KİTAP TOPLATMA
Yıllardır
dilimizi öğretmeyi, dil ürünlerini
tanıtmayı ve okumayı sevdirmeyi iş edinmiş
-doğal olarak bundan para da kazanan- biri
olarak KİTAP
TOPLATMA İLKELLİĞİNE karşı duyarsız
kalamazdım. Bu konuya tekrar dönmek üzere
Sayın Cessi Mitrani'nin e-postasını aynen
aktarıyorum; baştan sona okumanız,
düşünmeniz... dileğiyle.***
Sn
Yetkili,
Basında görmüş olabileceğiniz
gibi,yetişkinler için yazılmış bir roman,
Meltem Arıkan'ın "YETER TENIMI
ACITMAYIN" adlı 4. romanı, İstanbul
Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine,
Başbakanlık Küçükleri Muzır Neşriyattan
Koruma Kurulu tarafından hazırlanan
"Bilirkişi Raporu" doğrultusunda
‘cinsi arzuları tahrik eder nitelikte’
bulunarak ; İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesinin
kararı ile yasaklanmış ve
"TOPLATILMASINA" karar verilmiştir.
Ülkemizde taciz, tecavüz
ve ensest olaylarının varlığını yadsımak
mümkün değilken ve hatta bu konular televizyon
ve yazılı basında artık olağan
karşılanabilecek kadar çok yer alırken, bu
olayların nedenlerinin-sonuçlarının, daha
doğrusu tüm toplum bireyleri için nelere mal
olduklarının tartışılmasını isteme
cesareti gösteren bir kadın yazar neden
yasaklanıyor???
Neden gerçekler boyalı ve
dramatize edilmiş haliyle kabul görüyor da,
dümdüz anlatıldığı zaman bir tehdit olarak
algılanıyor, korku oluşturuyor? Böyle bir
konu nasıl oluyor da söz konusu kurul
tarafından ‘cinsi arzuları tahrik eder
nitelikte’ olarak tanımlanabiliyor?
Diğer bir anlaşılamayan
nokta ise yine maalesef çok tanıdık. AB uyum
yasaları – 7/8/2003 tarihinde yürürlüğe
giren ve kamuoyunda YEDİNCİ UYUM PAKETİ olarak
bilinen yasa reformları- doğrultusunda
30/07/2003 tarih ve 4983 sayılı kanunun 3.
maddesi ile 765 sayılı TCK nın 426. maddesine
eklenen fıkra gereği edebiyat eserleri
toplatılamaz. Söz konusu kurul, üstelik
Başbakanlığa bağlı bir kurul T.B.M.M
yasalarına aykırı bir karar alma hakkını
nasıl kendinde bulabilmektedir?
Hukuka ve anayasaya
aykırı kararın kaldırılması için itiraz
edilmiş ancak bugün -26/02/2004 tarihinde-
itiraz da reddedilmiştir. Sn Yalçın
Doğan’ın bir televizyon programında dile
getirdiği gibi ‘Başbakanlık’la Adalet
Bakanlığının arası 200 metre mesafe
olmasına rağmen, yasalar henüz Adalet
Bakanlığına ulaşamamıştır anlaşılan’.
Bütün bu gelişmelerden
de anlaşılmaktadır ki – yine bugün yazılı
ve görsel medyaya yansıyan, ABD’nin ‘2003
YILI İNSAN HAKLARI RAPORU’nda da belirtildiği
gibi, Türkiye’de yapılan reformlar gereği
gibi uygulanmamakta, ifade özgürlüğü hala
kısıtlanmakta, çocuklara ve kadınlara karşı
şiddet sürmekte ve göz yumulmaktadır.
Ve Meltem Arıkan’ın
kitabının yasaklanması örneğiyle onandığı
üzere reform yasaları Başbakanlığı bağlı
bir kurul ve hatta Adalet Bakanlığı
tarafından bile ihlal edilebilmektedir.
PEN Yazarlar Derneği
konuyla ilgili olarak çok reel bir kınama
bildirisi yayımladı ancak yasa bile dinlemeyen
kişi ve kurumların, bu ve benzeri bildirilere
kulak asmalarını beklemek boşuna bir ümit
olsa gerek.
Lütfen bu konu üzerine
eğilin çünkü maalesef korkuları yüzünden
bu kararları alan insanlar ‘halkın ar ve haya
duygularını korumak’ adı altında, yine
hepimizi ve belki de kendi çocuklarını,
yakınlarını bir kez daha ‘aman kimse
duymasın’ lara mahkum ettiklerinin farkında
değiller. Maalesef gerçekleri yok sayma
çabası çözümü biraz daha ertelemekten
başka bir şey değil. Ve artık bazı
konuların üzerinden on-yıllar geçmeden
tartışılabilmesi ve kıymetinin bilinmesi
gerekiyor.
Ekte daha detaylı bilgi
için son hukusal durum raporu bulunmaktadır.
Olumlu yada olumsuz bana dönebilirseniz çok
memnun olurum. Bu ülkenin okuyan, yazan,
çalışan, düşünen, medya-dan, basın-dan
beslenmeye çalışan bir kadın bireyi olarak;
Bu ülkenin AB uyum yasaları çerçevesinde
"Edebi Eserler Toplatılamaz"
kararlarını bilen bir yetişkini olarak,
elinizden gelebilecek
herşey ve tüm duyarlılığınız için ben ve
arkadaşlarım adına çok teşekkür ederim.
Sevgi ve
Saygılarımla.
