| Olağanüstü
Hal Üzerine Yazılar/ Zafer Üskül/ Büke
Yayıncılık/ 204 s. "Hukuk
devleti" anlayışının geçerli olduğu
ülkelerde, olağanüstü yönetim biçimleri de
"hukuk rejimi" olarak düzenlenir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Türkiye
Devleti'nin bir hukuk devleti olduğunu
belirtiyor. Bu anlayışla, olağanüstü hal
yönetiminin de bir hukuk rejimi olarak
düzenlen-mesi gerekirdi. Peki, durum böyle
midir? Bu çalışma, olağanüstü hal hukukunun
Türkiye'de hukuk devleti anlayışı içinde
düzenlenmediğini; parlamentosuyla,
hükümetiyle ülkeyi yönetenlerin,
olağanüstü hal hukukunu düzenlerken ve bu
hukuku uygularken hukuka uyma kaygısı
taşımadıklarını anlatıyor.
|
Dost -
Yaşamasız/ Vüs'at O. Bener/ Yapı Kredi
Yayınları/ 268 s. Modern
Türk öykücülüğünde "altın
kuşak" olarak tanımlanabilecek 1950
kuşağının önde gelen isimlerinden birisidir
Vüs'at O. Bener. 1950'de New York Herald Tribune
gazetesi ile Yeni İstanbul gazetesinin
ortaklaşa düzenledikleri öykü yarışmasında
"Dost" adlı öyküsüyle adını
duyurdu. Yarım yüzyılda ortaya koyduğu az
sayıdaki öykü, roman ve oyunla
edebiyatımızda etkili ve saygın bir yer
edindi. Gerçek edebiyat okurları ve
eleştirmenler tarafından Türk
öykücülüğünün yüz akı sayıldı,
kısacası her zaman "iyi anlatı"nın
imzalarından biri oldu. Bu kitap, ilk kitapları
Dost ve Yaşamasız'la birlikte, yazarın 1986'ya
kadar yazdığı öyküleri kapsıyor.
Vitrindekiler
Bir Küre Bin Bir Küreselleşme/ Peter L.
Berger-Samuel P. Huntington/ Çeviren Ayla
Ortaç/ Kitap Yayınevi/ 395 s.
Küreselleşme bazıları için yeni bir
barış ve demokratikleşme çağını açacak
sihirli bir sözcük. Bazıları içinse
Amerika'nın ekonomik ve siyasi egemenliğinde
türdeşleşmiş bir dünya akla getiriyor. Bu
kitap kendini küreselleşme sürecinin yol
açtığı kültürel boyutla sınırlıyor.
Gelişen bir küresel kültür gerçekten var ve
bu kültür gerek kökeni, gerek içeriği
açısından ABD ağırlıklı. Yükselen
küresel kültür hem elit, hem de popüler
araçlarla yayılıyor. İş ve siyaset dünyası
liderlerinin kültürü, ayınların kültürü
ve popüler kültür hızla değişiyor.
İnançlar, değerler, yaşam tarzları
dönüşüyor. Dünyanın her köşesini
etkileyen bir kültürel deprem tablosuyla
karşı karşıyayız. Bu depreme gösterilen
tepkiler de farklı. Bazı insanlar hiç
kaygılanmadan olayı kabul ediyor. Bazıları
ise militan bir tutumla küreselleşmeyi
reddetmeye çalışıyor ve bunu kâh din, kâh
milliyetçilik bayrağı altında yapıyor.
Küreselleşmeye karşı tavır almanın küresel
ekonomiden dışlanma sonucu vereceğini gören
bazı ülkeler, küresel ekonomiye katılmayı
ama küresel kültüre direnmeyi bağdaştırmaya
çalışıyor. Bu başarılması zor bir denge
gösterisi. Bir Küre Bin Bir Küreselleşme,
Boston Üniversitesi gözetiminde Şili, Japonya,
Çin, Güney Afrika, Almanya, Macaristan, Tayvan,
Hindistan, ABD ve Türkiye'de yürütülen üç
yıllık bir çalışmanın ürünü.
Yozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe/ Emre
Kongar/ Remzi Kitabevi/ 382 s.
Televizyonlarda ve gazetelerde yapılan
yaygın Türkçe yanlışları... Öztürkçe ve
Arapça kökenli sözcüklerin kullanılış ve
telaffuz hataları... Medya ile siyaset arasında
kurulan ve demokrasimizi tehdit eden kirli
ilişkiler... Medya dünyamızdan ilginç
portreler... Prof.Emre Kongar bu kitabında, hem
güzel dilimizin ve medyamızın nasıl
yozlaştığını anlatıyor hem de yozlaşmadan
nasıl kurtulabileceğimize ilişkin
görüşlerini açıklıyor.
Savaş ve Barış/ Lev Tolstoy/ Çeviren
Leyla Soykut/ İletişim Yayınları/ 1440 s.
"Tolstoy'un Savaş ve Barış'ı son bin
yılda yazılan en büyük on edebiyat eserinden
biridir. Bütün 19. yüzyıl romanları
içersinde Tolstoy'un Napolyon'un Rusya'yı
işgalini anlatan panoraması, hacmi, insan
anlayışı, kahramanlarının soluğu ve tarih
üzerine düşüncelerinin akışı bakımından
en büyüğüdür. Resmin büyüklüğüne
rağmen bireysel fırça darbeleri de her zaman
kesin, doğru ve vecizdir" diyor John Updike
bu klasikle ilgili olarak. Savaş ve Barış iki
cilt olarak iyi bir çeviriyle tekrar okurla
buluşuyor.
Esrariler/ Ahmet Güntan/ Yapı Kredi
Yayınları/ 100 s.
Dinle evlat! Dil kutsaldır. Ateşin
çıkardığı ses, Hint'te ilk şiir sayılır.
Esrariler, ilk insanın boşluk karşısında
çıkardığı ilk böğürmeyi ilk şiir
sayarlar, ama aynı şeydir, fark etmez. Yani
biri ateşin çıtırtısına kulak vermiş, onu
dinlemiş, anlamış, mitolojisine o
çıtırtıyı ilk şiir olarak kaydetmiştir.
Dil kutsalsa, kulak da esastır. İnananlar buna
inanır, Allah'ın kulağı her yerdedir, hiç
kimse duymasa o duyar. Dil kutsal olduğu
içindir ki kulağa baskın çıkarsa
kutsallığından kaybeder. Alır başını gider
hırsının peşinden, bayağılaşır, bir dil
olmaktan çıkar, bir ceberrut olur. Niye
Esrarilerden bir diktatör çıkmaz? Bunu
anlarsan, Esrarilik yolunda ilk adımı atmış
olursun. Gençlere öğüdüm budur" diyor
kitap okurlarına. Merak edenler kaçırmasın.
Kleopatra VII/ Kristiana Gregory/ Çeviren
Pınar Savaş/ İş Bankası Kültür
Yayınları/ 202 s.
Kleopatra, İngiltere'nin en ünlü kraliçesi
1. Elizabeth ve son Rus çarı 2. Nikolay'ın
küçük kızı Grandüşes Anastasya. Bu üçlü
renkli kişilik, yayınevinin tarihi gerçeklere
dayalı, kurmaca günlüklerden oluşan yeni
kitap dizisi Prenses Günlükleri'nde buluştu.
Zekâları ve kimi zaman da dillere destan
güzellikleriyle tarihe yön vermiş
kadınların, genç kızlık dönemlerine
odaklanmış günlükler, tarihin en ünlü
kişiliklerinin özel dünyasına renkli bir
pencere açıyor, aynı zamanda genç okurlara
tarihi farklı ve renkli bir gözlüğün
ardından keşfetme olanağı sunuyor. Nil
prensesi Kleopatra, ülkesi Mısır'ın
zayıfladığı, Roma İmparatorluğu'nun
dünyanın en güçlü devleti olduğu bir
zamanda Roma'ya sürgüne gönderilip büyük
devlet adamlarıyla, filozoflarla tanışıyor,
hatta ülkesiyle ilgili pazarlıklar yapmak
zorunda kalıyor. Genç prensesin gizemli
ülkesindeki sarayı, yaşantısı ve aşk
hakkındaki ilk duyguları günlüğünde.
Davranışlarımızın Kökeni/ Serol
Teber/ Say Yayınları/ 334 s.
"Çağımızın kuşkusuz en önemli
sorunu, yabancılaşmanın bilincine varmak ve
bunun uzantısı olarak da bilinen belirli
yöntemlerin ışığında insanı buna iten
nedenlere karşı koymaktır. Maymunun insana
dönüşümünden sonra karşılaşılan ve
yüzde yüz alışılması gereken en önemli
sorunlardan biri budur. Böylece insanın
gelişimine karşı konan son engeller de
kaldırılacak ve evrim alabildiğine
hızlanacaktır. İnsan düşüncesi, doğayla
yeniden bütünleştiğinde yüz yıl öncesinden
beri müjdelenen kavramların maddeleşmesi ve
insanın ölümsüzleşmesi
gerçekleşecektir" diyor yazar, kitabında
yabancılaşmayla ilgili olarak.
Türk Arap İlişkileri/ Zeine N. Zeine/
Çeviren Emrah Akbaş/ Gelenek Yayınları/ 164s.
20. yüzyıla kadar zihinlerinde
milliyetçiliğe dair hiçbir şey yer etmemiş
olan Arapların, 1. Dünya Savaşı'nda Hilafet'e
karşı ayaklanmasına sebep olan süreç
hakkında ne biliyoruz? Saygın Ortadoğu uzmanı
Zeine N. Zeine'nin kitabı Osmanlı
İmparatorluğu'nda Arapların ve Türklerin 400
yıllık ilişkilerini değerlendiriyor ve
Araplarda Osmanlı yönetimi karşıtı
fikirlerin oluşma sebeplerini, bir tarafı
haklı çıkarma gayretine girmeden olanca
çıplaklığıyla aktarıyor. Hem de bu
süreçte Sabetaycılar, masonlar, misyonerler,
İttihat ve Terakki ile Arap milliyetçileri
hakkında ilginç ve bugüne de ışık tutacak
pek çok ayrıntıyı dikkatli okurların
nazarlarına sunmayı ihmal etmeden.Konunun temel
referans kaynağı olan kitap, ezberinin
dışına çıkma cesareti olanlar için...
Geri Gidişe İzin Yok/ Cüneyt Arcayürek/
Bilgi Yayınları/ 469 s.
Dizinin bu kitabı REFAHYOL döneminde
yaşanan -kamuoyunun yalnızca yüzeysel
yanlarına tanık olduğu- iç ve dış
gelişmelerle ilgili ilginç ve çarpıcı
olayların içyüzüne ışık tutuyor. Örneğin
2003'te devleti uğraştıran "Kuzey Irak
sorunu"nun yedi yıl önceki durumu, bu
kitapta gözler önüne seriliyor. ABD
desteğinde Türkiye'ye kafa tutacak konuma gelen
aşiret reisi Barzani'ye o tarihte verilen
paralar silahlar... Saddam Hüseyin'in Kuzey Irak
harekâtından sonra Barzani'nin Irak
diktatörlüğü ile anlaşması... Türkiye'nin
2003'te bir türlü başaramadığı, Kuzey
Irak'ta 20-100 km. derinliğinde "tampon
bölge kurma" girişimi, sonuçları...
Erbakan-Çiller ikilisinin yurt düzeyinde
yarattığı olumsuz iklim ve koşullar...
Refah'ın kadrolaşma hareketi; Çankaya'ya
bakış... Giderek gelişen bir rejim sorununa
dönüşen gericilik heveslerine karşı TSK...
TSK'nin Çankaya'ya yansıttığı görüşler...
28 Şubat'a (1997) 2-3 ay kala Türkiye'nin
manzara-i umumiyesini derinlemesine yansıtan
gerçek öyküleri bu kitapta bulacak, ilgi ile
okuyacaksınız.
Şafak/ Sevgi Soysal/ İletişim
Yayınları/ 229 s.
Sevgi Soysal, hayatında yol açtığı derin
sarsıntılara rağmen sadece bir seyircisi
olduğunu söylediği 12 Mart'ta sanık
sandalyesine oturtulmuş bir tanıktı. Şafak,
bu tanıklığın, gerçekçi olduğu kadar
şiirsel bir hikâyesi. Baskınlara, sorgu ve
işkenceye karşı insanın sesini duyurduğu
için bir kuşağa Sevgi Soysal'ı sevdiren bu
roman, hem bir döneme tanıklık eden hem de
bireysel tepkileri tüm karmaşıklığıyla
yansıtan bir edebiyat başyapıtı olarak hâlâ
güncelliğini koruyor.
Sovyet Sonrası Karmaşa/ Joma Nazpary/
Çeviren Selda Somuncuoğlu/ İletişim
Yayınları/ 308 s.
Doksanlı yıllar boyunca insanlara,
hayatlarını devam ettirebilmek için tek ve
alternatifsiz bir sisteme mecbur oldukları
anlatıldı. Kapitalizm ve onun iktisadi-siyasi
mekanizmaları en akılcı, insan tabiatına en
uygun seçenek olarak sunuldu; piyasanın hayatı
en adilane bir şekilde düzenleyen mübadele
biçimi olduğu tartışmasız kabul edilsin
istendi. Kapitalizme geç kalan toplumların
önlerinde büyük fırsatların olduğu vaaz
edildi. Joma Nazpary, Sovyetler Birliği'nin
dağılmasının ardından Kazakistan'da ortaya
çıkan gelişmeleri tartıştığı Sovyet
Sonrası Karmaşa Kazakistan'da Şiddet ve
Mülksüzleşme'de, kapitalizmin tek alternatif
olarak sunulduğu ve savunulduğu bir ortamda
birbirlerini yok edecekmişçesine çatışan,
çarpışan, yaşamaya gayret eden insanların
hikâyesini anlatıyor. Adına yaşamak denen bir
mücadelenin kâh mülksüzler arası şiddete,
rüşvete, acımasızlığa; kâh fahişeliğe,
dışlanmaya, ezilmeye dönüştüğü bir
cangılda insanları ne hale getirdiğini
açıklıkla tartışıyor. Kazak
milliyetçiliğinin dil, toplumsal, hayat,
eğitim, sosyal güvenlik politikalarındaki
pervasızlığı ve kendi has trajikomikliğiyle
çevrelenmiş araştırma, kapitalizmin
insanları kendi insanı vasıflarından
sıyırırken ne tür bir "devlet
planlaması" ile varolabileceğini bir kez
daha ve acımasız bir çarpıcıklıkla
gözlerimizin önüne seriyor.
Sevdalınız Komünisttir/ Emin Karaca/
Kara Kutu Yayınları/ 269 s.
Nâzım Hikmet'in Marksist düşünceyle ilk
tanışması, komünizmi yerinde görme arzusuyla
Sovyetler Birliği'ne gidişi, 19 yaşında
Moskova'da Doğu Emekçilerinin Komünist
Üniversitesi'nde öğrencilik yılları,
Türkiye Komünist Partisi'ne girişi, TKP'ye ve
III. Komünist Enternasyonal yönetimlerine
muhalefete geçişi, Pavli Adası'nda
"Muhalif TKP"yi kurunca TKP'den
kovulması, "Kızıl İstanbul" ve
"Orak Çekiç" gazetelerindeki
"Kalleş ve dönek Nâzım Hikmet"
nitelemeli yazılar, okul kitaplarına girip
şiirlerini plağa okuduktan sonra tek parti
diktatörlüğüyle flörte sokuluşu. Emniyet
Genel Müdürü Şükrü Sökmensüer ve
İçişleri Bakanı Şükrü Kaya ile Ankara'da
görüşüp konuşması, uzun mahkûmiyet
yıllarında TKP'yle çatışmaktan duyduğu
pişmanlık, 1940'ların sonunda partisiyle
barışması.... Nâzım Hikmet'in şimdiye kadar
hep üstü örtülmeye çalışılan siyasal
yaşamı, "Sevdalınız Komünisttir"de
tüm gerçekliğiyle sergileniyor.
Bilinçli Çocuk Yetiştirme/ Özcan
Göknar/ Akdeniz Kitabevi/ 255 s.
