Ana Sayfa


Yönetmenden

Eski Sayılar: 1-3 4-6

POST MODERNİZM ÜZERİNE...

20.05.2002

Aydın Çubukçu ve Adnan Özyalçıner'i dinledikten sonra okuduğum bazı kitapları, izlediğim bazı filmleri ve yaşadığım bazı olayları daha anlamlı buldum. Küreselleşme ve post-modernizmin nasıl iç içe geçtiğini, algılarımızla nasıl oynandığını (sanalın gerçek, gerçeğin sanal olarak sunulularak kafaların karıştırılmaya çalışıldığını) daha net kavradım.

Aydın Çubukçu, kürseleşme ideolojisiyle post modernizmin örtüştüğünü ve bir birini tamamladığını, post modernizmin kültürel alandaki uzantısı olduğunu belirtti. Özellikle tarihin masallaştırılması, tikelleştirilmesi (bütünden koparılması, soyutlanması) , durağan ve sürekli tekrarlar biçimde verilmesinin bir tarihsizleştirmeye yol açtığını vurguladı.

Post modernistlere göre insanların ve olayların Taş Devri'nde de aynı, bin yıl on bin yıl sonra da aynı olacağı, boşu boşuna yarınlarımızı kurmaya çalımamamız gerektiği çıkış noktasıdır. Çünkü bugün olanlar dün de olmuştu, yarın da olacaktır; birileri için çalışan insanlar dün de vardı, yarın da var olacaktır; savaşlar dün de vardı, yarın da var olacaktır; öyleyse gemisini kurtaran kaptan...Kendini düşün, bırak başkalarıyla ilgilenmeyi; kendi içine kapan, kendinle ilgilen, kendinle hesaplaş, kendine sor niçin zengin olamıyorum diye, niye başkalarını suçluyorsun...

Çubukçu'ya göre tarihin bütünden koparılıp tikelleştirilmesi ve süreç olmaktan çıkarılıp durağan ve sürekli tekrarlanan bir kesite indirgenmesi post modernizmin başlı amacı ve onu tanımamızın başlıca ipuçlarıdır.

Teknolojinin bir fetiş haline getirilmesi de küreselleşme ideolojisinin bir parçasıdır: Bir gün gelecek bir yanda çalışan robotlar, bir yanda çalıştıran mutlu çoğunluk insanlar...Teknoloji her şeydir, emek hiçbir şeydir...Emek olmasa da olur...Yayılmak ve benimsetilmek istene düşünceler bunlar; halbuki emek olmadan bunların hiçbiri olmaz ama teknolojinin olmadığı zamanlarda da emek vardı, her zaman var olacaktır. Teknolojiyi yaratan emektir. (Yüksek teknoloji, nitelikli emekten başka bir şey değildir.)

Adnan Özyalçıner de benzer düşünceler ileri sürdü:

Mimari de başlayan post modernizm, modernizmin işlevselliğine karşı çıkıp hoşluğu, rahatlığı öne çıkarmıştır.

Bizde 12 Eylül'den sonra öykücü ve romancılarımız insanı çevresinden soyutlayarak işlemişler, iç gerçeklere yönelmişlerdir.

Yazın dünyasının baskı altına alınması bu içe yönelmenin başlıca nedenidir. Sonucu da dinci çevrelerin etkinlik kazanmasıdır.

Post modernistler yazmak için yazarlar...

Bir yanda bitmek bilmeyen savaşlar , acı açlık çeken insanlar ve bir yanda mutlu azınlık varken yazmış olmak için yazmak... ne işe yarayacaksa?!...

Çubukçu ve Özyalçıner daha sonra kitaplarını imzlamışlar ve okurlarıyla sohbet etmişlerdir.

Anı fotoğrafı çektirirken Çubukçu, çevredekilere beni göstererek, bu arkadaş Çanakkalenin satranç ustalarındandır ve ben onu yendim, diyerek sıcak bir ortam yaratmaya çalışmıştır.

Çubukçu ve Özyalçıner ilgiyle izlendi.

(Çanakkale 18 Mart Ü. Süleyman Demirel Konferans Salonu)

***
Eski Sayılar: 1-3 4-6


Ö z k a n P A P A T Y A
Genel Yayın Yönetmeni
admin@vitrindekikitaplar.com

AAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA