KEDİLER VE KADINLAR
Ayşe Şule Süzük, Seyir Yayıncılık, öykü, 121
sayfa.
"Gözlerimiz bu dünyaya açılalı beri, neler
yaşadık, nelere tanık olduk birlikte! ... Kır
çiçekleri, bahçe çiçekleri, saksı çiçekleri...
Bahçemdeki çiçekleri anlatmak istedim size... Ama
hangi birini anlatmalı? Nerden başlamalı?... Yoksa
şöyle mi yapmalı; en iyisi siz alın götürün birini
sahi!" Seyir Yayıncılık tarafından yayınlanan
ve Ayşe Şule Süzük'ün
ilk kitabı olan 'Kediler ve Kadınlar' on dört
hikayeden oluşuyor.
Çiekleri ve kedileri sevenlere...BAŞARMAK İÇİN YÖNETMEK
Colin Turner, çeviren: Özlem Hanbey, Kariyer
Yayınları, strateji, 231 sayfa.
Colin Turner 'Başarmak İçin Yönetmek' isimli
kitabında girişimci organizasyonlarınızın başarıya
ulaşması için 'Nasıl girişimci yöneticiliğinin
pnensiplerini ve pratiğini ygulayacağınızı',
'işletmelerde ve kişisel dinamiklerdeki değişimi
ayakta tutacak altı temel öğeyi', 'daha etkili bir
şirket yönetimi için yetkilerin nasıl
arttırılacağını' ve 'savunucularınızın birliği
için kendi elemanlarınızı ve müşterilerinizi nasıl
motive edeceğiniz'i ayrıntılarıyla anlatıyor. Ve bu
konularda çeşitli stratejiler üretiyor. Başarı olmak
için her şeyi göze alan girişimciler için.
İVAN İLYİÇ'İN ÖLÜMÜ
Lev Tolstoy, çeviren: Nihal Yalaza Taluy, Can
Yayınları, roman, 84 sayfa.
"Yalan, ölümün arifesinde çevresini kaplayan bu
yalan;..., İvan İlyiç için son derece acı vericiydi.
İşin tuhafı; çevresindekiler ona bu
hokkabazlıkların yaparken kaç kez 'Bırakın şu
yalanları! Ölmekte olduğumu siz de biliyorsunuz, ben
de biliyorum. Yalan söylemekten vazgeçin bari!' diye
bağıracak gibi oluyordu. Ne var ki hiçbir zaman
kendinde bunu yapacak gücü bulamıyordu." Geç
kalan bir konuk gibi İvan İlyiç'in kapısını çalar
ölüm ve o artık hastalığı boyunca ölmeyi
bekleyecektir. Bu bekleyiş sırasında ise İvan
İlyiç, ölüm kadar yaşamı da düşünecektir.
Tolstoy 1884-1886 yılları arasında yazdığı bu
romanında, İvan İlyiç'in kişiliğinde insanoğlunun
ölümle kurduğu ilişkiye bakıyor. Hayatın ve
ölümün neresinde durduğumuzu anlamak, kurduğumuz
ilişkilerdeki duyarlılık üzerine bir kez daha
düşünmek için...
ZAFER VAAT ETMEYEN TOPRAKLAR
Namık Doymuş, Doğan Kitap, tarihi roman, 258 sayfa.
"Bakışları önündeki kilimin renklerine takılı
olan Yıldırım Bayezid, beklenmeyen sertlikte
kaldırdı başını. 'Ben ki Osman Bey'in oğlu Orhan
Bey'in torunu ve Murat Bey'in oğluyum. Hainlerin
ihanetine uğradım ve kazanmak üzere olduğum bir
savaşı kaybettim. Ben, topraklarıma zorla girip
geçici bir zafer kazanmış olan eski koyun çobanının
uşağı olmak için değil, devletimi yönetmek için
yetiştirildim. Boynum kıldan incedir. Savaşı
kazanmış olan sensin. Bizim için geçerli olan, onurlu
bir ölümdür..." 'Zafer Vaat Etmeyen Topraklar',
Namık Doymuş'un dördüncü romanı.
