ALDATMA
ÖYKÜLERİ
Halil Gökhan, İnkılap Kitabevi, antoloji, 270
sayfa.
Aldatma her zaman en çok tartışılan
konulardan biri olmuştur. Aldatmak ve
aldatılmak nedir? Aldatma'yı aşkın
sınırları içinde karşı cinsle bir
ilişkiden öteki ilişkiye geçişte yaşanan
bir eylem sapması olarak özetleyebilir miyiz?
Ya da onu bir biçime sokmak, roman ya da
aidiyetle açıklamak mümkün müdür?... Bu
sorular böyle uzayıp gider. Halil Gökhan da
'Aldatma Öyküleri' adını verdiği
antolojisini tam olarak bu sorular sebebiyle
hazırlamış. Kitapta antik aşkların
yazıcısı Tibullus'tan James Joyce'a, Mahmut
Şevket Esendal'dan Ayfer Tunç'a, Nazlı
Eray'dan İnci Aral'a kadar birçok ismin aldatma
üzerine kaleme aldıkları öyküler yer
alıyor. Kitap, aldatmayı ve aşkı daha iyi
anlayabilmek isteyen okurlar için. EVLENMEK
İSTİYORUM-KADILAR İÇİN BİR EVLİLİK
KILAVUZU
Neslihan Tamay/ İnkılâp Kitabevi/ 248 s.
Kendi geleceğinizi şekillendirip
hayallerinizdeki kadar güzel bir evliliğe sahip
olmak için birtakım adımlar atabilirsiniz.
Sadece bugüne kadarki davranış kalıplarını
bir tarafa bırakmanız ve karşı cinsle olan
ilişkilerinizde onların anlayacağı dilden
konuşmanız ve hareket etmeniz gerekiyor. İşte
bu kitap sizlere bu konuda yardımcı olmak
amacıyla yazıldı. Okuduğunuzda, bütün iyi
niyetinize rağmen bazen farkında bile olmadan
erkekleri nasıl kendinizden ve evlilik karından
uzaklaştırdığınızı ya da en azından karar
vermelerini geciktirdiğinizi göreceksiniz.
Doğru yaklaşımları sergilediğinizde ise ne
kadar çabuk bir evlenme teklifi aldığınıza
şaşıracaksınız. Amerikan kültürünün
ürünü olan kitaplar ve kadın dergilerindeki
önerilerle yeterince kafası karışmış olan
ülkemizin kızlarına, tamamen bizim
kültürümüze göre yazılmış bu kitabın
yararlı olacağını düşündük.
KAYA-BİR
YEDİNCİ YÜZYIL KUDÜS HİKAYESİ
Kenan Makiya/ Çeviren Pınar Savaş/ Literatür
Yayıncılık/ 430 s.
Kudüs ve Kudüs'te bulunan Tapınak Dağı ve
Kutsal Kaya, Musevilik, Hıristiyanlık ve
İslamiyet açısından farklı nedenlerle kutsal
sayılır. Kudüz Hz. İsa'nın çarmıha
gerildiği yerdir. Kutsal Kaya da Hz . Âdem'in
yeryüzüne ilk indiği, Hz. İbrahim'in
üzerinde oğlunu kurban etmek istediği,
üzerinden Hz . Muhammed'in Miraç'a çıktığı
yerdir. O, yerle gök arasında asılı duran
Muallak Taş, ilk kıble ve Kâbe'deki Hacer'ül
Esved'in eşidir. Kenan Makiya bu kitapta, üç
semavi dinin kutsal metinlerinde Kaya üzerine
anlatılanları harmanlayarak, sürükleyici
olduğu kadar düşündürücü de olan
olağanüstü bir hikâye anlatıyor. Hz.
Ömer'in 7. yüzyılda Kudüs'ü teslim
alışından İslamın ilk muhteşem eseri
Kubbet'üs Sahra'nın inşasına kadar geçen
dönemin anlatıldığı hikâye, gerçek
kişilere ve orijinal kaynaklara dayanarak,
Kutsal Topraklar üzerinde üç dinin birleşme
ve ayrışmalarını dile getiriyor.
LENA
GOLDNADL'İN AŞKLARI
Erica Fischer/ Çeviren Aylin Gezgin/ Gendaş
Yayınları/ 232 s.
"Aimée ve Jaguar" romanı büyük
başarı kazanan Erica Fischer, "Lena
Goldnadel'in Aşkları"nda kimsenin
duygularını incitmeden, en güçlü aşkın
bile nadiren üstesinden gelebildiği yaraların
izini sürüyor. Bu kısa ve özlü hikâyeler,
kurbanın duyduğu korkuyu derin izler bırakarak
yansıtıyor bizlere. Erica Fischer Önsöz'de
şöyle diyor "Mademoiselle Lena Goldnadel,
Aimée ve Jaguar adlı kitabımın Fransa
baskısını okuduktan sonra, 1996 yılında bana
bir mektup yazarak 1942-44 yılları arasında
yaşadığı aşk hikâyesini anlatmak
istediğini belirttiğinde, üzülerek ona cevap
yazdım ve mektubunu dosyaya koydum. Ama bu
mektuba bir gün döneceğimi de sezdim. Üç
senenin sonunda onu aradım ve Paris'e bir uçak
bileti ayırttım. Farklı nesillerin
anlattığı, değişik ülkelerde yaşanan
Yahudi aşk hikâyelerini kaleme almak
istiyordum. Çütkü bana göre aşk söz konusu
olduğunda, insanlar kendilerini yeniden tanıma
fırsatı buluyorlardı. Bu sürecin sırrını
çözmek istiyordum...)"
KURUTULMUŞ
FELSEFE BAHÇESİ
Salâh Birsel/ Alkım Yayınevi/ 146 s.
"Salâh Birsel'in denemelerinde amacı,
şu ya da bu bilgileri ille de öğrensinler diye
ne yapıp yapıp okurların gönlünü etmek
değildir. Denemeden murat, kişinin belki hiç
işine yaramayacak kimi bilgileri, hiç merak
etmediği ya da merak etmeyi aklından
geçirmemiş olduğu kimi konuları vesile
ederek, düşündürü olabilmek, dümdüz
yaşanıp geçilenlerdeki bit yeniklerini
görebilmeye yöneltmek, kafalarda çöreklenmiş
dürtmesen yüz yıl uyuyabilecek yılanları
uyandırmak, tembel ruhların içine kurtlar
serpmek ve bütün bunları yazınsal bir
düzlemde yapmaktır. İşte 'Kurutulmuş Felsefe
Bahçesi' deneme türünün bu hünerlerini ve
daha benim akıl edemediğim nice yararlarını
ve zevklerini yetkinlikle sergileyen bir bahçe.
Durduk yerde 'fırıldak sarısı ile dalavere
fıstıkîsi arasında' umulmadık kazançlar
sağlıyor okuruna, onun yaşam görgüsünü
genişletiyor, bakış ufkunu durduğu yerden
ötelere kaydırıyor" diyor Füsun Akatlı.
TOPRAKSIZLAR
Metin Yeğin, İletişim Yayınları, siyaset,
221 sayfa.
Brezilya'daki işgalci topraksız köylü
hareketi MST, dünyaya meydan okurcasına,
devrimci bir pratiğin peşinde, sokakları
arşınlıyor. Toprakları işgal edip, kolektif
tarım yapıyorlar ve yıllardır IMF
laboratuarı olmak yerine; kitlesel, doğrudan,
radikal ve sürdürülebilir direniş eylemlerini
içeren bir Halk Projesi için mücadele
veriyorlar. Yüzölçümü Belçika'dan daha
büyük bir alanda, iki milyona yakın kişiyle,
mutlu sonla bitebilecek bir dramın peşinde ve
'başka bir dünya' kurmanın telaşıyla...
'Brezilya'da Topraksız Köylü Hareketi: MST'
altbaşlığı ile yayımlanan ve Metin Yeğin'in
gazetecilik deneyimleriyle kurgulayarak
hazırladığı 'Topraksızlar', bu insanların
kolektif tarım, alternatif eğitim ve demokratik
karar alma süreçleriyle yaşama nasıl sahip
çıktıklarını gözler önüne sermeye
çalışıyor.
|
KİRACI
Sulhi Dölek, Dünya Yayıncılık, roman, 236
sayfa.
Sulhi Dölek, 'Korugan' ve 'Vidalar'dan sonra
'Kiracı' da yeniden okurlarla buluşuyor.
Romanında çağımızın toplum ve insanını
her yönüyle yansıtmaya çalışan Sulhi
Dölek, kentleşmenin insan yaşamına getirdiği
büyük değişimi kara mizahla dile getiriyor.
'Kiracı'nın kahramanı Kerim Kocaman, geçim
sıkıntısı ve ev sahipleri yüzünden
günümüzün dramlarından birini yaşıyor:
Kiracılık. Ancak tek sorunu bu değil tabiiki,
ailesinden işine kadar yaşam onu her yandan
kuşatıyor. Sonunda çaresiz kendini içinde
bulunduğu koşullara bırakıyor... 'Kiracı'
bir adamın ev sahipleri ve geçim sıkıntısı
arasında avuçlarından kayıp giden yaşamını
mizahi öğelerle anlatıyor. SOĞUK KORKU
Karin Slaughter, çeviren: Lale Aykent Tunçmen,
Artemis Yayınları, polisiye, 440 sayfa.
Grant Bölgesi serisinin üçüncü kitabı
'Soğuk Korku' da çocuk doktorluğu ve adli
tabipliği bir arada yürüten Sara Linton'ın
etrafında gelişiyor. Linton, bir
üniversitedeki intihar olayını araştırmaya
gider. Andy Rosen adlı genç köprüden
atlayarak intihar etmiştir. Ancak olay yerine
Linton'la birlikte gelen kızkardeşi
bıçaklanınca akıllara başka şeyler gelir.
Sara'nın eski eşi Jeffrey Tolliver ise, iki
olayın birbiriyle bağlantısı olduğuna
inanmaz. Olay üstünde çalışmaya başlayan
ikili, başka gençlerin de cesedini bulur... Son
dönemlerin dikkat çeken polisiye yazarı Karin
Slaughter, serisini ölümle bütünleşen bir
üniverisitede devam ettiriyor.
GECELERİ MIZIKA
ÇALAN KEDİ
Muztafa Ruhi Şirin, Kök Yayıncılık, hikâye,
128 sayfa.
"Aycan ilk kez mızıka çalarken Şenay'a
göründü Kendisinden başka kimsenin
göremediği, sesini duyamaığı bir kardeşti
o. Şenay yedi, hayal kardeşi ise beş
yaşındaydı..." 'Geceleri Mızıka Çalan
Kedi', çocuklarla arkadaş olmayı
başardığını söyleyen Mustafa Ruhi Şirin'in
kaleme aldığı on yedi hikâyeden oluşuyor.
