AV
Michael Crichton, çeviren: İpek Demir, Altın
Kitaplar Yayınevi, roman,
464 sayfa.
Nevada çölünde bir grup bilim adamı gizli
deneyler yapmaktadır. Ancak korkunç bir hata
olur ve bulut şeklinde hareket eden mikro-robot
kümesi laboratuardan kaçar; onlar kendi
başlarına hareket eden, kararlar veren ve
üreyebilen mikro varlıklardır. Tıpkı insan
gibi akıllı ve öğrenebilir olmaları onları
üstün kılmaktadır. Nanoteknolojik ve yapay
zekâyla oluşmuş bir dünyanın ev sahipliğini
yapan bu varlıklar, gelişen ve uyum
sağlayabilen avcılardır. Ve artık herkes
onlar için bir avdır... Acil Servis isimli
ünlü televizyon dizisinin yaratıcısı ve
'Jurassic Park', 'Timeline' gibi romanların
yazarı olan Crichton'un kaleme aldığı 'Av',
ilginç konusuyla dikkat çekiyor. Gerilim
romanlarından hoşlananlara duyurulur.
BATAN GÜNEŞİN EJDERHALARI
Margaret Weis, Tracy Hickman, çevirmen: Aslı
Alp/Filiz İnceoğlu, Arkabahçe Yayıncılık,
fantastik roman, 492 sayfa.
"Bitmek bilmez savaşlarla örselenmiş,
büyük ejderhaların gölgesinde sinmiş Krynn
halkının yazgısı, bir gece patlayan ve
Ansalon'u yıkıp geçen muazzam fırtınayla
birlikte yeni bir dönemece giriyor.
Fırtınanın yüreğinde, lanetli Neraka
Vadisi'nde ortaya çıkan genç bir kızın
başını çektiği savaş ufukta belirdi bile.
İsmi zikredilemeyen Tek Tanrısının adıyla
ülkeleri fetheden Mina adlı bu genç kız,
dünyanın ve üzerinde yaşayan halkların ruhu
ve yüreği uğruna verilecek, en büyük
savaşın habercisi..." Margaret Weis ve
Tracy Hickman ilk kez yirmi yıl önce, 'Ejderha
Mızrağı' serisi için birlikte çalışmaya
başlamışlar. Bu serinin ardından 'Efsaneler
Üçlemesi', 'Yaz Alevi Ejderhaları' gibi çok
satanlar listelerine giren dizileri yazan ikili
bu kez yeni bir üçlemeyle okuyucuların
karşısına çıkıyor.
'Ruhlar Savaşı' adını taşıyan yeni
üçlemenin ilk kitabı 'Batan Güneşin
Ejderhaları', Kaos Savaşı'nın bitiminden 40
yıl sonra başlıyarak esrarengiz bir olay
örgüsüyle devam ediyor.
ÇERNOBİL KOMPLOSU
Prof. Dr. Ahmed Yüksel Özemre, Bilge
Yayıncılık, araştırma-inceleme, 334 sayfa.
1986 yılında Çernobil Nükleer Santrali'nde
meydana gelen kazadan bugüne yaşananların ilk
ağızdan anlatıldığı 'Çernobil
Komplosu'nda, birçok kişi ve kurum tarafından
hedef kişi olarak gösterilen dönemin Türkiye
Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmed
Yüksel Özemre'nin ve Türkiye'nin geçirdiği
dönem ele alınıyor. Özemre, tüm dünyada
meydana gelen en
büyük nükleer kazalardan biri olan
Çernobil'in yaşandığı dönemi ve sonrasında
ülkenin geçirdiği kritik günleri, olayın
devlet ve halk tarafından nasıl
algılandığını gözlemlere ve belgelere
dayandırarak anlatıyor.
GÖKKUŞAĞINA İKİ BİLET
Attila Şenkon, Can Yayınları, roman, 110
sayfa.
'Gökkuşağına İki Bilet', kente gelen sirki
görmek için küçük oğluyla birlikte bindiği
otobüste, 'yaşam nedir' sorusuna yanıt arayan
bir kahramanın, geçmişine yaptığı içsel
yolculuğun romanı. Attila Şenkon, çocukluk
aşklarının unutulduğu, kocaman dünyaların
kurulduğu, dar sokaklarda saf oyunların
oynandığı 70'li yılların Ankara'sında
geçen bir çocukluğu anlatıyor... Babasının
armağan ettiği düş kumbarasında düşlerini
biriktiren Işık, bu düşleri zamanla kendi
hazırladığı öykü kitaplarına
dönüştürecektir. Babasıyla
paylaştıklarını oğluna aktaran Işık,
geçmişle gelecek arasında köprü kurarken,
hayatın, günümüzün sert, acımasız
koşullarında değil, sakin, huzurlu ve sevgi
dolu olarak da yaşanabileceğini hatırlatıyor.
Roman, okuyanlara hayatlarını yeniden gözden
geçirme fırsatını yaratmaya çalışıyor.
|
KAHRAMANLAR HEP
ÇOCUK
Necati Güngör, Toroslu Kitaplığı, derleme,
320 sayfa.
Necati Güngör'ün derlediği 'Kahramanlar Hep
Çocuk'da Dede Korkut'tan Ahmet Mithat'a, Halide
Edip Adıvar'dan Yakup Kadri Karaoğlu'na, Aziz
Nesin'den Selim İleri'ye, Türk
edebiyatçılarının, kahramanı çocuk olan
hikâyeleri yer alıyor. Türk hikâyecilerinin
gelişimini Dede Korkut'tan günümüze kadar
örneklerle izleme olanağı sunan kitapta, zaman
içinde Türkiye insanının ve toplumunun
yapısındaki değişimi de gözler önüne
seriliyor. Baş kahramanı
çocuk olan bu hikâyelerin, yazarlarının
doğum yıllarına göre sıralandığı kitap,
hem yetişkinlere hem de çocuklara hitab ediyor.
NÂZIM'IN 'MACAR TOPRAĞI'
Sunahan Develioğlu, İletişim Yayınları,
araştırma-inceleme, 192 sayfa.
Nâzım Hikmet'in 1952 ve 1956 yılları
arasında Macaristan'a yaptığı seyahatleri
konu alan 'Nâzım'ın 'Macar Toprağı''nın
yazarı Sunahan Develioğlu, şairin
Macaristan'daki izini sürüyor. Sunahan
Develioğlu, Nâzım Hikmet'in 1950 yılında
şiirlerinin Macaristan'da basılmaya
başlanmasının ardından 4 yıl boyunca devam
eden Macaristan ziyaretlerinde bıraktığı
izleri takip ediyor. Kitapta, Nâzım Hikmet'in
çok sevdiği hatta biraz 'memleket havası'
bulduğu bu ziyaretlerle ilgili geniş ve zengin
bir araştırma, hiç yayımlanmamış, sadece
Macarcası bulunan üç şiiri ve ilk kez
yayımlanan birçok konuşması da bulunuyor.
BAŞARILI SİYASETÇİNİN EL KİTABI
Doç. Dr. Osman Özsoy, Hayat Yayıncılık,
kişisel gelişim, 200 sayfa.
Gazeteci Doç. Dr. Osman Özsoy'un kaleme
aldığı 'Başarılı Siyasetçinin El
Kitabı'nda seçmen-siyasetçi ilişkileri
incelenerek siyasetçilere yönelik bazı
ipuçları veriliyor. Hedef kitleye ulaşmak
için kullanılabilir stratejiler geliştirilmesi
gibi seçim çalışmalarının incelendiği
kitapta, seçim sırasında adayların
başarılı bir seçim kampanyaları
yürütebilmeleri için neler gerektiği ve
seçim kampanyalarıyla ilgili ipuçları
çeşitli başlıklar altında işleniyor.