Cessi Mitrani
|
Gelişim Sürecinde
Türk Tiyatrosu/ Sevda Şener/ Alkım Yayınevi/
232 s.Bugün oyun yazan, tiyatro yapan
sanatçıların birikimi içinde kendi
kültürünün ürünleri olduğu kadar Batı
sanatının klasik ve modern ürünleri de
vardır. Sanatın bu uluslararası boyutunu
yadsıyamayız. Sanatçı evrensel boyutlar
içinde düşünür, tasarlar, düşler, üretir.
Özlenen sentez çoğu kez kendiliğinden
gerçekleşir. Sevda Şener, ülkemizde tiyatro
sanatının gelişim doğrultusunu belirlemeye
çalışırken bu sanatın kendi sesini arama
sürecini dikkate alıyor, bu süre içinde hangi
aşamalardan geçtiğini, hangi noktaya
geldiğini ve nereye doğru yöneldiğini
saptamaya çalışıyor. Böyle bir saptama
tiyatromuzun gelişimini olduğu kadar bu
gelişimi etkileyen koşulları da gösterecek,
bizi bu koşulları iyileştirme yollarının
neler olabileceği konusunda düşündürecektir.
|
Postmodern Toplumda
Kriz ve Siyaset/ Yaşar Çabuklu/ Kanat Kitap/
168 s.Postmodern Toplumda Kriz ve Siyaset,
Türkçe yayınlar arasında açıklayıcı,
sağlam tahlillere ve gözlemlere dayanan çok az
metinden biri. İyi bir siyasal, toplumsal tahlil
çağdaş gelişmelerin ayrıntıları üzerinde
durmalı, tekil olayların genelleşme
eğilimlerini gösterebilmelidir. Ve tabii bugün
açıklamakta güçlük çektiğimiz
çelişkileri de... Yaşar Çabuklu, iyi bir
toplumsal ve siyasal tahlil yazmak için geniş
taraftar bulan siyasal hareketlere dayanmak
zorunda olunmadığını, bireysel deneyime
dayanarak da ne denli keskin gözlemler
yapılabileceğini gösteriyor.
|
Kuşların Kanadında
Kayıp Çocuklar/ Zeynel Abidin Şeker/ Kora
Yayın/ 94 s."Gaz Lambası"
adlı şiir kitabıyla tanıdığımız Zeynel
Abidin Şeker, yeni kitabı "Kuşların
Kanadında Kayıp Çocuklar" ile kendi
şiirinin izini yine ülkesinin topraklarında
sürüyor. Yaşanmışlığın şiirini yazan
şair, halk şiir geleneğinin esintileriyle
gerçekleri şiirleştirip ulaştırıyor
okurlarına. Zamanı kendi yaşamışlığıyla
sınırlamayıp geniş bir algılamanın
ekranına taşıyor. Bu evrenselliğinin altına
baktığımızda kendinin somut algılamalarını
ve de kendi coğrafyasını görüyoruz. Zeynel
Abidin Şeker, "Kuşların Kanadında Kayıp
Çocuklar"daki şiirleriyle, kapalı odalara
sıkıştırılmış şiiri değil, insanlı
geniş bir dünyanın şiirini örnekliyor.
Çünkü şiirin soluk alıp veren
canlılığını biliyor.
|
Hayat Askıda/ Necati
Göksel/ İnkılâp Kitabevi/ 270 s.Kriz
sonrası işsiz kalan Metin, sevgilisinin
aracılığıyla pek alışılmadık bir iş
teklifi alır. Batık bir banka sahibini
izleyecek ve nerede neler yaptığını
bankacının babasına anlatacaktır. İşi kabul
edip, peşinde olduğu kişiyi izlemek için
güneye gider. Her şey kolay ve basit gibi
görünmektedir ama gizemli bir kazanın
ardından soluğu çepeçevre onu kuşatmaya
başlar. Temponun hiç düşmediği, tıpkı bir
yap-boz gibi parçaların teker teker ve büyük
bir ustalıkla yerine konulduğu "Hayat
Askıda", Necati Göksel'in ilk romanı.
Yedi Canlı Cumhuriyet/ Özdemir İnce/
Cumhuriyet Kitapları/ 174 s.
"Kuruluşundan günümüze kadar geçen
seksen yıl içinde Türkiye'yi yöneten
iktidarların Cumhuriyet'e iyi davrandıklarını
söylemek olanaksız. Kimi iktidarların
öylesine girişim ve uygulamaları oldu ki
bunları başka sıfatlarla tanımlamak zorunlu.
Sadece iktidarları mı? Cumhuriyet'in önüne
'Kemalist' sıfatını küçümseyerek getiren
İkinci Cumhuriyetçi de Cumhuriyet'ten
hoşlanmıyor. Çoğu otuz yıl öncesinin
Maocuları, Enver Hoca'cıları olan günümüz
liberal demokratları da laik Cumhuriyet'in
köhnediğini düşünüyorlar. Bir zamanlar
solda eleştirdikleri Cumhuriyet'i şimdi sağdan
topa tutuyorlar. Zorba ve teokratik rejimlerle
yönetilen Müslüman Arap ülkelerinin sadece
iktidarları değil fakat büyük halk kesimleri
de laik Türkiye Cumhuriyeti'nden nefret ediyor.
Türkiye'nin 'laik' kimliğiyle değil 'ılımlı
İslam' kimliğiyle İslam ülkelerine örnek
olmasını önerenlerin de Cumhuriyet'in gerçek
dostu olduğunu düşünmek mümkün değil.
Biraz daha çabayla Cumhuriyet karşıtları
cephesi listesini uzatabiliriz. İşte bu nedenle
elinizdeki kitaba Yedi Canlı Cumhuriyet adını
verdim." Özdemir İnce.
|