19. YÜZYILIN LEVANTEN SEMTİ
PANGALTI
Rinaldo Marmara, Şişli Belediyesi,
araştırma-inceleme, 92 sayfa.
Araştırmacı Rinaldo Marmara, '19. Yüzyılın Levanten
Semti Pangaltı'da, Şişli ilçesinin semtlerinden biri
olan Pangaltı'dan yakın tarihimize ilişkin bir kesit
içinde insan manzaralarını sergiliyor. Çoğunlukla
Latin kökenli Avrupalılar'dan oluşan ve özellikle
İstanbul'un tarihi, kültürel yapısına büyük
katkısı olan Levantenler'in yerleşim alanlarından
biri olan Pangaltı'nın hikâyesi İstanbul'un gizemli
kapılarından birinin daha aralanmasına neden oluyor.
POGO
Ayça Seren Ural, Stüdyo İmge, roman, 215 sayfa.
Üniversite öğrencisi Değer, bir partide
tanıştığı Savaş'ın ölmesiyle başlayan olaylar
zinciri içinde, Bodrum'da başka bir aşka yelken açar.
Ancak Değer, olayların akışı içinde kendini, çok
sevdiği arkadaşı Rüzgar'la birlikte fahişelik
yaparken bulur. Fahişelik ise; mafya, soygun ve cinayeti
doğurur. Ancak yaşadıkları her şeyi bir eğlence
olarak gören iki genç kız, düştükleri en zor
durumların içinden bile ustalıkla sıyrılmayı
başarırlar. Ayça Seren Ural, ilk romanı 'Pogo'da,
90'lı yılların ikinci yarısından başlayarak
gençlik içerisinde punk kültüründe ifadesini bulan
ve kuralsız dans anlamına gelen 'Pogo'nun etkilediği
jenerasyonun hikayesini anlatıyor.
PSİKANALİZ VE SHAKESPEARE
Norman N. Holland, çeviren: Özgür Karacam, Gendaş
Kültür, deneme, 488 sayfa.
'Psikanaliz ve Shakespeare', psikanaliz, Shakespeare ve
hümanist düşünceye ilgi duyanlar için yazılmış
bir deneme kitabı. Amerikan Psikanalist Akademisi üyesi
ve Psikolojik Sanat Araştırmaları Enstitüsü başkan
yardımcısı olan Norman N. Holland'ın yazdığı kitap
hem Shakespeare üzerine bir inceleme hem de psikanalitik
sanat kuramının geçmişini ve geleceğini irdeleyen
bir nitelik taşıyor. 1920'li yıllardan sonra benlik
psikolojisinin gelişmesiyle birlikte, psikanalitik sanat
ve edebiyat eleştirisinin yeni bir boyut kazanması ile
yaratıcılığın insan ruhundaki çatışma dışı
alanlarla daha çok ilişkilendirilmeye başlaması
Holland'ı bu değişimi ayrıntılı bir biçimde
değerlendirmesine yol açmış. Ve Holland, psikanalitik
sanat-edebiyat eleştirisinin gelişimini, 20. yy.
edebiyat eleştirisindeki yerini inceleyerek
Shakespeare'e ilişkin bireşime ulaşıyor.
STÈPHANE MALLARMÈ
Hazırlayan ve çeviren: Ömer Aygün, YKY, şiir, 151
sayfa.
Fransız şair Paul Verlaine'dan sonra 'Şairlerin
Prensi' kabul edilen Stephane Mallarme,'nin şiirleri,
düzyazıları ve mektupları Ömer Aygün tarafından
Türkçeleştirildi. Yapı Kredi Yayınları tarafından
yayınlanan kitapta Ömer Aygün aynı zamanda ünlü
şairin, çocukluğunu, çalkantılı hayatını,
edebiyata yaklaşımını, tamamlayamadığı eseri
Hirodias'ı, aşklarını da ele ayrıntılı bir
şekilde ele alıyor. Bir döneme damgasını vuran
Mallarme'ye ilgi duyanlar için iyi bir kaynak kitap
niteliğini taşıyan inceleme, şairin şiire
yaklaşımını daha iyi anlamak için de güzel bir
fırsat olabilir.
SAPAK
Gün Zileli, İletişim Yayınları, anı, 295 sayfa.
'Yarılma' ve 'Havariler'den sonra, Gün Zileli'nin
anılarının üçüncü ve son kitabı olan 'Sapak'
İletişim Yayınları tarafından yayımlandı. Daha
önce birçok siyaset kitabına, romana ve çeviri
kitaplara imza atmış olan Gün Zileli, 'Sapak'ta da
soğukkanlı, hayata ve kendine karşı mesafeli
üslubuyla anılarını yazmaya devam ediyor. Yazar bu
kez, 1983 ile 1992 yılları arasında, yani 80'ler
sonrasında solun dünyasına ait gözlemlerle dolu
yaşantısını aktarıyor ve böylelikle bir anı /
tarih dizisini tamamlamış oluyor.
İBN ARABİ
Claude Addas, çeviren: Atila Ataman, Gelenek
Yayınları, yaşamöyküsü,
375 sayfa.
'İbn Arabi (Kibrit-i Ahmer'in Peşinde)', Claude
Addas'ın ünlü tasavvuf felsefecisi ve şairi İbn
Arabi'nin yaşamöyküsü üzerine yaptığı bir
çalışma. İbn Arabi üzerine çalışmalarıyla
tanınan Michel Chodkiewicz'in kızı olan ve kendisi de
tasavvuf felsefesi üzerine çalışmalarıyla tanınan
Addas'ın en önemli, kapsamlı çalışması 'İbn
Arabi'. yaşamında ve düşüncelerinde izlediği yol,
okuyanı sadece kendi içine taşıyan büyük
düşünür İbn Arabi'yi tanımak ve onun farklı
yollarından yürümek isteyenlere...
GÜL VE DÜŞÜN
Musa Dinç, Güldikeni Yayınevi, mizah, 146 sayfa.
Gülmece yazarı Musa Dinç'in Güldikeni Yayınevi
tarafından basılan 'Gül ve Düşün' isimli son
kitabında, Anadolu'dan derlediği masalları kendi
üslubuyla yeniden kaleme almış. Kimi zaman mitolojik,
kimi zaman gerçekçi, kimi zaman da hayalci özellikler
taşıyan bu masalların en en önemli özelliği
güldürüken düşünmeyi amaçlaması. Hemen her yaşta
okuyucuya hitap eden kitapta, tüm masallara keyifli
karikatürler eşlik ediyor. Musa Dinç 'Gül ve
Düşün'deki on beş masal aracılığıyla,
günümüzün sosyo-ekonomik şartlarından bunalan Türk
okuyucusunun yüzünü güldürmeyi amaçlıyor.
BİR DELİNİN GÜNCESİ
N. V.Gogol, çeviren: Mehmet Özgül, Say Yayınları,
öykü, 383 sayfa.
Daha çok 'toplumsal yargı'denen mizahi öyküleriyle
tanınan Nikolay V. Gogol'un altı öyküsünden oluşan
'Bir Delinin Güncesi' raflardaki yerini altı. Rus
edebiyatında gerçekçiliğin kurucusu olarak kabul
edilen ama fantastik öğeler içeren öyküleri de en az
mizahi öyküleri kadar değerli olan Gogol'un bu tür
öykülerine de yer veren 'Bir Delinin Güncesi'nde yer
alan öyküler şöyle: 'Taras Bulba', 'Petersburg
Öyküleri-Bir Delinin Güncesi', 'Kaput', 'Burun',
'Fayton' ve 'Neva Caddesi'.
KUŞÇU
Mo Hayder, çeviren: Yeşim Şallı, Epsilon Yayınları,
roman, 376 sayfa.
"Londra'nın güney batısında, Greenwich'te beş
kadın cesedi tüm polis teşkilatının uykularını
kaçırır. Katil, kadınları öldürmekle kalmamış
cesetleri tüyler ürpertici bir şekilde gömmüştür.
Otopsi sonuçları
korkunç bir katille karşı karşıya olunduğunu
göstermektedir. Hırslı
ve yetenekli Müfettiş Jack Cafferey, katili ortaya
çıkarmaya çalışırken geçmişte kalan, engel
olabileceğini düşündüğü bir ölümün gölgesiyle
de mücadele etmek zorundadır..." 'Kuşçu', bir
ilk kitap olmasına rağmen, Mo Hayder'e en iyi polisiye
roman yazarlarından biri tanımlamasını kazandırmış
bir roman. Polisiye roman meraklılarına tavsiye edilir.
ANLAMAK VE ANLATMAK
Oya Adalı, Pan Yayıncılık, strateji, 352 sayfa.
Oya Adalı'nın Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih
Coğrafya Fakültesi, Dilbilim Bölümünde verdiği
derslerin kitaplaştırılmış hali 'Anlamak ve
Anlatmak'. Kitap, genelde okuma uğraşı içinde olan
tüm okurlara, özelde de yüksek öğretimde Türk Dili
öğrenimi gören, Türkçe-Türk Dili ve Edebiyatı
öğretmenliği bölümlerinde okuyan öğrencilere ve
eğitimin her düzeyinde Türkçe-kompozisyon dersi
okutan eğitimcilere yardımcı olmak için
hazırlanmış. Adalı'nın bu kitabı yayımlamaktaki
amacının ise, düşünsel metinleri okuyup doğru ve
eksiksiz olarak anlayabilme, düşünsel bir metin
geliştirebilme, yazınsal metinleri okuyup algılamanın
temel becerilerini edinebilme, konuşma, dinleme, okuma
ve yazma etkinlikleriyle söz dağarcığını, dil
deneyimini genişletebilme, ve Türkçenin
olanaklarını, inceliklerini tanıma olduğunu
belirtiyor.
SOSYOLOJİ
W. J. H. Sprott, çeviren: Mehmet Karaoğlu-Ülker
Yükselbaba, Seyir Yayıncılık, sosyoloji, 178 sayfa.
Sosyolojinin en temel kavramlarını ve konularını
tartışan 'Sosyoloji' adlı çalışma, üniversite
seviyesinde sosyolojiye giriş kitabı şeklinde
düzenlenmiş. W. J. H. Sprott bu çalışmasında,
toplumsal ilişkilerin, toplumların, toplulukların,
birliklerin, devletlerin ve ulusların niteliklerini
tartışırken toplumsal yapının temel özellikleini
tanımlayarak, toplumsal sorunlar, ekonomik ve siyasi
kalıplar, yeni bir ahlaki düşünce ortamı, toplumsal
ilişkilerin kabul edilen kanallarını oluşturan
toplumsal kuruluşlar sistemini kapsamlı bir şekilde
inceliyor. Dünya sosyoloji literatürüne önemli
katkıları olmuş birçok sosyologun görüşlerine yer
veren bu çalışma, insanı ve toplumu anlama
çabasında olan herkese bir önbirikim sunuyor. Kitap,
sosyolojinin bir bilim olarak kuruluşunun yakın
dönemde olması nedeniyle, bu alanda eksik olan eser
eksikliği içinde bir boşluğu daha doldurma
niteliğini de taşıyor.
STRATEJİK DÜŞÜNME
Avinash K. Dixit / Barry J. Nalebuff, çeviren: Nermin
Arık, Sabancı Üniversitesi Yayınları, strateji, 379
sayfa.
Oyun Teorisi dersleri veren Avinash K. Dixit ile Barry J.
Nalebuff'ın 'Stratejik Düşünme / İş, Politika ve
Günlük Yaşamın Rekabetçi Yanı' isimli
çalışmaları Sabancı Üniversitesi Yayınları
tarafından yayanlandı. İş hayatını bir kararlar
dizisi olarak ele alan kitabın yazarları, oyunu
kurallara göre oynamanın tüm yaşamın temel
stratejisi olduğunu vurguluyorlar. Bu nedenle de bir
'oyun' olan hayatta, tüm oyuncuları birer strtejist
olarak kabul ediyorlar. Amacı, stratejik IQ'yu
geliştirmek olan kitap, fikirleri, savaş stratejisi,
pazarlama stratejisi gibi herhangi bir alanla
sınırlandırmıyor. Teorik argümanlar yerine
aydınlatıcı örneklerin yer aldığı kitapta,
sadeleştirilmiş aritmetiği, grafiği ve tabloları
izlemekten keyif alan tüm okuyuculara yönelik, sade bir
dil kullanılıyor. Stratejik IQ'sunu geliştirmek
isteyenlere ve hayatı kazanılması gereken bir oyun
olarak görenlere tavsiye edilir.
TABULA RASA
Özdemir İnce, İş Bankası Kültür Yayınları,
eleştirel deneme, 149 sayfa.
Özdemir İnce, 'Tabula Rasa'da 'gelgeç modalar'ın
önemsizleştirdiği, unutturduğu temel yasaları
yeniden ele alıyor ve 'sanatsal yaratının cami
avlusuna bırakılmış bir çocuk olmadığını
anımsatmak' amacıyla kaleme aldığı denemelerinde,
okura şiiri okumanın, şiire yaklaşmanın yollarını
aktarıyor. Yazar, kitabın 'Şiirin Dört Atlısı'
başlıklı bölümünda ise dört şairin: Metin
Eloğlu, Turgut Uyar, Edip Cansever ve Cemal Süreya'nın
şiirlerini ve genel olarak çağdaş şiirin
sorunlarını ele alıyor. Tabula Rasa, bugüne kadar
yirmi bir şiir kitabı, dördü kuramsal olmak üzere
on bir deneme kitabı yayımlanan Özdemir İnce'nin otuz
üçüncü kitabı. Şiir üzerine, Türk edebiyatının
yaşayan büyük ustalarından, Özdemir İnce'yle
birlikte düşünmek isteyenlere.
BEŞ SEVİM APARTMANI
Mine Söğüt, Yapı Kredi Yayınları, roman, 127 sayfa.
"Pürtelaş Sokağı'nda kediler bir gün canhıraş
feryatlarla ortalığı inlettiler. Pürtelaş
Sokağı'ndaki beş Sevim Apartmanı'nda tuhaf şeyler
oluyordu. Beş pencereli, beş odalı, beş acayip
insanın oturduğu Beş Sevim Apartmanı'nda perdelerin
arkasında tuhaf şeyler olup bitiyordu. Cinler aleminden
gelenler, periler aleminden gelenler, cinperi aleminden
gelenler, orada beş garip hikâye
yazdılar...yazdılar...yazdılar." Daha önce
Öküz dergisindeki yazılarından ve 'Adalet Cimcoz Bir
Yaşam Öyküsü Denemesi' adlı çalışmasından
tanıdığımız gazeteci Mine Söğüt'ün ilk romanı
'Beş Sevim Apartmanı'. Söğüt'ün fantastik alt
yapılı bu romanı okuyucuyu cinperi alemine
sürüklüyor.
SU, TÜYÜN ÜZERİNDE BEKLER
Enis Batur, Deneme, Sel Yayıncılık, 277 sayfa.
Enis Batur'un 1999 yılında ilk basımı yapılan 'Su,
Tüyün Üzerinde Bekler' isimli deneme kitabının
genişletilmiş ikinci baskısı Sel Yayıncılık
tarafından yayımlandı. "Godot yoksa güzel bir
kadın mıydı? Korkunun tek umarı mı korkuluk? Ölüm
mü insana verilmiş en büyük ceza, ölümsüzlük mü?
Gecenin kaç çucuğu vardır? Zaman nereden gelir,
kaydırağımı onarabilir mi?" Su, Tüyün
Üzerinde Bekler'in ilk basımında bu sorular ekseninde
denemelere yenileri ekleniyor ve soruların belki de en
can alıcısı ekleniyor metinlere: Cehennem yoksa
burası mı? Kitabın yeni basımına eklenen metinler
daha önce Cogito, P, Hürriyet Pazar, Sanat Dünyamız
dergilerinde yayımlanmıştı.
EGE ERNART-BİR ÖNCÜ REKLAMCI VE
SIRADIŞI YAŞAMI
Kemal Sezer, Reklamcılık Vakfı Yayınları, söyleşi,
149 sayfa.
Reklam dünyasının dehalarından Ege Ernart'ın
sıradışı yaşamının portresini çıkaran bir nehir
söyleşisinin kitaplaştırılmış hali 'Ege Ernart-Bir
Öncü Reklamcı ve Sıradışı Yaşamı'. Kemal
Sezer'in söyleşisinde Ege Ernart'ın, çocukluğu,
ilkgençliği, şairliği, tiyatro ve sinema yaşamı,
reklamcılığı, onunla yaşamı paylaşanların
ağzından sıradışılıkları, şiirleri ve
reklamcılık üzerine çarpıcı görüşleri ortaya
çıkıyor. İmza attığı büyük kampanyalar
dışında ayrıca yetmişe yakın İcraatın İçinden
programının yazarı ve yaratıcı olarak da dikkat
çeken bir kişi Ege Ernart. Kitap, reklam dünyasının
bu önemli ve gözler önünde olmaktan hoşlanmayan ismi
ile tanışmak, onu daha yakından tanımak isteyenler
için iyi bir fırsat olabilir.
KELLİĞE ÖVGÜ
Kyreneli Synesios, çeviren: Cânâ Aksoy, Sel
Yayıncılık, yaşam, 64 sayfa.
Kyreneli Synesios'un 'Kelliğe Övgü' isimli kitabı,
özellikle erkekler dünyasında rastlanan bir kabusun
geçmişine ışık tutuyor. 'Kelliğe Övgü'nün
çıkış noktası yine bir 'övgü' kitabı; Synesios
kendisinden iki yüz yıl önce yaşamış olan Bursalı
Dion'un 'Saça Övgü' adlı kitabında ileri sürdüğü
görüşleri çürütmek için yazmış 'Kelliğe
Övgü'yü. Synesios, her şeyden önce, kellik gibi
birçok erkeğin korkulu rüyası olan bir
'nasipsizliği' bir erdem olarak görüp yücelterek
yerleşik inançları sarsıyor. Yazar seçtiği konuyu
öylesine ciddiye alıyor ki, kellik onun dünyasında
başlıbaşına bir tefekkür konusu oluyor. Ve her
şeyin felsefe konusu olabileceği o çağda kellik de
nasibini alıyor.
'Kelliğe Övgü' Sel Yayıncılık'ın Yaşam Kitapları
dizisinin ilk kitabı olarak okuyucuların ilgisine
sunuluyor.
KIRLANGIÇLARIN ÖMRÜ
Stella Aciman, Karakutu Yayınları, roman, 148 sayfa.
Stella Aciman, Mart 2002 tarihinde yayımlanan 'Bella'
isimli ilk romanından sonra 'Kırlangıçların Ömrü'
isimli ikinci romanıyla okuyucunun karşısına
çıkıyor. 'Kırlangıçların Ömrü', var olmayan; ama
hep varmış gibi yaşanılan Elvan ile Marsel'in
aşkını anlatıyor. Aşklarının tutarsızlığına
eklenen yaşamın yalan hali, birbirine âşık olan bu
iki kişinin ikincil kimliklerini su yüzüne
çıkartıyor. İnişlerin ve çıkışların
oluşturduğu gri kaos, dibe vuran düşlerin ancak
kanatılarak anlaşılabileceğini ortaya koyuyor.
Çünkü Elvan ve Marsel iki tutunamayan, 'sınırda
yaşayan',
düş yorgunudur. "Terliklerime bulaşmış
çamur... Geceliğimin danteli
ylıyor yolları... Kaç kişi yeşil bakardı benim gibi
kaderine... Yaşam denen kibrit kutusundaki ince
çöplerden biri ben miyim ?
Ne zaman yakacaklar beni? Ne zaman, ne zaman, nerde,
nerde, ne zaman..."
|