'Adaylarda aranan özellikler' ve 'kişisel imaj,
etkin iletişim' bölümlerinin geniş olarak
incelendiği 12 bölümden oluşan kitapta,
siyasetçilerin seçim döneminde seçmenlere
kendilerini en iyi şekilde ifade edebilmeleri
için çeşitli strateji ve taktik önerileri
veriliyor.
AĞAÇLARIN BİTTİĞİ YERDE YALNIZ
TAKLİTÇİ KUŞ ÖTER
Walter Tevis, çeviren: Şükrü Zafer Serinken,
Alteo Yayıncılık, bilim kurgu, 300 sayfa.
"...Yaklaşık bir saat önce o kelimeyi
kağıda yazdığımda, bütünüyle kavramam bir
süre aldı, ama bu sözcüklerde bir şey
gördüm. Benim kendi başıma yapmakta olduğum
bu şey, yaşantımı bellemekti. Bu sözcükleri
kağıda dökmek, kayıt aygıtına söylemekten
tümüyle farklı olarak, kadının
'bellemek' olarak belirttiği bir zihinsel
edimdi(...) 'Sözlük'ü aldım ve 'B' harfiyle
başlayan sözcüklere gelene dek sayfaları
çevirdim(...)" Beyazperdeye de uyarlanan,
'Dünya'ya Düşen Adam' ve 'Bekar' gibi
bilimkurgu
romanlarıyla ünlü Walter Tevis'in kaleme
aldığı, 'Ağaçların Bittiği Yerde Yalnız
Taklitçi Kuşlar Öter', insanların robotlar
tarafından yönetildiği ve okumanın yasak
olduğu bir dünyada, iki insanın birbirlerine
okumayı öğretmesiyle özgürce
düşünebilmelerini konu alıyor.
WARCRAFT 3-SON BEKÇİ
Jeff Grubb, çeviren: Görkem Köroğlu, Artemis
Yayınları, fantastik kurgu, 265 sayfa.
'Ejderha Mızrağı', 'Unutulmuş Diyarlar' ve
'Magic: The Gathering' gibi projelere imzasını
atan Jeff Grubb'ın kaleme aldığı, Blizzard
Entertainment'ın en çok satan, ödüllü
bilgisayar oyunu Warcraft'ın yazın
dünyasındaki üçüncü kitabı 'Son Bekçi',
fantastik edebiyat hayranları ve bilgisayar
oyununun takipçilerini sürükleyici bir
maceraya davet ediyor. Dalaran'lı genç bir
büyücünün eğitim için, en kudretli ve en
çok korkulan büyücüye gönderilmesiyle
başlayan macera, genç büyücü Khadgar'ın
zamanın ötesini görme yetisi edinerek,
korkunç gerçekle yüzleşmesiyle başlıyor.
Macerayla birlikte ardarda sıralanan, 'Trisfal
Bekçileri kimdi; Dünya'yı hangi dehşetli
güçlere karşı koruyorlardı; Ateş Lejyonu
adıyla bilinen iblis güruhu gerçekten yok
edilmiş miydi yoksa Azeroth dünyasına dehşet
salmak için pusuda mı bekliyorlardı?' gibi
sorular 'Warcraft' serisinin üçüncü kitabı
'Son Bekçi'de yanıt buluyor.
|
KADIN OLMAK
Zeynep Oral, Doğan Kitapçılık, inceleme, 342
sayfa.
Zeynep Oral'ın neredeyse yirmi yıl önce kaleme
aldığı 'Kadın Olmak', Doğan Kitap
tarafından yeniden yayımlanıyor. Türkiye'de
ve dünyanın her yerinde kadınlar üzerine
yayımlanan bir sürü kitap bulunuyor. Daha
önceleri kadınlarla ilgili bir kitap
yazabileceğini aklına bile getirmediğini
söyleyen Oral, kendisini Kenya'daki '1985
Nairobi Dünya Kadın Konferansı'nda bulunca
işler değişmiş. Oradaki kadınların
sorunlarını dinleyen, acılarını ve
sevinçlerini paylaşan, yaşamlarına tanıklık
eden yazar, Türkiye'ye döndüğü gibi bunları
o dönem çalıştığı gazetede bir yazı
dizisi haline getirmek istemiş. Ancak buna imkan
tanınmaması sonucu ortaya 'Kadın Olmak'
çıkmış. Bir ay boyunca gördüklerini ve
duyduklarını bu incelemesinde bir araya getiren
Zeynep Oral, kitabı yazma amacını ne kadın ne
de erkek, sadece insan olmak çabası olarak
tanımlıyor.
LEZBİYEN VE GEYLERİN SORUNLARI
Kaos Gl Kitapları, sempozyum, 158 sayfa.
Toplumsal bir realite olarak kendini var eden
eşcinselliğin doğru algılanması ve
tanınması oldukça önem taşıyor. Türkiye
toplumunun değişimi ve evrimi süresinde bu
konu acil bir tartışma ihtiyacı olarak kendini
dayatıyor. Heteroseksüelliğin merkezi
belirleyiciliğinin, gey ve lezbiyen bireylerin
hayatlarının her alanında çeşitli sorunlara
yol açığı da bir gerçek. 'Lezbiyen ve
Geylerin Sorunları' adını taşıyan bu kitap,
gey ve lezbiyen sorunlarına doğru
yaklaşabilmek ve eşitlikçi çözüm
arayışları üretebilmek için
gerçekleştirilen sempozyumun konuşmalarından
oluşuyor. Gey, lezbiyen ve heteroseksüel
bireylerin ve uzmanların katılımıyla
gerçekleşen bu sempozyumda, tüm sorunlar ele
alınarak çözüm yolları aranıyor.
Sempozyumda sunulan bildirilerin de yer aldığı
kitap, bu sorunun
bilincinde olan ve özgürlükçü bir çözüm
arayışı bulmayı amaçlayan herkes tarafından
okunmalı.
TÜRK SANATINDA İKONOGRAFİK MOTİFLER
Emel Esin, Kabalcı Yayınevi, sanat tarihi, 457
sayfa.
'Türk Sanatında İkonografik Motifler', ünlü
sanat tarihçilerimizden Dr. Emel Esin'in daha
önce kitap olarak bir araya getirilmemiş
makaleleri arasından yapılan bir seçkiden
oluşuyor. Türk sanatının bazı ikonografik
motiflerinin çözümlendiği yazıların yer
aldığı kitapta, Orta Asya'dan Osmanlıya
uzanan bir süreç içinde Türklerin
ürettikleri çeşitli sanat eserlerinde ortaya
çıkan simge sistemini tanıma fırsatı
bulabilirsiniz. Emel Esin Toplu Eserleri
dizisinin bu cildindeki makalelerde ayrıntılı
olarak incelenen kozmik dağ, güneş, ay,
gezegenler, ejderha gibi temel simgeleri anlamak,
Türk kozmolojisini kavramak bakımından önem
taşıyor. Türk sanatında karşımıza çıkan
avcı kuş ve at motifleri de yalnızca
ikonografik özellikleri açısından değil
simgesel anlamlarıyla da ele alınıyor.
Kitabın sonunda konuyla ilgilenenler için,
Prof. Dr. Aykut Kazancıgil tarafından
hazırlanmış bir Emel Esin kaynakçası da
sunuluyor.
BALKANLAR ORTADOĞU KAFKASYA
Vassilis K. Fouskas, çeviren: Ali Çakıroğlu,
Aykırı Yayınevi, inceleme-araştırma, 214
sayfa.
Kingston Üniversitesi'nde görev yapan Yunanlı
araştırmacı ve gazeteci Fouskas ABD'nin önde
gelen stratejisti ve eski Ulusal Güvenlik
Danışmanı Zbigniew Brzezinski'nin 'Büyük
Satranç Tahtası' kitabında ileri sürdüğü
görüşlerle tartışarak, Avrasya'ya ilişkin
barışçı ve dayanışmacı öneriler
geliştirmeye çalışıyor. 'Balkanlar Ortadoğu
ve Kafkasya' adını taşıyan kitabında Soğuk
Savaş'ın bitiminden ve 11 Eylül
saldırısından sonra ABD'nin askeri ve politik
stratejilerinde nelerin değiştiğini ele alan
Fouskas, Avrasya'da Avrupa Birliği'nin izlediği
alternatif politikaları da eleştirerek,
özellikle Almanya, Fransa, İngiltere ve
Türkiye'nin rollerini tartışıyor.
|
SEVR DOSYASI
Cahit Kayra, Büke Yayıncılık,
araştırma-inceleme, 218 sayfa.
Cahit Kayra'nın kaleme aldığı 'Sevr
Dosyası', Birinci Dünya Savaşı sonunda
Osmanlı'nın aldığı yenilgi ile Batı
ülkeleri arasında Türkiye topraklarının
paylaşılmasını resmi kılan Sevr
Antlaşması'nı konu alıyor. Sultanın kabul
ettiği bu antlaşmaya, Mustafa Kemal'in
yönetiği Kurtuluş Savaşı'yla karşı
çıkışını ve antlaşmanın geçerliliğinin
kalkmasını anlatan Cahit Kayra'nın kitabında,
Sevr Antlaşması'nın hazırlık aşamasından,
batı ülkeleri arasındaki gizli anlaşmalara
kadar çeşitli bölümler bulunuyor.
Yazar, aynı zamanda Lozan ve Sevr
Antlaşmalarını da karşılaştırarak konuya
ışık tutmaya çalışıyor.
FIRTINA, İHTİLAL, EFSANE TRABZONSPOR
Hakan Kulaçoğlu, İletişim Yayınları,
futbol, 430 sayfa.
Trabzonspor, 'Karadeniz fırtınası' olarak
birden bire ortaya çıkmıştı. Lig
şampiyonluğunu ilk kez İstanbul dışına
çıkararak bir 'İhtilal yapmıştı. Ve çok
kısa sürede altı kez şampiyon olarak
'Efsane'leşmişti. Kısaca Trabzonspor, futbol
hayatına fırtına olarak başladı, sahici bir
ihtilâle dönüştü, bir efsane oldu ama uzun
zamandır 'sadece' bir efsane olarak kaldı...
Ancak ne olursa olsun Trabzonspor, artık başka
hiçbir şey yapamasa bile, Türkiye'nin futbol
tarihinde ayrı bir başlık, ayrı bir konudur.
Hakan Kulaçoğlu'nun hazırladığı 'Fırtına,
İhtilal, Efsane Trabzonspor' adını taşıyan
bu derlemede, Trabzonspor'la ilgili akla
gelebilecek hemen her şeye dokunan yazılar yer
alıyor; geçmişi, geleceği, hocaları... Sunay
Akın, Altuğ Atalay, Hakan Dilek, Bülent
Gürkan gibi isimlerin yazılarından oluşan
kitapta, Kulaçoğlu'nun Trabzonspor'la ilgili
değerlendirmeleri de bulunuyor.
SENARYO YAZARI OLMAK-SENARYO YAZMAK
Feridun Akyürek, MediaCat Kitapları, kişisel
gelişim, 435 sayfa.
Feridun Akyürek'in kaleme aldığı 'Senaryo
Yazarı Olmak, Senaryo Yazmak', sinemayla
yakından ilgilenenler için senaryo yazımı
hakkında kuramsal ve uygulamalı örneklerle
bilgiler vererek yeni senaristler yetiştirmeyi
amaçlıyor. Kitapta senarist adaylarına,
'sinema dramaturjisinin tiyatro yazın
dramaturjisinden ayrımı, senaryonun içsel
öğeleri ve düzenlemesi; film öyküsünü
oluşturan öğeler; senaryonun biçimsel
öğeleri ve bunların kağıt üzerinde
yansıtılması' anlatılıyor. 'Öğrenilebilen
öğretilir' ilkesinden yola çıkılarak kaleme
alınan kitapta kuramsal bilgilerin yanısıra
piyasada bulunan filmlerden örneklerle
uygulamaya dayalı çalışma önerileri de
bulunuyor.
