------------------------------------------------------------------------------------Ana Sayfa------------------------------------------------www.vitrindekikitaplar.com

Yönetmenden

Eski Sayılar:1-3 4-6 7-9 10-12 20 21-27 28 29 30 31-32 33 34 35 36 37 38 39-40-41-42 43 44-45 46 47 48 49 50-51-52 53-54 55-56 57
Olağanüstü Hal Üzerine Yazılar/ Zafer Üskül/ Büke Yayıncılık/ 204 s.

"Hukuk devleti" anlayışının geçerli olduğu ülkelerde, olağanüstü yönetim biçimleri de "hukuk rejimi" olarak düzenlenir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Türkiye Devleti'nin bir hukuk devleti olduğunu belirtiyor. Bu anlayışla, olağanüstü hal yönetiminin de bir hukuk rejimi olarak düzenlen-mesi gerekirdi. Peki, durum böyle midir? Bu çalışma, olağanüstü hal hukukunun Türkiye'de hukuk devleti anlayışı içinde düzenlenmediğini; parlamentosuyla, hükümetiyle ülkeyi yönetenlerin, olağanüstü hal hukukunu düzenlerken ve bu hukuku uygularken hukuka uyma kaygısı taşımadıklarını anlatıyor.

Dost - Yaşamasız/ Vüs'at O. Bener/ Yapı Kredi Yayınları/ 268 s.

Modern Türk öykücülüğünde "altın kuşak" olarak tanımlanabilecek 1950 kuşağının önde gelen isimlerinden birisidir Vüs'at O. Bener. 1950'de New York Herald Tribune gazetesi ile Yeni İstanbul gazetesinin ortaklaşa düzenledikleri öykü yarışmasında "Dost" adlı öyküsüyle adını duyurdu. Yarım yüzyılda ortaya koyduğu az sayıdaki öykü, roman ve oyunla edebiyatımızda etkili ve saygın bir yer edindi. Gerçek edebiyat okurları ve eleştirmenler tarafından Türk öykücülüğünün yüz akı sayıldı, kısacası her zaman "iyi anlatı"nın imzalarından biri oldu. Bu kitap, ilk kitapları Dost ve Yaşamasız'la birlikte, yazarın 1986'ya kadar yazdığı öyküleri kapsıyor.

Vitrindekiler

Bir Küre Bin Bir Küreselleşme/ Peter L. Berger-Samuel P. Huntington/ Çeviren Ayla Ortaç/ Kitap Yayınevi/ 395 s.

Küreselleşme bazıları için yeni bir barış ve demokratikleşme çağını açacak sihirli bir sözcük. Bazıları içinse Amerika'nın ekonomik ve siyasi egemenliğinde türdeşleşmiş bir dünya akla getiriyor. Bu kitap kendini küreselleşme sürecinin yol açtığı kültürel boyutla sınırlıyor. Gelişen bir küresel kültür gerçekten var ve bu kültür gerek kökeni, gerek içeriği açısından ABD ağırlıklı. Yükselen küresel kültür hem elit, hem de popüler araçlarla yayılıyor. İş ve siyaset dünyası liderlerinin kültürü, ayınların kültürü ve popüler kültür hızla değişiyor. İnançlar, değerler, yaşam tarzları dönüşüyor. Dünyanın her köşesini etkileyen bir kültürel deprem tablosuyla karşı karşıyayız. Bu depreme gösterilen tepkiler de farklı. Bazı insanlar hiç kaygılanmadan olayı kabul ediyor. Bazıları ise militan bir tutumla küreselleşmeyi reddetmeye çalışıyor ve bunu kâh din, kâh milliyetçilik bayrağı altında yapıyor. Küreselleşmeye karşı tavır almanın küresel ekonomiden dışlanma sonucu vereceğini gören bazı ülkeler, küresel ekonomiye katılmayı ama küresel kültüre direnmeyi bağdaştırmaya çalışıyor. Bu başarılması zor bir denge gösterisi. Bir Küre Bin Bir Küreselleşme, Boston Üniversitesi gözetiminde Şili, Japonya, Çin, Güney Afrika, Almanya, Macaristan, Tayvan, Hindistan, ABD ve Türkiye'de yürütülen üç yıllık bir çalışmanın ürünü.

Yozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe/ Emre Kongar/ Remzi Kitabevi/ 382 s.

Televizyonlarda ve gazetelerde yapılan yaygın Türkçe yanlışları... Öztürkçe ve Arapça kökenli sözcüklerin kullanılış ve telaffuz hataları... Medya ile siyaset arasında kurulan ve demokrasimizi tehdit eden kirli ilişkiler... Medya dünyamızdan ilginç portreler... Prof.Emre Kongar bu kitabında, hem güzel dilimizin ve medyamızın nasıl yozlaştığını anlatıyor hem de yozlaşmadan nasıl kurtulabileceğimize ilişkin görüşlerini açıklıyor.

Savaş ve Barış/ Lev Tolstoy/ Çeviren Leyla Soykut/ İletişim Yayınları/ 1440 s.

"Tolstoy'un Savaş ve Barış'ı son bin yılda yazılan en büyük on edebiyat eserinden biridir. Bütün 19. yüzyıl romanları içersinde Tolstoy'un Napolyon'un Rusya'yı işgalini anlatan panoraması, hacmi, insan anlayışı, kahramanlarının soluğu ve tarih üzerine düşüncelerinin akışı bakımından en büyüğüdür. Resmin büyüklüğüne rağmen bireysel fırça darbeleri de her zaman kesin, doğru ve vecizdir" diyor John Updike bu klasikle ilgili olarak. Savaş ve Barış iki cilt olarak iyi bir çeviriyle tekrar okurla buluşuyor.

Esrariler/ Ahmet Güntan/ Yapı Kredi Yayınları/ 100 s.

Dinle evlat! Dil kutsaldır. Ateşin çıkardığı ses, Hint'te ilk şiir sayılır. Esrariler, ilk insanın boşluk karşısında çıkardığı ilk böğürmeyi ilk şiir sayarlar, ama aynı şeydir, fark etmez. Yani biri ateşin çıtırtısına kulak vermiş, onu dinlemiş, anlamış, mitolojisine o çıtırtıyı ilk şiir olarak kaydetmiştir. Dil kutsalsa, kulak da esastır. İnananlar buna inanır, Allah'ın kulağı her yerdedir, hiç kimse duymasa o duyar. Dil kutsal olduğu içindir ki kulağa baskın çıkarsa kutsallığından kaybeder. Alır başını gider hırsının peşinden, bayağılaşır, bir dil olmaktan çıkar, bir ceberrut olur. Niye Esrarilerden bir diktatör çıkmaz? Bunu anlarsan, Esrarilik yolunda ilk adımı atmış olursun. Gençlere öğüdüm budur" diyor kitap okurlarına. Merak edenler kaçırmasın.

Kleopatra VII/ Kristiana Gregory/ Çeviren Pınar Savaş/ İş Bankası Kültür Yayınları/ 202 s.

Kleopatra, İngiltere'nin en ünlü kraliçesi 1. Elizabeth ve son Rus çarı 2. Nikolay'ın küçük kızı Grandüşes Anastasya. Bu üçlü renkli kişilik, yayınevinin tarihi gerçeklere dayalı, kurmaca günlüklerden oluşan yeni kitap dizisi Prenses Günlükleri'nde buluştu. Zekâları ve kimi zaman da dillere destan güzellikleriyle tarihe yön vermiş kadınların, genç kızlık dönemlerine odaklanmış günlükler, tarihin en ünlü kişiliklerinin özel dünyasına renkli bir pencere açıyor, aynı zamanda genç okurlara tarihi farklı ve renkli bir gözlüğün ardından keşfetme olanağı sunuyor. Nil prensesi Kleopatra, ülkesi Mısır'ın zayıfladığı, Roma İmparatorluğu'nun dünyanın en güçlü devleti olduğu bir zamanda Roma'ya sürgüne gönderilip büyük devlet adamlarıyla, filozoflarla tanışıyor, hatta ülkesiyle ilgili pazarlıklar yapmak zorunda kalıyor. Genç prensesin gizemli ülkesindeki sarayı, yaşantısı ve aşk hakkındaki ilk duyguları günlüğünde.