Kedisinin ne zaman mızıka çalacağını merak
eden tüm çocuklara tavsiye olunur.
MELEK KOLONİSİ
Gülseli İnal, Telos Yayıncılık, şiir, 111
sayfa.
"Yosun leşine eş bir cenindim/
büyüdükçe/siyah kum kollarım/yıkıp
geçiyordum mercan parmaklığını/arkada/doruk
güllerden bir alan/boşlukta salınan yüz
gibiydi/esrarlı çekici altüst/binbir parlak
nesneden/ daha altınsı/bir iç benlik belirdi
birden /göğün hızmasına
koşut/olabildiğince arı ve saf/bir
rüzgarla/zamanın örtüsü oldu/en baştaki
çiçekliğim//Derin bekleyiş içindeki
beden/kapatılmıştı zamana/hiçbir arzusu
tanınmadan/kıl payı uzak sarışın kıza/bir
melek ordusu görevdeydi." 'Sulara Gömülü
Çağrı', 'Lale Sesiydiler ve Yoktular',
'Dolunay', 'Sif ve Gula', 'Kayıp Bağlantı'
gibi kitapların yazarı olan Gülseli İnal,
'Melekler Kolonisi' adını verdiği bu yeni
kitabında, kimi zaman fantazyalar dünyasının
efsanelerini, kimi zaman epik trajedileri, kimi
zamanda ölümün ve sonsuzluğun melankolik
öykülerini dizelerine taşımaya çalaşıyor.

EYLÜL TÜRKÜLERİ
Abdullah Akay, kendi basımı, şiir, 140 sayfa.
"İyiki doğdun güzelim/Bir bahar
sabahının uyanışında/Açtın ışık
pınarı gözlerini/ Çiçekler çığlık
çığlığaydılar/ Sevince yeni tomurcuklar
patladı...// Arılar bal yapmışlar özünden/
Kutsarken güzelliğini böcekler/Pamuk
çiçekleri gibi yumuk ellerin/Kuğuların
kanadında/ Nemli deniz yelisin(...)" TRT
Genel Müdürlüğü'nde idareci olarak görev
yapan ve 1949 yılından itibaren çeşitli
gazete ve dergilerde şiirleri yayımlanan
Abdullah Akay, beşinci şiir kitabıyla
okuyucuların karışına çıkıyor.
'Eylül Türküleri'nde şairin doğayla
bütünleştirdiği şiirleri yer alıyor.
KAN KARDEŞLER
Marilyn Yalom, çeviren: Neşenur Domaniç,
Çitlembik Yayınları, tarih,
304 sayfa.
'Kan Kardeşler' 80 kadar kadının anı
defterlerinden yola çıkarak, bize Fransız
Devrimi'nin öteki yüzünü göstermeye
çalışıyor. Daha önce de 'Memenin Tarihi',
'Antik Çağlardan Günümüze: Evli Kadının
Tarihi' gibi alternatif tarih kitapları
yayımlanan Marilyn Yalom'un kaleme aldığı
kitap, devrimi onu bizzat yaşayan kadınların
bakış açısıyla anlatması yönüyle önem
taşıyor. Devrimin kadınlar üzerindeki
etkisinin erkekler üzerindeki etkisinden farklı
olduğuna inanan Yalom'un araştırmalarında yer
alan kadınların bazıları aristokrat,
bazıları işçi sınıfından, bazıları
kralcı, bazılarıysa cumhuriyetçi... Bu
kadınların ortak yanı ise yaşadıkları
acıları .ir şekilde yazma ihtiyacı duymuş
olmaları. Her kesimden kadının devrim üzerine
düşüncelerinin yer aldığı 'Kan Kardeşler',
Fransız Devrimi'ne farklı bir bakış açısı
getiriyor.
MÜZİĞİ
OKUMAK-5
İrkin Aktüze, Pan Yayıncılık, müzik, 2680
sayfa.
İrkin Aktüze'nin 1985 yılından günümüze
kadar Uluslararası İstanbul Festivali'nin
program kitapları için yaptığı parça
açıklamalarını temel alan 'Müziği Okumak'
serisi beşinci cildiyle devam ediyor. İrkin
Aktüze, kitaplarını festival için yapılan
ancak program değişikliği nedeniyle
yayınlanmayan çeşitli özel konserleri, radyo
yıllarında hazırladığı programları ve
besteciler için önemli gördüğü bazı
eserleri ekleyerek zenginleştirmiş. Bunların
yanı sıra kitapta, Türk bestecilerinin
radyolarımızda, plaklarda ve konserlerde
seslendirilen eserleri de bulunuyor. Kısa ya da
ayrıntılı özgeçmişler bestecilerle ilgili
kitaplarda bulunabileceğinden, 400 kadar
bestecinin solo, oda müziği, orkestral, vokal,
koral gibi her türde eserinin açıklamalarını
içeren 'Müziği Okumak'ın bu beşinci
cildinde, Schubert, Stanford, Szymanowski, Spohr,
Sünder, Thomas, Tartini, Telemann, Tüzün,
Uçarsu, Veracini, Vasquez, Vierne, Wagner,
Wesley, Ziani, Zimmermann gibi birçok besteci
yer alıyor.
BİR BAŞKA
(MI?)DIR BENİM MEMLEKETİM
İlhan Azkan/ Cumhuriyet Kitapları/ 176 s.
"Ülkemizin toplumsal yapısını, insan
davranışlarındaki değişimleri çoğu yerde
mizahi bir yaklaşımla ele alan, 44 kısa
hikâye, bilgilendirme ve değerlendirme
yazısından oluşan bu kitap, son yıllarda
iyice azalan okuma alışkanlığımız dikkate
alınarak 'okurun bitirinceye kadar yanından
ayırmayacağı' bir içerikte ve tarzda kaleme
alındı. Yazıların çoğunda insanın; kendi
gözlemlerinden örnekler ve esintiler bulması
olası. Yazıların tümünü birlikte
değerlendirdiğinde insan; küçük bir hacim
içinde, okuyucunun gerçekleri daha iyi
görmesini sağlayan bir tablo ile
karşılaştığının ayırdına varıyor.
'Çöküş' diye adlandırabileceğimiz
gelişmeler bize gelecek için umut dolu günler
vaat etmiyorlarsa da umutsuz olmaya da hakkımız
yok. Bu kara günlerin de sonu gelecek, gelmek
zorunda. Ama nasıl? Kitapta bunlar da verilmeye
çalışıldı" deniyor kitabın arka kapak
yazısında.
|
ÇOCUĞUNUZUN
KORKU PROBLEMİNİ GİDERMEK İÇİN 55 ÖNERİ
Martin Stiefenhofer, çeviren: Ayşe Dolmacı,
Erdem Yayınları, kişisel gelişim, 70 sayfa.
Tıpkı çocuk hastalıkları gibi, çocukların
normal gelişim süreçlerinin bir parçası olan
korku, genellikle ebeveynlerde endişeye sebep
oluyor ve çocuklarının korktuğunu ya da bir
çekingenlik süreci içinde olduğunu fark eden
anne-babalar onlara yardım edebilmek istiyor.
Oysa bu kitapta, sadece hayal gücünüzü ve
espiri yeteneğinizi kullanarak ortaya
çıkaracağınız oyunlarla, çocuğunuzun
yaşadığı korkuları canlandırabilmesine
fırsat vermenizin bu sorunu ortadan kaldırmak
için yeterli olacağı anlatılıyor.
'Çocuğunuzun Korku Problemini Gidermek İçin
55 Öneri', korku probleminin üstesinden
gelebilmek için düşünülmüş birçok etkili
öneriyi bir araya getiriyor. Kitabı okuyarak,
hem çocuğunuzun korku problemini çözebilir
hem de ona ihtiyacı olan ilgi, anlayış ve
paylaşımı gösterme fırsatını
yakalayabilirsiniz. BENİM ANNEM
ÜVEY ANNEM
Psikiyatrist Dr. Bahadır Bakım/ Pınar
Çekirge, An Yayıncılık, inceleme-araştırma,
133 sayfa.
Pamuk Prenses'e zehirli elmayı sunan,
Külkedisi'ni ocak başında süründüren hep
üvey annelerdir. Küçüklüğümüzden beri
dinlediğimiz, izlediğimiz masalların kötü
kahramanı hep üvey annelerdir. Dolasıyla
'üvey anne'lere pek de sevgiyle yaklaşılmaz.
Peki üvey anneler, neden kötü ve acımasız
olarak bilinirler, neler yaşar, neler
düşünürler? Psikiyatrist Dr. Bahadır Bakım
ve Pınar Çekirge bu soruların cevaplarını
merak ederek çeşitli yaş grupları arasında
üvey anne kavramını araştırmışlar.
Dinlediklerini, okuduklarını 'Benim Annem Üvey
Annem' isimli çalışmalarında birleştiren
Bakım ve Çekirge, üvey anne gerçeğini
önyargılardan uzak durarak sergilemeye
çalışıyor. Üvey anne figürünü yinelemeyi
değil, sorunlarını dile getirmeyi amaçlayan
bu kitap, üvey annelere ve üvey annesi tavsiye
olunur.
OSMANLI'DA
HAYIRSEVERLİK
Amy Singer, Dilek Şendil, Tarih Vakfı Yurt
Yayınları, inceleme-araştırma, 225 sayfa.
Hayırseverlik Osmanlı siyasal ve toplumsal
kültürünün önemli bileşenlerinden biriydi.
Tarihçi Amy Singer, sanıldığından daha
karmaşık ve çok boyutlu olan bu kavramı,
uygulamadaki gerçeklikleriyle birlikte
incelemeye çalışıyor. Hayırseverliğin asla
sadece hayırseverlik için yapılmadığını
ortaya sermek isteyen Singer, Osmanlı
hayırseverlik kültürünün özgün bir
ürünü olan imaret kurumunu mercek altına
yatırıyor. Konuya çok farklı açılardan
yaklaşan Singer, hayırseverlik kavramını
geniş eleştirel bir çerçeveye yerleştirerek
Osmanlı İmparatorluğu'nda meşruiyet
mekanizmaları, dinsel inancın toplumsal
davranışlardaki etkisi, kadınların iktidar
ilişkilerindeki rolü, merkezi iktidarla taşra
toplumunun ilişkileri, yiyeceğin toplumsal
tarihi gibi noktalarda da ilgi çekebilecek
saptamalar yapıyor.
DÖKÜLEN
HAYATLAR
Ann-Marie Macdonald, çeviren: Ferhan Özben
Çamlıkaya, İnkılap Kitabevi, roman, 662
sayfa.
'Dökülen Hayatlar', Kanada'lı yazar ve oyuncu
Ann-Marie MacDonald'a
İngiliz Uluslar Topluluğu En İyi İlk Roman
Ödülü'nü kazandırmış. Roman, aile
kavgalarından enseste, müzikal düşlerden
melodrama bir ailenin üç kuşak süren trajik
ama aynı oranda şenlikli öyküsünü
anlatıyor. Olayları perde arkasından anlatmak
yerine 20. Yüzyılı bir karakter olarak seçen
Toronto'lu yazar, bu yolla günümüz
insanlarına da bir parça dokunduruyor.
'Dökülen Hayatlar', kuşaklar, kültürel
standartlar ve ulusal sınırlar arasında; tür,
sınıf ve cinsiyet problemleri üzerinde
dolaşan entrikalarla dolu bir roman.
TARIMve
GELİŞME
Gülten Kazgan/ İstanbul Bilgi Üniversitesi
Yayınları/ 418 s.
Prof. Dr. Gülten Kazgan "Tarım ve
Gelişme" kitabında, tarımın piyasa
ekonomisi açısından karşılaştığı
farklılıkları incelemekte; bunları evrensel
ve kurumsal olarak ikiye ayırmaktadır. Bunu
yaparken de, tanımladığı kurumsal nitelikleri
özellikle gelişmekte olan ülkeler bağlamında
ele almakta, tarımın makro yapılanmasının
yanında, büyüme ve konjonktürel
değişimlerde makro boyuttaki etkilenmeleri
incelemektedir. Bunun yanı sıra küresel tarım
politikalarının neden ve sonuçlarıyla
birlikte ülkesel planda yaşanan yıllık verim
değişmeleri, bunların milli gelir ve istihdam
üzerindeki etkileri; konjonktürel talep
değişimleri ile ekonomik istikrarsızlığın
sonuçları da Kazgan'ın irdelediği konular
arasında yer almaktadır. Bundan önce birkaç
kez basılan Tarım ve Gelişme, bu son
baskısında yazar tarafından yeniden gözden
geçirilmiş, özellikle son bölümler başta
olmak üzere önemli ölçüde
güncelleştirilerek tekrar yazılmış.
SEN DE TOPLA
DÜŞLERİNİ
Vicdan Efe, Kum Yayınları, öykü, 115 sayfa.
"(...)Cüzdandan yüzünü kaldırdığında
kadının umutsuz bakışlarını gözlerinin
yeşilliğinde gördü adam. Bir tuhaflık vardı
kadında. Gerçek bir alıcı mıydı, yoksa
öylesine mi soruyordu kestiremedi. Ne olursa
olsun, normal biri değil, diye düşündü.
Başka ucuz tencere gösterip göstermeme
konusunda ikirciklendi. Daha ucuzları da var
isterseniz, özenli kullanıldıktan sonra bunlar
da dayanıklıdır, diyerek üst raflardan bir
tencere indirdi. Kadın, nerede olduğunu
unutmuş gibiydi(...)" Öyküleri, Türk
Dili Dergisi, Yaba, Agora, Damar gibi dergilerde
yayımlanan Vicdan Efe'nin 'Sen De Topla
Düşlerini' adını taşıyan bu kitabında
yirmiye yakın öyküsü yer alıyor.
DEMİRCİLER VE
SİMYACILAR
Mircea Eliade, çeviren: Mehmet Emin Özcan,
Kabalcı Yayınevi, tarih, 264 sayfa.
Yine Kabalcı Yayınevi tarafından 'Dinsel
İnançlar ve Düşünceler Tarihi' isimli üç
kitaplık dizisi yayımlanan Mircea Eliade, bu
kez madencilik, demircilik ve metal işçiliği
gibi mesleklere özgü bazı mitleri, ayin ve
simgeleri dinler tarihi açısından ele alıyor.
Bilim tarihini inceleyen uzmanlarınkinden
tümüyle farklı olan kitap 'Demirciler ve
Simyacılar' adını taşıyor. Eliade
kitabında, arkaik toplumların madde
karşısındaki tavırlarını inceliyor ve
insanoğlunun cevherlerin varoluş biçimini
değiştirebilme gücüne sahip olduğunu
anlayınca yaşadığı tinsel maceraların izini
sürmeye çalışıyor. Yazar, maden
cevherlerinin tıpkı embriyonlar gibi Toprak
Ana'nın rahminde 'büyüdükleri' fikrine çok
erken çağlarda rastlandığına dikkat çekerek
metalurji ile doğum arasındaki ilişki
üzerinde duruyor. Eliade'ye göre doğayla
işbirliği yapmak, gittikçe hızlanan bir
tempoyla üretmesine yardım etmek, maddenin
varlık biçimini değiştirmek simyanın temel
unsurları arasında yer alıyor.
|
SENİN İÇİN
BİR DÜŞ KURDUM
Hamdi Özyurt, Nokta Yayınları, öykü, 144
sayfa.
Haldi Özyurt'un kaleme aldığı 'Senin İçin
Bir Düş Kurdum' küçük bir ailenin
öyküsünü anlatıyor. Ağbi Ekrem, kızkardeş
Gülbahar, ve bir de Cennet Ablalar... Eski
zamanların tadını yansıtan kitapta
İstanbul'un kenar köşesini ayrıntılarıyla
okuyacaksınız. 'Senin İçin Bir Düş Kurdum'u
okuduktan sonra eskisi gibi olamayacağınız
kara bir hüzün tarafından sarılacağınız,
hayatın her nimetlerinden eski keyfinizle
yararlanamarak diğer insanları daha fazla
düşünmeye başlayacağınız iddia ediliyor.
