BIRAKTIĞIM
YERDEN HAYATIM
Sakıp Sabancı, Doğan Kitapçılık, anı, 444
sayfa.
Daha önce yayımlanan 'İşte Hayatım' isimli
kitabıyla yaşam öyküsünü anlatan ve 1985
yılına kadar yaşadıklarını kaleme alan
Sakıp Sabancı, anlatmaya kaldığı yerden
devam ediyor. Bu kez 'Bıraktığım Yerden
Hayatım' adını taşıyan devam kitabında, son
on dokuz yılda yaşananların bir özeti yer
alıyor. 7 Nisan 1933'te Kayseri'nin Akçakaya
köyünde yaşamına fakir bir çiftçi ailenin
çocuğu olarak başlayan Sakıp Sabancı'nın,
Sabancı Holding'in yönetim kurulu
başkanlığına uzanan azim ve başarı
öyküsünü bilmeyen yok ancak kitap
Sabancı'nın hayatını, kişisel
başarılarını ve görüşlerini kendi
ağzından anlatırken aynı zamanda holding
olarak neler yaptıklarının ve nasıl
yaptıklarının da bir dökümü niteliğinde.
PARÇALI AŞKLAR
Gönül Kıvılcım, Everest Yayınları, öykü,
189 sayfa.
Gönül Kıvılcım'ın yeni öykülerini bir
araya getirdiği kitabı 'Parçalı Aşklar'
adını taşıyor. 'Mecburi Avrupa Yolculuğu',
'Parçalı Aşklar' ve 'Istıraplar Evi'
üstbaşlıklarında kaleme aldığı dokuz
öyküde, bitip tükenmeyen sorunlarıyla kadın
erkek ilişkilerini ve aşkı anlatan
Kıvılcım, iyilik-kötülük ve ötekilik gibi
kavramları sorgularken üçüncü kişilerin ve
aldatmaların ortaya çıktığı ilişkilerin
izini sürüyor. Yazarın ikinci öykü kitabı
olan 'Parçalı Aşklar', büyük şehirde
yaşayan yalnız insanların ortak
sıkıntılarına ışık tutmaya çalışıyor.
MATEMATİK
FELSEFESİ
Stephen F. Barker, çeviren: Yücel Dursun, İmge
Kitabevi, inceleme, 180 sayfa.
Özellikle Öklid'in anıtsal yapıtı olan
'Öğeler'den sonra matematik ve felsefe birçok
kavramı ortaklaşa konu edinmiş, Platon ve
Aristoteles'in felsefe yapış tarzlarında
'Öğeler'in sistematik ve aksiyomatik
yapısının izlerine rastlanmıştı.
Aristoteles'ten günümüze kadar, filozoflar
matematiğin temel kavramlarını soruşturarak
onu felsefe sistemlerinde belli bir yere
oturtmaya çalışırken, aynı şekilde
matematikçiler de nesne edindikleri şeylerin
anlamını ve bütününde ne olduğunu anlamaya
çalışıyorlardı. Stephen F. Barker da titiz
bir çalışma sonucu kaleme aldığı kitabında
matematik ve felsefenin bu kesişen
yazgılarında ne gibi konuları kendilerine
sorun edindiklerini anlatmaya çalışıyor.
Kolay anlaşılır bir dili olan 'Matematik
Felsefesi', konuya ilgi duyanlar için matematik
felsefesine bir giriş niteliğinde.
EVDE VE OKULDA
BAŞARILI EĞİTİMİN SIRLARI
Ali Erkan Kavaklı, Nesil Yayınları, kişisel
gelişim, 255 sayfa.
Çocuklarını seven, onları iyi yetiştirmek
isteyen anne ve babaların eğitim metotları,
çocuk psikolojisi gibi konular hakkında bilgi
sahibi olmaları gerekiyor. Başarısız çocuk
yoktur, yetenekleri keşfedilmemiş ve
geliştirilmemiş çocuk vardır düşüncesinden
hareketle kaleme alınan 'Evde ve Okulda
Başarılı Eğitimin Sırları'nda, çocuk
eğitiminde uyulması gereken kurallara ve
başarılı eğitim sistemlerine geniş olarak
yer veriliyor. Çocukların başarılı olmaları
için neler yapılması gerektiğini anlatan Ali
Erkan Kavaklı'nın 21 bölümden oluşan
kitabı, anne-baba ve öğretmenler için bir
başvuru kitabı olma özelliğini taşıyor.
Kimse
Bilmez Ne Çektiğimi
Charles Bukowski/ Çeviren Avi
Pardo/ Parantez Yayıncılık/ 208 s.
Charles Bukowski, edebiyat dünyasına esas
girişini şiirle yapmış, bu nedenle
şiirlerini düzyazılarından ayrı bir yere
koyuyor ve daha çok önemsiyor. Kimse Bilmez Ne
Çektiğimi, Bukowski'nin son şiirlerinden
oluşuyor. 24 yaşındayken ilk kısa öyküleri
yayımlanan Bukowski, bir yıllık yazarlık
deneyiminden sonra, yazdıklarının çoğunun
edebiyat dergilerince yayımlanmaya değer
bulunmamasından etkilenerek olsa gerek hem
yazmaya, hem de dünyaya küsmüş. 10 yıl
boyunca sürekli içki içmiş, bir
"barfly" olarak yaşamış. Aşırı
alkol aldığı bir gün öldü endişesiyle
hastaneye kaldırılana kadar bu bar kelebeği
hayatını sürdürmüş. Hayata dönüp
hastaneden taburcu olduktan sonra bir daktilo
satın almış ve tekrar yazmaya başlamış. Bu
dönemde ilk yazdığı edebiyat ürünleri
şiirler... Edebiyat dünyasına bu ikinci, belki
de gerçek girişi de dergilerde şiirlerinin
yayımlanması ile oluyor. Bukowski'nin
yayımlanmış eserlerinin arasında da
çoğunluğu şiir kitapları oluşturuyor.
Bukowski hayattayken yayımlanmış 45 kitabı
var. Yazarın ölümünden sonra da geride kalan
dosyalar, mektupları ve günlüğü de yayına
hazır oldukça kitaplaştırılıyor.
Bukowski'nin edebi mirasında da şiirlerin
ağırlıklı olarak yer aldığı görülüyor.
Kimse Bilmez Ne Çektiğimi Charles Bukowski'nin
hayattayken yayımlanmamış şiirlerinden
oluşan bir dosya. Bukowski, 1970-1990 yılları
arasında yazdığı şiirlerden derlemiş bu
kitabı ve ölümünden sonra yayımlanmak üzere
ayırmış.
Protreptikos-Evren
Üstüne
Aristoteles/ Çeviren Oğuz Özügül/ Pencere
Yayınları/ 116 s.
Aristoteles bu eserinde felsefi yaşam
tarzının mutluluk ve doğru yaşamak için
zorunlu olup olmadığı sorusunu ortaya atar.
Felsefe yapmanın zorunluğunu şuna dikkati
çekerek kantılar Felsefeye karşı argümanlar
öne süren bir kimse bu davranışıyla felsefe
yapmaktadır. Kanımca felsefe bilgeliğin
özümsenişi ve uygulanışıysa ve bilgelik en
büyük manevi değerler arasında sayılıyorsa
o zaman felsefeden kaçmaya gerek yoktur. Bu
kitapçığı Aristoteles'in kaleme alıp
almadığı her ne kadar tartışmalıysa da
açık seçik, yoğun ve inandırıcı biçimde
Antik Kozmoloji'yi özetleyen metnin niteliği
tartışma götürmez Evrenin oluşumu, düzeni,
doğanın açıklanışı, Tanrının kanıtı ve
övgüsü. Batı düşün dünyasını evren
konusunda bir buçuk yüzyıldır etkileyen bir
denemedir bu eser.
Kadın
Gözüyle Kent Öyküleri
Ines Rieder/ Çeviren Füsun
Özlen/ Pencere Yayınları/ 226 s.
"...Kentlerin sahibi kimdir? Ben sık
sık bu sahiplerin isimsiz, yüzü olmayan ve
kimliksiz bir kalabalık olduğunu
düşünürüm; bunların en görünen tems
ilcileri politikacılar, bürokratlar, evsizler
ve polislerdir. Kadınlara çok az fırsat
tanınır; bu fırsatlar da ya kendinin farkına
varmak ya da mutluluk içindir. Bu koşullar
altında, bu kitapta tanıyacağınız
kadınların bazılarının, içinde
yaşadıkları kentler tarafından ezilmiş,
diğerlerinin kafası bulanmış ya da
sersemlemiş olması hiç şaşırtıcı
değildir ve yalnızca birkaçı farklı seçenek
arayışına girmektedir... "diyor Ines
Rieder.
Zengin
Sofraların Lüks Tatları
Deniz Gürsoy/ Oğlak
Yayıncılık/160 s.
Çilingir Sofrasında Rakı, Çilingir
Sofrasında Rakı Mezeleri ve İnceliklerin
Kadehindeki Şarap kitaplarından
tanıdığımız Deniz Gürsoy'un, 'insanoğlunun
ağzına çalınmış bir parmak bal' diye
nitelendirdiçi çok çok özel lezzetler
hakkında bir kitap Zengin Sofraların Lüks
Tatları. Altın... hayvar... trüf mantarı...
kaz ciğeri... şampanya... pavurya...
istiridye... somon füme... lakerda...
pastırma... Fransız şarapları... ıstakoz ve
böcek... karides... salyangoz... kurbağa
bacağı... peynir tabağı... çikolata...
konyak... malt viski... Bütün ayrıntılarıyla
ve yüksek sofra zevkine sahiplerin
ağızlarının tadına uygun olarak
anlatılıyor. Zengin Sofraların Lüks
Tatları+'nda ayrıca her yerde
bulamayacağınız çok özel tarifler de yer
alıyor. Ağzının tadına para yatırmayı
sevenler... Avrupa'da yolculuklara
çıkacaklar... Sofrada hiçbir masraftan
kaçınmadan en yoğun lez zete ulaşmak
isteyenler için temel kitap0 Zengin Sofraların
Lüks Tatları.
|
ADI SENFONİ
KALSIN
Tahir Abacı, Kandil Kitaplar, roman, 160 sayfa.
Tahir Abacı'nın kitabını yazmaya
başladığı 1989 yılında bilgisayarı bile
yokmuş hatta bilgisayarların sonraki yıllarda
ortaya çıkacak özellikleri bir hayal kadar
uzakmış... 'Adı Senfoni Kalsın',
teknolojinin, bilgisayarların daha çok hukuk ve
avukatlar dünyasında aldığı ve alacağı
biçimlerin tasarımı üzerine kurulmuş bir
roman. İstanbul Barosuna yeni kayıt olan otuzlu
yaşlardaki avukat Sinan, tamamlamaya
çalıştığı bir belgeyi izlerken, değişik
avukat tipleriyle tanışır ve ilginç olaylar
yaşar. Senfoni adlı meslektaşına da ilgi
duymaya başlayan Sinan'ın bu ilgisi herşeyin
metalaştığı dünyada sarsıntılar
geçirir... Daha önce de şiir, deneme ve
hikâyeleri yayımlanan Tahir Abacı, bu kitapta
geleceği ve teknolojinin aldığı
görünümleri anlatırken teknolojinin ve
bilgisayarların yoğun biçimde kullanıldığı
bir ortamda hukukun işleyişinin nasıl
olacağını gösteriyor.
SALAM PAX'IN
BAĞDAT GÜNLÜĞÜ
Salam Pax, çeviren: Hande Canlı, Güncel
Yayıncılık, günlük, 256 sayfa.
Batılıların alışkın olduğu Irak
tiplemesinin ötesinde zeki, eğitimli ve
entelektüel olan Salam Pax kimdir? Kimiler'ine
göre CIA ajanı, kimilerine göre de Mossad
ajanı olan, kendisini Salam Pax adıyla tanıtan
Iraklı bir genç, Ürgün'e giden arkadaşıyla
bağını koparmamak için internet ortamında
bir günlük tutmaya başlar. Uzun bir
diktatörlüğün son günlerinin yaşandığı,
işgali bekleyen bu ülkede kısıtlı
olanaklarla Eylül 2002'den Haziran 2003'ün
sonuna kadar yaşadıklarını anlatan Salam Pax,
kısa sürede bir fenomen haline gelir...
