Yeni Kitaplar

Eski Sayılar: 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21-27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44-45 46 47 48 49 50-51-52 53-54 55-56 57 58 2004/01 02
ÇALACAK KAPINIZ VAR MI?
Ahmet Sırrı Arvas, Nesil Yayınları, hikâye, 175 sayfa.

Kendisinin yaşadığı ya da çevresinin anlattığı ilginç olayları, içlerine mizah unsuru da katarak kendine has üslubu ile kaleme alan, kendi deyimiyle
iddiasız ve çalaklavye yazan Ahmet Sırrı Arvas, 'Herkesin Bir Hikâyesi Var' başlığı altında yayımladığı kitaplarının üçüncüsüyle okuyucularının karşısına çıkıyor. 'Çalacak Kapınız Var Mı?' adını taşıyan bu üçüncü kitapta yine hem güldüren hem de düşündüren, yaşanmış ilginç hikâyeler bulacaksınız.
LAMUT TERÖRÜNÜN KAYNAKLARI VE HASAN SABBAH
Yaşar Şahin Anıl, Gendaş Kültür Yayınları, inceleme-araştırma, 296 sayfa.

Hukuk fakültesi mezunu olan ve hem hukuk tarihi hem de edebiyat alanında eserler veren Yaşar Şahin Anıl 'Alamut Terörünün Kaynakları ve Hasan Sabbah' kitabında, insanlığın en büyük düşmanlarından terörün nedenlerine ilişkin detaylı bir inceleme sunmaya çalışıyor. Hasan Sabbah öyküsünün yinelenme nedeni ise, iddiaları kanıtlamak için kullanılan bir yöntem olması. Alamut Terörü'nün İslam tarihi içinde, çağdaş şiddet kalkışımlarıyla olan benzerliği yadsınamayacağından örnek olarak incelendiğini ve kitabın amacının dinsel konuları tartışmak olmadığını vurgulayan Anıl, dinsel konulara ancak zorunlu olduğu ölçüde ve tarafsızlıkla değinmeye çalışmış.

 

KİRLİ BEYAZ
Alexander Cockburn, Jefferey St. Clair, çeviren: Arif Başaran, Gelenek Yayıncılık, inceleme-araştırma, 426 sayfa.

Alexander Cockburn ve Jefferey St. Clair'in hazırladığı 'Kirli Beyaz', ABD'de yaşanan siyasi usülsüzlüklerin çeşitli gazetelerde yayınlanan haber dizileri, makaleler ve tanık ifadeleriyle desteklenen bir komplo teorisi. ABD'de yaşanan uyuşturucu pazarını, CIA ve diğer ülkelerin gizli servislerini ve yaptıklarını, ABD içindeki derin devleti, insan hakları ve bunların ihlallerinin anlatıldığı, İtalya'dan Fransa'ya, Meksika'dan Çin'e tüm 20. yüzyıl boyunca halkların ve devletlerin üzerinde oynanan oyunlarla ilgili kanıtların yer aldığı bu araştırmayı, spekülasyondan uzak duran ve belgelere inanmayan okuyucuların okumaması öğütleniyor.

VİYANA KUŞATMASI
John Stoye, çeviren: Derin Türkömer, Doğan Kitap, roman, 372 sayfa.

1683'teki Viyana Kuşatması'nın özellikle Avrupa için bir dönüm noktası olduğu bilinir. Ama bu olay aynı ölçüde Osmanlı İmparatorluğu'nun geleceğini de derinden etkilemiştir. Osmanlı İmparatorluğu etkisinden kurtulamayacağı bir darbe yemiştir. Avrupa tarihi konusundaki uzmanlığıyla tanınan John Stoye, 'Viyana Kuşatması'adlı kitabında işte bu önemli tarihi olayı çeşitli yönleriyle ele alan bir tarihi inceleme kaleme almış. Hem dönemin ünlü karakterlerini hem de sıradan insanlarını hikâyesinde detaylı bir biçimde anlatan yazar bu karakterler aracılığıyla 'Viyana Kuşatması'nı daha da zenginleştirmiş. Hilal ve Haç arasındaki son büyük çekişmeye siz de tanık olmak istiyorsanız Stoye'nin 'Viyana Kuşatması'nı atlamayın.
HARİKA İNSANLAR
Lillian Glass, çeviren: Ayşegül Böğrün Pazı, Kuraldışı Yayıncılık, kişisel gelişim, 204 sayfa.

Lillian Glass, harika insanları nasıl bulup hayatınıza sokacağınızı anlatıyor, Peki kimdir bu harika insanlar? Başarınızı takdir edecek ve paylaşacak, sizi daha ileriye götürecek insanlar. Diğer insanlarla nasıl daha zengin, derin ve anlamlı ilişkiler kuracağınızı öğretmeye çalışan
'Harika İnsanlar', kariyerinize, kendinize güveninizi arttırıp sosyal yaşamınızı renklendirmeyi amaçlıyor. Harika insanlara neden ihtiyaç duyduğunuzu, yaşamınızı dolduracak ve zenginleştirecek insanları nasıl tanıyıcağınızı, çekingenliğinizden nasıl kurtulacağınızı ve başkaları için heyecan verici olan insanların yani kazananların hissettiği özgüveni nasıl hissedeceğinizi anlatan Lillian Glass, beceri ve yeteneklerini geliştirmek,
bu harika insanları hayatına sokup değişmek isteyenler için yepyeni bir yaşamın kapılarını açmayı vaat ediyor.
HEYECANSAL KONTROL
Prof. Dr. İlkay Kasatura, Altın Kitaplar, psikoloji, 336 sayfa.

Psikolojide sekiz temel heyecan vardır: Korku, kızgınlık, neşe, hüzün, yakınlık, nefret, umut ve özlem. Diğer tüm heyecan ve duyguların bu sekiz temel heyecanın karışımından oluştuğu kabul edilir. İşte Profesör doktor İLkay Kasatura'nın kaleme aldığı 'Heyecansal Kontrol' adlı kitapta bu sekiz temel heyecan dört ana bölümde inceleniyor. 'Heyecansal Davranışlar', ' Yaşantımızı Yönlendirehn Heyecanlar', 'Duygusal Olgunluk' ve 'Aile İşlevi ve Aile Sisteminin Değerlendirilmesi'. Kasatura, heyecansal kontrolü sağlayamayan bireyin aile, iş ve toplumsal yaşamında başarıyı ve mutluluğu yakalayamayacağı gerçeğinden yola çıkarak eğitimle değişecek bu özelliğin üzerinde duruyor. Ve yaşam deneyimleri, klinik gözlemleri ve psikoterapi öyküleriyle bu değişimin nasıl gerçekleşeceğini ortaya koyuyor. 'Heyecansal Kontrol', anne baba ve eğitimcilerin yanı sıra kendini gerçekçi bir biçimde gözden geçirerek heyecansal olgunluğu erişmek isteyen okurların da ilgisini çekebilecek bir kitap.

HIZLI BÜYÜME MÜMKÜN!
Faruk Türkoğlu, Anahtar Kitaplar Yayınevi, ekonomi, 318 sayfa.

Türkiye ekonomisinin bugüne kadar atılım yapmamış olmasının bundan sonra da yapamayacağı anlamına gelmediğini ve gelecek yedi yılın için önlem alarak karşımıza çıkan fırsatlardan yararlanabilirsek ekonominin tersine dönmüş talihini yenebilyeceğini savunan kitap, bu umuttan hareketle hızlı bir büyümenin mümkün olacağını anlatıyor. Geçmiş dönemlerin sorunlarını, bugüne ve geleceğe ışık tutuğu ölçüde ele aldığını söyleyen Faruk Türoğlu, 'Hızlı Büyüme Mümkün!'ün üçte birinden fazlasını geleceğin trendlerine ve fırsatlarına ayırmış. 'Dünya Ekonomisi ve Türkiye', 'Nasıl Yetişiriz', 'Büyüme İçin Yenilenme' gibi başlıklardan oluşan altı bölümlük kitap Türkoğlu gibi hızlı büyüme için gerekli koşulların mevcut olduğuna inanan, birşeyleri değiştirmek isteyen ve gelecek umudunun ipuçlarını arayanlara güzel bir fırsat sunuyor.

GENÇLİK ÇIKMAZI
Naci Girginsoy, Çınar Yayınları, roman, 136 sayfa.

1924 yılında henüz küçük bir çocukken Selanik'ten İstanbul'a hareket eden bir vapurda çıkan salgın hastalık yüzünden ölümden dönen Naci Girginsoy,
'Gençlik Çıkmazı'nda kendi ailesi gibi Rumeli'den göç eden bir ailenin karşılaştığı güçlükleri, gençlik bunalımlarını ve İkinci Dünya Savaşı'nı anlatıyor. Kitap, İkinci Dünya Savaşı'nın ağır koşulları altında bunalımlı bir çocukluğun, yaşanmamış bir gençliğin gerçeklerinden bir kesit vermek amacını taşıyor. Girginsoy 'Gençlik Çıkmazı'nı, romandan çok bir belgesel tadında kaleme almış.

TERAPİ
David Lodge, çeviren: Meram Erdoğan, Ayrıntı Yayınları, roman, 341 sayfa.

Tubby hiçbir sorunu olmayan başarılı, paralı, evliliği, iki yetişkin çocuğu ve platonik sevgilisi olan bir adamdır. Tek sorunu çaresi bir türlü bulunamayan diz ağrısıdır. Ne fizyoterapi ne de akupunktur derdine deva olamamıştır. Depresyon, anksiyete, panik atak ve uykusuzluk yakasını bırakmamaktadır. Günün birinde tesadüfen tanıştığı varoluşçu filozof Kierkegaard'ın yapıtlarına gömülür, 'tatmin edici düş kırıklıklarını öğrenir', filozofun memleketi Danimarka'ya bile gider... David Lodge, okuyucularını bu kez modern zaman efsanelerinin üretildiği televizyon camiasına götürüyor. Herkesin izlediği sir sitcom'un senaryo yazarının bireysel öyküsü aracılığıyla yeni insanın hallerinden bir terapi hikâyesi anlatıyor. 'Terapi', çağımız insanının zaaflarını ele alıyor.

ÜŞÜR BİR DENİZ KABUĞU BELKİ
Ataol Behramoğlu, Adam Yayınları, şiir, 154 sayfa.

"İşte yine can sıkıntısı/bana bir şiir yazdıracak./ Tırnaklarım uzamış,/ içimde yaralı bir aşk. // İçimde yaralı bir aşk/ve birkaç piyes ölüsü,/ birkaç gözyaşı kırıntısı,/intihar gelgiti birkaç. // Sırtüstü uzandım dünyaya,/odamın ampülüne bakıyordum,/ampulün bağlı olduğu borunun/ tavanında kıvrılışına. // Tavanda kıvrılışına/birkaç damla gözyaşının,/ birkaç damla tentürdiyot,/kalbim ağdrıyordu, bir yaz-/ günü düştüm sokaklara,/karanlık sokaklara düştüm,/bir yaz gecesiydi galiba,/ ürpererek indikçe bayırlardan,/kimsesiz ve loş alanlara,/çaresiz, bomboş bir cesettim(...)" Rus Dili ve Edebiyatı eğitimi alan Ataol Behramoğlu, 1960'ların sol siyasal eylemleri içinde yer almıştı. Yeni ve toplumcu bir edebiyat savunusunda olan ve şiiri yenilikçi bir yaratıcılıkla birleştirmeye çalışan Behramoğlu'nun kendisinin seçtiği şiirlerinin yer aldığı 'Üşür Bir Deniz Kabuğu Belki' Adam Şiir Klasikleri dizisinden çıkıyor.

SESSİZLİK VE SIRDIR ÖTESİ
Işıl Özgentürk, Alkım Yayınevi, anlatı, 99 sayfa.

"Doğrudur, o masada kocasının Fransız sevgilisine yemek hazırlayan, şen şakrak oturan ve en bilgiç sözleri hiç durmadan tekrarlayan bendim. Sanki ilk gençliğimde defalarca izlediğim, hayran olduğum bir Fransız 'Yeni Dalga' filminin baş kahramanıydım. Sahne iki, plan üç: Sofradaki entelektüel eş. Gülüyorsun, kendini komik mi buldun?(...)"
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ni bitiren ve yıllardır Cumhuriyet gazetesinde yazan Işıl Özgentürk'ün 'Şiirler, Hikâyeler ve Sırlar' altbaşlığı ile yayımlanan kitabı 'Sessizlik ve Sırdır Ötesi', hayatın yüzeyinde görüp yaşadıklarımızın ötesindeki derinlikleri araştırıyor. Şiirler ve düzyazılardan oluşan kitap, hayatın yaşattıklarını anı parçalarına dökmeye çalışıyor.

