Ana Sayfa Yönetmenden Eski Sayılar: 1-3 4-6 7-9 10-12 Özgürleşme Yolunda Unutulmuş Bir Uğrak - Hasan Âli Yücel-Kenan Öner Davası/ Feyzullah Ertuğrul/ Güldikeni Yayınları/202 s. Bu kitap, Hasan Âli Yücel'in Demokrat Parti (DP) İstanbul İl Başkanı Prof. Kenan Öner aleyhine 1947'de açtığı o ünlü davanın tanıtımı amacıyla sunulmaktadır. Yaklaşık üç yıl süren bu davada sanık Öner ve tanıkları, Yücel'e, sanki sanıkmış gibi saldırmışlardır. Yücel'se bu ırkçı ve antikomünist saldırılara karşı bir siyasal, hukuksal ve kültürel savaşımı tek başına göğüslemiştir. Sanık Öner 1944'te başlayan Irkçılık-Turancılık davası sanıklarının avukatıdır. Bu sanıklar ilginçtir ki Yücel-Öner davasında sanık Öner'in tanıklarıdır da. Nihal Atsız'ın başını çektiği bu tanıklar, Hasan Âli Yücel'i, bakanlığı döneminde (1939-1946) komünistleri, "komünist oldukları halde" Köy Enstitülerini, köy çocuğu ve enstitü çıkışlı köy öğretmenlerini korumakla suçlamışlardır. Yücel, mahkemeye sunduğu savlarında komünist olmadığını ama komünizmin "bir sosyal ve politik düşünce" olduğunu söylemiş ve eklemiştir "Köy Enstitüleri'nin benim tarafımdan korunduğunu söyleyen bu tanık bilmiyor mu ki onlar benim sorumluluğum altında kurulmuşlardır?" Tüm sorun, "yemiş yemeye yeni başlamış yavrular gibi durmadan kitap okuyan bu çocukların(....) köydeki durumdan yakınmalarıdır." Yücel'in bu davadaki savlarını içeren Davam adlı yapıtı için Nadir Nadi "...bu ayarda bir esere rastladığımı hatırlamıyorum" demiştir. Bu eserinde Yücel demokrasinin, insan sevgisinin, hukuk devletinin, basın özgürlüğünün, evrensel ve ulusal kültür değerlerinin gerçekten yetkin bir savunucusu olduğunu kanıtlamıştır ve elinizde tuttuğunuz bu kitap asıl, Davam'a dayanılarak hazırlanmıştır. Köy Enstitüleri-Sistemi ve Düşündürdükleri - 1/ Feyzullah Ertuğrul/ Güldikeni Yayınları/ 189 s. Bu kitap, Hasan Âli Yücel'in, "Onların kurulmasına emek ve hatta hayat vermiş memleket evlatları arasında bulunmak benim hayatımın en büyük şerefidir" dediği; İsmail Hakkı Tonguç'un, "köyü kendi öğeleriyle içinden canlandırma(nın)", "ikircikli, korkak, yorgun, zorluklara dayanıklı olmayan" aydınlardan onu böylelikle kurtarmanın kurumları olarak düşündüğü Köy Enstitülerini bütün yönleriyle tanıma olanağını veriyor. Dünya Edebiyatından Öyküler 1- 2 / İshak Reyna / İnkılap Kitabevi / 368 s. + 360 s. İster işaretleyerek, ister yazı,çiziyle ya da konuşarak, insan, dünya üzerinde var olduğundan beri durmadan birbirine bir şeyler anlatıp duruyor. Kimi zaman kendi başına gelen bir şeyi heyecanla betimleyerek kimi zamansa tanık olduğunu çevresine öyküleyerek. İşte elinizdeki dünya öyküleri de tam bu noktada, insanlığın bu en temel etkinliklerinden birine elden geldiğince tanıklık etmek için yola koyuluyor. Başlangıç çizgisiyse Giovanni Boccaccio'nun 1349-1353 yılları arasında kaleme aldığı Decameron. Antoloji, 14. yüzyılın ortalarına dek uzansa da, ağırlığı 20. yüzyıl yazarlarındadır. Türler konusunda ise antoloji, biraz da etiketlemeci bir mantığın yersizliğiyle "ana akımın"ın dışında tanımlanan "polisiye" , "bilimkurgu" ve "mizah"tan azımsanmayacak sayıda örnek içermektedir. Öykülerin uzunluklarıysa sayfa sınırı kadar romanla öykünün arasında bir üçüncü tür oluşturan "uzun öykü" ya da "novella"larla sınırlandırılmıştır. Elimizdeki antolojide en fazla temsil edilen edebiyat İngiliz edebiyatıdır. Onu izleyen Alman, Rus, Fransız, İtalyan, İspanyol vb. edebiyatlarıyla 100 üyeli bir Dünya Öyküleri Meclisi oluşturulmaya çalışılmıştır. Her biri ayrı bir dünyaya açılan bu 100 öykülük kitaplar kütüphanenizin vazgeçilmez bir parçası olacak. Eski Sayılar: 1-3 4-6 7-9 10-12 Ö
z k a n P A P A T Y A AAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA |