Eski Sayılar: 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21-27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44-45 46 47 48 49 50-51-52 53-54 55-56 57 58
2004/01 02 03 04 05 06 07 08 09 10
ALDATMA ÖYKÜLERİ
Halil Gökhan, İnkılap Kitabevi, antoloji, 270 sayfa.

Aldatma her zaman en çok tartışılan konulardan biri olmuştur. Aldatmak ve aldatılmak nedir? Aldatma'yı aşkın sınırları içinde karşı cinsle bir ilişkiden öteki ilişkiye geçişte yaşanan bir eylem sapması olarak özetleyebilir miyiz? Ya da onu bir biçime sokmak, roman ya da aidiyetle açıklamak mümkün müdür?... Bu sorular böyle uzayıp gider. Halil Gökhan da 'Aldatma Öyküleri' adını verdiği antolojisini tam olarak bu sorular sebebiyle hazırlamış. Kitapta antik aşkların yazıcısı Tibullus'tan James Joyce'a, Mahmut Şevket Esendal'dan Ayfer Tunç'a, Nazlı Eray'dan İnci Aral'a kadar birçok ismin aldatma üzerine kaleme aldıkları öyküler yer alıyor. Kitap, aldatmayı ve aşkı daha iyi anlayabilmek isteyen okurlar için.

EVLENMEK İSTİYORUM-KADILAR İÇİN BİR EVLİLİK KILAVUZU
Neslihan Tamay/ İnkılâp Kitabevi/ 248 s.

Kendi geleceğinizi şekillendirip hayallerinizdeki kadar güzel bir evliliğe sahip olmak için birtakım adımlar atabilirsiniz. Sadece bugüne kadarki davranış kalıplarını bir tarafa bırakmanız ve karşı cinsle olan ilişkilerinizde onların anlayacağı dilden konuşmanız ve hareket etmeniz gerekiyor. İşte bu kitap sizlere bu konuda yardımcı olmak amacıyla yazıldı. Okuduğunuzda, bütün iyi niyetinize rağmen bazen farkında bile olmadan erkekleri nasıl kendinizden ve evlilik karından uzaklaştırdığınızı ya da en azından karar vermelerini geciktirdiğinizi göreceksiniz. Doğru yaklaşımları sergilediğinizde ise ne kadar çabuk bir evlenme teklifi aldığınıza şaşıracaksınız. Amerikan kültürünün ürünü olan kitaplar ve kadın dergilerindeki önerilerle yeterince kafası karışmış olan ülkemizin kızlarına, tamamen bizim kültürümüze göre yazılmış bu kitabın yararlı olacağını düşündük.

KAYA-BİR YEDİNCİ YÜZYIL KUDÜS HİKAYESİ
Kenan Makiya/ Çeviren Pınar Savaş/ Literatür Yayıncılık/ 430 s.

Kudüs ve Kudüs'te bulunan Tapınak Dağı ve Kutsal Kaya, Musevilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet açısından farklı nedenlerle kutsal sayılır. Kudüz Hz. İsa'nın çarmıha gerildiği yerdir. Kutsal Kaya da Hz . Âdem'in yeryüzüne ilk indiği, Hz. İbrahim'in üzerinde oğlunu kurban etmek istediği, üzerinden Hz . Muhammed'in Miraç'a çıktığı yerdir. O, yerle gök arasında asılı duran Muallak Taş, ilk kıble ve Kâbe'deki Hacer'ül Esved'in eşidir. Kenan Makiya bu kitapta, üç semavi dinin kutsal metinlerinde Kaya üzerine anlatılanları harmanlayarak, sürükleyici olduğu kadar düşündürücü de olan olağanüstü bir hikâye anlatıyor. Hz. Ömer'in 7. yüzyılda Kudüs'ü teslim alışından İslamın ilk muhteşem eseri Kubbet'üs Sahra'nın inşasına kadar geçen dönemin anlatıldığı hikâye, gerçek kişilere ve orijinal kaynaklara dayanarak, Kutsal Topraklar üzerinde üç dinin birleşme ve ayrışmalarını dile getiriyor.

LENA GOLDNADL'İN AŞKLARI
Erica Fischer/ Çeviren Aylin Gezgin/ Gendaş Yayınları/ 232 s.

"Aimée ve Jaguar" romanı büyük başarı kazanan Erica Fischer, "Lena Goldnadel'in Aşkları"nda kimsenin duygularını incitmeden, en güçlü aşkın bile nadiren üstesinden gelebildiği yaraların izini sürüyor. Bu kısa ve özlü hikâyeler, kurbanın duyduğu korkuyu derin izler bırakarak yansıtıyor bizlere. Erica Fischer Önsöz'de şöyle diyor "Mademoiselle Lena Goldnadel, Aimée ve Jaguar adlı kitabımın Fransa baskısını okuduktan sonra, 1996 yılında bana bir mektup yazarak 1942-44 yılları arasında yaşadığı aşk hikâyesini anlatmak istediğini belirttiğinde, üzülerek ona cevap yazdım ve mektubunu dosyaya koydum. Ama bu mektuba bir gün döneceğimi de sezdim. Üç senenin sonunda onu aradım ve Paris'e bir uçak bileti ayırttım. Farklı nesillerin anlattığı, değişik ülkelerde yaşanan Yahudi aşk hikâyelerini kaleme almak istiyordum. Çütkü bana göre aşk söz konusu olduğunda, insanlar kendilerini yeniden tanıma fırsatı buluyorlardı. Bu sürecin sırrını çözmek istiyordum...)"

KURUTULMUŞ FELSEFE BAHÇESİ
Salâh Birsel/ Alkım Yayınevi/ 146 s.

"Salâh Birsel'in denemelerinde amacı, şu ya da bu bilgileri ille de öğrensinler diye ne yapıp yapıp okurların gönlünü etmek değildir. Denemeden murat, kişinin belki hiç işine yaramayacak kimi bilgileri, hiç merak etmediği ya da merak etmeyi aklından geçirmemiş olduğu kimi konuları vesile ederek, düşündürü olabilmek, dümdüz yaşanıp geçilenlerdeki bit yeniklerini görebilmeye yöneltmek, kafalarda çöreklenmiş dürtmesen yüz yıl uyuyabilecek yılanları uyandırmak, tembel ruhların içine kurtlar serpmek ve bütün bunları yazınsal bir düzlemde yapmaktır. İşte 'Kurutulmuş Felsefe Bahçesi' deneme türünün bu hünerlerini ve daha benim akıl edemediğim nice yararlarını ve zevklerini yetkinlikle sergileyen bir bahçe. Durduk yerde 'fırıldak sarısı ile dalavere fıstıkîsi arasında' umulmadık kazançlar sağlıyor okuruna, onun yaşam görgüsünü genişletiyor, bakış ufkunu durduğu yerden ötelere kaydırıyor" diyor Füsun Akatlı.

TOPRAKSIZLAR
Metin Yeğin, İletişim Yayınları, siyaset, 221 sayfa.

Brezilya'daki işgalci topraksız köylü hareketi MST, dünyaya meydan okurcasına, devrimci bir pratiğin peşinde, sokakları arşınlıyor. Toprakları işgal edip, kolektif tarım yapıyorlar ve yıllardır IMF laboratuarı olmak yerine; kitlesel, doğrudan, radikal ve sürdürülebilir direniş eylemlerini içeren bir Halk Projesi için mücadele veriyorlar. Yüzölçümü Belçika'dan daha büyük bir alanda, iki milyona yakın kişiyle, mutlu sonla bitebilecek bir dramın peşinde ve 'başka bir dünya' kurmanın telaşıyla... 'Brezilya'da Topraksız Köylü Hareketi: MST' altbaşlığı ile yayımlanan ve Metin Yeğin'in gazetecilik deneyimleriyle kurgulayarak hazırladığı 'Topraksızlar', bu insanların kolektif tarım, alternatif eğitim ve demokratik karar alma süreçleriyle yaşama nasıl sahip çıktıklarını gözler önüne sermeye çalışıyor.

KİRACI
Sulhi Dölek, Dünya Yayıncılık, roman, 236 sayfa.

Sulhi Dölek, 'Korugan' ve 'Vidalar'dan sonra 'Kiracı' da yeniden okurlarla buluşuyor. Romanında çağımızın toplum ve insanını her yönüyle yansıtmaya çalışan Sulhi Dölek, kentleşmenin insan yaşamına getirdiği büyük değişimi kara mizahla dile getiriyor. 'Kiracı'nın kahramanı Kerim Kocaman, geçim sıkıntısı ve ev sahipleri yüzünden günümüzün dramlarından birini yaşıyor: Kiracılık. Ancak tek sorunu bu değil tabiiki, ailesinden işine kadar yaşam onu her yandan kuşatıyor. Sonunda çaresiz kendini içinde bulunduğu koşullara bırakıyor... 'Kiracı' bir adamın ev sahipleri ve geçim sıkıntısı arasında avuçlarından kayıp giden yaşamını mizahi öğelerle anlatıyor.

SOĞUK KORKU
Karin Slaughter, çeviren: Lale Aykent Tunçmen, Artemis Yayınları, polisiye, 440 sayfa.

Grant Bölgesi serisinin üçüncü kitabı 'Soğuk Korku' da çocuk doktorluğu ve adli tabipliği bir arada yürüten Sara Linton'ın etrafında gelişiyor. Linton, bir üniversitedeki intihar olayını araştırmaya gider. Andy Rosen adlı genç köprüden atlayarak intihar etmiştir. Ancak olay yerine Linton'la birlikte gelen kızkardeşi bıçaklanınca akıllara başka şeyler gelir. Sara'nın eski eşi Jeffrey Tolliver ise, iki olayın birbiriyle bağlantısı olduğuna inanmaz. Olay üstünde çalışmaya başlayan ikili, başka gençlerin de cesedini bulur... Son dönemlerin dikkat çeken polisiye yazarı Karin Slaughter, serisini ölümle bütünleşen bir üniverisitede devam ettiriyor.

GECELERİ MIZIKA ÇALAN KEDİ
Muztafa Ruhi Şirin, Kök Yayıncılık, hikâye, 128 sayfa.

"Aycan ilk kez mızıka çalarken Şenay'a göründü Kendisinden başka kimsenin göremediği, sesini duyamaığı bir kardeşti o. Şenay yedi, hayal kardeşi ise beş yaşındaydı..." 'Geceleri Mızıka Çalan Kedi', çocuklarla arkadaş olmayı başardığını söyleyen Mustafa Ruhi Şirin'in kaleme aldığı on yedi hikâyeden oluşuyor. Kedisinin ne zaman mızıka çalacağını merak eden tüm çocuklara tavsiye olunur.