 

 

DEMİR ÖKÇE
Jack London, çeviren: Emin Türk Eliçin, Evrensel Basım Yayın, roman, 240 sayfa.

Ezilenlerin sömürenlere karşı verdiği mücadeleyi inceleyen 'Demir Ökçe' bir öncü kitap niteliğindeydi. Yüzyıllar boyu hem ilerici kuşaklar için bir eğitim kitabı hem de ezilenleri konu alan yazarlara esin kaynağı olan bu eser 'demokrasi' gibi gösterilmek istenen Amerikan sisteminin adaletsizliğini çarpıcı bir şekilde açığa çıkarıyor. Ünlü yazar Jack London bu romanda oligarşinin nerelere varabileceğini sergilemeye çalışıyor.
BÜTÜN ŞİİRLERİ
Yağmur Atsız, Türk Edebiyat Vakfı Yayınları, şiir, 198 sayfa.

"ben olmadık işlerin şairiyim/ olmadık işleri olmadan sezen/ve karanlıklarımda kol gezen/korkularım kaygılarım isteklerim/ki zaman zaman aşılmış/zaman zaman yarım/ karanlığımda kol gezen/azgın köpeklerim/ve kuşlarımla ben/ben her akşam karanlığı beklerim/ki zaman zaman aşılmış/ zaman zaman yarım/sarhoşları en iyi ben anlarım/ben olmadık işleri olmadan sezen/ve acıyı nakış nakış içinde ezen/ben olmadık işlerin şairi/ben alacakaranlıkların mükerrer nüshası/ve sairi ve sairi" Bu satırlar Yağmur Atsız'ın 'Mükerrer Nüsha' isimli şiirine ait. İlk şiir denemelerine 1952 yılında başlayan Atsız'ın şiirleri ve yazıları birçok dergi ve gazetede yayımlandı. Yazarın 'Bütün Şiirleri' başlığı ile yayımlanan bu kitabında,
'Günlerimiz', 'Unutkan Şehir' ve Tufan'dan Sonra Ben' adlı kitaplarında yer alan şiirlerinin yanı sıra Almanca ve Fransızca yazdığı şiirleri de yer alıyor.

HOŞÇAKAL MİLANO HOŞÇAKAL AŞKIM
Özlem Kumrular, Cadde Yayınları, roman, 337 sayfa.

Roma'dan Milano'ya aşkı, heyecanı ve kahkahayı getiren katıksız Romalı bir kız, kalpleri dolmuş olan Milanolulara yüksek adrenalinle yaşamayı öğretmeye başlar. Ansızın kalbine bir palyaçonun sızmasıyla şehrin rengi birden değişir. Birlikte açmaya karar verdikleri bir sergi için fotoğraf toplamaya karar verdiklerinde, apartmanın içinde aslında yıllardır dönmekte olan bir karmaşık ilişkiler girdabına kapılır ve bilmeceler silsilesi içinde bulurlar kendilerini. Gizem çözülürken, başka bir sürpriz beklemektedir onları... Özlem Kumrular'ın kaleme aldığı 'Hoşçakal Milano Hoşçakal Aşkım', İtalya'yı, İtalyan yemeklerini, aşkı, Latin dünyası filmlerini ve kahkahayı sevenler için eğlenceli bir roman.

KUTSAL
Daniel Quinn, çeviren: Fulya Yavuz, Klan Yayınları, roman, 592 sayfa.

'Kutsal' doğaüstü güçleri bulmak için yola çıkan bir dedektifin öyküsünü anlatıyor. Chicago'lu özel dedektif Howard Sheim, Eski Ahit'in Çıkış Kitabı'nda adları geçen Baal, Ashtoroth ve Moloch gibi 'sahte' tanrıları bulması için milyoner bir Musevi olan Aaron Fischer tarafından tutulur. arayışları onu, kendine özgü bir mistik olan bir tarot uzmanına ve genç bir görücü olan Richard Holloway'e götürür. Genç çocuk aramızda yaşayan bu varlıkların, bizler gibi insan olmadıklarını ama onların ne olduklarını da bilmediğini söyler... 'İsmail' adlı kitabın yazarı Daniel Quinn, gizemli olayların ve doğaüstü güçlerin yer aldığı kitabında, dedektif Howard'ın yaşadığı ilginç maceraları anlatıyor.

SÖZCÜKLERİN DİLİYLE KONUŞMAK
Hazırlayan: Feridun Andaç, Dünya Kitapları, söyleşi, 344 Sayfa.

Hazırladığı söyleşilerle çeşitli ödüller kazanan Feridun Andaç'ın hazırladığı bu kitapta, her yapıtında insanın düştüğü durumları konu alan Tahsin Yücel'in yapıtları hakkında kendisiyle yapılan söyleşiler bulunuyor.
'Tahsin Yücel ile Yüz Yüze' alt başlığı ile yayımlanan 'Sözcüklerin Diliyle Konuşmak', bir yazarın okuyuculara tanıtılmasından ziyade tanıştırılmasını hedefliyor. Kitapta Feridun Andaç'ın hazırladığı ve bir araya getirdiği söyleşilerin yanısıra Tahsin Yücel'in seçtiği yazıların da bulunduğu bir seçkiler bölümü yer alıyor.

TASAVVUF
A. J. Arberry, çeviren: İbrahim Kapaklıkaya, Gelenek Yayıncılık, tarih, 135 sayfa.

Ünlü İslam araştırmacısı ve ilk dönem batılı tasvvuf uzmanlarından A. J. Arberry 'Tasavvuf'ta İslam'ın Deruni yönü olarak bilinen tasavvufu ele alıyor. Alanındaki ilk eserlerden olan bu kitap hala bir referans kitabı olma özelliğini sürdürüyor. Zahidler, mistikler, arifler, şeyhler, şairler ve tarikatları gözler önüne serildiği kitapta tasvvufun zengin dünyasının tüm ayrıntılarını sunmaya çalışıyor. Arberry'nin kitabı, tasavvufa ilgi duyanlara iyi bir başlangıç kitabı niteliğinde.

RADAR OLDUM
Derleyenler: Alper Mestçi/Hüseyin Özcan, Parantez Yayınları, derleme, 160 sayfa.

Sanal dünyanın ilgi çeken sitelerinden biri olan ShockHaber.com'da iki sene önce başlatılan 'Radar' bölümü kısa sürede tek başına bir site oluşturacak büyüklüğe ulaşmış. 'Radar'ın en çok güldükleri bölüm olduğuna da karar veren ekip bunu bir kitap haline getirmeye karar vermiş. 'Radar Oldum' başlığı ile yayımlanan kitap Türkiye'nin dört bir yanında insanların
rastladığı ve siteye yolladığı komik diyalog, cümle, tabela ve yazıların biraraya gelmesinden oluşuyor. ShockHaber.com'un yaratıcıları ve 'Gündeme Karşı Serin Duruş' köşesinin yazarları Alper Mestçi ve Hüseyin Özcan
tarafından derlenen kitap bol bol gülmek isteyenlere tavsiye edilir.

USTA İLE MARGARITA
Mihail Bulgakov, çeviren: Aydın Emeç, Can Yayınları, roman, 234 sayfa.

30'lu yılların Moskovası'nda İsa'nın gerçekten yaşayıp yaşamadığını tartışan iki yazarın yanına, geleceği okuma yetisine sahip biri yanaşır. Yazarların da geleceklerini okuyan yabancı, birinin yakında öleceğini öbürünün de delireceğini söyler. Woland adındaki bu yabancı, Sovyet toplumunu ziyarete gelmiş Şeytan'dan başkası değildir. Gerçekten de yazarlardan biri kısa bir süre sonra ölür. Delirip akıl haztanesine kapatılan öbür yazar ise, orada Usta ile karşılaşır... Sovyetler döneminin önde gelen yazarlarından Mihail Bulgakov'un ölümünden 26 yıl sonra yayımlanan kitabı 'Usta ile Margarita' keskin bir kara mizahı içinde barındırıyor. İlk yayımlandığında sansüre uğrayan 80 sayfayı da içeren bu çeviri yeniden elden geçirildikten sonra yayımlanıyor. Kitabın bu ikinci cildinde Bulgakov, Sovyetlerin saat gibi işleyen sistemini parçalayıp dağıtıyor.
SELİN VE CEM'LE YOLCULUKLAR
Buket Uzuner, Everest Yayınları, deneme, 207 sayfa.

Buket Uzuner, kendisine ulaşamayan ya da vakit ayıramadığı için ilgilenemediği yolun başındaki gençlerle, kendi yolunun ortasına gelmiş bir yazar olarak birlikte yolculuk edebilmek amacıyla 'Selin ve Cem'le Yolculuklar' adlı bu kitabı kaleme almış. Yazar gençlere bu yolla daha samimi ve içten bir şekilde yardımcı olabileceğini düşünüyor. Kitap, insanın kendi varoluş anlamını aramaya başladığı ilk gençlik döneminde olan iki genç Selin ve Cem'le okul-aile-toplum-cinsellik kadar edebiyatın değişik dallarında, hayatın ve sanatın içinde, biraz da usta-çırak ilişkisi boyutunda seyahat eden bir yazarın iki yıllık serüveni. Bu yolculuk, Buket Uzuner'i seven ve ondan bir şeyler öğrenmek isteyen tüm gençler için iyi bir fırsat sunuyor.

OĞULLAR VE RENCİDE RUHLAR
Alper Canıgüz, İletişim Yayınları, roman, 204 sayfa.

"Hayatımdaki tek iyi şey artık anaokuluna gitmek zorunda olmayışımdı. Zarardan kâr.
Uzun süre annem ile babama anaokulunun bana göre bir yer olmadığını anlatmaya çalıştım aslında. Bütün rasyonel dayanaklarıyla. Hiçbir işe yaramamıştı maalesef. İlla ki uykumda kan ter içinde tepinmek, servis minibüsü kapıya geldiğinde küçük çaplı bir sinir krizi geçirmek gibi yöntemlere başvurmam gerekecekti derdimi anlamaları için. Kepazelik, insanı kendinden utandırıyorlardı." Alper Canıgüz'ün kaleme aldığı 'Oğullar
ve Rencide Ruhlar'ın konusu beş yaşında bir çocuğun yaşadığı olaylar. Tabii bu bildiğimiz beş yaşındakilerden değil. Polisiye, fantastik ve mizah tadlarını kaynaştırmaya çalışan Canıgüz yaşının avantajıyla her yere girip çıkan, hem filozof hem de fırlama bir oğlanı anlatıyor.

KONUŞAN KADIN
Halil Gökhan, İnkılap Kitabevi, roman, 189 sayfa.

Halil Gökhan ilk romanı 'Yedinci' ile başladığı yazarlık kariyerine
'Konuşan Kadın' ile devam ediyor. Moda, tarih, felsefe, kutsallık, psikanaliz ve kriminoloji kavramlarının biraraya geldiği bu romanda ilginç bir konu işleniyor. Kitapta insan vücudunun en sorunlu uzvu olarak nitelenen ağız, son derece saldırgan bir tarzla yargılanıyor. Leon Ziya kadınlarla arası hiç iyi olmamış bir erkek, Alev İpek ise ağzı kötülüklerle dolu bir kadın karakter... 'Konuşan Kadın', İstanbul'da 20. yüzyıl sonlarında karanlık ve loş bir modaevinde, ünlü modacı Leon Ziya'nın kadın misafiri ile başbaşa geçen on 'günah dolu' günü anlatıyor.

OKYANUSUNU ARAYAN BALİNA
Wally Lamb, çeviren: Nihal Gökçe, Epsilon Yayınları, roman, 544 sayfa.

Eğitimde onur ödülüne sahip bir edebiyat öğretmeni olan Wally Lamb'ın kaleme aldığı 'Okyanusunu Arayan Balina', kaybolmanın kıyısından dönüp yeniden kendini bulan bir obezin hayatını konu alıyor. Bir erkek yazarın kadın duygularını duyarlılıkla anlatabilmiş olması açısından ilgi çekici olan kitap, babasına duyduğu güveni kaybetmiş, zayıf kişilikli annesi ve baskıcı anneannesiyle iletişim kuramayan, her şey için kendini suçlayan, insanlara duyduğu güvensizlik yüzünden başkalarına karşı çok duyarsızlaşan, kendini yapayalnız bir dünyaya mahkum eden ve dev gibi bir şişkoya dönüşen Dolores'in hikâyesini anlatıyor. Önündeki çözüm yolları hiç kolay değilse de dostlarının da desteğiyle, sırtında kambur gibi taşıdığı ailesinin enkazından silkinip ayağa kalkan ve yeniden doğmayı başaran Dolores'in ilginç öyküsünü kırgınlıkları yüzünden kendi kabuğuna çekilenlerin ya da kilolarını hayatının en büyük sorunu edinenlerin okumasında fayda var diyoruz.

