taburcu olduktan sonra bir daktilo satın almış ve tekrar yazmaya başlamış. Bu dönemde ilk yazdığı edebiyat ürünleri şiirler... Edebiyat dünyasına bu ikinci, belki de gerçek girişi de dergilerde şiirlerinin yayımlanması ile oluyor. Bukowski'nin yayımlanmış eserlerinin arasında da çoğunluğu şiir kitapları oluşturuyor. Bukowski hayattayken yayımlanmış 45 kitabı var. Yazarın ölümünden sonra da geride kalan dosyalar, mektupları ve günlüğü de yayına hazır oldukça kitaplaştırılıyor. Bukowski'nin edebi mirasında da şiirlerin ağırlıklı olarak yer aldığı görülüyor. Kimse Bilmez Ne Çektiğimi Charles Bukowski'nin hayattayken yayımlanmamış şiirlerinden oluşan bir dosya. Bukowski, 1970-1990 yılları arasında yazdığı şiirlerden derlemiş bu kitabı ve ölümünden sonra yayımlanmak üzere ayırmış.

Protreptikos-Evren Üstüne
Aristoteles/ Çeviren Oğuz Özügül/ Pencere Yayınları/ 116 s.

Aristoteles bu eserinde felsefi yaşam tarzının mutluluk ve doğru yaşamak için zorunlu olup olmadığı sorusunu ortaya atar. Felsefe yapmanın zorunluğunu şuna dikkati çekerek kantılar Felsefeye karşı argümanlar öne süren bir kimse bu davranışıyla felsefe yapmaktadır. Kanımca felsefe bilgeliğin özümsenişi ve uygulanışıysa ve bilgelik en büyük manevi değerler arasında sayılıyorsa o zaman felsefeden kaçmaya gerek yoktur. Bu kitapçığı Aristoteles'in kaleme alıp almadığı her ne kadar tartışmalıysa da açık seçik, yoğun ve inandırıcı biçimde Antik Kozmoloji'yi özetleyen metnin niteliği tartışma götürmez Evrenin oluşumu, düzeni, doğanın açıklanışı, Tanrının kanıtı ve övgüsü. Batı düşün dünyasını evren konusunda bir buçuk yüzyıldır etkileyen bir denemedir bu eser.

Kadın Gözüyle Kent Öyküleri
Ines Rieder/ Çeviren Füsun Özlen/ Pencere Yayınları/ 226 s.

"...Kentlerin sahibi kimdir? Ben sık sık bu sahiplerin isimsiz, yüzü olmayan ve kimliksiz bir kalabalık olduğunu düşünürüm; bunların en görünen tems ilcileri politikacılar, bürokratlar, evsizler ve polislerdir. Kadınlara çok az fırsat tanınır; bu fırsatlar da ya kendinin farkına varmak ya da mutluluk içindir. Bu koşullar altında, bu kitapta tanıyacağınız kadınların bazılarının, içinde yaşadıkları kentler tarafından ezilmiş, diğerlerinin kafası bulanmış ya da sersemlemiş olması hiç şaşırtıcı değildir ve yalnızca birkaçı farklı seçenek arayışına girmektedir... "diyor Ines Rieder.

Zengin Sofraların Lüks Tatları
Deniz Gürsoy/ Oğlak Yayıncılık/160 s.

Çilingir Sofrasında Rakı, Çilingir Sofrasında Rakı Mezeleri ve İnceliklerin Kadehindeki Şarap kitaplarından tanıdığımız Deniz Gürsoy'un, 'insanoğlunun ağzına çalınmış bir parmak bal' diye nitelendirdiçi çok çok özel lezzetler hakkında bir kitap Zengin Sofraların Lüks Tatları. Altın... hayvar... trüf mantarı... kaz ciğeri... şampanya... pavurya... istiridye... somon füme... lakerda... pastırma... Fransız şarapları... ıstakoz ve böcek... karides... salyangoz... kurbağa bacağı... peynir tabağı... çikolata... konyak... malt viski... Bütün ayrıntılarıyla ve yüksek sofra zevkine sahiplerin ağızlarının tadına uygun olarak anlatılıyor. Zengin Sofraların Lüks Tatları+'nda ayrıca her yerde bulamayacağınız çok özel tarifler de yer alıyor. Ağzının tadına para yatırmayı sevenler... Avrupa'da yolculuklara çıkacaklar... Sofrada hiçbir masraftan kaçınmadan en yoğun lez zete ulaşmak isteyenler için temel kitap0 Zengin Sofraların Lüks Tatları.

ADI SENFONİ KALSIN
Tahir Abacı, Kandil Kitaplar, roman, 160 sayfa.

Tahir Abacı'nın kitabını yazmaya başladığı 1989 yılında bilgisayarı bile yokmuş hatta bilgisayarların sonraki yıllarda ortaya çıkacak özellikleri bir hayal kadar uzakmış... 'Adı Senfoni Kalsın', teknolojinin, bilgisayarların daha çok hukuk ve avukatlar dünyasında aldığı ve alacağı biçimlerin tasarımı üzerine kurulmuş bir roman. İstanbul Barosuna yeni kayıt olan otuzlu yaşlardaki avukat Sinan, tamamlamaya çalıştığı bir belgeyi izlerken, değişik avukat tipleriyle tanışır ve ilginç olaylar yaşar. Senfoni adlı meslektaşına da ilgi duymaya başlayan Sinan'ın bu ilgisi herşeyin metalaştığı dünyada sarsıntılar geçirir... Daha önce de şiir, deneme ve hikâyeleri yayımlanan Tahir Abacı, bu kitapta geleceği ve teknolojinin aldığı görünümleri anlatırken teknolojinin ve bilgisayarların yoğun biçimde kullanıldığı bir ortamda hukukun işleyişinin nasıl olacağını gösteriyor.

SALAM PAX'IN BAĞDAT GÜNLÜĞÜ
Salam Pax, çeviren: Hande Canlı, Güncel Yayıncılık, günlük, 256 sayfa.

Batılıların alışkın olduğu Irak tiplemesinin ötesinde zeki, eğitimli ve entelektüel olan Salam Pax kimdir? Kimiler'ine göre CIA ajanı, kimilerine göre de Mossad ajanı olan, kendisini Salam Pax adıyla tanıtan Iraklı bir genç, Ürgün'e giden arkadaşıyla bağını koparmamak için internet ortamında bir günlük tutmaya başlar. Uzun bir diktatörlüğün son günlerinin yaşandığı,
işgali bekleyen bu ülkede kısıtlı olanaklarla Eylül 2002'den Haziran 2003'ün sonuna kadar yaşadıklarını anlatan Salam Pax, kısa sürede bir fenomen haline gelir... Anti-emperyalist muhalif yönüyle kendisini ortaya koyan Salam Pax'ın tuttuğu bu günlük, kuşatılmış bir ülkenin içinden Irak işgalini ve savaşın sonuçlarını kaydetmesi açısından önem ta

HUZURLU YAŞAMA SANATI
Toksöz B. Karasu, çeviren: Handan Balkara, Boyner Yayınları, kişisel gelişim, 239 sayfa.

Herkes huzurlu bir hayat ister istemeye de bir türlü olmaz. Gündelik hayatın koşuşturmacası içinde kendimizle ilgilenmeyi unuturken huzurlu bir hayattan da uzaklaşırız farkında olmadan. Toksöz B. Karasu evlenip boşandığımızı, yaşadığımız yeri değiştirdiğimizi ancak her değişiklikle birlikte mutsuzluğun ve huzursuzluğun geçici olarak azaldığını, iç kemiren hoşnutsuzluğunsa geri geldiğini söylüyor ve huzurlu bir hayata başlamak için en iyi noktanın şu anda bulunduğunuz nokta olduğunu ekliyor. Mutluluğu yakalayıp huzurlu bir yaşama kavuşmanın sırlarını anlatan
'Huzurlu Yaşama Sanatı', unuttuğunuz şeyleri size hatırlatarak iyi ve kötü günlerinizde yaşam sevincinizi koruyabilmenize yardımcı olmaya çalışıyor. Bunun için kolektif bilgi ve bilgeliğimizi yansıtan Toksöz B. Karasu, geçmişle barışıp geleceğe umutla yaklaşmak için huzuru yakalamak isteyen okuyuculara gereken tüm ipuçlarını veriyor.
TANRILARIN GÖZYAŞI
Raymond E. Feist, çeviren: Niran Elçi, İthaki Yayınları, fantastik kurgu,
380 sayfa.

Yüksek denizlerde son günlerde yaşananlar, karanlık güçlerin girişeceği, benzeri görülmemiş büyüklükte bir saldırının işaretidir. Ama Ishap Tapınağı'na karşı gerçekleştirilen bu cüretli saldırı planlandığı gibi yürümez ve ganimet -Tanrıların Gözyaşı Acı Deniz'in dalgaları arasına gömülür. Midkemia Tapınakları'nın bildiği en güçlü eser olan bu muazzam mücevher, rahiplerin tanrılarla konuşmasını sağlamaktadır. O olmadan rahipler -uzak dağlarda yeni bir mücevher oluşana kadar güçsüz kalacaktır. Toprak beyi James, William ve Jazhara, Ishap'tan bir savaşçı keşiş olan Solon Birader ve Enkazcılar Loncası'nın kalan tek üyesi Kendaric ile birlikte bu mücevherin yerini bulmak zorundadırlar. Ama karşılarında Gözyaşı'nı kendi amaçları için kullanmak isteyen, Karanlık Tanrı'nın hizmetkarlarını bulurlar...
'Gediksavaşlarının Ardından 3' altbaşlığı ile yayımlanan 'Tanrıların Gözyaşı' da Kondor serisinin diğer kitapları gibi okuru heyecanlı bir serüvene davet ediyor. Fantastik kurgudan hoşlanan okurlara tavsiye olunur.

AÇILIM
Cengiz Özdemir, Kesişim Yayıncılık, anlatı, 130 sayfa.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ Genel Müdürü, Cengiz Özdemir, Haftalık dergisinde yayımlanan yazılarını 'Açılım' adını taşıyan bu kitabında bir araya getiriyor. Miniaturk'u Türkiye'ye kazandıran isim olarak da bilinen Özdemir, haftada bir kez çıkan yazıları için 'kim, nerede bu ülke için iyi ve güzel bir iş yapıyorsa, siyasi görüşüne hiç takılmadan ona destek olmanın doğru olduğuna inanıyoruz' yaklaşımından hareket ediyordu. Kitaptaki yazılar da yeni açılımlar için insanlara ihtiyacımız olduğunu belirtiyor ve projeleri, fikirleri olan insanları gündeme getirmeye çalışıyor.

KUZEY ESİNTİLERİ
Peter Curman, çeviren: Abdullah Gürgün, Berfin Yayınları, şiir, 132 sayfa.

"İşte geliyor fikir tüccarları/Al yanaklı ve emin/cesur yürüyorlar köşelere/şıkırdatarak ceplerindeki maymuncukları/her kilidi açan./Çarpma cetveli gibi/ezbere okurlar yanıtları/ve gerektiğinde/kıvançla yollarlar/kökten çözüm paketlerini/ şaşkınlık verici kolaylıkla düşen içeri/her standart posta kutusundan./ ayak takımının dünyasında/göremezler mısra aralarını/ve uymazsa eğer şapka/gönüllü değiştirirler kafaları.
/Fikir borsasını iyi bilirler/ve hisse senetlerini zamanında satmasını.
/Kuşkusuzdur herbiri/günün fiatlarında./Soğuk neonlar gibi aydınlatır/
içlerindeki karanlıktan yayılan parlak fikirleri." İsveç şiirinin ustalarından sayılan Peter Curman'ın yayımlanmış on beş şiir kitabı ve bir romanı bulunuyor. Şairliğinin yanı sıra aydın kimliği ile dikkat çeken Peter Curman'ın Abdullah Gürgün'ün çevirisi ve Demir Özlü'nün önsözüyle yayımlanan 'Kuzey Esintileri' isimli kitabı, İsveç şiirini tanımak isteyenler için.

Siyasette Yeniden Mevzilenmeler-Liberal Sosyal Sentez, Muhafazakâr Demokrat Sentez Ekseninde 3 Kasım 2002 Seçimleri
Tanju Tosun/ Büke Kitapları/ 376 s.

3 Kasım sonuçlarına ilişkin olarak siyasal gözlemciler tarafından daha seçim öncesinde çeşitli yorumlar yapıldı. Bunların seçimin olası sonuçlarına dair üzerinde uzlaştıkları nokta; 3 Kasım'da Türk siyasetinde uzun zamandır egemenliğini sürdüren bir anlayışın siyasal temsilcileriyle birlikte tasfiye olacağı, bu anlamda seçimin değişim doğrultusunda sürdürülen uzun arayışların başlangıcı şeklinde bir kırılma noktasına tekabül edeceğiydi. Bazılarına göre ise, seçim bir sivil tasfiye-tepki seçimi olmakla birlikte, özünde ekonomiyi barındırıyordu ve oylanacak olan global üçüncü yolun Türkiye'de nasıl gelişeceği ve yerleşeceğiydi. Kitapta, 3 Kasım seçimleri siyaset bilimi ve siyaset sosyolojisi perspektifinden incelenmektedir. Türkiye'yi seçime taşıyan gelişmeler, siyasal partilerin seçim kampanyaları ele alınırken, sezçim sonuçları coğrafi ve sosyo-ekonomik eksenli olarak analiz edilmekte, seçmen tercihleriyle ortaya çıkan siyasal tablonun dinamikleri değerlendirilmektedir.

Süregiden Felsefe Üzerine Bir Deneme
Dr. Mustafa Günay/ Karahan Kitabevi/ 130 s.

Gerek araştırma, gerekse eğitim-öğretim bakımından felsefenin kendi tarihiyle, geçmişiyle arasında koparılmaz bağlar bulunduğunu söyleyebiliriz. Her şeyden önce felsefenin ne olduğunu anlamanın bir yolu da, onun tarihine yönelmekten geçmektedir. Çünkü, felsefe tarih içinde; problemleriyle ve yanıt arama denemeleriyle süregitmektedir. İşte philosophia perennis (süregiden felsefe) deyimi de felsefeyi tarih içinde devam eden bir etkinlik ve düşünme biçimi olarak görmenin bir ifadesidir. Süregiden Felsefe Üzerine Bir Deneme adlı bir çalışmaya, 1998 yılında, İoanna Kuçuradi, Bedia Akarsu, Betül Çotuksöken, Ülker Gökberk ve Arslan Kaynardağ'dan oluşan jüri tarafından Macit Gökberk felsefe ödülü verilmiştir.

Gece Sürüyor
Soledad Puértolas/ Çeviren Yıldız Ersoy Canpolat/ Can Yayınları/ 206 s.

Gece Sürüyor, kahramanı Aurora'nın ağzından anlatılan bir serüven. Aurora bir arkadaşıyla çıktığı Doğu yolculuğunda Hindistan'a da gider. Bir Hintliyle yaşadığı aşk, düşen ilk domino taşıdır aslında... aynı yerde tanışacağı bir İngiliz, bir Alman ve iki İspanyol'un da yaşamında neleri değiştireceğini düşünemez. Kendi serüveninin izleyicisi olan Aurora, yaz sonunda Madrid'e döndüğünde domino taşlarının birbirini devirmeye devam ettiğini anlayacak, layları denetimi altına almak isteyecektir, ancak... Gece Sürüyor hem bir aşk, hem de casusluk öyküsü. İnsanın varoluşunda rastlantının önemini anlatmaktan öte, hissettiriyor. Çağdaş İspanyol edebiyatının en saygın isimlerinden biri olan Soledad Puértolas bu romanıyla 1989 yılında İspanya'nın en saygın ödülü olan Planeta Ödülü'nü almıştı.

Kefaret
Ian McEwan/ Çev. Püren Özgören/ Can Yayınları/ 366 s.

1935 yazının en sıcak gününde, on üç yaşındaki Briony Tallis, ablası Cecilia'nın soyunup yazlık evlerinin bahçesindeki küçük havuza girdiğini görür. Tıpkı Cecilia gibi Cambridge'den yeni dönmüş olan çocukluk arkadaşı Robbie Turner da kızı gözlemektedir. O gün sona ermeden bu üç gencin hayatı bir daha düzelmemek üzere değişmiş olacaktır. Robbie ile Cecilia başlangıçta hayal bile etmedikleri bir sınırı aşacak ve Briony'nin hayalgücünün kurbanı olacaklardır. Başkalarına ait sırlara tanık olan Briony, korkunç bir yalan söyleyecek ve bu suçun kefaretini ödemek için ölene kadar çabalayacaktır. Booker Ödüllü yazar Ian McEwan'ın en yetkin kitabı olan Kefaret, edebiyat çevrelerinin alkışladığı bir başyapıt. Çocukluğu, aşkı, savaşı, İngiliz toplumunu ve sınıf ayrımını akıcı, etkileyici bir anlatımla sunarken utanç ve bağışlama, kefaret ve günahları hoşgörmenin güçlüğü üzerinde düşünmeye yöneltiyor.

Madde Kara
Hüseyin Kıran/ Metis Yayınları/ 76 s.
üseyin Kıran, 1965'te Amasya'da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini burada tamamladı. Üniversiteyi politik nedenlerle bırakmak zorunda kaldı. Yine aynı nedenlerle 10 yıl cezaevinde kaldı. Evli, bir kız çocuk babası. Halen İstanbul'da yaşıyor. "Madde Kara" Hüseyin Kıran'ın ilk şiir kitabı. Kitaptaki şiirlerin isimleri şöyle "başka nasıl olabilir", "madde kara", "güç şiir", kuzeye gidenlere şarkı", "karanlıkta, ...haykırarak", "sözcüklere uyarı", "bana bazen kelimeler geliyor", "azalmak burcu", "olasız diyalektik", "yaşamakla buradayım, evet".

Sandık Lekesi
Sema Kaygusuz/ Doğan Kitap/ 84 s.

Sema Kaygusuz, tadı, kokusu, sesi, kurgusu birbirinden farklı tam on üç öyküyü bir araya getiriyor kitabı Sandık Lekesi'nde. Genç kuşak öykücülerin en önemlilerinden biri olan Kaygusuz bu eseriyle Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü'ne layık görülmüştü. Sandık Lekesi, hayata dair birçok ayrıntıyı ve fikri içeren, kahramanlarına karşı durmayan, onları biraz kollayan, zaman zaman okuyucusunu da yazma sürecine tanık eden, bazen bir renkte, bazen bir seste gizi yakalayan bir öykü kitabı. Kent yaşamı kadar kırsal yaşamı da öne çıkaran Kaygusuz, öykülerinde vicdanın penceresinden bakmayı amaçlamış.

Kamelyasız Kadınlar
Selim İleri/ Doğan Kitap/ 260 s.

Kamelyasız Kadınlar, çağdaş edebiyatımızın, 'kadın'a hangi perspektiflerden yaklaştığını irdeliyor. 'Erkek egemen' toplumda, öncü yazarlarımız kadını yazarken birçok sorunla yüz yüze gelmişti. Kadının 'yerini alış' serüveni; Selim İleri'nin çalışmasında, hem bir roman akıcılığıyla dile getiriliyor, hem de, edebi eser kişilerinin gerisindeki cinsel sarsıntılar, ruh karmaşaları, toplumsal baskı, bireyin özgürlük arayışı gün ışığına çıkartılıyor.

Küçük Ağa / Toplu Eserleri 1
Tarık Buğra/ İletişim Yayınları/ 480 s.

Tarık Buğra, Kurtuluş Savaşı'nı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş sorunsalını konu alan siyasal roman geleneğimizin Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Kemal Tahir gibi köşebaşlarından biridir. Ancak o, bu geleneğe hâkim olan millici-modernist yaklaşımdan farklı olarak, bu süreci islami-muhafazakâr referansları, duyarlılıkları ile yaşayan insanların açısından ele alır. Eserlerinin özgün yanı, bu kurtuluş-kuruluş sorunsalını küçük taşra kasabalarına taşımış olmasıdır. O nedenle Tarık Buğra'nın romanlarında modern ile geleneğin, millilik ile İslamiliğin arasındaki girift üalışma ve gerilerin her düzeydeki tezahürleri, taşranın, küçük kasabaların sade, iddiasızinsanlarının alabildiğine gerçekçi dünyalarındaki haliyle önümüze serilir. Modernist-millici roman türünde olumsuz değilse bile edilgen, çoğu kez basmakalıp tiplemelerle temsil edilen halk, burada kurtuluş-kuruluş sorunsalının tüm iç çatışma ve sancılarını, aklında, vicdan ve iancında kendi yerelliğinin motifleriyle yaşayan, sahici insanlar olarak yer alır. Kurtuluş Savaşı'nı izleyen büyük dönemeçler ve dönüşümlerin, toplumsal, gerilimler ve uzlaşmaların "halk" katından en yetkin anlatımıdır Tarık Buğra'nın romanları.

Diri Vücutlar
Paule Salomon/ Çeviren Hale Doğan/ Pencere Yayınları/ 184 s.

Bu kitap; bütün gençlere ve ruhu genç kalmış yani yeni şeyler öğrenmek, kendi kendini iyileştirmek, zaman zaman pozitif olarak hem alıcı hem verici olabilmek, seviyelerini ve sevi kapasitelerini yükseltmek, nesnelerin özüyle ilinti kurmak, insansal görünümün en iyisine kendini uyarlamak ve yönlendirmek için yaşamlarının her dakikasından yararlanan kişilere hitap eder. Bu kitapta en güzel, bilinçli, akla uygun bir tarzda beslenme olgusu, kendine özen gösterme, dinlenme, formda olma gibi çok basit ve çok güncel davranışlar yer almaktadır.

Marksist Teoride Kadın
Lise Vogel/ Çeviren Mine Öngören/ Pencere Yayınları/ 222 s.

Sosyalizm ile Feminizm arasındaki bağlantı her zaman gündemdedir. Çoğu feministlere göre Marksizm esas olarak nitelikli ve erkek işçi sınıfının öncelliğini yansıtan bir dünya görüşü olmaktan öte gidemiyor. Lise Vogel patriarka ve sınıf açısından yapılan toplumsal tahlillerin birbirine uymadığı görüşünü reddediyor. Bu kitapta Marks'ın, Engels'in ve Clara Zetkin'in kadın sorunu ile ilgili yazılarını yeniden inceler. Vogel'e göre (Marks, Engels ve Zetkin) geliştirdikleri kavramlarla kadınların ezilmesinin özgül karakterini anlamamıza yardımcı olmuşlardır. Aile bu ezilmenin kaynaklandığı en önemli kurumdur. Vogel kitabına eviçi emeğinin toplumsallaştırılması ve ailenin "söndürülmesi" çağrısıyla son veriyor. Yerleşik değerleri yıkmak isteyen, yeni düşünceleri harekete geçiren bu kitapta yazar, Marksizm kadınların kurtuluşu için vazgeçilmez bir teori olduğunu savunuyor. Lise Vogel ABD'de New Jersey'deki Rider College'de öğretim görevlisidir.

SAKIZKÖY GÜNCELERİ
Azad Ziya Eren, Yapı Kredi Yayınları, anı, 81 sayfa.

"Bu güncelerin tutulduğu günlerde doğumlar, ölümler, savaş ve depremle yüzleştim. Koruculuğun yarattığı çürümüşlükle, insanlar arasında nasıl da kapatılmaz mesafeler ve yaralar açtığını yaşadım. Sıkıntıları çözümsüz, gururları arkaik suretlerinden fışkıran dev insanlarla yaşadım." Biyolojiyi sırf Goethe'nin 'Botanik Kitabı'na vurgun olduğu için okuyan, aslında öğretmenlik yapmayı hiçbir zaman düşünmeyen Azad Ziya Eren, mezun olmuş ve kendisini Sakızköy'de bulmuş. Mahmut Makal'ın kaleme aldığı
'Bizim Köy'den 54 yıl sonra, bir ilkokul öğretmeninin, Mardin'in Mazıdağı ilçesi Sakızlı dağ köyünde yaşadıklarını anlatan 'Sakızköy Günceleri'nde yer alan fotoğraflar da Azad Ziya Eren'e ait.
SAMURAYLAR ARASINDA AŞK
Ihara Saikaku, çeviren: Fatih Özgüven, Okuyan Us Yayınları, öykü, 97 sayfa.

Son dönemlerde tekrar gündeme gelen ve beyazperdeye de konu olan samurayların yaşamı bu kez çok farklı yönleriyle bir kitapta işleniyor. Saikaku'nun kitabı, bir samurayın diğer bir samuraya, bir içoğlana ya da saraylı bir gence duyduğu eşcinsel aşkları konu alıyor. Şeref ve cesaret timsali asil ruhlu savaşçılar olarak bilinen samuraylar arasında aşk ve şehvet yaşanabileceği olasılığı bir çok değeri ve kavramı yeniden sorgulamayı gerektirirken, erkekler arasında yaşanan şiddet ve düşmanlığın öbür yüzünü de gözler önüne seriyor. Fatih Özgüven'in çevirisi ve Murathan Mungan'ın önsözüyle yayımlanan 'Samuraylar Arasında Aşk' eski bir zamanda, eski töreler çerçevesinde yaşanan hem eski hem de yeni bir aşkın öykülerini anlatıyor.
HAYAT ASKIDA
Necati Göksel, İnkılap Kitabevi, roman, 269 sayfa.

Kriz sonrası işsiz kalan Metin, sevgilisinin aracılığıyla pek alışılmadık bir iş teklifi alır. Batık bir banka sahibini izleyecek ve nerede neler yaptığını bankacının babasına anlatacaktır. İşi kabul edip, peşinde olduğu kişiyi izlemek için güneye gider. Her şey kolay ve basit gibi görünmektedir
ama gizemli bir kazanın ardından ölümün soluğu onu kuşatmaya başlar... Necati Göksel ilk romanı ile okuyucuların karşısına çıkıyor. 'Hayat Askıda' adını taşıyan kitapta tempoyu hiç düşürmeyerek, parçaları bir yap-boz gibi teker teker yerine koyan Göksel, sürükleyici bir hikâye anlatıyor.
MELEK
Danielle Steel, çeviren: Fatoş Dilber, Altın Kitaplar Yayınevi, roman, 174 sayfa.

Gerçek olamayacak kadar kusursuz bir genç olan Johnny Peterson bir gencin isteyebileceği her şeye sahiptir. Çekici bir görünüm, başarılı bir okul hayatı ve gelecek için hayaller... Mezuniyet balosuna gitmek üzere arabasına binen Johnny, kendisini bekleyen kötü kaderden habersizdir. Henüz yolun başındayken her şeyin bir kaza sonucu yarım kalması ve pırıltılı bir hayatın böylesine kötü bir sonunun olması herkesi hüsrana uğratır. Johnny hayata veda eder ve ilginç olaylar böylece başlamış olur... Danielle Steel'in kaleme aldığı 'Melek', gerçeküstü bir hikâye anlatıyor. Trafik kazasında ölen Johnny, geride bıraktığı insanların hayatına girerek tıpkı bir melek gibi yarım kalan her şeyi tamamlamaya başlıyor. 'Melek' anlattığı duygusal öyküyle sevdiklerinize daha sıkı sarılmanız için yeni bir fırsat sunmaya çalışıyor...

Otoyol Kraliçesi
Elvin Azar Süzer/ Pencere Yayınları/ 268 s.

Osmanlı İmparatorluğu zamanında Yeniçerilerce derisi yüzülerek öldürülmüş bir eşkıyanın uğursuz olduğu söylenen definesini bulmak için motosikleti üzerinde yaşayan çok çekici bir kadın, ülkesinden uzaklarda kalmış maceraperest bir İranlı Azeri ve feci şekilde ölmüş olan büyücü büyük amcasının intikamını almak isteyen bir yazar zorlu bir mücadeleye girerler. güçlü ve sert Otoyol Kraliçesi Beyza; Japonya'da Kung-Fu eğitimi almış İranlı asker Aşkan ve bir çiçek kadar narin ve güzel Pelin; Ağrı, doğu Beyazıt'ta gizli olduğuna inanılan 66 kg toz altına sahip olmak adına yaşamları ile kumar oynamak zorundadırlar... çünkü defineyi gömen büyücü hoca, koruyucu olarak ateş elementini yöneten ve karşısına çıkanı korkunç alevlerle tutuşturarak yakan bir cini görevlendirmiştir! Bu kitap İran-Irak savaşı cephelerinden, Amerika'daki motosikletli çetelere, gizemli büyü ayinlerinden, bir kadın motorcunun ilginç yaşamına uzanan bir yelpaze içinde sizi heyecandan heyecana sürükleyecek.

BERLİN-ALEKSANDER MEYDANI
Alfred Döblin, çeviren: Ahmet Arpad, Sel Yayıncılık, roman, 424 sayfa.

Franz, bazı olaylar nedeniyle girdiği cezaevinden yeni çıkmıştır; Şimdi Berlin'de yaşamak ve iyi bir insan olmak istemektedir. Başlangıçta bunu başarır da. Ancak bir süre sonra kendini bir savaşın içinde buluverir. Hiç beklenmedik bir anda gelen ve alınyazısını andıran bir şeyle savaşmaya başlar. Darbe üstüne darbe yemesine rağmen her defasında kendini toplar, ayağa kalkar fakat tekrar yenilir... Çağdaş Alman edebiyatının önemli yapıtlarından biri olan 'Berlin-Aleksander Meydanı', çimento fabrikası işçisi Franz Biberkopf'un Berlin'deki yaşamını anlatıyor. Gerçekliğin aktarılışı ve iç monologlar kanalıyla psikolojik sergilemeyi de içeren bir tarzın uygulandığı romanda J. Joyce'un Ulysses'inin etkileri göze çarpıyor. Kitabı, yaşamdan bir dilim tereyağlı ekmekten daha çok şey isteyip de, Franz Biberkopf gibi başlarına gelmedik olay kalmayanlara tavsiye ediyoruz.

Amerikan Savaşı Vietnam 1960-1975
Jonathan Neale/ Çeviren Doğan Tarkan/ Metis Yayınları/ 236 s.

Irak, Amerikan savaşlarının ilki değil. 1960-1975 döneminde de dünya ABD'nin Vietnam savaşına tanık olmuştu. Aynı zamanda da o güne kadar görülmemiş bir barış hareketine... Bugün Vietnamlılar o savaşı "Amerikan Savaşı" diye hatırlıyor, öyle bahsediyorlar. O savaşta yer alan Vietnamlı köylülerin ve piyade askerlerin gözünden savaşın kısa hikâyesini okuyacaksınız bu kitapta. Vietnam halkının direnişi Türkiye'de de emperyalizme karşı mücadelenin simgesi olmuştu. Bugünden bir bakışla Vietnam'ı hatırlatmak istedik. Diğer yandan o yıllarda ya çok küçük yaşta ya da henüz doğmamış yeni kuşaklar var bugün. İşte asıl onlar için bu kitap Vietnam'da ne olmuştu? Neden olmuştu, savaş nasıl sona erdi? Vietnamlılar savaşı nasıl hatırlıyor? Bu sorulara savaşın doğrudan tanıklarından yanıtlar getiren başarılı bir belgesel sunuyor Jonathan Neale.

İŞ HAYATINDA POZİTİF DÜŞÜNCENİN GÜCÜ
Scott W. Ventrella, çeviren: Fatma Can Akbaş, Kariyer Yayıncılık, kişisel gelişim, 211 sayfa.

İş hayatınızda daha başarılı olmanıza yardım etmesi için bir kitap arıyorsanız 'İş Hayatında Pozitif Düşüncenin Gücü' tam size göre. Scot W. Ventrella, 21. yüzyılın iş dünyasında karşılaşılan zorlukların üstesinden gelebilmeniz için Norman Vincent Peale'ın pozitif düşünme prensiplerini uyarlayarak bir çalışma yapmış. Kendimizi sınırladığımız bireysel şüphelerimizi nasıl bir kenara bırakabileceğimizi ve bir insan olarak potansiyelimizi en ileri düzeyde kullanabilmek için yeteneğimizi nasıl geliştirebileceğimizi gösteren kitap, pozitif düşüncenin on özelliği ile okuyanları başarılı ve mutlu bir hayata götürmeyi vaadediyor.

AŞKIN Z'Sİ
Uğur Özakıncı, Can Yayınları, öykü, 167 sayfa.

'Aşkın Z'si' Can Yayınları tarafından yapılan yeni basımıyla tekrar raflardaki yerini aldı. Grafik, karikatür ve fotoğraf gibi alanlarda da çalışmaları bulunan Uğur Özakıncı'nın kitabında yer alan öyküleri, yazım dili, kullanılan imgeleri ve nesneleri hikâyelerin kahramanı yapmasıyla dikkat çekiyor. Büyük harf kullanmayarak yerleşik düzene ve bazı harflerin diğerlerinden daha büyük olmasına başkaldıran yazar kitabının kahramanlarını, aşkları, terk edilişleri, sarhoşlukları ve bıkkınlıklarıyla
aramızda her gün gördüğümüz insanlar arasından seçiyor. 'Aşkın Z'si' okuyucuları hayatın gerçek, acıtan ama bir o kadar da aşkla dolu çıplaklığı ile başbaşa bırakırken bazen aşkın bile acıtabileceğini anlatmaya çalışıyor.
BİR YÜZÜM ERGUVAN YANGINI BİR YÜZÜM TEMMUZ
Alev Kutluözen, Kora Yayın, şiir, 80 sayfa.

"ağlamak istiyorum Prometheus/telefon ve kapı zillerine/ aldırmaksınız... Aşka ve ölüme/ağlamak istiyorum... // uzun uykuların ardından/uyanmak yeniden/dalları meyvelerle dolup taşan/cennet bahçelerine... // bir elimde simit, bir elimde şarabımla/ağlamak istiyorum diz çöküp önünde/yeniden yaratman için beni // ağlamak istiyorum Prometheus/içinden düş rengi güller geçen gecelere/soluk alıp verdiğimiz her güne.../ayrılık kokan kayıp şehirlere // faili meçhul cinayetlere/ ağlamak istiyorum..." Daha önce de 'Güz Fotoğrafları' isimli şiir kitabı yayımlanan Alev Kutluözen, bu ülkenin coğrafyasından beslenerek, umutlarını, tutkularını ve isyanlarını yansıtıyor. 'Bir Yüzüm Erguvan Yangını Bir Yüzüm Temmuz'da Kutluözen'in elli kadar şiiri yer alıyor.
BEN PSİKOLOJİSİ VE UYUM SORUNU
Heinz Hartmann, çeviren: Banu Büyükkal, Metis Yayınları, psikoloji, 112 sayfa.

'Ben Psikolojisi ve Uyum Sorunu', Metis Yayınları'nın Ötekini Dinlemek isimli dizisinin 16. kitabı. 1927'de 'Die Grundlagen der Psychoanalyse'yi yayımlayan ve kısa sürede ikinci kuşak Freud'cu psikanalistlerin önemli liderlerinden biri haline gelen Heinz Hartmann, Anna Freud, Ernest Kris, D. Rapaport ve Erik Erikson tarafından geliştirilen 'ben psikolojisi'ni insan ruhunda nevrotik durum örneğinden kalkarak anlaşılamayacak yönleri, ruh içi çatışmadan arınmış 'ben işlevleri' ve 'uyum' üzerinden açıklamaya çalışıyor. Uyum kavramını kültürel olanla sınırlamayan Hartmann, bu yapıtında psikanalitik bilgiyi biyoloji, psikoloji, sosyoloji ve felsefe bilgisiyle birleştirerek gerek 'normal' gerekse 'anormal' diye adlandırılan
insan davranışlarını açıklamaya yarayacak kuramsal bir çerçeve geliştirmeyi
amaçlıyor. Kitap, günümüzün psikanalitik ben psikolojisinde kullanılan çatışmasız ben alanı, çatışmasız ben gelişmesi, birincil ve ikincil özerklik gibi bazı temel kavramların doğuşuna tanıklık edişiyle, modern psikanaliz kuramında bir dönüm noktası sayılıyor.

Üç Dinin Buluştuğu Kent-İstanbul
Sennur Sezer-Adnan Özyalçıner/ İnkılâp Kitabevi/ 360 s.

Asırlar boyu Batı ve Doğu uygarlıklarının kavşak noktası ve birçok uygarlığa siyasi ve kültürel olarak başkent olmuş İstanbul, dünya nüfusunun yarısından çoğunun bağlı olduğu üç büyük dinin de önemli bir b uluşma noktasıdır. Bugün İstanbul'da çeşitli kültür zenginlikleriyle, halkının yaşam biçimiyle, gelenek ve görenekleriyle, inanç özgürlüğünü somutlaştıran ayrı dinlerin aynı mekânlarda birlikte yükselen yapılarıyla bu buluşma sürüyor. İstanbul, ayrı inançlardaki insanların tarih boyunca birlikte, barış içinde yaşadıkları bir kent olarak da üç dinin başkenti olmaya hak kazanıyor. hem de tek başına. Tarihsel ve kültürel geçmişiyle biricik olarak. Biricikliğini bugün de sürdürerek... "Üç Dinin Buluştuğu Kent İstanbul" üç büyük dinin anıt eserlerinin seçkin bir derlembesini sunuyor. Barışın ve dostluğun bir simgesi olarak.

Postmodern Toplumda Kriz ve Siyaset
Yaşar Çabuklu/ Kanat Kitap/ 168 s.

Postmodern Toplumda Kriz ve Siyaset, Türkçe yayınlar arasında açıklayıcı, sağlam tahlillere ve gözlemlere dayanan çok az metinden biri. Verimli bir tartışma ortamı yaratmak dünyadaki ekonomik, mümkün olacaktır. İyi bir siyasal, toplumsal tahlil çağdaş gelişmelerin ayrıntıları üzerinde durmalı, tekil olayların genelleşme eğilimlerini gösterebilmelidir. Ve tabii bugün açıklamakta güçlük çektiğimiz çelişkileri de... Yaşar Çabuklu, iyi bir toplumsal ve siyasal tahlil yazmak için geniş taraftar bulan siyasal hareketlere dayanmak zorunda olunmadığını, bireysel deneyime dayanarak da ne denli keskin göslemler yapılabileceğini gösteriyor.

Gelişim Sürecinde Türk Tiyatrosu
Sevda Şener/ Alkım Yayınevi/ 232 s.

Bugün oyun yazan, tiyatro yapan sanatçıların birikimi içinde kendi kültürünün ürünleri olduğu kadar Batı sanatının klasik ve modern ürünleri de vardır. Sanatın bu uluslararası boyutunu yadsıyamayız. Sanatçı evrensel boyutlar içinde düşünür, tasarlar, düşler, üretir. Özlenen sentez çoğu kez kendiliğinden gerçekleşir. Sevda Şener, ülkemizde tiatro sanatının gelişim doğrultusunu belirlemeye çalışırken bu sanatın kendi sesini arama sürecini dikkate alıyor, bu süre içinde hangi aşamalardan geçtiğini, hangi noktaya geldiğini ve nereye doğru yöneldiğini saptamaya çalışıyor. Böyle bir saptama tiyatromuzun gelişimini olduğu kadar bu gelişimi etkileyen koşulları da gösterecek, bizi bu koşulları iyileştirme yollarının neler olabileceği konusunda düşündürecektir.

Çador
Murathan Mungan/ Metis Yayınları/ 106 s.

Edebiyatımızın ayrıksı adlarından Murathan Mungan, yeni bir kitapla çıkıyor okurlarının karşısına Çador. Hiç bakmayı düşünmediğiniz bir alana çeviriyor kalemini bu kez Murathan Mungan. Çador, edebiyat tadı almak isteyen okurların kaçırmaması gereken bir kitap.

MÜTHİŞ SIR
Mike Hernacki, çeviren: Aysun Kaya, Kuraldışı Yayıncılık, kişisel gelişim, 62 sayfa.

"Ne isterseniz isteyin sahip olabilirsiniz. İstediğinizi elde etmek için tek ihtiyacınız olan, bu kitapta açıklanan basit ama güçlü sırrı bilmek. Bu kitapta öğreneceğiniz basit bir prensip. Bu prensip olmadan küçük şeyler başarabilirsiniz, bu prensiple ise istediğiniz her şeyi başarabilirsiniz." Mike Hernacki'nin bulduğu ve insanlarla paylaşmaya karar verdiği 'Müthiş Sır', isteklerinin imkansızlığı karşısında bocalayan insanlara 12 bölümlük bir program ile küçük bir prensibi uygulayarak pozitif bir bakış açısı kazandırmaya çalışıyor.

HER AN HER ŞEY OLABİLİR
Michael, Nokta Yayınları, anlatı, 160 sayfa.

İnsanlar medyayı yarattı şimdi medya da onları yeniden yaratıyor. Popstar'ı Etiler'i, Eurovision'u, nostaljisi, her şeyiyle günden güne değerini yitiren, her an her şeyin olabileceği müzik dünyası... Yok olup giden sermaye, bölünen zevkler, yanlış yatırımlar ve ülke genelinde yaşanan olumsuz ekonomik koşulların etkisi ile neredeyse durma noktasına gelen bu endüstride meydana gelen olaylar...
'Her An Her Şey Olabilir', radyo ve televizyonlarda dinlediğimiz starların iç dünyasında gizli kalan yorumları, müzik dedikodularını ve müzik endüstrisinin içinden çıkılması zor kaosunu işliyor. Kitapta 'Avrupa Birliği'ne biz neden giremiyoruz' sorusunun cevabı da farklı bir görüş açısı ile yer alıyor.

Eski Sayılar: 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21-27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44-45 46 47 48 49 50-51-52 53-54 55-56 57 58
2004/01 02 03 04 05 06 07 08

Ö z k a n P A P A T Y A
Genel Yayın Yönetmeni
admin@vitrindekikitaplar.com