MELEK KOLONİSİ
Gülseli İnal, Telos Yayıncılık, şiir, 111 sayfa.

"Yosun leşine eş bir cenindim/ büyüdükçe/siyah kum kollarım/yıkıp geçiyordum mercan parmaklığını/arkada/doruk güllerden bir alan/boşlukta salınan yüz gibiydi/esrarlı çekici altüst/binbir parlak nesneden/ daha altınsı/bir iç benlik belirdi birden /göğün hızmasına koşut/olabildiğince arı ve saf/bir rüzgarla/zamanın örtüsü oldu/en baştaki çiçekliğim//Derin bekleyiş içindeki beden/kapatılmıştı zamana/hiçbir arzusu tanınmadan/kıl payı uzak sarışın kıza/bir melek ordusu görevdeydi." 'Sulara Gömülü Çağrı', 'Lale Sesiydiler ve Yoktular', 'Dolunay', 'Sif ve Gula', 'Kayıp Bağlantı' gibi kitapların yazarı olan Gülseli İnal, 'Melekler Kolonisi' adını verdiği bu yeni kitabında, kimi zaman fantazyalar dünyasının efsanelerini, kimi zaman epik trajedileri, kimi zamanda ölümün ve sonsuzluğun melankolik öykülerini dizelerine taşımaya çalaşıyor.

EYLÜL TÜRKÜLERİ
Abdullah Akay, kendi basımı, şiir, 140 sayfa.

"İyiki doğdun güzelim/Bir bahar sabahının uyanışında/Açtın ışık pınarı gözlerini/ Çiçekler çığlık çığlığaydılar/ Sevince yeni tomurcuklar patladı...// Arılar bal yapmışlar özünden/ Kutsarken güzelliğini böcekler/Pamuk çiçekleri gibi yumuk ellerin/Kuğuların kanadında/ Nemli deniz yelisin(...)" TRT Genel Müdürlüğü'nde idareci olarak görev yapan ve 1949 yılından itibaren çeşitli gazete ve dergilerde şiirleri yayımlanan Abdullah Akay, beşinci şiir kitabıyla okuyucuların karışına çıkıyor.
'Eylül Türküleri'nde şairin doğayla bütünleştirdiği şiirleri yer alıyor.

KAN KARDEŞLER
Marilyn Yalom, çeviren: Neşenur Domaniç, Çitlembik Yayınları, tarih,
304 sayfa.

'Kan Kardeşler' 80 kadar kadının anı defterlerinden yola çıkarak, bize Fransız Devrimi'nin öteki yüzünü göstermeye çalışıyor. Daha önce de 'Memenin Tarihi', 'Antik Çağlardan Günümüze: Evli Kadının Tarihi' gibi alternatif tarih kitapları yayımlanan Marilyn Yalom'un kaleme aldığı kitap, devrimi onu bizzat yaşayan kadınların bakış açısıyla anlatması yönüyle önem taşıyor. Devrimin kadınlar üzerindeki etkisinin erkekler üzerindeki etkisinden farklı olduğuna inanan Yalom'un araştırmalarında yer alan kadınların bazıları aristokrat, bazıları işçi sınıfından, bazıları kralcı, bazılarıysa cumhuriyetçi... Bu kadınların ortak yanı ise yaşadıkları acıları .ir şekilde yazma ihtiyacı duymuş olmaları. Her kesimden kadının devrim üzerine düşüncelerinin yer aldığı 'Kan Kardeşler', Fransız Devrimi'ne farklı bir bakış açısı getiriyor.

MÜZİĞİ OKUMAK-5
İrkin Aktüze, Pan Yayıncılık, müzik, 2680 sayfa.

İrkin Aktüze'nin 1985 yılından günümüze kadar Uluslararası İstanbul Festivali'nin program kitapları için yaptığı parça açıklamalarını temel alan 'Müziği Okumak' serisi beşinci cildiyle devam ediyor. İrkin Aktüze, kitaplarını festival için yapılan ancak program değişikliği nedeniyle yayınlanmayan çeşitli özel konserleri, radyo yıllarında hazırladığı programları ve besteciler için önemli gördüğü bazı eserleri ekleyerek zenginleştirmiş. Bunların yanı sıra kitapta, Türk bestecilerinin radyolarımızda, plaklarda ve konserlerde seslendirilen eserleri de bulunuyor. Kısa ya da ayrıntılı özgeçmişler bestecilerle ilgili kitaplarda bulunabileceğinden, 400 kadar bestecinin solo, oda müziği, orkestral, vokal, koral gibi her türde eserinin açıklamalarını içeren 'Müziği Okumak'ın bu beşinci cildinde, Schubert, Stanford, Szymanowski, Spohr, Sünder, Thomas, Tartini, Telemann, Tüzün, Uçarsu, Veracini, Vasquez, Vierne, Wagner, Wesley, Ziani, Zimmermann gibi birçok besteci yer alıyor.

BİR BAŞKA (MI?)DIR BENİM MEMLEKETİM
İlhan Azkan/ Cumhuriyet Kitapları/ 176 s.

"Ülkemizin toplumsal yapısını, insan davranışlarındaki değişimleri çoğu yerde mizahi bir yaklaşımla ele alan, 44 kısa hikâye, bilgilendirme ve değerlendirme yazısından oluşan bu kitap, son yıllarda iyice azalan okuma alışkanlığımız dikkate alınarak 'okurun bitirinceye kadar yanından ayırmayacağı' bir içerikte ve tarzda kaleme alındı. Yazıların çoğunda insanın; kendi gözlemlerinden örnekler ve esintiler bulması olası. Yazıların tümünü birlikte değerlendirdiğinde insan; küçük bir hacim içinde, okuyucunun gerçekleri daha iyi görmesini sağlayan bir tablo ile karşılaştığının ayırdına varıyor. 'Çöküş' diye adlandırabileceğimiz gelişmeler bize gelecek için umut dolu günler vaat etmiyorlarsa da umutsuz olmaya da hakkımız yok. Bu kara günlerin de sonu gelecek, gelmek zorunda. Ama nasıl? Kitapta bunlar da verilmeye çalışıldı" deniyor kitabın arka kapak yazısında.

ÇOCUĞUNUZUN KORKU PROBLEMİNİ GİDERMEK İÇİN 55 ÖNERİ
Martin Stiefenhofer, çeviren: Ayşe Dolmacı, Erdem Yayınları, kişisel gelişim, 70 sayfa.

Tıpkı çocuk hastalıkları gibi, çocukların normal gelişim süreçlerinin bir parçası olan korku, genellikle ebeveynlerde endişeye sebep oluyor ve çocuklarının korktuğunu ya da bir çekingenlik süreci içinde olduğunu fark eden anne-babalar onlara yardım edebilmek istiyor. Oysa bu kitapta, sadece hayal gücünüzü ve espiri yeteneğinizi kullanarak ortaya çıkaracağınız oyunlarla, çocuğunuzun yaşadığı korkuları canlandırabilmesine fırsat vermenizin bu sorunu ortadan kaldırmak için yeterli olacağı anlatılıyor.
'Çocuğunuzun Korku Problemini Gidermek İçin 55 Öneri', korku probleminin üstesinden gelebilmek için düşünülmüş birçok etkili öneriyi bir araya getiriyor. Kitabı okuyarak, hem çocuğunuzun korku problemini çözebilir hem de ona ihtiyacı olan ilgi, anlayış ve paylaşımı gösterme fırsatını yakalayabilirsiniz.

BENİM ANNEM ÜVEY ANNEM
Psikiyatrist Dr. Bahadır Bakım/ Pınar Çekirge, An Yayıncılık, inceleme-araştırma, 133 sayfa.

Pamuk Prenses'e zehirli elmayı sunan, Külkedisi'ni ocak başında süründüren hep üvey annelerdir. Küçüklüğümüzden beri dinlediğimiz, izlediğimiz masalların kötü kahramanı hep üvey annelerdir. Dolasıyla 'üvey anne'lere pek de sevgiyle yaklaşılmaz. Peki üvey anneler, neden kötü ve acımasız olarak bilinirler, neler yaşar, neler düşünürler? Psikiyatrist Dr. Bahadır Bakım ve Pınar Çekirge bu soruların cevaplarını merak ederek çeşitli yaş grupları arasında üvey anne kavramını araştırmışlar. Dinlediklerini, okuduklarını 'Benim Annem Üvey Annem' isimli çalışmalarında birleştiren Bakım ve Çekirge, üvey anne gerçeğini önyargılardan uzak durarak sergilemeye çalışıyor. Üvey anne figürünü yinelemeyi değil, sorunlarını dile getirmeyi amaçlayan bu kitap, üvey annelere ve üvey annesi tavsiye olunur.

OSMANLI'DA HAYIRSEVERLİK
Amy Singer, Dilek Şendil, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, inceleme-araştırma, 225 sayfa.

Hayırseverlik Osmanlı siyasal ve toplumsal kültürünün önemli bileşenlerinden biriydi. Tarihçi Amy Singer, sanıldığından daha karmaşık ve çok boyutlu olan bu kavramı, uygulamadaki gerçeklikleriyle birlikte incelemeye çalışıyor. Hayırseverliğin asla sadece hayırseverlik için yapılmadığını ortaya sermek isteyen Singer, Osmanlı hayırseverlik kültürünün özgün bir ürünü olan imaret kurumunu mercek altına yatırıyor. Konuya çok farklı açılardan yaklaşan Singer, hayırseverlik kavramını geniş eleştirel bir çerçeveye yerleştirerek Osmanlı İmparatorluğu'nda meşruiyet mekanizmaları, dinsel inancın toplumsal davranışlardaki etkisi, kadınların iktidar ilişkilerindeki rolü, merkezi iktidarla taşra toplumunun ilişkileri, yiyeceğin toplumsal tarihi gibi noktalarda da ilgi çekebilecek saptamalar yapıyor.

DÖKÜLEN HAYATLAR
Ann-Marie Macdonald, çeviren: Ferhan Özben Çamlıkaya, İnkılap Kitabevi, roman, 662 sayfa.

'Dökülen Hayatlar', Kanada'lı yazar ve oyuncu Ann-Marie MacDonald'a
İngiliz Uluslar Topluluğu En İyi İlk Roman Ödülü'nü kazandırmış. Roman, aile kavgalarından enseste, müzikal düşlerden melodrama bir ailenin üç kuşak süren trajik ama aynı oranda şenlikli öyküsünü anlatıyor. Olayları perde arkasından anlatmak yerine 20. Yüzyılı bir karakter olarak seçen Toronto'lu yazar, bu yolla günümüz insanlarına da bir parça dokunduruyor.
'Dökülen Hayatlar', kuşaklar, kültürel standartlar ve ulusal sınırlar arasında; tür, sınıf ve cinsiyet problemleri üzerinde dolaşan entrikalarla dolu bir roman.

TARIMve GELİŞME
Gülten Kazgan/ İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları/ 418 s.

Prof. Dr. Gülten Kazgan "Tarım ve Gelişme" kitabında, tarımın piyasa ekonomisi açısından karşılaştığı farklılıkları incelemekte; bunları evrensel ve kurumsal olarak ikiye ayırmaktadır. Bunu yaparken de, tanımladığı kurumsal nitelikleri özellikle gelişmekte olan ülkeler bağlamında ele almakta, tarımın makro yapılanmasının yanında, büyüme ve konjonktürel değişimlerde makro boyuttaki etkilenmeleri incelemektedir. Bunun yanı sıra küresel tarım politikalarının neden ve sonuçlarıyla birlikte ülkesel planda yaşanan yıllık verim değişmeleri, bunların milli gelir ve istihdam üzerindeki etkileri; konjonktürel talep değişimleri ile ekonomik istikrarsızlığın sonuçları da Kazgan'ın irdelediği konular arasında yer almaktadır. Bundan önce birkaç kez basılan Tarım ve Gelişme, bu son baskısında yazar tarafından yeniden gözden geçirilmiş, özellikle son bölümler başta olmak üzere önemli ölçüde güncelleştirilerek tekrar yazılmış.

SEN DE TOPLA DÜŞLERİNİ
Vicdan Efe, Kum Yayınları, öykü, 115 sayfa.

"(...)Cüzdandan yüzünü kaldırdığında kadının umutsuz bakışlarını gözlerinin yeşilliğinde gördü adam. Bir tuhaflık vardı kadında. Gerçek bir alıcı mıydı, yoksa öylesine mi soruyordu kestiremedi. Ne olursa olsun, normal biri değil, diye düşündü. Başka ucuz tencere gösterip göstermeme konusunda ikirciklendi. Daha ucuzları da var isterseniz, özenli kullanıldıktan sonra bunlar da dayanıklıdır, diyerek üst raflardan bir tencere indirdi. Kadın, nerede olduğunu unutmuş gibiydi(...)" Öyküleri, Türk Dili Dergisi, Yaba, Agora, Damar gibi dergilerde yayımlanan Vicdan Efe'nin 'Sen De Topla Düşlerini' adını taşıyan bu kitabında yirmiye yakın öyküsü yer alıyor.

DEMİRCİLER VE SİMYACILAR
Mircea Eliade, çeviren: Mehmet Emin Özcan, Kabalcı Yayınevi, tarih, 264 sayfa.

Yine Kabalcı Yayınevi tarafından 'Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi' isimli üç kitaplık dizisi yayımlanan Mircea Eliade, bu kez madencilik, demircilik ve metal işçiliği gibi mesleklere özgü bazı mitleri, ayin ve simgeleri dinler tarihi açısından ele alıyor. Bilim tarihini inceleyen uzmanlarınkinden tümüyle farklı olan kitap 'Demirciler ve Simyacılar' adını taşıyor. Eliade kitabında, arkaik toplumların madde karşısındaki tavırlarını inceliyor ve insanoğlunun cevherlerin varoluş biçimini değiştirebilme gücüne sahip olduğunu anlayınca yaşadığı tinsel maceraların izini sürmeye çalışıyor. Yazar, maden cevherlerinin tıpkı embriyonlar gibi Toprak Ana'nın rahminde 'büyüdükleri' fikrine çok erken çağlarda rastlandığına dikkat çekerek metalurji ile doğum arasındaki ilişki üzerinde duruyor. Eliade'ye göre doğayla işbirliği yapmak, gittikçe hızlanan bir tempoyla üretmesine yardım etmek, maddenin varlık biçimini değiştirmek simyanın temel unsurları arasında yer alıyor.

SENİN İÇİN BİR DÜŞ KURDUM
Hamdi Özyurt, Nokta Yayınları, öykü, 144 sayfa.

Haldi Özyurt'un kaleme aldığı 'Senin İçin Bir Düş Kurdum' küçük bir ailenin öyküsünü anlatıyor. Ağbi Ekrem, kızkardeş Gülbahar, ve bir de Cennet Ablalar... Eski zamanların tadını yansıtan kitapta İstanbul'un kenar köşesini ayrıntılarıyla okuyacaksınız. 'Senin İçin Bir Düş Kurdum'u okuduktan sonra eskisi gibi olamayacağınız kara bir hüzün tarafından sarılacağınız, hayatın her nimetlerinden eski keyfinizle yararlanamarak diğer insanları daha fazla düşünmeye başlayacağınız iddia ediliyor. Eski mahallerin ve sobada pişirilen kestanelerin günlerine geri dönmek isteyen okurlar için.

TARIMSAL YAPILAR VE KAPİTALİZM
Korkut Boratav, İmge Kitabevi, politika, 239 sayfa.

Meksika'dan Güney Kore'ye, Türkiye'den Batı Afrika'ya kadar uzanan bir coğrafyada yüz milyonlarca köylünün, çiftçinin uluslararası kapitalizmin ve metropol sermayesinin kuşatması karşısında ayakta durmaya çalıştığı bir gerçek. 19. yüzyıldan bu yana, başta Marksistler, farklı okullardan sosyal bilim insanları köylülüğün kapitalizmle eklemlenmesini, direnme gücünün nedenlerini ve bu bağlantılar içinde oluşan bölüşüm ve sömürü ilişkilerini incelemiş ve tartışmışlardı. Korkut Boratav'ın kaleme aldığı 'Tarımsal Yapılar ve Kapitalizm' de bu tartışmaları süzgeçten geçiriyor ve değerlendiriyor. Kuramsal düzlemde bu tartışmalara yeni açılımlar getirmeye çalışan Boratav'ın kitabı, Türkiye'de ve Üçüncü Dünya'da tarımın geleceği üzerinde düşünen, ilgi duyan herkes için temel bir kaynak.

KIRK YILLIK DÜŞ
Yalçın Akdoğan, Alfa Basım Yayım, siyaset, 200 sayfa.

Avrupa'da son dönemde Avrupalılık, yurttaşlık, kamusal alan, siyasal meşruiyet, anayasallık, halkların aidiyeti, ortak bilinç gibi kavramlar tartışılıyor. Yalçın Akdoğan'ın çalışması da, bir yandan Türkiye'de AB üyeliğine karşı olan kesimlerin argümanlarını tartışmaya açarak, Türkiye'nin birlik içinde nasıl bir rol üstlenebileceğini değerlendirirken; diğer yandan da AB içindeki kimi tartışmaları gündeme getirerek gelecek AB yönetiminin nasıl bir çerçeveye oturacağını konu alıyor. 'Kırk Yıllık Düş' adını taşıyan kitabın ilgi çeken bir özelliği de kapak resmindeki boğa suretine giren Zeus. Resim Avrupa'nın Türkiye'yi dışladığı takdirde başta ismi olmak üzere birçok kültürel değer ve simgesini dışlamış olacağını ifade etmeye çalışıyor.

YÜZEN ŞEHİR
Jules Verne, çeviren: Volkan Yalçıntoklu, İthaki Yayınları, roman, 258 sayfa.

Great Eastern mühendislik harikası sayılan bir buharlı gemidir. Yüzlerce insan, farklı hayallerinin peşinde, Amerika'ya erişmek için bu kocaman gemide yolculuk yapmaktadır. Ancak bu Amerika yolculuğu, beklendiği gibi sakin ve sorunsuz geçmeyecektir. Bu yolculuk; korkunç kehanetleriyle felaket haberciliği yapan bir doktorun, acılar içindeki yüreğini avutmaya çalışan bir askerin, ruhu kötülük sınırlarını zorlayan bir kumarbazın ve esrarengiz bir kadının kaderini şaşırtıcı bir şekilde birleştirir. Onlar henüz farkında olmasalar da bu buluşma hayatlarını değiştirecektir. Kendisinin de denizcilik geleneği olan bir ailenin çocuğu olduğu bilinen Jules Verne'nin romanları İthaki Yayınları tarafından yayımlanmaya devam ediyor. 'Yüzen Şehir' canlı anlatımıyla okuyucuya süprizli bir Amerika yolculuğu yaptırıyor.

MADDİ UYGARLIK-GÜNDELİK HAYATIN YAPILARI
Fernand Braudel/ Çeviren Mehmet Ali Kılıçbay/ İmge Kitabevi/ 558 s.

Fernand Braudel ilk anıtsal eseri "Akdeniz"den beri global tarihin peşinde koşmaktadır. Bu amacına ulaşmak için geliştirdiği, tarihi üç katlı olarak inşa etme yöntemi, bugün bu disiplinin ulaştığı en yetkin yöntem olarak kabul edilmektedir. Braudel, "Akdeniz"den daha büyük ve tutkulu olan "Maddi Uygarlık" adlı eserini de üç katlı olarak inşa etmiştir. Birinci cilt, insanların gündelik hayatlarına, yani en yavaş değişenin alanına; ikinci cilt veya kat, onun deyimiyle ekonomiye, yani mübadeleye, pazara; ve nihayet sonuncu cilt/kat da en hızlı değişmekte olan kapitalizmin alanına ayrılmıştır. Braudel'in otuz yılını verdiği bu çalışma, esas olarak bir iktisat tarihidir. ama üstadın yaklaşımını bilenlerin kavradığı üzere, iktisat onun gözünde diğer "bütün"lerden daha ayrıcalıklı bir yere sahip değildir; o halde bu kitap aynı zamanda kültür, toplum ve zihniyet tarihi de olmaktadır. Ve zaten Braudel'in global tarih yaklaşımı açısından bunlar, ayrı ayrı değil de, kesişme terimleri içinde incelenmeleri gereken, insani tarihin oluşturucu kesimleridir.

HİÇBİRİ
Suat Derviş, Doğan Kitapçılık, roman, 185 sayfa.