Anti-emperyalist muhalif yönüyle kendisini
ortaya koyan Salam Pax'ın tuttuğu bu günlük,
kuşatılmış bir ülkenin içinden Irak
işgalini ve savaşın sonuçlarını kaydetmesi
açısından önem ta
HUZURLU YAŞAMA
SANATI
Toksöz B. Karasu, çeviren: Handan Balkara,
Boyner Yayınları, kişisel gelişim, 239 sayfa.
Herkes huzurlu bir hayat ister istemeye de bir
türlü olmaz. Gündelik hayatın
koşuşturmacası içinde kendimizle ilgilenmeyi
unuturken huzurlu bir hayattan da uzaklaşırız
farkında olmadan. Toksöz B. Karasu evlenip
boşandığımızı, yaşadığımız yeri
değiştirdiğimizi ancak her değişiklikle
birlikte mutsuzluğun ve huzursuzluğun geçici
olarak azaldığını, iç kemiren
hoşnutsuzluğunsa geri geldiğini söylüyor ve
huzurlu bir hayata başlamak için en iyi
noktanın şu anda bulunduğunuz nokta olduğunu
ekliyor. Mutluluğu yakalayıp huzurlu bir
yaşama kavuşmanın sırlarını anlatan
'Huzurlu Yaşama Sanatı', unuttuğunuz şeyleri
size hatırlatarak iyi ve kötü günlerinizde
yaşam sevincinizi koruyabilmenize yardımcı
olmaya çalışıyor. Bunun için kolektif bilgi
ve bilgeliğimizi yansıtan Toksöz B. Karasu,
geçmişle barışıp geleceğe umutla yaklaşmak
için huzuru yakalamak isteyen okuyuculara
gereken tüm ipuçlarını veriyor.
TANRILARIN
GÖZYAŞI
Raymond E. Feist, çeviren: Niran Elçi, İthaki
Yayınları, fantastik kurgu,
380 sayfa.
Yüksek denizlerde son günlerde yaşananlar,
karanlık güçlerin girişeceği, benzeri
görülmemiş büyüklükte bir saldırının
işaretidir. Ama Ishap Tapınağı'na karşı
gerçekleştirilen bu cüretli saldırı
planlandığı gibi yürümez ve ganimet
-Tanrıların Gözyaşı Acı Deniz'in dalgaları
arasına gömülür. Midkemia Tapınakları'nın
bildiği en güçlü eser olan bu muazzam
mücevher, rahiplerin tanrılarla konuşmasını
sağlamaktadır. O olmadan rahipler -uzak
dağlarda yeni bir mücevher oluşana kadar
güçsüz kalacaktır. Toprak beyi James, William
ve Jazhara, Ishap'tan bir savaşçı keşiş olan
Solon Birader ve Enkazcılar Loncası'nın kalan
tek üyesi Kendaric ile birlikte bu mücevherin
yerini bulmak zorundadırlar. Ama karşılarında
Gözyaşı'nı kendi amaçları için kullanmak
isteyen, Karanlık Tanrı'nın hizmetkarlarını
bulurlar...
'Gediksavaşlarının Ardından 3' altbaşlığı
ile yayımlanan 'Tanrıların Gözyaşı' da
Kondor serisinin diğer kitapları gibi okuru
heyecanlı bir serüvene davet ediyor. Fantastik
kurgudan hoşlanan okurlara tavsiye olunur.
AÇILIM
Cengiz Özdemir, Kesişim Yayıncılık, anlatı,
130 sayfa.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ
Genel Müdürü, Cengiz Özdemir, Haftalık
dergisinde yayımlanan yazılarını 'Açılım'
adını taşıyan bu kitabında bir araya
getiriyor. Miniaturk'u Türkiye'ye kazandıran
isim olarak da bilinen Özdemir, haftada bir kez
çıkan yazıları için 'kim, nerede bu ülke
için iyi ve güzel bir iş yapıyorsa, siyasi
görüşüne hiç takılmadan ona destek olmanın
doğru olduğuna inanıyoruz' yaklaşımından
hareket ediyordu. Kitaptaki yazılar da yeni
açılımlar için insanlara ihtiyacımız
olduğunu belirtiyor ve projeleri, fikirleri olan
insanları gündeme getirmeye çalışıyor.
KUZEY
ESİNTİLERİ
Peter Curman, çeviren: Abdullah Gürgün, Berfin
Yayınları, şiir, 132 sayfa.
"İşte geliyor fikir tüccarları/Al
yanaklı ve emin/cesur yürüyorlar
köşelere/şıkırdatarak ceplerindeki
maymuncukları/her kilidi açan./Çarpma cetveli
gibi/ezbere okurlar yanıtları/ve
gerektiğinde/kıvançla yollarlar/kökten
çözüm paketlerini/ şaşkınlık verici
kolaylıkla düşen içeri/her standart posta
kutusundan./ ayak takımının
dünyasında/göremezler mısra aralarını/ve
uymazsa eğer şapka/gönüllü değiştirirler
kafaları.
/Fikir borsasını iyi bilirler/ve hisse
senetlerini zamanında satmasını.
/Kuşkusuzdur herbiri/günün
fiatlarında./Soğuk neonlar gibi aydınlatır/
içlerindeki karanlıktan yayılan parlak
fikirleri." İsveç şiirinin ustalarından
sayılan Peter Curman'ın yayımlanmış on beş
şiir kitabı ve bir romanı bulunuyor.
Şairliğinin yanı sıra aydın kimliği ile
dikkat çeken Peter Curman'ın Abdullah
Gürgün'ün çevirisi ve Demir Özlü'nün
önsözüyle yayımlanan 'Kuzey Esintileri'
isimli kitabı, İsveç şiirini tanımak
isteyenler için.
Siyasette
Yeniden Mevzilenmeler-Liberal Sosyal Sentez,
Muhafazakâr Demokrat Sentez Ekseninde 3 Kasım
2002 Seçimleri
Tanju Tosun/ Büke Kitapları/ 376 s.
3 Kasım sonuçlarına ilişkin olarak siyasal
gözlemciler tarafından daha seçim öncesinde
çeşitli yorumlar yapıldı. Bunların seçimin
olası sonuçlarına dair üzerinde
uzlaştıkları nokta; 3 Kasım'da Türk
siyasetinde uzun zamandır egemenliğini
sürdüren bir anlayışın siyasal
temsilcileriyle birlikte tasfiye olacağı, bu
anlamda seçimin değişim doğrultusunda
sürdürülen uzun arayışların başlangıcı
şeklinde bir kırılma noktasına tekabül
edeceğiydi. Bazılarına göre ise, seçim bir
sivil tasfiye-tepki seçimi olmakla birlikte,
özünde ekonomiyi barındırıyordu ve oylanacak
olan global üçüncü yolun Türkiye'de nasıl
gelişeceği ve yerleşeceğiydi. Kitapta, 3
Kasım seçimleri siyaset bilimi ve siyaset
sosyolojisi perspektifinden incelenmektedir.
Türkiye'yi seçime taşıyan gelişmeler,
siyasal partilerin seçim kampanyaları ele
alınırken, sezçim sonuçları coğrafi ve
sosyo-ekonomik eksenli olarak analiz edilmekte,
seçmen tercihleriyle ortaya çıkan siyasal
tablonun dinamikleri değerlendirilmektedir.
|
Süregiden
Felsefe Üzerine Bir Deneme
Dr. Mustafa Günay/ Karahan Kitabevi/ 130 s.Gerek
araştırma, gerekse eğitim-öğretim
bakımından felsefenin kendi tarihiyle,
geçmişiyle arasında koparılmaz bağlar
bulunduğunu söyleyebiliriz. Her şeyden önce
felsefenin ne olduğunu anlamanın bir yolu da,
onun tarihine yönelmekten geçmektedir.
Çünkü, felsefe tarih içinde; problemleriyle
ve yanıt arama denemeleriyle süregitmektedir.
İşte philosophia perennis (süregiden felsefe)
deyimi de felsefeyi tarih içinde devam eden bir
etkinlik ve düşünme biçimi olarak görmenin
bir ifadesidir. Süregiden Felsefe Üzerine Bir
Deneme adlı bir çalışmaya, 1998 yılında,
İoanna Kuçuradi, Bedia Akarsu, Betül
Çotuksöken, Ülker Gökberk ve Arslan
Kaynardağ'dan oluşan jüri tarafından Macit
Gökberk felsefe ödülü verilmiştir.
Gece
Sürüyor
Soledad Puértolas/ Çeviren Yıldız Ersoy
Canpolat/ Can Yayınları/ 206 s.
Gece Sürüyor, kahramanı Aurora'nın
ağzından anlatılan bir serüven. Aurora bir
arkadaşıyla çıktığı Doğu yolculuğunda
Hindistan'a da gider. Bir Hintliyle yaşadığı
aşk, düşen ilk domino taşıdır aslında...
aynı yerde tanışacağı bir İngiliz, bir
Alman ve iki İspanyol'un da yaşamında neleri
değiştireceğini düşünemez. Kendi
serüveninin izleyicisi olan Aurora, yaz sonunda
Madrid'e döndüğünde domino taşlarının
birbirini devirmeye devam ettiğini anlayacak,
layları denetimi altına almak isteyecektir,
ancak... Gece Sürüyor hem bir aşk, hem de
casusluk öyküsü. İnsanın varoluşunda
rastlantının önemini anlatmaktan öte,
hissettiriyor. Çağdaş İspanyol edebiyatının
en saygın isimlerinden biri olan Soledad
Puértolas bu romanıyla 1989 yılında
İspanya'nın en saygın ödülü olan Planeta
Ödülü'nü almıştı.
Kefaret
Ian McEwan/ Çev. Püren Özgören/ Can
Yayınları/ 366 s.
1935 yazının en sıcak gününde, on üç
yaşındaki Briony Tallis, ablası Cecilia'nın
soyunup yazlık evlerinin bahçesindeki küçük
havuza girdiğini görür. Tıpkı Cecilia gibi
Cambridge'den yeni dönmüş olan çocukluk
arkadaşı Robbie Turner da kızı
gözlemektedir. O gün sona ermeden bu üç
gencin hayatı bir daha düzelmemek üzere
değişmiş olacaktır. Robbie ile Cecilia
başlangıçta hayal bile etmedikleri bir
sınırı aşacak ve Briony'nin hayalgücünün
kurbanı olacaklardır. Başkalarına ait
sırlara tanık olan Briony, korkunç bir yalan
söyleyecek ve bu suçun kefaretini ödemek için
ölene kadar çabalayacaktır. Booker Ödüllü
yazar Ian McEwan'ın en yetkin kitabı olan
Kefaret, edebiyat çevrelerinin alkışladığı
bir başyapıt. Çocukluğu, aşkı, savaşı,
İngiliz toplumunu ve sınıf ayrımını
akıcı, etkileyici bir anlatımla sunarken
utanç ve bağışlama, kefaret ve günahları
hoşgörmenin güçlüğü üzerinde düşünmeye
yöneltiyor.
Madde
Kara
Hüseyin Kıran/ Metis Yayınları/ 76 s.üseyin
Kıran, 1965'te Amasya'da doğdu. İlk, orta ve
lise öğrenimini burada tamamladı.
Üniversiteyi politik nedenlerle bırakmak
zorunda kaldı. Yine aynı nedenlerle 10 yıl
cezaevinde kaldı. Evli, bir kız çocuk babası.
Halen İstanbul'da yaşıyor. "Madde
Kara" Hüseyin Kıran'ın ilk şiir kitabı.
Kitaptaki şiirlerin isimleri şöyle
"başka nasıl olabilir", "madde
kara", "güç şiir", kuzeye
gidenlere şarkı", "karanlıkta,
...haykırarak", "sözcüklere
uyarı", "bana bazen kelimeler
geliyor", "azalmak burcu",
"olasız diyalektik", "yaşamakla
buradayım, evet".
Sandık
Lekesi
Sema Kaygusuz/ Doğan Kitap/ 84 s.