Sağlıklı yaşamda önemli yeri olan
beslenme ve uyku alışkanlıklarından, tuvalet
eğitimi ve çocuk cinselliğinin boyutları ve
sorunlarına, değişik anne baba tutum ve
davranışlarından okul başarısının
koşulları ve başarısızlıkların
nedenlerine, bebek eğitiminden ergenlik
döneminin duygusal sorunlarına kadar yaşına
ve cinsiyetine göre çocuğun gelişim
evrelerindeki tipik özelliklerinin
ayrıntılarla anlatıldığı bu kitap, aynı
zamanda tüm yetişkinlerin çocuğu anlama ve
bilinçli olarak yetiştirmesinde pratik bir el
kitabı niteliği taşıyor.
Bir Gün Ben Tiyatrodayken/ Ülkü Tamer/
Adam Yayınları/ 134 s.
Türk şiirinin ustalarından Ülkü Tamer
1964-1968 yılları arasında özel tiyatrolarda
oyunculuk yapmış, kendi oyunculuğunu yeterli
bulmadığı için tiyatronun dışına
çıkmıştı. Beş yıl süren oyunculuk hayatı
boyunca biriktiridiği anılarını yıllar sonra
"Radikal" gazetesinde yayımlamıştı.
Bu kez Bir Gün Ben Tiyatrodayken...'de 40
tiyatro oyuncusundan derlediği anıları, Ülkü
Tamer'in okuru gülümsetecek gözlemleriyle
anlatıyor. "Eskiden tiyatro anıları sık
sık anlatılırdı. Kısa süren oyunculuk
döneminde, tanımaktan onur duyduğum tiyatro
ustalarından ne anılar dinledim. Bu anılardan
bazılarını, söz gelimi Toto Karaca'nın,
Mehmet Karaca'nın anılarını kendi sesleriyle
kaydetme olanağı buldum, bazılarını ise
hemen kâğıda aktardım. Bu ustaların,
özellikle bizden öneceki dönemlerde sahneye
gönül vermiş olanların anıları, sadece
tiyatro alanında eğlenceli renkler
içermiyor.Tiyatroya yaklaşımımızdan hareket
ederek Türkiye'nin yakın tarihinden ilginç
ayrıntılar da yansıtıyor."
Öpücük Sesi Yalnızlık/ Bülent
yardımcı/ Toplumsal Dönüşüm Yayınları/
137 s.
"Bülent Yardımcı'nın öyküleri, yeni
bir öykücüyü, öyküde yeni bir
aşkınlığı haber veriyor. Verili dilin
kolaycılığında değil, öykülerinde
kullandığı dil. Genellikle şiirsel
anlatımın zenginliğinden yararlanıyor;
öyküleri geleneğin dönüştürülmesine bir
katkı sağlayacak gibi. Bülent Yardımcı
kurgusal evreninde akıcı bir dille bir solukta
okunacak öyküler sunuyor" diyor Veysel
Çolak elimizdeki kitap ve yazarı hakkında.
Kaçırmamanızı tavsiye ederiz.
Doktorun Seyir Defteri/ Sadık Özen/ Ozan
Yayıncılık/ 283 s.
Doktorun seyir defteri aslında bir anı
kitabı. Ama okumaya başladığınızda, Dr.
Sadık Özen'in anlattıkları, bazen çağdaş
bir masal çekiciliği taşıyor, bazen kendinizi
Doğu-Batı sentezinin içinde buluyor, bazen de
sağlık politikalarımızdaki yanlışları ve
doğruları bir anı zincirinin içinde
yaşıyorsunuz. Kitapta aynı zamanda,
Türkiye'nin 1960 öncesi içinde bulunduğu
siyasal yaşam 27 Mayıs ihtilalinin
yaşandığı süreç, siyasi yorum yapmadan,
büyük incelik ve zarafetle dile getirilmiştir.
Çalışma bu yönüyle de tarihi gerçeklere
ışık tutma bakımından ayrı bir değer
taşımaktadır.
Sen de Beni Getir/ Bülent Yardımcı/Dize
Yayınları/50s.
Bülent Yardımcı gerçekten bir
maceraperest. Edebiyatın yeraltı
örgütleyicisi. Şimdi de şiirle çıkıyor
ortaya. Kendiyle ve yazılagelenle büyük bir
yüzleşme. Kaçak bir yolcunun şiirleri onlar,
kaçak bir yolculuğa çağıran şirler. Yoğun
imgeler, yepyeni sözcükler, nesnel
karşılıkları iyi tasarlanmış imajlar.