Eski mahallerin ve sobada pişirilen kestanelerin
günlerine geri dönmek isteyen okurlar için. TARIMSAL YAPILAR
VE KAPİTALİZM
Korkut Boratav, İmge Kitabevi, politika, 239
sayfa.
Meksika'dan Güney Kore'ye, Türkiye'den Batı
Afrika'ya kadar uzanan bir coğrafyada yüz
milyonlarca köylünün, çiftçinin
uluslararası kapitalizmin ve metropol
sermayesinin kuşatması karşısında ayakta
durmaya çalıştığı bir gerçek. 19.
yüzyıldan bu yana, başta Marksistler, farklı
okullardan sosyal bilim insanları
köylülüğün kapitalizmle eklemlenmesini,
direnme gücünün nedenlerini ve bu
bağlantılar içinde oluşan bölüşüm ve
sömürü ilişkilerini incelemiş ve
tartışmışlardı. Korkut Boratav'ın kaleme
aldığı 'Tarımsal Yapılar ve Kapitalizm' de
bu tartışmaları süzgeçten geçiriyor ve
değerlendiriyor. Kuramsal düzlemde bu
tartışmalara yeni açılımlar getirmeye
çalışan Boratav'ın kitabı, Türkiye'de ve
Üçüncü Dünya'da tarımın geleceği
üzerinde düşünen, ilgi duyan herkes için
temel bir kaynak.
KIRK YILLIK
DÜŞ
Yalçın Akdoğan, Alfa Basım Yayım, siyaset,
200 sayfa.
Avrupa'da son dönemde Avrupalılık,
yurttaşlık, kamusal alan, siyasal meşruiyet,
anayasallık, halkların aidiyeti, ortak bilinç
gibi kavramlar tartışılıyor. Yalçın
Akdoğan'ın çalışması da, bir yandan
Türkiye'de AB üyeliğine karşı olan
kesimlerin argümanlarını tartışmaya açarak,
Türkiye'nin birlik içinde nasıl bir rol
üstlenebileceğini değerlendirirken; diğer
yandan da AB içindeki kimi tartışmaları
gündeme getirerek gelecek AB yönetiminin nasıl
bir çerçeveye oturacağını konu alıyor.
'Kırk Yıllık Düş' adını taşıyan kitabın
ilgi çeken bir özelliği de kapak resmindeki
boğa suretine giren Zeus. Resim Avrupa'nın
Türkiye'yi dışladığı takdirde başta ismi
olmak üzere birçok kültürel değer ve
simgesini dışlamış olacağını ifade etmeye
çalışıyor.
YÜZEN ŞEHİR
Jules Verne, çeviren: Volkan Yalçıntoklu,
İthaki Yayınları, roman, 258 sayfa.
Great Eastern mühendislik harikası sayılan bir
buharlı gemidir. Yüzlerce insan, farklı
hayallerinin peşinde, Amerika'ya erişmek için
bu kocaman gemide yolculuk yapmaktadır. Ancak bu
Amerika yolculuğu, beklendiği gibi sakin ve
sorunsuz geçmeyecektir. Bu yolculuk; korkunç
kehanetleriyle felaket haberciliği yapan bir
doktorun, acılar içindeki yüreğini avutmaya
çalışan bir askerin, ruhu kötülük
sınırlarını zorlayan bir kumarbazın ve
esrarengiz bir kadının kaderini şaşırtıcı
bir şekilde birleştirir. Onlar henüz farkında
olmasalar da bu buluşma hayatlarını
değiştirecektir. Kendisinin de denizcilik
geleneği olan bir ailenin çocuğu olduğu
bilinen Jules Verne'nin romanları İthaki
Yayınları tarafından yayımlanmaya devam
ediyor. 'Yüzen Şehir' canlı anlatımıyla
okuyucuya süprizli bir Amerika yolculuğu
yaptırıyor.
MADDİ
UYGARLIK-GÜNDELİK HAYATIN YAPILARI
Fernand Braudel/ Çeviren Mehmet Ali Kılıçbay/
İmge Kitabevi/ 558 s.
Fernand Braudel ilk anıtsal eseri
"Akdeniz"den beri global tarihin
peşinde koşmaktadır. Bu amacına ulaşmak
için geliştirdiği, tarihi üç katlı olarak
inşa etme yöntemi, bugün bu disiplinin
ulaştığı en yetkin yöntem olarak kabul
edilmektedir. Braudel, "Akdeniz"den
daha büyük ve tutkulu olan "Maddi
Uygarlık" adlı eserini de üç katlı
olarak inşa etmiştir. Birinci cilt, insanların
gündelik hayatlarına, yani en yavaş
değişenin alanına; ikinci cilt veya kat, onun
deyimiyle ekonomiye, yani mübadeleye, pazara; ve
nihayet sonuncu cilt/kat da en hızlı
değişmekte olan kapitalizmin alanına
ayrılmıştır. Braudel'in otuz yılını
verdiği bu çalışma, esas olarak bir iktisat
tarihidir. ama üstadın yaklaşımını
bilenlerin kavradığı üzere, iktisat onun
gözünde diğer "bütün"lerden daha
ayrıcalıklı bir yere sahip değildir; o halde
bu kitap aynı zamanda kültür, toplum ve
zihniyet tarihi de olmaktadır. Ve zaten
Braudel'in global tarih yaklaşımı açısından
bunlar, ayrı ayrı değil de, kesişme terimleri
içinde incelenmeleri gereken, insani tarihin
oluşturucu kesimleridir.
HİÇBİRİ
Suat Derviş, Doğan Kitapçılık, roman, 185
sayfa.
1972 yılında aramızdan ayrılan Suat
Derviş'in 'Hiçbiri' adlı kitabı, sevginin
anlamını bulmaya çalışan bir genç kızla
ona yardımcı olmak isteyen bir doktorun
hikâyesini anlatıyor. Doktor Süleyman Paşa,
Cavide'ye bütün acılara karşı en büyük
silahın sevgi olduğunu söyler ancak Cavide
sevginin ne anlama geldiğini bile bilmez ve
bunun cevabını da doktordan öğrenmeye
çalışır. Doktor bir insanın herşeyden önce
kendisini sevmesi gerektiğini anlatmaya
çalışırken Cavide'ye aşık olur...
Gerçekçi ve toplumsal edebiyatın gelişip
yerleşmesine öncülük eden Suat Derviş'in
'Hiçbiri' adlı bu romanının yanı sıra
'Fosforlu Cevriye', 'Ankara Mahpusu' ve
'Çılgın Gibi' isimli eserleri de Doğan
Kitapçılık tarafından okuyucularla sunuluyor.
MUSTAFA'DAN
ATATÜRK'E
Turfay Şahbenderoğlu, Yayıncı Yayınları,
inceleme-araştırma, 424 sayfa.
Turgay Şahbenderoğlu yedi yıllık bir
araştırma ve uzun bir yazma sürecinin sonunda
'Mustafa'dan Atatürk'e' isimli çalışmasını
tamamlamış. Kaynak olarak 'Atatürk'ün Söylev
ve Demeçleri'ni esas alan Şahbenderoğlu, iki
yüzü aşkın kitabı incelemiş. Daha çok
Atatürkçülük ideolojisinin temelleri
üzerinde durulan kitapta, Atatürk'ün yaşam
özeti ve sık görülmeyen fotoğrafları da yer
alıyor. Atatürk'ü, Mustafa'dan Mustafa Kemal
Atatürk olmaya iten düşünceleri ortaya
koyarak, onları bir araya getiren kitap,
Atatürk'ü daha iyi anlamak isteyenler için
faydalı bir kaynak niteliğinde.
|
MUHALİF
ŞİİRLER ANTOLOJİSİ
Hazırlayan: Hüseyin Karaca, Birey
Yayıncılık, antoloji, 214 sayfa.
Hüseyin Karaca'nın hazırladığı 'Muhalif
Şiirler Antolojisi' konusu nedeniyle bir ilk
kitap olma özelliğini taşıyor. Otoriteye,
statükoya, sisteme karşı muhalif bir tavır
alan şairlerin eserlerinden oluşan bu
çalışma, tamamen yerli şiirleri kapsıyor.
Kitapta ayrıca şiirlerine yer verilen
şairlerin kısa biyografilerine de bulunuyor.
Karaca, ideolojik bir ayrım yapmaksızın
edebiyatımızın her kesiminden konu
bağlamında örnekler verilmeye
çalışıldığını, bu örneklerin de kitap ve
dergiler taranarak elde edildiğini belirtiyor.
'Muhalif Şiirler Antolojisi'nde, Cemal Süreya,
Ataol Behramoğlu, Aziz Nesin, Küçük
İskender, Ece Ayhan gibi birçok ismin şiirleri
bulunuyor. ADAŞ
Jhumpa Lahiri, çeviren: Neşfa Dereli, Everest
Yayınları, roman, 312 sayfa.
Jhumpa Lahiri, bu kez göçmenlerin yaşadığı
kültür uyuşmazlıklarını, asimilasyon
çatışmalarını ve de kuşaklar arasındaki
düğüm olmuş bağları anlatıyor. Ganguli
ailesinin Kalküta'daki geleneklerle çevrili
yaşamlarından çıkıp birer Amerikalı'ya
dönüşmesi oldukça sancılı bir süreçtir.
Görücü usulüyle evlenmelerinin hemen
ardından Aşoke ve Aşima Ganguli,
Massachusetts'e yerleşirler. Mühendislik
eğitimi almış olan Aşoke ortama daha kolay
uyum sağlarken karısı Aşima, Amerikan olan
her şeye tepki duyar ve ailesini özler. Yeni
doğan oğullarına koyacakları ismi ararken
Hintli anne-baba, eski geleneklerin yeni dünyaya
taşınmış olmasının şiddetli sonuçlarıyla
karşılaşır. Yıllar önce yaşanan bir
felaketin anısına, bir Rus yazarın adını
alan Gogol Ganguli'nin tek bildiği, bu tuhaf ve
eski adı kadar geleneklerinin ağırlığına da
katlanması gerektiğidir... 'Adaş', insan
ruhunun derinliklerine bakarak ailemizin bize
verdiği isimlerin ve beklentilerin gücünü
göstereye çalışıyor ve kendimizi ortaya
koymak için katlandığımız güçlüklerin
altını çiziyor. Yazar Lahiri, neye
tutunacağına karar veremeyen, gülünç
dönemeçlerden geçmek zorunda kalan ve buruk
aşk ilişkileri arasında tökezleyen Gogol'le
okur arasında bir bağ kurmaya çalışıyor.
GEÇMİŞSİZ
GELECEK
Canan Tolon, çeviren: Elif Gökteke, Norgunk
Yayıncılık, anlatı, 77 sayfa.
Plastik sanatlar ortamında mekân yorumlu
resimleriyle, doğa göndermeli
yerleştirmeleriyle bilinen Canan Tolon,
'Geçmiş siz Gelecek' adını verdiği bu
kitabında yalıtılmış bir çocukluğun
izlerine geri dönmeye çalışıyor. Tolon'un
Fransızca kaleme aldığı kitap, 1999 yılında
Fransa'da yayımlandığında, yazar Amin
Maaoluf, "... Şu açık ki,
hoşgörüsüzlüğe karşı bir kitap bu.
Farklı olanların, pek çok açıdan
diğerlerinden ayrılanların hemen her yerde
türlü biçimlerde karşılaştığı
hoşgörüsüzlüğe." diyerek son derece
güçlü sarsıcı ve şaşırtıcı bir metinle
karşılaştığını dile getirmiş.
'Geçmişsiz Gelecek' derinlikli gözlemleri
çıplak bir dil aracılığıyla aktarmaya
çalışıyor.
POLİS NE
YAPMALI
İbrahim Azcan, İlk Yayınları,
inceleme-araştırma, 188 sayfa.
Polis denildiğinde akla ilk olarak
cezalandırıcı mekanizma gelir genellikle.
Toplumla oldukça iç içe olmasına rağmen
polis dünyasının, toplum tarafından yeterince
bilindiği de söylenemez. Polis Akademisi
Başkanlığı, Van ve Trabzon Emniyet
Müdürlüğü gibi görevlerde bulunan
İbrahim Azcan, gözlemlerine ve anılarına
dayanan 'Polis Ne Yapmalı?'yı polisliğin
gizemli dünyasını aydınlatmak amacıyla
kaleme almış. Polis camiasının iç yüzünü,
polislik mesleğinin mesleğinin zorluğunu,
nelerin yanlış gittiğini ve bu yanlışların
nasıl düzeltileceğini yazan Azcan, bu yolla
polisler üzerine yapılan tartışmalara yeni
bir boyut kazandırmaya çalışıyor. Kitap
polislerin dünyasını içlerinden birinin
bakış açısıyla görmek isteyen okuyucular
için.
ARSEN LÜPEN
BÜTÜN MACERALARI 3
Maurice Leblanc, çeviren: Saffet Günersel,
Güncel Yayıncılık, polisiye, 205 sayfa.
Tüm zamanların en sempatik, en çapkın, en
zeki ve en usta hırsızı Arsen Lüpen'in
maceraları devam ediyor. Arsen Lüpen bu kez
tüm zamanların en ünlü dedektifi Herlock
Sholmes'le karşı karşıya geliyor... Büyük
ikramiye vurmuş bir biletle, köklü bir aileye
ait mücevherlerin çalınmasında Lüpen'in
parmağı olduğundan kuşkusu olmayan
Başmüfettiş Ganimard, efsanevi dedektif
Sholmes'den yardım ister ve böylece şeytani
zekaya sahip bu ikili arasında bir düello
başlar... Arsen Lüpen'in yaratıcısı Maurice
Leblanc, Sir Arthur Conan Doyle'a duyduğu
hayranlığı göstermek için, onun ünlü
kahramanı Sherlock Holmes'ü baş harflerini
değiştirerek kitabına taşıyor. Edebiyat
dünyasının en ünlü dedektifinin ve en ünlü
hırsızının karşılaştığı 'Arsen
Lüpen-3, Herlock Sholmes'e Karşı' polisiye
roman seve
EYYUB
Joseph Roth/ Çeviren Burhan Arpad/ Günizi
Yayıncılık/ 176 s.
Yüzünü bile görmediği sarhoş bir baba,
bütün ömrü yoksulluk içinde geçerken
hüzünlü Slav türküleri söyleyen bir anne ve
genç yaşta akıl hastanesine düşmüş güzel
bir eş; Joseph Roth'un çilelerle dolu hayat
hikâyesidir bu ve bir bakıma Eyyub, Roth'un
çilelerle dolu yaşam hikâyesini
sembolleştirir.
LENA
GOLDNADEL'İN AŞKLARI
Erica Fischer, çeviren: Aylin Gezgin, Gendaş
Kültür, anlatı, 231 sayfa.
"(...) Adımı Geta koymuşlar. Geta yani
Getto çocuğu. Benden kısa süre sonra teyzemin
kızı doğmuş. Teyzem Litvanya'da kimya
eğitimi gören ilk kadınlar arasındaydı,
üstelik de Paris'te. Ama sonradan bunun
kendisine bir faydası dokunmadı, aksine ilk
öldürülenler eğitimlilerdi(...)" 1943
yılında mülteci bir ailenin kızı olarak
İngiltere'de doğan Erica Fischer'ın
belgesel niteliğindeki romanı 'Aimee ve Jaguar'
on üç ayrı dile çevrilmiş ve
senaryolaştırılarak bir filme de konu
olmuştu. Mademoiselle Lena Goldnadel, bu romanı
okuduktan sonra Fischer'a bir mektup yazarak
1942-44 yılları arasında yaşadığı aşk
hikâyesini anlatmak istediğini belirtmiş. Üç
yıl sonra Fischer, bu konu üzerinde
çalışmaya başlayarak her yerde buluştuğu
Yahudi kadın ve erkeklerden hikâyelerini
dinlemiş. Yazar bu insanlar arasında tek bir
ortak nokta olduğunu söylüyor o da: Auschwitz
ve bu yerin onlara yaşattığı büyük
kayıplar... 'Lena Goldnadel'in Aşkları',
farklı nesillerin Fischer'a anlattığı,
değişik ülkelerde yaşanan Yahudi aşk
hikâyelerinden oluşuyor.
|