Sema Kaygusuz, tadı, kokusu, sesi, kurgusu
birbirinden farklı tam on üç öyküyü bir
araya getiriyor kitabı Sandık Lekesi'nde. Genç
kuşak öykücülerin en önemlilerinden biri
olan Kaygusuz bu eseriyle Cevdet Kudret Edebiyat
Ödülü'ne layık görülmüştü. Sandık
Lekesi, hayata dair birçok ayrıntıyı ve fikri
içeren, kahramanlarına karşı durmayan,
onları biraz kollayan, zaman zaman okuyucusunu
da yazma sürecine tanık eden, bazen bir renkte,
bazen bir seste gizi yakalayan bir öykü
kitabı. Kent yaşamı kadar kırsal yaşamı da
öne çıkaran Kaygusuz, öykülerinde vicdanın
penceresinden bakmayı amaçlamış.
Kamelyasız
Kadınlar
Selim İleri/ Doğan Kitap/ 260 s.
Kamelyasız Kadınlar, çağdaş
edebiyatımızın, 'kadın'a hangi
perspektiflerden yaklaştığını irdeliyor.
'Erkek egemen' toplumda, öncü yazarlarımız
kadını yazarken birçok sorunla yüz yüze
gelmişti. Kadının 'yerini alış' serüveni;
Selim İleri'nin çalışmasında, hem bir roman
akıcılığıyla dile getiriliyor, hem de, edebi
eser kişilerinin gerisindeki cinsel
sarsıntılar, ruh karmaşaları, toplumsal
baskı, bireyin özgürlük arayışı gün
ışığına çıkartılıyor.
Küçük
Ağa / Toplu Eserleri 1
Tarık Buğra/ İletişim Yayınları/ 480 s.
Tarık Buğra, Kurtuluş Savaşı'nı ve
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş sorunsalını
konu alan siyasal roman geleneğimizin Yakup
Kadri Karaosmanoğlu, Kemal Tahir gibi
köşebaşlarından biridir. Ancak o, bu
geleneğe hâkim olan millici-modernist
yaklaşımdan farklı olarak, bu
süreci islami-muhafazakâr referansları,
duyarlılıkları ile yaşayan insanların
açısından ele alır. Eserlerinin özgün
yanı, bu kurtuluş-kuruluş sorunsalını
küçük taşra kasabalarına taşımış
olmasıdır. O nedenle Tarık Buğra'nın
romanlarında modern ile geleneğin, millilik ile
İslamiliğin arasındaki girift üalışma ve
gerilerin her düzeydeki tezahürleri,
taşranın, küçük kasabaların sade,
iddiasızinsanlarının alabildiğine gerçekçi
dünyalarındaki haliyle önümüze serilir.
Modernist-millici roman türünde olumsuz
değilse bile edilgen, çoğu kez basmakalıp
tiplemelerle temsil edilen halk, burada
kurtuluş-kuruluş sorunsalının tüm iç
çatışma ve sancılarını, aklında, vicdan ve
iancında kendi yerelliğinin motifleriyle
yaşayan, sahici insanlar olarak yer alır.
Kurtuluş Savaşı'nı izleyen büyük
dönemeçler ve dönüşümlerin, toplumsal,
gerilimler ve uzlaşmaların "halk"
katından en yetkin anlatımıdır Tarık
Buğra'nın romanları.
Diri
Vücutlar
Paule Salomon/ Çeviren Hale Doğan/ Pencere
Yayınları/ 184 s.
Bu kitap; bütün gençlere ve ruhu genç
kalmış yani yeni şeyler öğrenmek, kendi
kendini iyileştirmek, zaman zaman pozitif olarak
hem alıcı hem verici olabilmek, seviyelerini ve
sevi kapasitelerini yükseltmek, nesnelerin
özüyle ilinti kurmak, insansal görünümün en
iyisine kendini uyarlamak ve yönlendirmek için
yaşamlarının her dakikasından yararlanan
kişilere hitap eder. Bu kitapta en güzel,
bilinçli, akla uygun bir tarzda beslenme olgusu,
kendine özen gösterme, dinlenme, formda olma
gibi çok basit ve çok güncel davranışlar yer
almaktadır.
Marksist
Teoride Kadın
Lise Vogel/ Çeviren Mine Öngören/ Pencere
Yayınları/ 222 s.
Sosyalizm ile Feminizm arasındaki bağlantı
her zaman gündemdedir. Çoğu feministlere göre
Marksizm esas olarak nitelikli ve erkek işçi
sınıfının öncelliğini yansıtan bir dünya
görüşü olmaktan öte gidemiyor. Lise Vogel
patriarka ve sınıf açısından yapılan
toplumsal tahlillerin birbirine uymadığı
görüşünü reddediyor. Bu kitapta Marks'ın,
Engels'in ve Clara Zetkin'in kadın sorunu ile
ilgili yazılarını yeniden inceler. Vogel'e
göre (Marks, Engels ve Zetkin) geliştirdikleri
kavramlarla kadınların ezilmesinin özgül
karakterini anlamamıza yardımcı olmuşlardır.
Aile bu ezilmenin kaynaklandığı en önemli
kurumdur. Vogel kitabına eviçi emeğinin
toplumsallaştırılması ve ailenin
"söndürülmesi" çağrısıyla son
veriyor. Yerleşik değerleri yıkmak isteyen,
yeni düşünceleri harekete geçiren bu kitapta
yazar, Marksizm kadınların kurtuluşu için
vazgeçilmez bir teori olduğunu savunuyor. Lise
Vogel ABD'de New Jersey'deki Rider College'de
öğretim görevlisidir.
|
SAKIZKÖY
GÜNCELERİ
Azad Ziya Eren, Yapı Kredi Yayınları, anı, 81
sayfa.
"Bu güncelerin tutulduğu günlerde
doğumlar, ölümler, savaş ve depremle
yüzleştim. Koruculuğun yarattığı
çürümüşlükle, insanlar arasında nasıl da
kapatılmaz mesafeler ve yaralar açtığını
yaşadım. Sıkıntıları çözümsüz,
gururları arkaik suretlerinden fışkıran dev
insanlarla yaşadım." Biyolojiyi sırf
Goethe'nin 'Botanik Kitabı'na vurgun olduğu
için okuyan, aslında öğretmenlik yapmayı
hiçbir zaman düşünmeyen Azad Ziya Eren, mezun
olmuş ve kendisini Sakızköy'de bulmuş. Mahmut
Makal'ın kaleme aldığı
'Bizim Köy'den 54 yıl sonra, bir ilkokul
öğretmeninin, Mardin'in Mazıdağı ilçesi
Sakızlı dağ köyünde yaşadıklarını
anlatan 'Sakızköy Günceleri'nde yer alan
fotoğraflar da Azad Ziya Eren'e ait.
SAMURAYLAR
ARASINDA AŞK
Ihara Saikaku, çeviren: Fatih Özgüven, Okuyan
Us Yayınları, öykü, 97 sayfa.
Son dönemlerde tekrar gündeme gelen ve
beyazperdeye de konu olan samurayların yaşamı
bu kez çok farklı yönleriyle bir kitapta
işleniyor. Saikaku'nun kitabı, bir samurayın
diğer bir samuraya, bir içoğlana ya da
saraylı bir gence duyduğu eşcinsel aşkları
konu alıyor. Şeref ve cesaret timsali asil
ruhlu savaşçılar olarak bilinen samuraylar
arasında aşk ve şehvet yaşanabileceği
olasılığı bir çok değeri ve kavramı
yeniden sorgulamayı gerektirirken, erkekler
arasında yaşanan şiddet ve düşmanlığın
öbür yüzünü de gözler önüne seriyor.
Fatih Özgüven'in çevirisi ve Murathan
Mungan'ın önsözüyle yayımlanan 'Samuraylar
Arasında Aşk' eski bir zamanda, eski töreler
çerçevesinde yaşanan hem eski hem de yeni bir
aşkın öykülerini anlatıyor.
HAYAT ASKIDA
Necati Göksel, İnkılap Kitabevi, roman, 269
sayfa.
Kriz sonrası işsiz kalan Metin, sevgilisinin
aracılığıyla pek alışılmadık bir iş
teklifi alır. Batık bir banka sahibini
izleyecek ve nerede neler yaptığını
bankacının babasına anlatacaktır. İşi kabul
edip, peşinde olduğu kişiyi izlemek için
güneye gider. Her şey kolay ve basit gibi
görünmektedir
ama gizemli bir kazanın ardından ölümün
soluğu onu kuşatmaya başlar... Necati Göksel
ilk romanı ile okuyucuların karşısına
çıkıyor. 'Hayat Askıda' adını taşıyan
kitapta tempoyu hiç düşürmeyerek, parçaları
bir yap-boz gibi teker teker yerine koyan
Göksel, sürükleyici bir hikâye anlatıyor.
MELEK
Danielle Steel, çeviren: Fatoş Dilber, Altın
Kitaplar Yayınevi, roman, 174 sayfa.
Gerçek olamayacak kadar kusursuz bir genç olan
Johnny Peterson bir gencin isteyebileceği her
şeye sahiptir. Çekici bir görünüm,
başarılı bir okul hayatı ve gelecek için
hayaller... Mezuniyet balosuna gitmek üzere
arabasına binen Johnny, kendisini bekleyen
kötü kaderden habersizdir. Henüz yolun
başındayken her şeyin bir kaza sonucu yarım
kalması ve pırıltılı bir hayatın böylesine
kötü bir sonunun olması herkesi hüsrana
uğratır. Johnny hayata veda eder ve ilginç
olaylar böylece başlamış olur... Danielle
Steel'in kaleme aldığı 'Melek', gerçeküstü
bir hikâye anlatıyor. Trafik kazasında ölen
Johnny, geride bıraktığı insanların
hayatına girerek tıpkı bir melek gibi yarım
kalan her şeyi tamamlamaya başlıyor. 'Melek'
anlattığı duygusal öyküyle sevdiklerinize
daha sıkı sarılmanız için yeni bir fırsat
sunmaya çalışıyor...
Otoyol
Kraliçesi
Elvin Azar Süzer/ Pencere Yayınları/ 268 s.
Osmanlı İmparatorluğu zamanında
Yeniçerilerce derisi yüzülerek öldürülmüş
bir eşkıyanın uğursuz olduğu söylenen
definesini bulmak için motosikleti üzerinde
yaşayan çok çekici bir kadın, ülkesinden
uzaklarda kalmış maceraperest bir İranlı
Azeri ve feci şekilde ölmüş olan büyücü
büyük amcasının intikamını almak isteyen
bir yazar zorlu bir mücadeleye girerler.
güçlü ve sert Otoyol Kraliçesi Beyza;
Japonya'da Kung-Fu eğitimi almış İranlı
asker Aşkan ve bir çiçek kadar narin ve güzel
Pelin; Ağrı, doğu Beyazıt'ta gizli olduğuna
inanılan 66 kg toz altına sahip olmak adına
yaşamları ile kumar oynamak zorundadırlar...
çünkü defineyi gömen büyücü hoca, koruyucu
olarak ateş elementini yöneten ve karşısına
çıkanı korkunç alevlerle tutuşturarak yakan
bir cini görevlendirmiştir! Bu kitap İran-Irak
savaşı cephelerinden, Amerika'daki motosikletli
çetelere, gizemli büyü ayinlerinden, bir
kadın motorcunun ilginç yaşamına uzanan bir
yelpaze içinde sizi heyecandan heyecana
sürükleyecek.
BERLİN-ALEKSANDER
MEYDANI
Alfred Döblin, çeviren: Ahmet Arpad, Sel
Yayıncılık, roman, 424 sayfa.
Franz, bazı olaylar nedeniyle girdiği
cezaevinden yeni çıkmıştır; Şimdi Berlin'de
yaşamak ve iyi bir insan olmak istemektedir.
Başlangıçta bunu başarır da. Ancak bir süre
sonra kendini bir savaşın içinde buluverir.
Hiç beklenmedik bir anda gelen ve
alınyazısını andıran bir şeyle savaşmaya
başlar. Darbe üstüne darbe yemesine rağmen
her defasında kendini toplar, ayağa kalkar
fakat tekrar yenilir... Çağdaş Alman
edebiyatının önemli yapıtlarından biri olan
'Berlin-Aleksander Meydanı', çimento fabrikası
işçisi Franz Biberkopf'un Berlin'deki
yaşamını anlatıyor. Gerçekliğin
aktarılışı ve iç monologlar kanalıyla
psikolojik sergilemeyi de içeren bir tarzın
uygulandığı romanda J. Joyce'un Ulysses'inin
etkileri göze çarpıyor. Kitabı, yaşamdan bir
dilim tereyağlı ekmekten daha çok şey isteyip
de, Franz Biberkopf gibi başlarına gelmedik
olay kalmayanlara tavsiye ediyoruz.
Amerikan
Savaşı Vietnam 1960-1975
Jonathan Neale/ Çeviren Doğan Tarkan/ Metis
Yayınları/ 236 s.
Irak, Amerikan savaşlarının ilki değil.
1960-1975 döneminde de dünya ABD'nin Vietnam
savaşına tanık olmuştu. Aynı zamanda da o
güne kadar görülmemiş bir barış
hareketine... Bugün Vietnamlılar o savaşı
"Amerikan Savaşı" diye hatırlıyor,
öyle bahsediyorlar. O savaşta yer alan
Vietnamlı köylülerin ve piyade askerlerin
gözünden savaşın kısa hikâyesini
okuyacaksınız bu kitapta. Vietnam halkının
direnişi Türkiye'de de emperyalizme karşı
mücadelenin simgesi olmuştu. Bugünden bir
bakışla Vietnam'ı hatırlatmak istedik. Diğer
yandan o yıllarda ya çok küçük yaşta ya da
henüz doğmamış yeni kuşaklar var bugün.
İşte asıl onlar için bu kitap Vietnam'da ne
olmuştu? Neden olmuştu, savaş nasıl sona
erdi? Vietnamlılar savaşı nasıl hatırlıyor?
Bu sorulara savaşın doğrudan tanıklarından
yanıtlar getiren başarılı bir belgesel
sunuyor Jonathan Neale.
İŞ HAYATINDA
POZİTİF DÜŞÜNCENİN GÜCÜ
Scott W. Ventrella, çeviren: Fatma Can Akbaş,
Kariyer Yayıncılık, kişisel gelişim, 211
sayfa.
İş hayatınızda daha başarılı olmanıza
yardım etmesi için bir kitap arıyorsanız
'İş Hayatında Pozitif Düşüncenin Gücü'
tam size göre. Scot W. Ventrella, 21.
yüzyılın iş dünyasında karşılaşılan
zorlukların üstesinden gelebilmeniz için
Norman Vincent Peale'ın pozitif düşünme
prensiplerini uyarlayarak bir çalışma
yapmış. Kendimizi sınırladığımız bireysel
şüphelerimizi nasıl bir kenara
bırakabileceğimizi ve bir insan olarak
potansiyelimizi en ileri düzeyde kullanabilmek
için yeteneğimizi nasıl
geliştirebileceğimizi gösteren kitap, pozitif
düşüncenin on özelliği ile okuyanları
başarılı ve mutlu bir hayata götürmeyi
vaadediyor.
|
AŞKIN Z'Sİ
Uğur Özakıncı, Can Yayınları, öykü, 167
sayfa.
'Aşkın Z'si' Can Yayınları tarafından
yapılan yeni basımıyla tekrar raflardaki
yerini aldı. Grafik, karikatür ve fotoğraf
gibi alanlarda da çalışmaları bulunan Uğur
Özakıncı'nın kitabında yer alan öyküleri,
yazım dili, kullanılan imgeleri ve nesneleri
hikâyelerin kahramanı yapmasıyla dikkat
çekiyor. Büyük harf kullanmayarak yerleşik
düzene ve bazı harflerin diğerlerinden daha
büyük olmasına başkaldıran yazar kitabının
kahramanlarını, aşkları, terk edilişleri,
sarhoşlukları ve bıkkınlıklarıyla
aramızda her gün gördüğümüz insanlar
arasından seçiyor. 'Aşkın Z'si' okuyucuları
hayatın gerçek, acıtan ama bir o kadar da
aşkla dolu çıplaklığı ile başbaşa
bırakırken bazen aşkın bile acıtabileceğini
anlatmaya çalışıyor.
BİR YÜZÜM
ERGUVAN YANGINI BİR YÜZÜM TEMMUZ
Alev Kutluözen, Kora Yayın, şiir, 80 sayfa.
"ağlamak istiyorum Prometheus/telefon ve
kapı zillerine/ aldırmaksınız... Aşka ve
ölüme/ağlamak istiyorum... // uzun uykuların
ardından/uyanmak yeniden/dalları meyvelerle
dolup taşan/cennet bahçelerine... // bir elimde
simit, bir elimde şarabımla/ağlamak istiyorum
diz çöküp önünde/yeniden yaratman için beni
// ağlamak istiyorum Prometheus/içinden düş
rengi güller geçen gecelere/soluk alıp
verdiğimiz her güne.../ayrılık kokan kayıp
şehirlere // faili meçhul cinayetlere/ ağlamak
istiyorum..." Daha önce de 'Güz
Fotoğrafları' isimli şiir kitabı yayımlanan
Alev Kutluözen, bu ülkenin coğrafyasından
beslenerek, umutlarını, tutkularını ve
isyanlarını yansıtıyor. 'Bir Yüzüm Erguvan
Yangını Bir Yüzüm Temmuz'da Kutluözen'in
elli kadar şiiri yer alıyor.
BEN
PSİKOLOJİSİ VE UYUM SORUNU
Heinz Hartmann, çeviren: Banu Büyükkal, Metis
Yayınları, psikoloji, 112 sayfa.
'Ben Psikolojisi ve Uyum Sorunu', Metis
Yayınları'nın Ötekini Dinlemek isimli
dizisinin 16. kitabı. 1927'de 'Die Grundlagen
der Psychoanalyse'yi yayımlayan ve kısa sürede
ikinci kuşak Freud'cu psikanalistlerin önemli
liderlerinden biri haline gelen Heinz Hartmann,
Anna Freud, Ernest Kris, D. Rapaport ve Erik
Erikson tarafından geliştirilen 'ben
psikolojisi'ni insan ruhunda nevrotik durum
örneğinden kalkarak anlaşılamayacak yönleri,
ruh içi çatışmadan arınmış 'ben
işlevleri' ve 'uyum' üzerinden açıklamaya
çalışıyor. Uyum kavramını kültürel olanla
sınırlamayan Hartmann, bu yapıtında
psikanalitik bilgiyi biyoloji, psikoloji,
sosyoloji ve felsefe bilgisiyle birleştirerek
gerek 'normal' gerekse 'anormal' diye
adlandırılan
insan davranışlarını açıklamaya yarayacak
kuramsal bir çerçeve geliştirmeyi
amaçlıyor. Kitap, günümüzün psikanalitik
ben psikolojisinde kullanılan çatışmasız ben
alanı, çatışmasız ben gelişmesi, birincil
ve ikincil özerklik gibi bazı temel
kavramların doğuşuna tanıklık edişiyle,
modern psikanaliz kuramında bir dönüm noktası
sayılıyor.
Üç
Dinin Buluştuğu Kent-İstanbul
Sennur Sezer-Adnan Özyalçıner/ İnkılâp
Kitabevi/ 360 s.
Asırlar boyu Batı ve Doğu
uygarlıklarının kavşak noktası ve birçok
uygarlığa siyasi ve kültürel olarak başkent
olmuş İstanbul, dünya nüfusunun yarısından
çoğunun bağlı olduğu üç büyük dinin de
önemli bir b uluşma noktasıdır. Bugün
İstanbul'da çeşitli kültür zenginlikleriyle,
halkının yaşam biçimiyle, gelenek ve
görenekleriyle, inanç özgürlüğünü
somutlaştıran ayrı dinlerin aynı mekânlarda
birlikte yükselen yapılarıyla bu buluşma
sürüyor. İstanbul, ayrı inançlardaki
insanların tarih boyunca birlikte, barış
içinde yaşadıkları bir kent olarak da üç
dinin başkenti olmaya hak kazanıyor. hem de tek
başına. Tarihsel ve kültürel geçmişiyle
biricik olarak. Biricikliğini bugün de
sürdürerek... "Üç Dinin Buluştuğu Kent
İstanbul" üç büyük dinin anıt
eserlerinin seçkin bir derlembesini sunuyor.
Barışın ve dostluğun bir simgesi olarak.
Postmodern
Toplumda Kriz ve Siyaset
Yaşar Çabuklu/ Kanat Kitap/ 168 s.
Postmodern Toplumda Kriz ve Siyaset, Türkçe
yayınlar arasında açıklayıcı, sağlam
tahlillere ve gözlemlere dayanan çok az
metinden biri. Verimli bir tartışma ortamı
yaratmak dünyadaki ekonomik, mümkün
olacaktır. İyi bir siyasal, toplumsal tahlil
çağdaş gelişmelerin ayrıntıları üzerinde
durmalı, tekil olayların genelleşme
eğilimlerini gösterebilmelidir. Ve tabii bugün
açıklamakta güçlük çektiğimiz
çelişkileri de... Yaşar Çabuklu, iyi bir
toplumsal ve siyasal tahlil yazmak için geniş
taraftar bulan siyasal hareketlere dayanmak
zorunda olunmadığını, bireysel deneyime
dayanarak da ne denli keskin göslemler
yapılabileceğini gösteriyor.
Gelişim
Sürecinde Türk Tiyatrosu
Sevda Şener/ Alkım Yayınevi/ 232 s.
Bugün oyun yazan, tiyatro yapan
sanatçıların birikimi içinde kendi
kültürünün ürünleri olduğu kadar Batı
sanatının klasik ve modern ürünleri de
vardır. Sanatın bu uluslararası boyutunu
yadsıyamayız. Sanatçı evrensel boyutlar
içinde düşünür, tasarlar, düşler, üretir.
Özlenen sentez çoğu kez kendiliğinden
gerçekleşir. Sevda Şener, ülkemizde tiatro
sanatının gelişim doğrultusunu belirlemeye
çalışırken bu sanatın kendi sesini arama
sürecini dikkate alıyor, bu süre içinde hangi
aşamalardan geçtiğini, hangi noktaya
geldiğini ve nereye doğru yöneldiğini
saptamaya çalışıyor. Böyle bir saptama
tiyatromuzun gelişimini olduğu kadar bu
gelişimi etkileyen koşulları da gösterecek,
bizi bu koşulları iyileştirme yollarının
neler olabileceği konusunda düşündürecektir.
Çador
Murathan Mungan/ Metis Yayınları/ 106 s.
Edebiyatımızın ayrıksı adlarından
Murathan Mungan, yeni bir kitapla çıkıyor
okurlarının karşısına Çador. Hiç bakmayı
düşünmediğiniz bir alana çeviriyor kalemini
bu kez Murathan Mungan. Çador, edebiyat tadı
almak isteyen okurların kaçırmaması gereken
bir kitap.
MÜTHİŞ SIR
Mike Hernacki, çeviren: Aysun Kaya, Kuraldışı
Yayıncılık, kişisel gelişim, 62 sayfa.
"Ne isterseniz isteyin sahip olabilirsiniz.
İstediğinizi elde etmek için tek ihtiyacınız
olan, bu kitapta açıklanan basit ama güçlü
sırrı bilmek. Bu kitapta öğreneceğiniz basit
bir prensip. Bu prensip olmadan küçük şeyler
başarabilirsiniz, bu prensiple ise istediğiniz
her şeyi başarabilirsiniz." Mike
Hernacki'nin bulduğu ve insanlarla paylaşmaya
karar verdiği 'Müthiş Sır', isteklerinin
imkansızlığı karşısında bocalayan
insanlara 12 bölümlük bir program ile küçük
bir prensibi uygulayarak pozitif bir bakış
açısı kazandırmaya çalışıyor.
HER AN HER ŞEY
OLABİLİR
Michael, Nokta Yayınları, anlatı, 160 sayfa.
İnsanlar medyayı yarattı şimdi medya da
onları yeniden yaratıyor. Popstar'ı Etiler'i,
Eurovision'u, nostaljisi, her şeyiyle günden
güne değerini yitiren, her an her şeyin
olabileceği müzik dünyası... Yok olup giden
sermaye, bölünen zevkler, yanlış yatırımlar
ve ülke genelinde yaşanan olumsuz ekonomik
koşulların etkisi ile neredeyse durma
noktasına gelen bu endüstride meydana gelen
olaylar...
'Her An Her Şey Olabilir', radyo ve
televizyonlarda dinlediğimiz starların iç
dünyasında gizli kalan yorumları, müzik
dedikodularını ve müzik endüstrisinin
içinden çıkılması zor kaosunu işliyor.
Kitapta 'Avrupa Birliği'ne biz neden
giremiyoruz' sorusunun cevabı da farklı bir
görüş açısı ile yer alıyor.
|