------------------------------------------------------------------------------------Ana Sayfa------------------------------------------------www.vitrindekikitaplar.com

Yönetmenden

Eski Sayılar:1-3 4-6 7-9 10-12 20 21-27 28 29 30 31-32 33 34 35 36 37 38
Nefes Nefese/ Ayşe Kulin
Remzi Kitabevi/ 360 s.

Son Osmanlı paşalarından Fazıl Reşat'ın kızı selva ile, âşık olduğu Musevi genci Rafael, evlenmelerine karşı çıkan aileleri tarafından dışlanınca Fransa'ya giderler. Ancak burada da huzur bulamayacak, İkinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla, bu kez de Hitler'in ağına takılacaklardır. etraflarını saran nazi çemberi gitgide daralırken, her an tutuklanıp kamplara yollanma korkusuyla yaşamktadırlar... İşte tam o yıllarda Türkiye, savaşın ateşine bulaşmadan, Almanlarla Müttefikler arasında gerili ince ipte, bir cambaz maharetiyle yürümeye çalışmaktadır. Ayşe Kulin bu yeni romanında, hem ülkeyi savaşın ortasından başarıyla geçiren kadronun hem de Selva ile Rafael'in zor aşkının peşine düşerek, İstanbul'dan Marsilya'ya, Ankara'dan Kahire'ye kadar uzanırken, kendi canları pahasına yüzlerce Yahudi'yi Nazi kıyımından kurtaran Türk diplomatlarının kahramanlıklarını da gün ışığına çıkarıyor. Kitap, yazarın diğer yapıtları gibi nefes nefese okuyacağınız, gerçek olaylarla örülmüş bir yakın tarih, aşk ve kaçış romanı...

Dağlarda Kırk Yıl
İsmet Ülker/ Kendi Yayını/ 260 s.

"Sevdamız dağlar üzerinedir... Dağların, doyumsuz, yüce, yalın, bazen de erişilmez güzellikleri üzerine... Kavgadan yana değil, kavgadan ırak sevdalar üzerine... Bu sevdalar bir yana; ne zaman dağlara gitsem hüzün duyanlar olur... Eşim Handan, kızım Nursan Şirin hem hüzün duyarlar hem de mutluluk... Hüzün duyarlar, ya bir kaza olursa... Mutluluk duyarlar, dağlara gidince rahatlar gelirim diye... Dostlarım; dağlardan yana sevdanız varsa, dağ size gelmez, siz dağlara gideceksiniz... Dağlar, sevdamız... Dağlar, sevgilim..." diyor yazar önsözünde kitabıyla ilgili olarak.

Patasana
Ahmet Ümit/ Doğan Kitap/ 402 s.

"Ben zalimler çağında yaşayan bir alçaktım. Tanrıların korkak haline getirdiği bir alçak. Alçakların en acınacak olanı, en tiksinti vereni. Yüreğini dalkavukluk, aklını düşmanlıkla besleyen sinsi bir saray yazmanı. Ben Kral Pisiris'in danışmanı, büyük meclis Panku'nun değerli üyesi, ben soyluların en soysuzu Patasana. Ben ölüler içinde yüzen, ben, tanrılar tarafından alnına sonsuza kadar acılar içinde kıvranacaktır yazılan saray başyazmanı Patasana. Yazdığı anlaşmalarla, mektuplarla ülkesinin yazgısını değiştiren ama kendi yazgısına söz geçiremeyen zavallı Patasana. Sana, bu tabletleri okuyacak olana, derim ki Dikkat et. Benim yaşamımı çiçekli bir ağaçtan kuru bir dala çeviren tanrıların laneti senin de üzerine düşmesin. Onlar, senin yaşamını da benimki gibi zalim bir kralın buyruklarıyla mutsuzluğa mahkûm etmesin." deniyor kitabın kapağında kitapla ilgili bir ipucu olarak...

Bulimia Sokağı
Aydilge Sarp/ Remzi Kitabevi/ 144 s.

İnsanın dış görünümünün, gerçekte kim olduğunun önüne geçtiği günümüz toplumunda, Aylin adlı genç kız, en büyük kusuru olarak gördüğü şişmanlığından kurtularak, içsel boşluğunu doldurmaya çalışır. Toplumun beğeni kalıplarına bedenini sığdırarak, daha önce onunla dalga geçen herkesin saygısını ve sevgisini kazanacağına inanan on altı yaşındaki Aylin, kısa sürede ruhsal ve bedensel açıdan çökmeye başlar. Yediklerini kusarak topluma ve kendine karşı duyduğu öfkeyi atmaya çalışan Aylin, hızla kilo kaybetmesi sonucunda kendini Bulimia Sokağı'nda tutsak bulur. Tek amacı, yemekler, uyuşturucu ilaçlar ve karşılıksız bir aşkla çıkmaza dönüşmüş bu sokaktan kurtulabilmektir.