1972 yılında aramızdan ayrılan Suat Derviş'in 'Hiçbiri' adlı kitabı, sevginin anlamını bulmaya çalışan bir genç kızla ona yardımcı olmak isteyen bir doktorun hikâyesini anlatıyor. Doktor Süleyman Paşa, Cavide'ye bütün acılara karşı en büyük silahın sevgi olduğunu söyler ancak Cavide sevginin ne anlama geldiğini bile bilmez ve bunun cevabını da doktordan öğrenmeye çalışır. Doktor bir insanın herşeyden önce kendisini sevmesi gerektiğini anlatmaya çalışırken Cavide'ye aşık olur... Gerçekçi ve toplumsal edebiyatın gelişip yerleşmesine öncülük eden Suat Derviş'in
'Hiçbiri' adlı bu romanının yanı sıra 'Fosforlu Cevriye', 'Ankara Mahpusu' ve 'Çılgın Gibi' isimli eserleri de Doğan Kitapçılık tarafından okuyucularla sunuluyor.

MUSTAFA'DAN ATATÜRK'E
Turfay Şahbenderoğlu, Yayıncı Yayınları, inceleme-araştırma, 424 sayfa.

Turgay Şahbenderoğlu yedi yıllık bir araştırma ve uzun bir yazma sürecinin sonunda 'Mustafa'dan Atatürk'e' isimli çalışmasını tamamlamış. Kaynak olarak 'Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri'ni esas alan Şahbenderoğlu, iki yüzü aşkın kitabı incelemiş. Daha çok Atatürkçülük ideolojisinin temelleri üzerinde durulan kitapta, Atatürk'ün yaşam özeti ve sık görülmeyen fotoğrafları da yer alıyor. Atatürk'ü, Mustafa'dan Mustafa Kemal Atatürk olmaya iten düşünceleri ortaya koyarak, onları bir araya getiren kitap, Atatürk'ü daha iyi anlamak isteyenler için faydalı bir kaynak niteliğinde.

MUHALİF ŞİİRLER ANTOLOJİSİ
Hazırlayan: Hüseyin Karaca, Birey Yayıncılık, antoloji, 214 sayfa.

Hüseyin Karaca'nın hazırladığı 'Muhalif Şiirler Antolojisi' konusu nedeniyle bir ilk kitap olma özelliğini taşıyor. Otoriteye, statükoya, sisteme karşı muhalif bir tavır alan şairlerin eserlerinden oluşan bu çalışma, tamamen yerli şiirleri kapsıyor. Kitapta ayrıca şiirlerine yer verilen şairlerin kısa biyografilerine de bulunuyor. Karaca, ideolojik bir ayrım yapmaksızın edebiyatımızın her kesiminden konu bağlamında örnekler verilmeye çalışıldığını, bu örneklerin de kitap ve dergiler taranarak elde edildiğini belirtiyor. 'Muhalif Şiirler Antolojisi'nde, Cemal Süreya, Ataol Behramoğlu, Aziz Nesin, Küçük İskender, Ece Ayhan gibi birçok ismin şiirleri bulunuyor.

ADAŞ
Jhumpa Lahiri, çeviren: Neşfa Dereli, Everest Yayınları, roman, 312 sayfa.

Jhumpa Lahiri, bu kez göçmenlerin yaşadığı kültür uyuşmazlıklarını, asimilasyon çatışmalarını ve de kuşaklar arasındaki düğüm olmuş bağları anlatıyor. Ganguli ailesinin Kalküta'daki geleneklerle çevrili yaşamlarından çıkıp birer Amerikalı'ya dönüşmesi oldukça sancılı bir süreçtir. Görücü usulüyle evlenmelerinin hemen ardından Aşoke ve Aşima Ganguli, Massachusetts'e yerleşirler. Mühendislik eğitimi almış olan Aşoke ortama daha kolay uyum sağlarken karısı Aşima, Amerikan olan her şeye tepki duyar ve ailesini özler. Yeni doğan oğullarına koyacakları ismi ararken Hintli anne-baba, eski geleneklerin yeni dünyaya taşınmış olmasının şiddetli sonuçlarıyla karşılaşır. Yıllar önce yaşanan bir felaketin anısına, bir Rus yazarın adını alan Gogol Ganguli'nin tek bildiği, bu tuhaf ve eski adı kadar geleneklerinin ağırlığına da katlanması gerektiğidir... 'Adaş', insan ruhunun derinliklerine bakarak ailemizin bize verdiği isimlerin ve beklentilerin gücünü göstereye çalışıyor ve kendimizi ortaya koymak için katlandığımız güçlüklerin altını çiziyor. Yazar Lahiri, neye tutunacağına karar veremeyen, gülünç dönemeçlerden geçmek zorunda kalan ve buruk aşk ilişkileri arasında tökezleyen Gogol'le okur arasında bir bağ kurmaya çalışıyor.

GEÇMİŞSİZ GELECEK
Canan Tolon, çeviren: Elif Gökteke, Norgunk Yayıncılık, anlatı, 77 sayfa.

Plastik sanatlar ortamında mekân yorumlu resimleriyle, doğa göndermeli yerleştirmeleriyle bilinen Canan Tolon, 'Geçmiş siz Gelecek' adını verdiği bu kitabında yalıtılmış bir çocukluğun izlerine geri dönmeye çalışıyor. Tolon'un Fransızca kaleme aldığı kitap, 1999 yılında Fransa'da yayımlandığında, yazar Amin Maaoluf, "... Şu açık ki, hoşgörüsüzlüğe karşı bir kitap bu. Farklı olanların, pek çok açıdan diğerlerinden ayrılanların hemen her yerde türlü biçimlerde karşılaştığı hoşgörüsüzlüğe." diyerek son derece güçlü sarsıcı ve şaşırtıcı bir metinle karşılaştığını dile getirmiş. 'Geçmişsiz Gelecek' derinlikli gözlemleri çıplak bir dil aracılığıyla aktarmaya çalışıyor.

POLİS NE YAPMALI
İbrahim Azcan, İlk Yayınları, inceleme-araştırma, 188 sayfa.

Polis denildiğinde akla ilk olarak cezalandırıcı mekanizma gelir genellikle. Toplumla oldukça iç içe olmasına rağmen polis dünyasının, toplum tarafından yeterince bilindiği de söylenemez. Polis Akademisi Başkanlığı, Van ve Trabzon Emniyet Müdürlüğü gibi görevlerde bulunan
İbrahim Azcan, gözlemlerine ve anılarına dayanan 'Polis Ne Yapmalı?'yı polisliğin gizemli dünyasını aydınlatmak amacıyla kaleme almış. Polis camiasının iç yüzünü, polislik mesleğinin mesleğinin zorluğunu, nelerin yanlış gittiğini ve bu yanlışların nasıl düzeltileceğini yazan Azcan, bu yolla polisler üzerine yapılan tartışmalara yeni bir boyut kazandırmaya çalışıyor. Kitap polislerin dünyasını içlerinden birinin bakış açısıyla görmek isteyen okuyucular için.

ARSEN LÜPEN BÜTÜN MACERALARI 3
Maurice Leblanc, çeviren: Saffet Günersel, Güncel Yayıncılık, polisiye, 205 sayfa.

Tüm zamanların en sempatik, en çapkın, en zeki ve en usta hırsızı Arsen Lüpen'in maceraları devam ediyor. Arsen Lüpen bu kez tüm zamanların en ünlü dedektifi Herlock Sholmes'le karşı karşıya geliyor... Büyük ikramiye vurmuş bir biletle, köklü bir aileye ait mücevherlerin çalınmasında Lüpen'in parmağı olduğundan kuşkusu olmayan Başmüfettiş Ganimard, efsanevi dedektif Sholmes'den yardım ister ve böylece şeytani zekaya sahip bu ikili arasında bir düello başlar... Arsen Lüpen'in yaratıcısı Maurice Leblanc, Sir Arthur Conan Doyle'a duyduğu hayranlığı göstermek için, onun ünlü kahramanı Sherlock Holmes'ü baş harflerini değiştirerek kitabına taşıyor. Edebiyat dünyasının en ünlü dedektifinin ve en ünlü hırsızının karşılaştığı 'Arsen Lüpen-3, Herlock Sholmes'e Karşı' polisiye roman seve

EYYUB
Joseph Roth/ Çeviren Burhan Arpad/ Günizi Yayıncılık/ 176 s.

Yüzünü bile görmediği sarhoş bir baba, bütün ömrü yoksulluk içinde geçerken hüzünlü Slav türküleri söyleyen bir anne ve genç yaşta akıl hastanesine düşmüş güzel bir eş; Joseph Roth'un çilelerle dolu hayat hikâyesidir bu ve bir bakıma Eyyub, Roth'un çilelerle dolu yaşam hikâyesini sembolleştirir.

LENA GOLDNADEL'İN AŞKLARI
Erica Fischer, çeviren: Aylin Gezgin, Gendaş Kültür, anlatı, 231 sayfa.

"(...) Adımı Geta koymuşlar. Geta yani Getto çocuğu. Benden kısa süre sonra teyzemin kızı doğmuş. Teyzem Litvanya'da kimya eğitimi gören ilk kadınlar arasındaydı, üstelik de Paris'te. Ama sonradan bunun kendisine bir faydası dokunmadı, aksine ilk öldürülenler eğitimlilerdi(...)" 1943 yılında mülteci bir ailenin kızı olarak İngiltere'de doğan Erica Fischer'ın
belgesel niteliğindeki romanı 'Aimee ve Jaguar' on üç ayrı dile çevrilmiş ve senaryolaştırılarak bir filme de konu olmuştu. Mademoiselle Lena Goldnadel, bu romanı okuduktan sonra Fischer'a bir mektup yazarak 1942-44 yılları arasında yaşadığı aşk hikâyesini anlatmak istediğini belirtmiş. Üç yıl sonra Fischer, bu konu üzerinde çalışmaya başlayarak her yerde buluştuğu Yahudi kadın ve erkeklerden hikâyelerini dinlemiş. Yazar bu insanlar arasında tek bir ortak nokta olduğunu söylüyor o da: Auschwitz ve bu yerin onlara yaşattığı büyük kayıplar... 'Lena Goldnadel'in Aşkları', farklı nesillerin Fischer'a anlattığı, değişik ülkelerde yaşanan Yahudi aşk hikâyelerinden oluşuyor.

Eski Sayılar: 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21-27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44-45 46 47 48 49 50-51-52 53-54 55-56 57 58
2004/01 02 03 04 05 06 07 08 09 10

Ö z k a n P A P A T Y A
Genel Yayın Yönetmeni
admin@vitrindekikitaplar.com