SAYGON'DAKİ SON AJAN
Chris Mullin, çeviren: Mehmet Harmancı, Agora Kitaplığı, roman, 267 sayfa.

Vietnam Savaşı sonrasında Saygon düşmüş ve içinde tek bir Amerikalı kalmamıştır. Komünizmin girdiği her delikten temizlenmesi gereken beyin yıkayıcı bir musibet olduğuna dair, her yurtsever Amerikan gencinin tabi olması gereken eğitimini başarıyla tamamlayan ve komünizmle ilgisi Chomsky hayranı solcu bir sevgiliden öteye gidemeyen, CIA ajanı MacShane, savaş sona ermek üzereyken, hayatında adımını bile atmadığı Saygon'a, yeni bir 'ağ' kurmak üzere gitmekle görevlendirilir. Ancak çok geçmeden maskesi düşer ve CIA'nın Kuzey Vietnam ordusuna kendi elleriyle teslim ettiği bir lokmaya dönüşünce, asıl beyin yıkayıcıların komünistler olmadığının farkına varır... Bir zamanlar İngiltere'de İşçi Partisi milletvekili de olan ünlü polisiye yazarı Chris Mullin'in, daha önce yine Agora Kitaplığı tarafından 'Mao'yu Öldüreceksin' adlı kitabı yayınlamlanmıştı.
Mullin bu kez okuyuculara heyecan dolu bir CIA hikâyesi anlatıyor.

ÖYKÜ YAZMA TEKNİKLERİ
Salih Bolat, Papirüs Yayınları, eğitim, 182 sayfa.

'Niçin yazıyorsunuz?' sorusuna Jorge Amado; öncelikle bir iç gerekliliğe, dayanılmaz bir cevap vermek için, Isaac Asimov; hangi nedenle nefes alıyorsam o nedenle yazıyorum çünkü bunu yapmazsam ölürüm, diye cevap vermiş. Gabriel Garcia Marquez'in cevabı ise dostlarım beni daha çok sevsin diye olmuş. Üniversitede 'Okuma ve Anlatım Teknikleri', üniversite dışında da 'Yaratıcı Yazarlık' seminerleri veren Salih Bolat, yazma teknikleri ile ilgili kavramları tartıştığı makalesiyle birlikte birçok ABD'li yazarın yazılarını da bu kitapta bir araya getirmiş. 'Öyküleme, Olay Sahne', 'Karakter Oluşturma', 'Öyküde Anlatım Yolları', 'Öykülerin Kontrolü', 'Yazarlık ve Yaratıcılık' gibi konu başlıklarında makaleler yer alan kitap öykü yazım teknikleriyle ile ilgilenenler için ideal.

ARTHUR'UN ÖLÜMÜ
Sir Thomas Malory, çeviren: Mina Urgan, Sel Yayıncılık, derleme, 876 sayfa.

'Arthur'un Ölümü', değişik kaynaklardan, 13. ve 14. yüzyıllarda Kral Arthur ile Yuvarlak Masa Şövalyeleri üzerine yazılan şiirlerden yararlanılarak yapılmış bir derleme. Ancak kitap, bir derlemeden çok Malory'nin tek başına yazdığı özgün bir yapıta dönüşmüş. Kitapta yer alacak karmakarışık öyküleri sadece biraraya getirmekle kalmayan Malory, onları ayıklayıp, gereksiz bulduklarını atarak yirmi bir gruba ayırmış ve bu dağınık masallardan tutarlı bir bütün yaratmış. Kitabın en önemli özelliği ise Malory'nin sadece yazınsal bir bütün oluşturmakla kalmayıp bu öyküleri yalın ama şiirsel bir dille anlatabilmesi. Kitabın çevirisini yapan Mina Urgan, 'Arthur'un Ölümü' için, "Malory, öykülerinin güzelliğinden ötürü değil, bunları anlatış biçiminden ötürü, 15. yüzyıl edebiyatına, Saintsbury'nin deyimiyle 'ölümsüz bir kitap' verdi." diyor.

AMERİKAN GÜCÜNÜN GERİLEYİŞİ
Immanuel Wallerstein, çeviren: Tuncay Birkan, Metis Yayınları, inceleme, 288 sayfa.

1945'ten beri dünya sisteminin başı çeken hegemonik gücü olan Amerika Birleşik Devletleri'nin gerilediğini, 11 Eylül ve sonrasındaki olayların bunun en son ve en belirgin kanıtı olduğunu savunan Immanuel Wallerstein, içinde yaşadığımız dünya sisteminin hızla temel bir değişime doğru gittiğini, insan iradesine hiç olmadığı kadar açık hale geldiğini söylüyor. Wallerstein kitabında bu konuda ne yapabileceğimiz konusunda bilgiler veriyor ve hepimizin üçlü bir görevi olduğunu belirtiyor: Ahlaki, entelektüel ve siyasi görev... 'Bugün muhalif olmak, sistem karşıtı olmak ne demektir' sorusuna bir cevap vermeye çalışan 'Amerikan Gücünün Gerileyişi'nde Wallerstein, daha önceki kitaplarındaki düşüncelerini mantıklı sonuçlara ulaşana dek geliştirmeye çalışıyor. Kitap, Tuncay Birkan'ın çevirisiyle okuyuculara sunuluyor.

MARIE ANTOINETTE
Antonia Fraser, çeviren: Ayşe Düzkan, Aykırı Yayıncılık, biyografi, 494 sayfa.

Antonia Fraser'ın kaleme aldığı bu kitap Marie Antoinette'in tüm hayatını bilinmeyen yönleriyle anlatıyor. 1770 yılında 14 yaşındayken Avusturya'dan Fransa'ya gelin gönderilen ve 23 yıl sonra Fransız Devrimi yıllarında öldürülen Antoinette'in tümüyle masum olmasa da gösterildiği kadar sorumsuz olmadığını anlatan Fraser, Fransız devriminin bugüne kadar hep 'aşağıdakiler' tarafından kaleme alındığını ancak bunun tamamen gerçekleri yansıtmadığını belirtiyor. Kitapta devrimi, "Ekmek yoksa pasta yesinler" sözüyle özdeşleşmiş kraliçe Marie Antoinette'i ve dönemin tüm giyotin kurbanlarını yazarın kendi deyimiyle bu kez 'yukarıdakiler' arasından birinin ağzından tarihsel bir roman tadında okuyacaksınız.

DÜŞÜNCE ÖĞRETİSİ
Volkan Çakır, Nüve Kültür Merkezi Yayınları, kişisel gelişim, 128 sayfa.

Zamanın bizlerden sakladığı bir oluşumu hayatımızın bir parçası haline getirmek için kaleme alınan 'Düşünce Öğretisi', okuyucuların benliklerini hatırlayıp çözümlemelerine yardımcı olma amacını taşıyor. Yrd. Doç. Dr. Müjdat Özkan, kitabın önsözünde; "Soyut ve somut kavramların ideoloji haline getrildiği bugünkü zaman içinde birçok insan soyut kavramların yaşantısında yer alıp şekilci kimliklerini yaşam tarzları olarak belirlemişlerdir. Sonuçta ise düşünce gücünün kayıp olduğu bedenlerimizin değer aldığı karakterlerimizin içimizdeki duvarları aşamadığı sahte isimlerin kimlik haline geldiği yaşamı bizlere düşündürmediğimiz beyinlerimiz armağan etmiştir." diyor. Volkan Çakır'ın kaleme aldığı
'Düşünce Öğretisi'ni, bu kavramları sorgulayarak kendi benliğini bulmak isteyenlere tavsiye ediyoruz.

 

Eski Sayılar: 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21-27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44-45 46 47 48 49 50-51-52 53-54 55-56 57 58 2004/01 02

Ö z k a n P A P A T Y A
Genel Yayın Yönetmeni
admin@vitrindekikitaplar.com