Düş Hırsızı
Handan Gökçek/ Kum Yayınları/ 110 s.

"Handan Gökçek'in ilk öykü kitabı olan bu eseri, kadınları, kadınların ruh hallerini, sorunlarını ve bireysel-toplumsal statülerini ince bir dille sorguluyor. Kahramanlarını günlük hayatın içerisinden seçen yazar, bu kitabında bireyin bastırılmış iç değerlerini de kışkırtarak açığa çıkarmaya yöneliyor. Belki böylelikle birden çok kimliğin aynasını tutuyor gözümüze, yüreğimize ve aklımıza. Bir yüzleşmeler zinciriyle bağlıyor öyküleri ile okurunu" diyor Aydın Şimşek elimizdeki kitapla ilgili olarak.

Kıldan İnce Kılıçtan Keskince
Gülriz Sururi/ Doğan Kitap/ 470 s.

"Sesinin sıcak, etkili "timbre"i, İstanbul Türkçesi'ni en doğru, en ahenkli ve dişice kullanmasını bilişi. Köklü bir aileden gelişinin ona zorlamasız edindirdiği zarif kişiliği, fizik güzelliği, sahnede ne yaparsa rahat ve kıvrak görünüşü ve az sanatçıda bulunan iri, ikinci bir ağız kadar ifadeli gözleri. Ve nihayet sade hançeresine değil, bütün jestlerine sinmiş müzik kalitesi. Ama tabiat onu bu meziyetlerle donatmamış olsa bile, eminim ki, o ne yapar yapar sırf iradesi ve hırsı ile bunları yoktan edinmenin bir yolunu bilirdi..." diyor Haldun Taner, Sururi ile ilgili olarak. Gülriz Sururi'yi erak edenler için ilginç bir kitap.

Yüksek Mevkilerdeki Dostlar
Donna Leon/ Çev Ayhan Sargüney/ Ayrıntı Yayınları/ 205 s.

Donna Leon bu kitabında yine kendi türünün doruklarında dolaşıyor. Zorlama entrikalardan, yapay gerilimlerden ve anlamsız şaşırtmalardan uzak kurgusu; süssüz, zarif, net dili ve yarattığı karakterlerin inandırıcılığıyla benzerlerinden ayrılmayı başarıyor. Venedik'in pislikleriyle mücadeleyi kendine görev edinen Komiser Brunetti'yle birlikte bu romantik maceralar kentinin "kokuşmuş" kanallarında yol alırken, biz de onun ahlaki ikilemlerine ortak oluyor, şaşırma duygumuzu yitiriyoruz... Donna Leon'un kitapları, buradada olduğu gibi, her zaman mutlu sonla bitmiyor. Brunetti belli güçler karşısında bazen geri çekilmek zorunda kalıyor; ve bazen de "kara ayrıntılar" o kadar yakınına sızıyor ki yaşadığı bezginlik bize de bulaşıyor. Ama yine de umudumuzu yitirmiyoruz...

Gittikçe Geç Olmakta
Antonio Tabucchi/ Çeviren Neyyire Gül Işık/ Can Yayınları / 269 s.

Bu kitap, alıştığımız tür tanımlamaları zorlayan, yazarın kendisinin "dehlizsi" diye nitelediği, bizimse "Hermesçi" olarak niteleyebileceğimiz, çoğu yerde içeriği gerçeküstü boyutlara taşınan bir yapıt Görünürde mektup tarzındaki romanda, her biri ayrı bir erkek tarafından ayrı bir kadına yöneltilen birbirinden bağımsız on yedi mektup yer alıyor. İnsanların alışılmış yaşantılarından yola çıkan mektuplar, kimilerini ancak alıcılarının çözümleyebileceği somut gündelik ayrıntılarla dolu. Ne var ki, kimilerinde bir an geliyor, anlatı dizisi bozuluyor, imgeler ve göndermeler çığrından çıkıyor, ortam somut gerçeklikten çözümlenmesi güç bir gerçeküstüne kayıyor, manzara parçalanıyor, zamanın ve mekânın çerçevesi kırılıyor, gönderici-iletici-alıcı üçlüsü uyumsuzluğun pençesinde dağılıyor, insanların yazgıları bir türlü rastlaşmıyor, kişiler yeryüzündeki kısacık, anlamsız varlıklarının dehlizinde yitip gidiyorlar.

Havalandırma
Meltem Ahıska/ Metis Yayınları/ 70 s.

Bu kitapta yer alan şiirlerin çoğu uzun süre dağınık çekmecelerde, eskimiş dosyalarda kaldılar. Odalardan odalara kapalı kutularda taşındılar. Ben onlardan utandım, onlar da muhtemelen benden. Sonra saplantılar, denk düşmeler, uyumlar gevşedi. İşaret ile kaynağı arasına ahva girdi. Nihayet yıllar sonra. Bu yenilerin küçümsediği eski, eskilerin endişe ile baktığı yeni şiir ve metinleri ortaya çıkarmak için fena bir neden gibi gelmedi" diyor yazar kitabının başında şiirleriyle ilgili olarak.

Arka Oda
Mehmet Güler/ Kültür Bakanlığı Yayınları/ 181 s.

"Edebiyatımız, hızla değişen dünyamızın gerisinde kalmamalıdır. Çünkü edebiyatın öncülük yapmak gibi bir işlevi de var. Kurgusuyla, diliyle, imgesiyle, yarattığı düşlerle fantezilerle çağını geçmek, onun ilerisinde gitmek gibi bir zorunluluğu vardır. Öykücülerimizin bu anlamda kendilerinden bekleneni yerine getirdikelerine inanıyorum" diyor İstemihan Talay, kitabın sunuşunda öykücülükle ve bu kitapla ilgili olarak.

Türk Eğitim Sistemi
İrfan Erdoğan/ Sistem Yayıncılık/ 178 s.

Türkiye'nin modern ve ulusal geliri yüksek olan dünya ile bütünleşme sürecinde eğitim sistemi önemli bir rol oynayacaktır. Dolayısıyla eğitim sistemi de cesaretli adımlarla yapısal olarak değiştirilmek zorundadır. Aksi takdirde yirmi birinci yüzyıl için gerekli olacak değerler, bilgi ve beceriler kazandırılamaz. Böyle olursa, eğitim sistemi önemli oranda kaynakların boşa gittiği, hantal bir şekilde yük veren bir sistem olarak kalır. Eğitim sisteminde yenileşme adına birçok şey yapılmıştır ama eğitimde verimliliği, demokratikleşmeyi, özerkleşmeyi, çeşitliliği sağlayan adımlar henüz atılmamıştır. İşte bu eserde eğitim sistemini iyileştirmeye yönelik şimdiye kadar gösterilen rutin çabaların dışında eğitim sisteminin yeni yüzyılın ihtiyaçlarına daha iyi cevap verebilmesini sağlayabilmek için geliştirilen yaklaşımlar ve modeller sunuluyor.

Aşk Üzerine
Alain de Botton/ Çeviren Ahu Antmen/ Sel Yayıncılık/ 225 s.

Alain de Botton, insanoğlunun yaşadığı en yoğun duygunun haritasını Aristo, Marx, Nietzsche, Wittgenstein, Tolstoy ve Stendhal'ın rehberliğinde çıkartıyor. Yazarın hınzır, duyarlı, gerçekçi ve bilge kaleminden aşkın tetiklediği ruh halleri birer birer dökülüyor. Bize çok tanıdık gelen bu ruh halleri, derinlikleri, çelişkileri ve sırları ile karşımıza çıkıp aşka dair söylenen, düşünülen ve yaşanan her şeyi aydınlatıyor. Seyahat etmenin inceliklerinden sonra sıra âşık olmanın zorlu, ancak bir o kadar da keyifli anları ile tanışmaya geldi.

O Kadın
Pierre Hebey/ çeviren Pervin Dallağ/ Doğan Kitap/ 117 s.

Bir ömür boyu sadakatle yaşadığı karısı Juliette'in ölümünden sonra yeniden yaşama dönemeyeciğini hissetmektedir yaşlı adam. Elimizdeki bu kitap ilk gençliğinde yaşadığı gizemli aşkının anılarını karısıyla paylaşan bir erkeğin hikâyesi. İlk aşk ile eşin silüetlerinin özdeşleştirildiği bu romanda tek aşk mitinin büyüsü anlatılıyor.

Eski Sayılar:1-3 4-6 7-9 10-12 20 21-27 28 29 30 31-32 33 34 35 36 37 38

Ö z k a n P A P A T Y A
Genel Yayın Yönetmeni
admin@vitrindekikitaplar.com