Kendini anlatabilen, bilgisini üretebilecek
şiirler her biri.
Nazi İmparatorluğu (3Cilt) - Doğuşu,
Yükselişi, Çöküşü/ William L. Shirer/
Çeviren Rasih Güran/ İnkılâp Kitabevi/
456+450+435 s.
Bu kitapta Hitler Almanya'sının doğuşu,
yükselişi ve çöküşü anlatılıyor. William
Shirer, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra
müttefiklerin eline geçen orijinal Alman
belgeleri üzerinde uzun yıllar çalıştıktan
sonra bu kitabı yazdı. Almanya'da 1930-45
yılları arasında ne olup bittiğini merak
edenler Shirer'in anlattıklarında bütün
öğrenmek istediklerini bulacaklar ve bu önemli
yılların niçin hiçbir zaman akıllarından
çıkmaması gerektiğini görecekler. Naziler,
iktidar için nasıl savaştılar? İktidarı,
kimlerle ittifak kurarak nasıl ele geçirdiler?
Sonradan neler yaptılar? Kendi aralarında hangi
kanlı mücadeleler oldu? Hitler ve
arkadaşlarının özel hayatları nasıldı?
İkinci Dünya Savaşı nasıl başladı?
Almanlar neden yenildiler? Üç cilttenoluşan
"Nazi İmparatorluğu"nda bu soruların
hepsi en ufak ayrıntılarına kadar inceleniyor
ve aydınlığa kavuşuyor.
Türkiye İşçi Partisi'nde İç
Demokrasi-Yaşadıklarım/ Halit Çelenk/
Evrensel Basım Yayın/ 320 s.
Bu kitap, Türkiye İşçi Partisi'nin (TİP)
1967 yılında Malatya'da yapılan 2. Büyük
Kongresi'nden sonra, Halit Çelenk ve Şekibe
Çelenk'in de içinde yer aldığı 13 üyenin
partiden ihraç edilmesi için başlatılan
soruşturma ve savunma sürecine ilişkin
yazarın tanıklıklarını kapsamaktadır. TİP
içinde 13'ler Olayı olarak bilinen
uygulamalarla ilgili Genel Yönetim Kurulu
toplantılarını, yapılan konuşmaları,
olayları, soruşturmaları, belgeleri ve
bunların "siyasal partilerde iç demokrasi,
demokratik merkeziyetçilik" ilkeleri
açısından değerlendirilmesini konu
almaktadır. Kitapta Halit Çelenk'in TİP
sonrası faaliyetlerine de yer veriliyor.
|
Bireyciliğe
Tarihsel Bakış/ Zeynep Özlem Üskül/ Büke
Yayıncılık/ 297 s. "Zeynep
Üskül'ün 'Bireyciliğe Tarihsel Bakış' adlı
çalışması bana da çok şeyler öğretti.
Yaşlanmamız nedeniyle son hukuk felsefesi
akımlarına yeterince bakamamış, klasiklerde
kalmıştık. Klasiklerin üzerine yeni tuğlalar
ören Rawls'lar, Dworkin'ler, Nozick'ler,
Libertaryenler, Komünotaryenler, Anglosakson
düşünürlerine girememiştim. Bu çalışmayla
öğrenmeye başladım onları. Farkına vardım
ki, bu düşünürlerle Anglosakson düşüncesi,
Kara Avrupa'sı, Fransız felsefesiyle bir sentez
sürecine girmiş. Birey bir değer olarak
korunmuş ve John Locke'un mutlak haklar, J. J.
Rousseau'nun genel irade kavramıyla
bağdaştırılmaya çalışılmış. Böylelikle
bireycilik-toplumculuk çatışkısı
barışçıl bir zemine oturtulmuş. XXI.
yüzyılın hukuk ve devlet felsefesi belki bu
sentezde kökenini bulacaktır. Nitekim bu
sentezin nasıl olmasının gerektiğinin analizi
çağımızın insanlarını meşgul eden bir
soru olmaktadır. Tüm bunların yanıtını,
Zeynep Üskül'ün kitabını okuyarak arayabilir
ve bulabilirsiniz" diyor Prof. Dr. Niyazi
Öktem kitaba yazdığı önsözde. Alanında
Türkçede yazılmış ilk kitaptır bu.
|