ÇALACAK KAPINIZ
VAR MI?
Ahmet Sırrı Arvas, Nesil Yayınları, hikâye,
175 sayfa.
Kendisinin yaşadığı ya da çevresinin anlattığı
ilginç olayları, içlerine mizah unsuru da
katarak kendine has üslubu ile kaleme alan,
kendi deyimiyle
iddiasız ve çalaklavye yazan Ahmet Sırrı
Arvas, 'Herkesin Bir Hikâyesi Var' başlığı
altında yayımladığı kitaplarının
üçüncüsüyle okuyucularının karşısına çıkıyor.
'Çalacak Kapınız Var Mı?' adını taşıyan
bu üçüncü kitapta yine hem güldüren hem de
düşündüren, yaşanmış ilginç hikâyeler
bulacaksınız.
LAMUT TERÖRÜNÜN KAYNAKLARI VE HASAN SABBAH
Yaşar Şahin Anıl, Gendaş Kültür Yayınları,
inceleme-araştırma, 296 sayfa.
Hukuk fakültesi mezunu olan ve hem hukuk tarihi
hem de edebiyat alanında eserler veren Yaşar
Şahin Anıl 'Alamut Terörünün Kaynakları ve
Hasan Sabbah' kitabında, insanlığın en büyük
düşmanlarından terörün nedenlerine ilişkin
detaylı bir inceleme sunmaya çalışıyor.
Hasan Sabbah öyküsünün yinelenme nedeni ise,
iddiaları kanıtlamak için kullanılan bir yöntem
olması. Alamut Terörü'nün İslam tarihi içinde,
çağdaş şiddet kalkışımlarıyla olan
benzerliği yadsınamayacağından örnek olarak
incelendiğini ve kitabın amacının dinsel
konuları tartışmak olmadığını vurgulayan
Anıl, dinsel konulara ancak zorunlu olduğu
ölçüde ve tarafsızlıkla değinmeye çalışmış.
KİRLİ BEYAZ
Alexander Cockburn, Jefferey St. Clair, çeviren:
Arif Başaran, Gelenek Yayıncılık,
inceleme-araştırma, 426 sayfa.
Alexander Cockburn ve Jefferey St. Clair'in
hazırladığı 'Kirli Beyaz', ABD'de yaşanan
siyasi usülsüzlüklerin çeşitli gazetelerde
yayınlanan haber dizileri, makaleler ve tanık
ifadeleriyle desteklenen bir komplo teorisi.
ABD'de yaşanan uyuşturucu pazarını, CIA ve
diğer ülkelerin gizli servislerini ve yaptıklarını,
ABD içindeki derin devleti, insan hakları ve
bunların ihlallerinin anlatıldığı,
İtalya'dan Fransa'ya, Meksika'dan Çin'e tüm
20. yüzyıl boyunca halkların ve devletlerin
üzerinde oynanan oyunlarla ilgili kanıtların
yer aldığı bu araştırmayı, spekülasyondan
uzak duran ve belgelere inanmayan okuyucuların
okumaması öğütleniyor.
VİYANA KUŞATMASI
John Stoye, çeviren: Derin Türkömer, Doğan
Kitap, roman, 372 sayfa.
1683'teki Viyana Kuşatması'nın özellikle
Avrupa için bir dönüm noktası olduğu
bilinir. Ama bu olay aynı ölçüde Osmanlı
İmparatorluğu'nun geleceğini de derinden
etkilemiştir. Osmanlı İmparatorluğu
etkisinden kurtulamayacağı bir darbe yemiştir.
Avrupa tarihi konusundaki uzmanlığıyla
tanınan John Stoye, 'Viyana Kuşatması'adlı
kitabında işte bu önemli tarihi olayı çeşitli
yönleriyle ele alan bir tarihi inceleme kaleme
almış. Hem dönemin ünlü karakterlerini hem
de sıradan insanlarını hikâyesinde detaylı
bir biçimde anlatan yazar bu karakterler aracılığıyla
'Viyana Kuşatması'nı daha da
zenginleştirmiş. Hilal ve Haç arasındaki son
büyük çekişmeye siz de tanık olmak
istiyorsanız Stoye'nin 'Viyana Kuşatması'nı
atlamayın.
HARİKA İNSANLAR
Lillian Glass, çeviren: Ayşegül Böğrün Pazı,
Kuraldışı Yayıncılık, kişisel gelişim,
204 sayfa.
Lillian Glass, harika insanları nasıl bulup
hayatınıza sokacağınızı anlatıyor, Peki
kimdir bu harika insanlar? Başarınızı takdir
edecek ve paylaşacak, sizi daha ileriye götürecek
insanlar. Diğer insanlarla nasıl daha zengin,
derin ve anlamlı ilişkiler kuracağınızı öğretmeye
çalışan
'Harika İnsanlar', kariyerinize, kendinize güveninizi
arttırıp sosyal yaşamınızı renklendirmeyi
amaçlıyor. Harika insanlara neden ihtiyaç
duyduğunuzu, yaşamınızı dolduracak ve
zenginleştirecek insanları nasıl
tanıyıcağınızı, çekingenliğinizden nasıl
kurtulacağınızı ve başkaları için heyecan
verici olan insanların yani kazananların
hissettiği özgüveni nasıl hissedeceğinizi
anlatan Lillian Glass, beceri ve yeteneklerini
geliştirmek,
bu harika insanları hayatına sokup değişmek
isteyenler için yepyeni bir yaşamın
kapılarını açmayı vaat ediyor.
HEYECANSAL KONTROL
Prof. Dr. İlkay Kasatura, Altın Kitaplar,
psikoloji, 336 sayfa.
Psikolojide sekiz temel heyecan vardır: Korku,
kızgınlık, neşe, hüzün, yakınlık, nefret,
umut ve özlem. Diğer tüm heyecan ve duyguların
bu sekiz temel heyecanın karışımından
oluştuğu kabul edilir. İşte Profesör doktor
İLkay Kasatura'nın kaleme aldığı 'Heyecansal
Kontrol' adlı kitapta bu sekiz temel heyecan dört
ana bölümde inceleniyor. 'Heyecansal Davranışlar',
' Yaşantımızı Yönlendirehn Heyecanlar',
'Duygusal Olgunluk' ve 'Aile İşlevi ve Aile
Sisteminin Değerlendirilmesi'. Kasatura,
heyecansal kontrolü sağlayamayan bireyin aile,
iş ve toplumsal yaşamında başarıyı ve
mutluluğu yakalayamayacağı gerçeğinden yola
çıkarak eğitimle değişecek bu özelliğin
üzerinde duruyor. Ve yaşam deneyimleri, klinik
gözlemleri ve psikoterapi öyküleriyle bu değişimin
nasıl gerçekleşeceğini ortaya koyuyor.
'Heyecansal Kontrol', anne baba ve eğitimcilerin
yanı sıra kendini gerçekçi bir biçimde
gözden geçirerek heyecansal olgunluğu erişmek
isteyen okurların da ilgisini çekebilecek bir
kitap.
|
HIZLI BÜYÜME
MÜMKÜN!
Faruk Türkoğlu, Anahtar Kitaplar Yayınevi,
ekonomi, 318 sayfa.
Türkiye ekonomisinin bugüne kadar atılım
yapmamış olmasının bundan sonra da
yapamayacağı anlamına gelmediğini ve gelecek
yedi yılın için önlem alarak karşımıza çıkan
fırsatlardan yararlanabilirsek ekonominin
tersine dönmüş talihini yenebilyeceğini
savunan kitap, bu umuttan hareketle hızlı bir büyümenin
mümkün olacağını anlatıyor. Geçmiş dönemlerin
sorunlarını, bugüne ve geleceğe ışık
tutuğu ölçüde ele aldığını söyleyen
Faruk Türoğlu, 'Hızlı Büyüme Mümkün!'ün
üçte birinden fazlasını geleceğin
trendlerine ve fırsatlarına ayırmış. 'Dünya
Ekonomisi ve Türkiye', 'Nasıl Yetişiriz', 'Büyüme
İçin Yenilenme' gibi başlıklardan oluşan
altı bölümlük kitap Türkoğlu gibi hızlı büyüme
için gerekli koşulların mevcut olduğuna
inanan, birşeyleri değiştirmek isteyen ve
gelecek umudunun ipuçlarını arayanlara güzel
bir fırsat sunuyor.
GENÇLİK ÇIKMAZI
Naci Girginsoy, Çınar Yayınları, roman, 136
sayfa.
1924 yılında henüz küçük bir çocukken
Selanik'ten İstanbul'a hareket eden bir vapurda
çıkan salgın hastalık yüzünden ölümden
dönen Naci Girginsoy,
'Gençlik Çıkmazı'nda kendi ailesi gibi
Rumeli'den göç eden bir ailenin karşılaştığı
güçlükleri, gençlik bunalımlarını ve
İkinci Dünya Savaşı'nı anlatıyor. Kitap,
İkinci Dünya Savaşı'nın ağır koşulları
altında bunalımlı bir çocukluğun,
yaşanmamış bir gençliğin gerçeklerinden bir
kesit vermek amacını taşıyor. Girginsoy 'Gençlik
Çıkmazı'nı, romandan çok bir belgesel tadında
kaleme almış.
TERAPİ
David Lodge, çeviren: Meram Erdoğan, Ayrıntı
Yayınları, roman, 341 sayfa.
Tubby hiçbir sorunu olmayan başarılı,
paralı, evliliği, iki yetişkin çocuğu ve
platonik sevgilisi olan bir adamdır. Tek sorunu
çaresi bir türlü bulunamayan diz ağrısıdır.
Ne fizyoterapi ne de akupunktur derdine deva
olamamıştır. Depresyon, anksiyete, panik atak
ve uykusuzluk yakasını bırakmamaktadır. Günün
birinde tesadüfen tanıştığı varoluşçu
filozof Kierkegaard'ın yapıtlarına gömülür,
'tatmin edici düş kırıklıklarını öğrenir',
filozofun memleketi Danimarka'ya bile gider...
David Lodge, okuyucularını bu kez modern zaman
efsanelerinin üretildiği televizyon camiasına
götürüyor. Herkesin izlediği sir sitcom'un
senaryo yazarının bireysel öyküsü aracılığıyla
yeni insanın hallerinden bir terapi hikâyesi
anlatıyor. 'Terapi', çağımız insanının
zaaflarını ele alıyor.
ÜŞÜR BİR DENİZ KABUĞU BELKİ
Ataol Behramoğlu, Adam Yayınları, şiir, 154
sayfa.
"İşte yine can sıkıntısı/bana bir
şiir yazdıracak./ Tırnaklarım uzamış,/ içimde
yaralı bir aşk. // İçimde yaralı bir aşk/ve
birkaç piyes ölüsü,/ birkaç gözyaşı
kırıntısı,/intihar gelgiti birkaç. // Sırtüstü
uzandım dünyaya,/odamın ampülüne bakıyordum,/ampulün
bağlı olduğu borunun/ tavanında
kıvrılışına. // Tavanda
kıvrılışına/birkaç damla gözyaşının,/
birkaç damla tentürdiyot,/kalbim ağdrıyordu,
bir yaz-/ günü düştüm sokaklara,/karanlık
sokaklara düştüm,/bir yaz gecesiydi galiba,/
ürpererek indikçe bayırlardan,/kimsesiz ve
loş alanlara,/çaresiz, bomboş bir
cesettim(...)" Rus Dili ve Edebiyatı
eğitimi alan Ataol Behramoğlu, 1960'ların sol
siyasal eylemleri içinde yer almıştı. Yeni ve
toplumcu bir edebiyat savunusunda olan ve şiiri
yenilikçi bir yaratıcılıkla birleştirmeye
çalışan Behramoğlu'nun kendisinin seçtiği
şiirlerinin yer aldığı 'Üşür Bir Deniz
Kabuğu Belki' Adam Şiir Klasikleri dizisinden
çıkıyor.
SESSİZLİK VE SIRDIR ÖTESİ
Işıl Özgentürk, Alkım Yayınevi, anlatı, 99
sayfa.
"Doğrudur, o masada kocasının Fransız
sevgilisine yemek hazırlayan, şen şakrak
oturan ve en bilgiç sözleri hiç durmadan
tekrarlayan bendim. Sanki ilk gençliğimde
defalarca izlediğim, hayran olduğum bir
Fransız 'Yeni Dalga' filminin baş
kahramanıydım. Sahne iki, plan üç: Sofradaki
entelektüel eş. Gülüyorsun, kendini komik mi
buldun?(...)"
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ni
bitiren ve yıllardır Cumhuriyet gazetesinde
yazan Işıl Özgentürk'ün 'Şiirler, Hikâyeler
ve Sırlar' altbaşlığı ile yayımlanan
kitabı 'Sessizlik ve Sırdır Ötesi', hayatın
yüzeyinde görüp yaşadıklarımızın
ötesindeki derinlikleri araştırıyor. Şiirler
ve düzyazılardan oluşan kitap, hayatın
yaşattıklarını anı parçalarına dökmeye
çalışıyor.
|
DEMİR ÖKÇE
Jack London, çeviren: Emin Türk Eliçin,
Evrensel Basım Yayın, roman, 240 sayfa.
Ezilenlerin sömürenlere karşı verdiği mücadeleyi
inceleyen 'Demir Ökçe' bir öncü kitap niteliğindeydi.
Yüzyıllar boyu hem ilerici kuşaklar için bir
eğitim kitabı hem de ezilenleri konu alan
yazarlara esin kaynağı olan bu eser 'demokrasi'
gibi gösterilmek istenen Amerikan sisteminin
adaletsizliğini çarpıcı bir şekilde açığa
çıkarıyor. Ünlü yazar Jack London bu romanda
oligarşinin nerelere varabileceğini sergilemeye
çalışıyor.
BÜTÜN ŞİİRLERİ
Yağmur Atsız, Türk Edebiyat Vakfı
Yayınları, şiir, 198 sayfa.
"ben olmadık işlerin şairiyim/ olmadık
işleri olmadan sezen/ve karanlıklarımda kol
gezen/korkularım kaygılarım isteklerim/ki
zaman zaman aşılmış/zaman zaman yarım/
karanlığımda kol gezen/azgın köpeklerim/ve
kuşlarımla ben/ben her akşam karanlığı
beklerim/ki zaman zaman aşılmış/ zaman zaman
yarım/sarhoşları en iyi ben anlarım/ben
olmadık işleri olmadan sezen/ve acıyı nakış
nakış içinde ezen/ben olmadık işlerin
şairi/ben alacakaranlıkların mükerrer nüshası/ve
sairi ve sairi" Bu satırlar Yağmur
Atsız'ın 'Mükerrer Nüsha' isimli şiirine
ait. İlk şiir denemelerine 1952 yılında
başlayan Atsız'ın şiirleri ve yazıları birçok
dergi ve gazetede yayımlandı. Yazarın 'Bütün
Şiirleri' başlığı ile yayımlanan bu
kitabında,
'Günlerimiz', 'Unutkan Şehir' ve Tufan'dan
Sonra Ben' adlı kitaplarında yer alan
şiirlerinin yanı sıra Almanca ve Fransızca
yazdığı şiirleri de yer alıyor.
HOŞÇAKAL MİLANO HOŞÇAKAL AŞKIM
Özlem Kumrular, Cadde Yayınları, roman, 337
sayfa.
Roma'dan Milano'ya aşkı, heyecanı ve
kahkahayı getiren katıksız Romalı bir kız,
kalpleri dolmuş olan Milanolulara yüksek
adrenalinle yaşamayı öğretmeye başlar.
Ansızın kalbine bir palyaçonun sızmasıyla
şehrin rengi birden değişir. Birlikte açmaya
karar verdikleri bir sergi için fotoğraf
toplamaya karar verdiklerinde, apartmanın içinde
aslında yıllardır dönmekte olan bir karmaşık
ilişkiler girdabına kapılır ve bilmeceler
silsilesi içinde bulurlar kendilerini. Gizem
çözülürken, başka bir sürpriz beklemektedir
onları... Özlem Kumrular'ın kaleme aldığı
'Hoşçakal Milano Hoşçakal Aşkım',
İtalya'yı, İtalyan yemeklerini, aşkı, Latin
dünyası filmlerini ve kahkahayı sevenler için
eğlenceli bir roman.
KUTSAL
Daniel Quinn, çeviren: Fulya Yavuz, Klan Yayınları,
roman, 592 sayfa.
'Kutsal' doğaüstü güçleri bulmak için yola
çıkan bir dedektifin öyküsünü anlatıyor.
Chicago'lu özel dedektif Howard Sheim, Eski
Ahit'in Çıkış Kitabı'nda adları geçen
Baal, Ashtoroth ve Moloch gibi 'sahte' tanrıları
bulması için milyoner bir Musevi olan Aaron
Fischer tarafından tutulur. arayışları onu,
kendine özgü bir mistik olan bir tarot uzmanına
ve genç bir görücü olan Richard Holloway'e
götürür. Genç çocuk aramızda yaşayan bu
varlıkların, bizler gibi insan olmadıklarını
ama onların ne olduklarını da bilmediğini söyler...
'İsmail' adlı kitabın yazarı Daniel Quinn,
gizemli olayların ve doğaüstü güçlerin yer
aldığı kitabında, dedektif Howard'ın
yaşadığı ilginç maceraları anlatıyor.
SÖZCÜKLERİN DİLİYLE KONUŞMAK
Hazırlayan: Feridun Andaç, Dünya Kitapları, söyleşi,
344 Sayfa.
Hazırladığı söyleşilerle çeşitli
ödüller kazanan Feridun Andaç'ın
hazırladığı bu kitapta, her yapıtında
insanın düştüğü durumları konu alan Tahsin
Yücel'in yapıtları hakkında kendisiyle
yapılan söyleşiler bulunuyor.
'Tahsin Yücel ile Yüz Yüze' alt başlığı
ile yayımlanan 'Sözcüklerin Diliyle Konuşmak',
bir yazarın okuyuculara tanıtılmasından
ziyade tanıştırılmasını hedefliyor. Kitapta
Feridun Andaç'ın hazırladığı ve bir araya
getirdiği söyleşilerin yanısıra Tahsin Yücel'in
seçtiği yazıların da bulunduğu bir seçkiler
bölümü yer alıyor.
TASAVVUF
A. J. Arberry, çeviren: İbrahim Kapaklıkaya,
Gelenek Yayıncılık, tarih, 135 sayfa.
Ünlü İslam araştırmacısı ve ilk dönem batılı
tasvvuf uzmanlarından A. J. Arberry 'Tasavvuf'ta
İslam'ın Deruni yönü olarak bilinen tasavvufu
ele alıyor. Alanındaki ilk eserlerden olan bu
kitap hala bir referans kitabı olma özelliğini
sürdürüyor. Zahidler, mistikler, arifler,
şeyhler, şairler ve tarikatları gözler
önüne serildiği kitapta tasvvufun zengin dünyasının
tüm ayrıntılarını sunmaya çalışıyor.
Arberry'nin kitabı, tasavvufa ilgi duyanlara iyi
bir başlangıç kitabı niteliğinde.
RADAR OLDUM
Derleyenler: Alper Mestçi/Hüseyin Özcan,
Parantez Yayınları, derleme, 160 sayfa.
Sanal dünyanın ilgi çeken sitelerinden biri
olan ShockHaber.com'da iki sene önce başlatılan
'Radar' bölümü kısa sürede tek başına bir
site oluşturacak büyüklüğe ulaşmış.
'Radar'ın en çok güldükleri bölüm olduğuna
da karar veren ekip bunu bir kitap haline
getirmeye karar vermiş. 'Radar Oldum'
başlığı ile yayımlanan kitap Türkiye'nin
dört bir yanında insanların
rastladığı ve siteye yolladığı komik
diyalog, cümle, tabela ve yazıların biraraya
gelmesinden oluşuyor. ShockHaber.com'un
yaratıcıları ve 'Gündeme Karşı Serin
Duruş' köşesinin yazarları Alper Mestçi ve
Hüseyin Özcan
tarafından derlenen kitap bol bol gülmek
isteyenlere tavsiye edilir.
|
USTA İLE
MARGARITA
Mihail Bulgakov, çeviren: Aydın Emeç, Can Yayınları,
roman, 234 sayfa.
30'lu yılların Moskovası'nda İsa'nın gerçekten
yaşayıp yaşamadığını tartışan iki
yazarın yanına, geleceği okuma yetisine sahip
biri yanaşır. Yazarların da geleceklerini
okuyan yabancı, birinin yakında öleceğini
öbürünün de delireceğini söyler. Woland adındaki
bu yabancı, Sovyet toplumunu ziyarete gelmiş
Şeytan'dan başkası değildir. Gerçekten de
yazarlardan biri kısa bir süre sonra ölür.
Delirip akıl haztanesine kapatılan öbür yazar
ise, orada Usta ile karşılaşır... Sovyetler döneminin
önde gelen yazarlarından Mihail Bulgakov'un
ölümünden 26 yıl sonra yayımlanan kitabı
'Usta ile Margarita' keskin bir kara mizahı içinde
barındırıyor. İlk yayımlandığında sansüre
uğrayan 80 sayfayı da içeren bu çeviri
yeniden elden geçirildikten sonra yayımlanıyor.
Kitabın bu ikinci cildinde Bulgakov, Sovyetlerin
saat gibi işleyen sistemini parçalayıp
dağıtıyor.
SELİN VE CEM'LE YOLCULUKLAR
Buket Uzuner, Everest Yayınları, deneme, 207
sayfa.
Buket Uzuner, kendisine ulaşamayan ya da vakit
ayıramadığı için ilgilenemediği yolun
başındaki gençlerle, kendi yolunun ortasına
gelmiş bir yazar olarak birlikte yolculuk
edebilmek amacıyla 'Selin ve Cem'le Yolculuklar'
adlı bu kitabı kaleme almış. Yazar gençlere
bu yolla daha samimi ve içten bir şekilde
yardımcı olabileceğini düşünüyor. Kitap,
insanın kendi varoluş anlamını aramaya
başladığı ilk gençlik döneminde olan iki
genç Selin ve Cem'le okul-aile-toplum-cinsellik
kadar edebiyatın değişik dallarında, hayatın
ve sanatın içinde, biraz da usta-çırak
ilişkisi boyutunda seyahat eden bir yazarın iki
yıllık serüveni. Bu yolculuk, Buket Uzuner'i
seven ve ondan bir şeyler öğrenmek isteyen tüm
gençler için iyi bir fırsat sunuyor.
OĞULLAR VE RENCİDE RUHLAR
Alper Canıgüz, İletişim Yayınları, roman,
204 sayfa.
"Hayatımdaki tek iyi şey artık anaokuluna
gitmek zorunda olmayışımdı. Zarardan kâr.
Uzun süre annem ile babama anaokulunun bana
göre bir yer olmadığını anlatmaya çalıştım
aslında. Bütün rasyonel dayanaklarıyla. Hiçbir
işe yaramamıştı maalesef. İlla ki uykumda
kan ter içinde tepinmek, servis minibüsü kapıya
geldiğinde küçük çaplı bir sinir krizi geçirmek
gibi yöntemlere başvurmam gerekecekti derdimi
anlamaları için. Kepazelik, insanı kendinden
utandırıyorlardı." Alper Canıgüz'ün
kaleme aldığı 'Oğullar
ve Rencide Ruhlar'ın konusu beş yaşında bir
çocuğun yaşadığı olaylar. Tabii bu
bildiğimiz beş yaşındakilerden değil.
Polisiye, fantastik ve mizah tadlarını
kaynaştırmaya çalışan Canıgüz yaşının
avantajıyla her yere girip çıkan, hem filozof
hem de fırlama bir oğlanı anlatıyor.
KONUŞAN KADIN
Halil Gökhan, İnkılap Kitabevi, roman, 189
sayfa.
Halil Gökhan ilk romanı 'Yedinci' ile
başladığı yazarlık kariyerine
'Konuşan Kadın' ile devam ediyor. Moda, tarih,
felsefe, kutsallık, psikanaliz ve kriminoloji
kavramlarının biraraya geldiği bu romanda
ilginç bir konu işleniyor. Kitapta insan vücudunun
en sorunlu uzvu olarak nitelenen ağız, son
derece saldırgan bir tarzla yargılanıyor. Leon
Ziya kadınlarla arası hiç iyi olmamış bir
erkek, Alev İpek ise ağzı kötülüklerle dolu
bir kadın karakter... 'Konuşan Kadın',
İstanbul'da 20. yüzyıl sonlarında karanlık
ve loş bir modaevinde, ünlü modacı Leon
Ziya'nın kadın misafiri ile başbaşa geçen on
'günah dolu' günü anlatıyor.
OKYANUSUNU ARAYAN BALİNA
Wally Lamb, çeviren: Nihal Gökçe, Epsilon Yayınları,
roman, 544 sayfa.
Eğitimde onur ödülüne sahip bir edebiyat öğretmeni
olan Wally Lamb'ın kaleme aldığı 'Okyanusunu
Arayan Balina', kaybolmanın kıyısından dönüp
yeniden kendini bulan bir obezin hayatını konu
alıyor. Bir erkek yazarın kadın duygularını
duyarlılıkla anlatabilmiş olması açısından
ilgi çekici olan kitap, babasına duyduğu güveni
kaybetmiş, zayıf kişilikli annesi ve baskıcı
anneannesiyle iletişim kuramayan, her şey için
kendini suçlayan, insanlara duyduğu güvensizlik
yüzünden başkalarına karşı çok duyarsızlaşan,
kendini yapayalnız bir dünyaya mahkum eden ve
dev gibi bir şişkoya dönüşen Dolores'in hikâyesini
anlatıyor. Önündeki çözüm yolları hiç
kolay değilse de dostlarının da desteğiyle,
sırtında kambur gibi taşıdığı ailesinin
enkazından silkinip ayağa kalkan ve yeniden
doğmayı başaran Dolores'in ilginç
öyküsünü kırgınlıkları yüzünden kendi
kabuğuna çekilenlerin ya da kilolarını
hayatının en büyük sorunu edinenlerin okumasında
fayda var diyoruz.
SAYGON'DAKİ SON AJAN
Chris Mullin, çeviren: Mehmet Harmancı, Agora
Kitaplığı, roman, 267 sayfa.
Vietnam Savaşı sonrasında Saygon düşmüş ve
içinde tek bir Amerikalı kalmamıştır. Komünizmin
girdiği her delikten temizlenmesi gereken beyin
yıkayıcı bir musibet olduğuna dair, her
yurtsever Amerikan gencinin tabi olması gereken
eğitimini başarıyla tamamlayan ve komünizmle
ilgisi Chomsky hayranı solcu bir sevgiliden
öteye gidemeyen, CIA ajanı MacShane, savaş
sona ermek üzereyken, hayatında adımını bile
atmadığı Saygon'a, yeni bir 'ağ' kurmak
üzere gitmekle görevlendirilir. Ancak çok
geçmeden maskesi düşer ve CIA'nın Kuzey
Vietnam ordusuna kendi elleriyle teslim ettiği
bir lokmaya dönüşünce, asıl beyin
yıkayıcıların komünistler olmadığının
farkına varır... Bir zamanlar İngiltere'de
İşçi Partisi milletvekili de olan ünlü
polisiye yazarı Chris Mullin'in, daha önce yine
Agora Kitaplığı tarafından 'Mao'yu
Öldüreceksin' adlı kitabı
yayınlamlanmıştı.
Mullin bu kez okuyuculara heyecan dolu bir CIA
hikâyesi anlatıyor.
|
ÖYKÜ YAZMA TEKNİKLERİ
Salih Bolat, Papirüs Yayınları, eğitim, 182
sayfa.
'Niçin yazıyorsunuz?' sorusuna Jorge Amado;
öncelikle bir iç gerekliliğe, dayanılmaz bir
cevap vermek için, Isaac Asimov; hangi nedenle
nefes alıyorsam o nedenle yazıyorum çünkü
bunu yapmazsam ölürüm, diye cevap vermiş.
Gabriel Garcia Marquez'in cevabı ise dostlarım
beni daha çok sevsin diye olmuş. Üniversitede
'Okuma ve Anlatım Teknikleri', üniversite dışında
da 'Yaratıcı Yazarlık' seminerleri veren Salih
Bolat, yazma teknikleri ile ilgili kavramları
tartıştığı makalesiyle birlikte birçok
ABD'li yazarın yazılarını da bu kitapta bir
araya getirmiş. 'Öyküleme, Olay Sahne',
'Karakter Oluşturma', 'Öyküde Anlatım
Yolları', 'Öykülerin Kontrolü', 'Yazarlık ve
Yaratıcılık' gibi konu başlıklarında
makaleler yer alan kitap öykü yazım
teknikleriyle ile ilgilenenler için ideal.
ARTHUR'UN ÖLÜMÜ
Sir Thomas Malory, çeviren: Mina Urgan, Sel Yayıncılık,
derleme, 876 sayfa.
'Arthur'un Ölümü', değişik kaynaklardan, 13.
ve 14. yüzyıllarda Kral Arthur ile Yuvarlak
Masa Şövalyeleri üzerine yazılan şiirlerden
yararlanılarak yapılmış bir derleme. Ancak
kitap, bir derlemeden çok Malory'nin tek başına
yazdığı özgün bir yapıta dönüşmüş.
Kitapta yer alacak karmakarışık öyküleri
sadece biraraya getirmekle kalmayan Malory, onları
ayıklayıp, gereksiz bulduklarını atarak yirmi
bir gruba ayırmış ve bu dağınık masallardan
tutarlı bir bütün yaratmış. Kitabın en
önemli özelliği ise Malory'nin sadece
yazınsal bir bütün oluşturmakla kalmayıp bu
öyküleri yalın ama şiirsel bir dille
anlatabilmesi. Kitabın çevirisini yapan Mina
Urgan, 'Arthur'un Ölümü' için, "Malory,
öykülerinin güzelliğinden ötürü değil,
bunları anlatış biçiminden ötürü, 15.
yüzyıl edebiyatına, Saintsbury'nin deyimiyle 'ölümsüz
bir kitap' verdi." diyor.
AMERİKAN GÜCÜNÜN GERİLEYİŞİ
Immanuel Wallerstein, çeviren: Tuncay Birkan,
Metis Yayınları, inceleme, 288 sayfa.
1945'ten beri dünya sisteminin başı çeken
hegemonik gücü olan Amerika Birleşik
Devletleri'nin gerilediğini, 11 Eylül ve sonrasındaki
olayların bunun en son ve en belirgin kanıtı
olduğunu savunan Immanuel Wallerstein, içinde
yaşadığımız dünya sisteminin hızla temel
bir değişime doğru gittiğini, insan iradesine
hiç olmadığı kadar açık hale geldiğini söylüyor.
Wallerstein kitabında bu konuda ne
yapabileceğimiz konusunda bilgiler veriyor ve
hepimizin üçlü bir görevi olduğunu
belirtiyor: Ahlaki, entelektüel ve siyasi
görev... 'Bugün muhalif olmak, sistem karşıtı
olmak ne demektir' sorusuna bir cevap vermeye
çalışan 'Amerikan Gücünün Gerileyişi'nde
Wallerstein, daha önceki kitaplarındaki düşüncelerini
mantıklı sonuçlara ulaşana dek geliştirmeye
çalışıyor. Kitap, Tuncay Birkan'ın
çevirisiyle okuyuculara sunuluyor.
MARIE ANTOINETTE
Antonia Fraser, çeviren: Ayşe Düzkan, Aykırı
Yayıncılık, biyografi, 494 sayfa.
Antonia Fraser'ın kaleme aldığı bu kitap
Marie Antoinette'in tüm hayatını bilinmeyen yönleriyle
anlatıyor. 1770 yılında 14 yaşındayken
Avusturya'dan Fransa'ya gelin gönderilen ve 23 yıl
sonra Fransız Devrimi yıllarında öldürülen
Antoinette'in tümüyle masum olmasa da
gösterildiği kadar sorumsuz olmadığını
anlatan Fraser, Fransız devriminin bugüne kadar
hep 'aşağıdakiler' tarafından kaleme
alındığını ancak bunun tamamen gerçekleri
yansıtmadığını belirtiyor. Kitapta devrimi,
"Ekmek yoksa pasta yesinler" sözüyle
özdeşleşmiş kraliçe Marie Antoinette'i ve
dönemin tüm giyotin kurbanlarını yazarın
kendi deyimiyle bu kez 'yukarıdakiler'
arasından birinin ağzından tarihsel bir roman
tadında okuyacaksınız.
DÜŞÜNCE ÖĞRETİSİ
Volkan Çakır, Nüve Kültür Merkezi Yayınları,
kişisel gelişim, 128 sayfa.
Zamanın bizlerden sakladığı bir oluşumu
hayatımızın bir parçası haline getirmek için
kaleme alınan 'Düşünce Öğretisi',
okuyucuların benliklerini hatırlayıp
çözümlemelerine yardımcı olma amacını
taşıyor. Yrd. Doç. Dr. Müjdat Özkan, kitabın
önsözünde; "Soyut ve somut kavramların
ideoloji haline getrildiği bugünkü zaman
içinde birçok insan soyut kavramların
yaşantısında yer alıp şekilci kimliklerini
yaşam tarzları olarak belirlemişlerdir. Sonuçta
ise düşünce gücünün kayıp olduğu
bedenlerimizin değer aldığı karakterlerimizin
içimizdeki duvarları aşamadığı sahte
isimlerin kimlik haline geldiği yaşamı bizlere
düşündürmediğimiz beyinlerimiz armağan
etmiştir." diyor. Volkan Çakır'ın kaleme
aldığı
'Düşünce Öğretisi'ni, bu kavramları
sorgulayarak kendi benliğini bulmak isteyenlere
tavsiye ediyoruz.
|