DUNE: CORRİNO HANEDANI
Brian Herbert-Kevin J. Anderson, çeviren: Zeliha
İyidoğan Babayiğit, Kabalcı Yayınevi,
fantastik kurgu, 648 sayfa.
"Arrakis gezegeninin dönüş ekseni,
yörüngesinin çapıyla dik açı
oluşturmaktadır. Gezegen kürü biçiminde
değil, daha çok ekvatoru geniş ve kutuplara
doğru içbükey olan döner bir top
biçimindedir. Bu gezegenin yapay olabileceği,
kadim bir becerinin ürünü olabileceği
şeklinde bir kanı söz konusudur." Dune
evreninin yaratıcısı olan Frank Herbert'ın
oğlu Brian Herbert ve Kevin J. Anderson'un
kaleme aldığı 'Corrino Hanedanı', klasik
'Dune' dizisine giriş niteliğindeki 'Hanedanlar
Üçlemesi'nin son kitabı. Büyük bir savaşın
eşiğinde yaşanan, ve evrendeki en önemli
nokta sayılan çöl gezegeni Arrakis'de gelişen
entrikaları anlatan üçlemenin son kitabında
Dük Leto, İmparator Şaddam ve Leydi
Jessica'nın başlarından geçen olaylar
hakkındaki sorular açıklığa kavuşuyor.
YAŞAMA SANATI
Alfred Adler, çeviren: Kamuran Şipal, Say
Yayınları, 286 sayfa.
Alfred Adler kitabında, kurucusu olduğu
'bireysel psikolojisi'nin temel ilkelerini açık
seçik dile getirerek, yaşamın amacı,
aşağılık kompleksi, üstünlük eğilimi,
yaşam üslubu, sağduyu eksikliği gibi
neredeyse adıyla özdeşleşen kavramları
irdeliyor. Adler'in psikolojik sistemi, psikoloji
tarihinde bugün 'toplumbilim' diye
tanımladığımız yöne dönen bir sistem
olarak ortaya çıkıyor. 'Yaşama Sanatı'nda,
çocukların okul eğitimi, evlilik, özgürlük,
toplumsal koşullardan kaynaklanan erkek ve
kadın farklılığı somut örneklerle
inceleniyor.
|
YÜZÜMÜZ NELER
ANLATIYOR?
Mehmet Arif-Murat Toktamışoğlu, Kapital Medya
Hizmetleri, kişisel gelişim, 131 sayfa.
Yüz okuma tekniklerinin şekillerle detaylı
olarak anlatıldığı 'Yüzümüz Neler
Anlatıyor', eski çağlardan bu yana Eski
Çin'den Eski Yunan'a, doğudan batıya pek çok
kültürün üstünde araştırmalar yaptığı
yüz yapısı ile insan karakterleri arasındaki
ilişkinin, günlük yaşamda kullanımına dair
notlardan oluşuyor. Mehmet Arif ve Murat
Toktamış'ın kaleme aldıkları kitap, insanı
tanımaya yönelik alternatif bir teknik olan
yüz okuma yöntemini anlatarak insanlar
arasında daha iyi ilişkiler kurmaya yardım
ederken, aynı zamanda verimli bir sosyal ve iş
yaşantısı kazandırmayı hedefliyor.
MARX VE DOĞA
Paul Burkett, çeviren: Ercüment Özkaya, Epos
Yayınları, inceleme-araştırma, 328 sayfa.