Davranışlarımızın Kökeni/ Serol Teber/ Say Yayınları/ 334 s.

"Çağımızın kuşkusuz en önemli sorunu, yabancılaşmanın bilincine varmak ve bunun uzantısı olarak da bilinen belirli yöntemlerin ışığında insanı buna iten nedenlere karşı koymaktır. Maymunun insana dönüşümünden sonra karşılaşılan ve yüzde yüz alışılması gereken en önemli sorunlardan biri budur. Böylece insanın gelişimine karşı konan son engeller de kaldırılacak ve evrim alabildiğine hızlanacaktır. İnsan düşüncesi, doğayla yeniden bütünleştiğinde yüz yıl öncesinden beri müjdelenen kavramların maddeleşmesi ve insanın ölümsüzleşmesi gerçekleşecektir" diyor yazar, kitabında yabancılaşmayla ilgili olarak.

Türk Arap İlişkileri/ Zeine N. Zeine/ Çeviren Emrah Akbaş/ Gelenek Yayınları/ 164s.

20. yüzyıla kadar zihinlerinde milliyetçiliğe dair hiçbir şey yer etmemiş olan Arapların, 1. Dünya Savaşı'nda Hilafet'e karşı ayaklanmasına sebep olan süreç hakkında ne biliyoruz? Saygın Ortadoğu uzmanı Zeine N. Zeine'nin kitabı Osmanlı İmparatorluğu'nda Arapların ve Türklerin 400 yıllık ilişkilerini değerlendiriyor ve Araplarda Osmanlı yönetimi karşıtı fikirlerin oluşma sebeplerini, bir tarafı haklı çıkarma gayretine girmeden olanca çıplaklığıyla aktarıyor. Hem de bu süreçte Sabetaycılar, masonlar, misyonerler, İttihat ve Terakki ile Arap milliyetçileri hakkında ilginç ve bugüne de ışık tutacak pek çok ayrıntıyı dikkatli okurların nazarlarına sunmayı ihmal etmeden.Konunun temel referans kaynağı olan kitap, ezberinin dışına çıkma cesareti olanlar için...

Geri Gidişe İzin Yok/ Cüneyt Arcayürek/ Bilgi Yayınları/ 469 s.

Dizinin bu kitabı REFAHYOL döneminde yaşanan -kamuoyunun yalnızca yüzeysel yanlarına tanık olduğu- iç ve dış gelişmelerle ilgili ilginç ve çarpıcı olayların içyüzüne ışık tutuyor. Örneğin 2003'te devleti uğraştıran "Kuzey Irak sorunu"nun yedi yıl önceki durumu, bu kitapta gözler önüne seriliyor. ABD desteğinde Türkiye'ye kafa tutacak konuma gelen aşiret reisi Barzani'ye o tarihte verilen paralar silahlar... Saddam Hüseyin'in Kuzey Irak harekâtından sonra Barzani'nin Irak diktatörlüğü ile anlaşması... Türkiye'nin 2003'te bir türlü başaramadığı, Kuzey Irak'ta 20-100 km. derinliğinde "tampon bölge kurma" girişimi, sonuçları... Erbakan-Çiller ikilisinin yurt düzeyinde yarattığı olumsuz iklim ve koşullar... Refah'ın kadrolaşma hareketi; Çankaya'ya bakış... Giderek gelişen bir rejim sorununa dönüşen gericilik heveslerine karşı TSK... TSK'nin Çankaya'ya yansıttığı görüşler... 28 Şubat'a (1997) 2-3 ay kala Türkiye'nin manzara-i umumiyesini derinlemesine yansıtan gerçek öyküleri bu kitapta bulacak, ilgi ile okuyacaksınız.

Şafak/ Sevgi Soysal/ İletişim Yayınları/ 229 s.

Sevgi Soysal, hayatında yol açtığı derin sarsıntılara rağmen sadece bir seyircisi olduğunu söylediği 12 Mart'ta sanık sandalyesine oturtulmuş bir tanıktı. Şafak, bu tanıklığın, gerçekçi olduğu kadar şiirsel bir hikâyesi. Baskınlara, sorgu ve işkenceye karşı insanın sesini duyurduğu için bir kuşağa Sevgi Soysal'ı sevdiren bu roman, hem bir döneme tanıklık eden hem de bireysel tepkileri tüm karmaşıklığıyla yansıtan bir edebiyat başyapıtı olarak hâlâ güncelliğini koruyor.

Sovyet Sonrası Karmaşa/ Joma Nazpary/ Çeviren Selda Somuncuoğlu/ İletişim Yayınları/ 308 s.

Doksanlı yıllar boyunca insanlara, hayatlarını devam ettirebilmek için tek ve alternatifsiz bir sisteme mecbur oldukları anlatıldı. Kapitalizm ve onun iktisadi-siyasi mekanizmaları en akılcı, insan tabiatına en uygun seçenek olarak sunuldu; piyasanın hayatı en adilane bir şekilde düzenleyen mübadele biçimi olduğu tartışmasız kabul edilsin istendi. Kapitalizme geç kalan toplumların önlerinde büyük fırsatların olduğu vaaz edildi. Joma Nazpary, Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından Kazakistan'da ortaya çıkan gelişmeleri tartıştığı Sovyet Sonrası Karmaşa Kazakistan'da Şiddet ve Mülksüzleşme'de, kapitalizmin tek alternatif olarak sunulduğu ve savunulduğu bir ortamda birbirlerini yok edecekmişçesine çatışan, çarpışan, yaşamaya gayret eden insanların hikâyesini anlatıyor. Adına yaşamak denen bir mücadelenin kâh mülksüzler arası şiddete, rüşvete, acımasızlığa; kâh fahişeliğe, dışlanmaya, ezilmeye dönüştüğü bir cangılda insanları ne hale getirdiğini açıklıkla tartışıyor. Kazak milliyetçiliğinin dil, toplumsal, hayat, eğitim, sosyal güvenlik politikalarındaki pervasızlığı ve kendi has trajikomikliğiyle çevrelenmiş araştırma, kapitalizmin insanları kendi insanı vasıflarından sıyırırken ne tür bir "devlet planlaması" ile varolabileceğini bir kez daha ve acımasız bir çarpıcıklıkla gözlerimizin önüne seriyor.

Sevdalınız Komünisttir/ Emin Karaca/ Kara Kutu Yayınları/ 269 s.

Nâzım Hikmet'in Marksist düşünceyle ilk tanışması, komünizmi yerinde görme arzusuyla Sovyetler Birliği'ne gidişi, 19 yaşında Moskova'da Doğu Emekçilerinin Komünist Üniversitesi'nde öğrencilik yılları, Türkiye Komünist Partisi'ne girişi, TKP'ye ve III. Komünist Enternasyonal yönetimlerine muhalefete geçişi, Pavli Adası'nda "Muhalif TKP"yi kurunca TKP'den kovulması, "Kızıl İstanbul" ve "Orak Çekiç" gazetelerindeki "Kalleş ve dönek Nâzım Hikmet" nitelemeli yazılar, okul kitaplarına girip şiirlerini plağa okuduktan sonra tek parti diktatörlüğüyle flörte sokuluşu. Emniyet Genel Müdürü Şükrü Sökmensüer ve İçişleri Bakanı Şükrü Kaya ile Ankara'da görüşüp konuşması, uzun mahkûmiyet yıllarında TKP'yle çatışmaktan duyduğu pişmanlık, 1940'ların sonunda partisiyle barışması.... Nâzım Hikmet'in şimdiye kadar hep üstü örtülmeye çalışılan siyasal yaşamı, "Sevdalınız Komünisttir"de tüm gerçekliğiyle sergileniyor.

Bilinçli Çocuk Yetiştirme/ Özcan Göknar/ Akdeniz Kitabevi/ 255 s.

Sağlıklı yaşamda önemli yeri olan beslenme ve uyku alışkanlıklarından, tuvalet eğitimi ve çocuk cinselliğinin boyutları ve sorunlarına, değişik anne baba tutum ve davranışlarından okul başarısının koşulları ve başarısızlıkların nedenlerine, bebek eğitiminden ergenlik döneminin duygusal sorunlarına kadar yaşına ve cinsiyetine göre çocuğun gelişim evrelerindeki tipik özelliklerinin ayrıntılarla anlatıldığı bu kitap, aynı zamanda tüm yetişkinlerin çocuğu anlama ve bilinçli olarak yetiştirmesinde pratik bir el kitabı niteliği taşıyor.

Bir Gün Ben Tiyatrodayken/ Ülkü Tamer/ Adam Yayınları/ 134 s.

Türk şiirinin ustalarından Ülkü Tamer 1964-1968 yılları arasında özel tiyatrolarda oyunculuk yapmış, kendi oyunculuğunu yeterli bulmadığı için tiyatronun dışına çıkmıştı. Beş yıl süren oyunculuk hayatı boyunca biriktiridiği anılarını yıllar sonra "Radikal" gazetesinde yayımlamıştı. Bu kez Bir Gün Ben Tiyatrodayken...'de 40 tiyatro oyuncusundan derlediği anıları, Ülkü Tamer'in okuru gülümsetecek gözlemleriyle anlatıyor. "Eskiden tiyatro anıları sık sık anlatılırdı. Kısa süren oyunculuk döneminde, tanımaktan onur duyduğum tiyatro ustalarından ne anılar dinledim. Bu anılardan bazılarını, söz gelimi Toto Karaca'nın, Mehmet Karaca'nın anılarını kendi sesleriyle kaydetme olanağı buldum, bazılarını ise hemen kâğıda aktardım. Bu ustaların, özellikle bizden öneceki dönemlerde sahneye gönül vermiş olanların anıları, sadece tiyatro alanında eğlenceli renkler içermiyor.Tiyatroya yaklaşımımızdan hareket ederek Türkiye'nin yakın tarihinden ilginç ayrıntılar da yansıtıyor."

Öpücük Sesi Yalnızlık/ Bülent yardımcı/ Toplumsal Dönüşüm Yayınları/ 137 s.

"Bülent Yardımcı'nın öyküleri, yeni bir öykücüyü, öyküde yeni bir aşkınlığı haber veriyor. Verili dilin kolaycılığında değil, öykülerinde kullandığı dil. Genellikle şiirsel anlatımın zenginliğinden yararlanıyor; öyküleri geleneğin dönüştürülmesine bir katkı sağlayacak gibi. Bülent Yardımcı kurgusal evreninde akıcı bir dille bir solukta okunacak öyküler sunuyor" diyor Veysel Çolak elimizdeki kitap ve yazarı hakkında. Kaçırmamanızı tavsiye ederiz.

Doktorun Seyir Defteri/ Sadık Özen/ Ozan Yayıncılık/ 283 s.

Doktorun seyir defteri aslında bir anı kitabı. Ama okumaya başladığınızda, Dr. Sadık Özen'in anlattıkları, bazen çağdaş bir masal çekiciliği taşıyor, bazen kendinizi Doğu-Batı sentezinin içinde buluyor, bazen de sağlık politikalarımızdaki yanlışları ve doğruları bir anı zincirinin içinde yaşıyorsunuz. Kitapta aynı zamanda, Türkiye'nin 1960 öncesi içinde bulunduğu siyasal yaşam 27 Mayıs ihtilalinin yaşandığı süreç, siyasi yorum yapmadan, büyük incelik ve zarafetle dile getirilmiştir. Çalışma bu yönüyle de tarihi gerçeklere ışık tutma bakımından ayrı bir değer taşımaktadır.

Sen de Beni Getir/ Bülent Yardımcı/Dize Yayınları/50s.

Bülent Yardımcı gerçekten bir maceraperest. Edebiyatın yeraltı örgütleyicisi. Şimdi de şiirle çıkıyor ortaya. Kendiyle ve yazılagelenle büyük bir yüzleşme. Kaçak bir yolcunun şiirleri onlar, kaçak bir yolculuğa çağıran şirler. Yoğun imgeler, yepyeni sözcükler, nesnel karşılıkları iyi tasarlanmış imajlar. Kendini anlatabilen, bilgisini üretebilecek şiirler her biri.

Nazi İmparatorluğu (3Cilt) - Doğuşu, Yükselişi, Çöküşü/ William L. Shirer/ Çeviren Rasih Güran/ İnkılâp Kitabevi/ 456+450+435 s.

Bu kitapta Hitler Almanya'sının doğuşu, yükselişi ve çöküşü anlatılıyor. William Shirer, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra müttefiklerin eline geçen orijinal Alman belgeleri üzerinde uzun yıllar çalıştıktan sonra bu kitabı yazdı. Almanya'da 1930-45 yılları arasında ne olup bittiğini merak edenler Shirer'in anlattıklarında bütün öğrenmek istediklerini bulacaklar ve bu önemli yılların niçin hiçbir zaman akıllarından çıkmaması gerektiğini görecekler. Naziler, iktidar için nasıl savaştılar? İktidarı, kimlerle ittifak kurarak nasıl ele geçirdiler? Sonradan neler yaptılar? Kendi aralarında hangi kanlı mücadeleler oldu? Hitler ve arkadaşlarının özel hayatları nasıldı? İkinci Dünya Savaşı nasıl başladı? Almanlar neden yenildiler? Üç cilttenoluşan "Nazi İmparatorluğu"nda bu soruların hepsi en ufak ayrıntılarına kadar inceleniyor ve aydınlığa kavuşuyor.

Türkiye İşçi Partisi'nde İç Demokrasi-Yaşadıklarım/ Halit Çelenk/ Evrensel Basım Yayın/ 320 s.

Bu kitap, Türkiye İşçi Partisi'nin (TİP) 1967 yılında Malatya'da yapılan 2. Büyük Kongresi'nden sonra, Halit Çelenk ve Şekibe Çelenk'in de içinde yer aldığı 13 üyenin partiden ihraç edilmesi için başlatılan soruşturma ve savunma sürecine ilişkin yazarın tanıklıklarını kapsamaktadır. TİP içinde 13'ler Olayı olarak bilinen uygulamalarla ilgili Genel Yönetim Kurulu toplantılarını, yapılan konuşmaları, olayları, soruşturmaları, belgeleri ve bunların "siyasal partilerde iç demokrasi, demokratik merkeziyetçilik" ilkeleri açısından değerlendirilmesini konu almaktadır. Kitapta Halit Çelenk'in TİP sonrası faaliyetlerine de yer veriliyor.

Bireyciliğe Tarihsel Bakış/ Zeynep Özlem Üskül/ Büke Yayıncılık/ 297 s.

"Zeynep Üskül'ün 'Bireyciliğe Tarihsel Bakış' adlı çalışması bana da çok şeyler öğretti. Yaşlanmamız nedeniyle son hukuk felsefesi akımlarına yeterince bakamamış, klasiklerde kalmıştık. Klasiklerin üzerine yeni tuğlalar ören Rawls'lar, Dworkin'ler, Nozick'ler, Libertaryenler, Komünotaryenler, Anglosakson düşünürlerine girememiştim. Bu çalışmayla öğrenmeye başladım onları. Farkına vardım ki, bu düşünürlerle Anglosakson düşüncesi, Kara Avrupa'sı, Fransız felsefesiyle bir sentez sürecine girmiş. Birey bir değer olarak korunmuş ve John Locke'un mutlak haklar, J. J. Rousseau'nun genel irade kavramıyla bağdaştırılmaya çalışılmış. Böylelikle bireycilik-toplumculuk çatışkısı barışçıl bir zemine oturtulmuş. XXI. yüzyılın hukuk ve devlet felsefesi belki bu sentezde kökenini bulacaktır. Nitekim bu sentezin nasıl olmasının gerektiğinin analizi çağımızın insanlarını meşgul eden bir soru olmaktadır. Tüm bunların yanıtını, Zeynep Üskül'ün kitabını okuyarak arayabilir ve bulabilirsiniz" diyor Prof. Dr. Niyazi Öktem kitaba yazdığı önsözde. Alanında Türkçede yazılmış ilk kitaptır bu.

Ö z k a n P A P A T Y A
Genel Yayın Yönetmeni
admin@vitrindekikitaplar.com