Paul Burkett'in kaleme aldığı 'Marx ve
Doğa'da, Marx'ın topluma, doğaya ve çevre
krizine yaklaşımı yeniden kurulmaya
çalışılıyor. Marx'ın yaklaşımının,
bütün ekolojik ve ekolojik kriz
kavramlaştırmalarının kaçınılmaz olarak
üretimin belli toplumsal biçimlerinin
damgasını taşıyan, insani-toplumsal
yapıntılar olduğunu otomatik biçimde
kavradığını belirten Burkett kitabında,
Marx'ın doğaya toplumsal-bilimsel
yaklaşımının, yani Marx'ın doğayla esas
olarak insani-toplumsal üretim ve gelişimin bir
koşulu olarak ilgilenmesinin üzerine
odaklanıyor. Marx'ta çevre sorunları üzerine
söylenecek işe yarar bir şey olduğu fikri
bazı okuyuculara ters gelebilir ancak 'Al-Yeşil
Bir Perspektif' altbaşlığı ile yayımlanan
'Marx ve Doğa', çevre üzerine Marx'ın ilk
felsefi eserlerinin ötesine geçmeye ve onun
politik eleştirisinin ekolojik potansiyelini
keşfetmeye çalışan bir çalışma.
OSMANLI'DA CEMİYETLER VE RUM CEMAATİ
Haris Eksertzoglou, çeviren: Foti Benlisoy-Stefo
Benlisoy, Tarih Vakfı Yurt Yayınları,
inceleme-araştırma, 143 sayfa.
Özerk toplumsal girişimlerin aracı olarak
derneklerin ortaya çıkışı, özellikle geç
dönem Osmanlı tarihinin en ilgi çekici
konularından biri. 'Osmanlı'da Cemiyetler ve
Rum Cemaati' isimli bu çalışma, Osmanlı
İmparatorluğu'ndaki Rum-Ortodoks topluluğun en
tanınmış ve uzun ömürlü cemiyetlerinden
birini, Dersaadet Rum Cemiyet-i Edebiyesi'ni konu
ediniyor. Haris Eksertzoglou'nun kaleme aldığı
kitap, Osmanlı Rum orta sınıfının 19.
yüzyılın ikinci yarısında hızla çoğalan
cemiyetler vasıtasıyla kendi kimliğini inşa
süreci üzerine eğiliyor. Eksertzoglou,
Cemiyet-i Edebiye'nin düzenlediği müsabaka ve
konferans gibi etkinlikleri inceleyerek,
cemiyetin oluşturduğu söyleme odaklanmaya
çalışıyor ve bu söylemin yükselen Yunan
milliyetçiliğiyle hangi noktalarda
ilişkilendiğinin
izlerini sürüyor. Yazar, Rum burjuva
katmanların hayırseverlik ve eğitim gibi
etkinlik alanlarındaki inisiyatiflerinin kendi
cemaatleri ve Osmanlı sistemindeki konumları
üzerine etkilerini inceliyor.
RÖNESANS İNGİLTERE'SİNDE TÜRKLER
Prof. Dr. Nazan Aksoy, İstanbul Bilgi
Üniversitesi Yayınları, inceleme-araştırma,
131 sayfa.
Prof. Dr. Nazan Aksoy, 16. yüzyılda
İngiltere'de yazılmış, Türkleri konu alan
oyunların anlamını tarihi açıdan yorumluyor.
'Rönesans İngiltere'sinde
Türkler' adını taşıyan kitapta bu oyunların
yazıldıkları dönem bütün özellikleriyle
eleştiriliyor. Batı edebiyatı ve tiyatro
sanatında çeşitli dönemlerde farklı
biçimlerde kendisini gösteren Türk imgesinin,
her dönemin değişik özelliklerine, Osmanlı
Devleti'nin gücüne, her ülkenin koşullara
göre değişen değer yargılarına bağlı
olduğunu belirten Aksoy, İngiltere ile Osmanlı
arasındaki ilişkilerin, siyasi, ekonomik ve
diplomatik alanlardaki gelişmelere göre
şekillendiğini söylüyor. Kitapta, 16.
yüzyıl İngiliz edebiyatında Türkler konusu
ele alınırken, yüzyılımızın direttiği
bakış açısının sınırlayıcılığından
çıkılıyor ve sorun o dönemin tarihi ufku
çerçevesinde yorumlanmaya çalışılıyor.
|